1
Celal İbrahim....
Kurulduğumuz yıl olan 1905'ten askere gittiği 1915'e kadar aralıksız oynayan bir kahraman, bir şehit...
Nam-ı diğer Kürt Celal...
O'nun hikayesini de ayrı bir flood'da burada anlatayım.
#ÇanakkaleGeçilmez
2.
Celal'in tarihimizdeki yer çok başkadır.
Fenerbahçe'ye karşı 7-0 kazandığımız o meşhur maçın 4 golünü O atmıştır.
Türkiye futbol tarihindeki ilk yabancı karşılaşmada ilk golünü atan futbolcu Celal'di.
3.
Anılara, yazılanlara bakılırsa müthiş bir futbolcuydu.
Sert bir stili vardı. Mücadeleden asla kaçmazdı. Yıkılmaz, hep ayakta kalırdı.
Ruşen Eşref'in deyimiyle "maçlara mukaddes cihada girer gibi" girerdi...
4.
O da Hasnun Galip gibi, şampiyonluğu kazandıkları son maçın ardından gönüllü olarak Çanakkale'ye savaşmaya gitti.
5. Kürt Celal'in talihi Çanakkale'de yaver gitti. Çarpışmalarda ölümden döndü ama hayatta kaldı.
Hastaneden gönderdiği bir mektubunda yazdığı gibi ""şimdiye kadar altı muharebeye" girmişti.
Çanakkale, Filistin, Irak, Doğu Cephesi, yeniden Irak ve tekrar Doğu Cephesi....
6.
Yazılanlara göre, 1 numaralı gönüllü olmak için Askerlik Şubesi önünde gecelemişti...
Galatasaray'ın Dört numaralı kurucusu Celal İbrahim, Çanakkale değil ama 24 Mart 1917’de Bağdat’ta şehit düştü.
Irak’ta görev yapan Müstakil Süvari Alayı 1. Bölük’te yedek subay iken...
7.
Celal İbrahim'in Ali Sami ile şehit olmadan önce yaptıkları yazışmalardan birisini alacağım buraya...
Mektup, Galatasaray'ın kurucularının aralarında müthiş sevgi bağını doğrudan yansıtıyor.
Mektubun 1. bölümü...
8.
Bu da 2. Bölümü..
Mektubun bu bölümünde, Celal bir "Galatasaray Arması" yapıldığını duyduğunu söylüyor ve fotoğrafını istiyor...
9.
Kürt Celal'in şehadetini, Galatasaray takımında yıllarca bek oynayan ve cephe arkadaşı Ahmet Cevat'in yıllar sonra yazdığı anılarından dinleyelim.
Ahmet Cevat'ın yazdıkları Kürt Celal'in Galatasaray'daki konumunu da çok güzel anlatıyor:
10.
Kısa bir alıntı ile bitireyim.
Yazmıştım; eski günlerde herkesin normal karşıladığı olaylar- anılar yerini “aniden” ortaya çıkan tartışmalı anekdotlara bıraktı ve 90’lardan sonra destansılaştırıldı.
Oysa o zamana kadar öyle değildi.
11.
Dönemin tanıkları, aktörleri ve tarihçiler, anılarında kimseyi özellikle öne çıkarmadan, her kulübe tarihte “hak ettiği yeri” vererek spor tarihine geçirmişlerdi bile.
Küçük bir örnek vererek bitiriyorum:
12.
Zamanın etkili dergilerinden “Türksever” dergisinde, bundan 90 yıl önce, 1930 yılında yayınlanan 20 bölümlük bir dizide şöyle bir cümle okumanız o zaman için hiç de şaşırtıcı değildi:
13.
“Harbin o acı, yürekleri yakıcı faaliyetleri başladı... Bunu anlıyoruz. İlk ağızda, Galatasaray’dan kaleci Hamdi, Hasnun Galip, ikinci takımdan Halit Çanakkale’de şehit düşmüştü. Beşiktaş’tan da Şair Kazım, Asım, Rıdvan Beylerin de, aynı cephede şehit oldukları haberi geldi.
14.
"... Aşağı yukarı bütün spor kulüpleri boşalıyordu. Kafkas Cephesi’nde de Galatasaraylı futbolculardan Abdurrahman Robenson, Beşiktaşlı Doktor Ali, Doktor Mehmet, Muallim Sadi Beyler’in öldüklerini duyduk. Bu ne felaketti!...”
15.
Sade bir dil. Sadece gerçekler.
Tarihte yapılan tahrifatlara tek bir araçla yanıt verebiliriz galiba:
Gerçeklerle.
Herkese iyi geceler...
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
