Evimizde kaldığımız bu mühim süreçte faydalı olmasını umarak Topkapı Sarayı’nı kaynaklar eşliğinde gezeceğimiz bir zincire başlıyorum. İnşallah sıhhatle erişeceğimiz günlerde, saray gezilerine rehber olmasını temenni ederim.
“Osmanlı merkezî hükümetinin ve devletinin başında padişah ve saray yer alır. Devlet reisinin ikametgâhı ve görev yeri olarak saray, Osmanlı İmparatorluğu’nun da idare merkezidir.”(1)
“Fatih Sultan Mehmed Han, fetihten sonra bugünkü Beyazıt’ta İstanbul Üniversitesi’nin bulunduğu yerde bir saray yaptırır. Bu sarayın hududunun bir hayli geniş olduğu ve Süleymaniye Camii’nin yerinin de bu sahada bulunduğu malumdur.”(2)
(G.1:Eski Saray)
“Bu ilk yapılan saray “Eski Saray”, Topkapı da “Yeni Saray” olarak anılmıştır.”(3)
(G.2: “İstanbul’daki Eski Saray’ı 1541 yangının ardından Kanûnî Sultan Süleyman tarafından yeniden yaptırıldıktan sonra gösteren çizim.”)
1460 yıllarında yapımına başlanan ve 1478 yılında tamamlanan Yeni Saray; Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasındaki tarihi İstanbul yarımadasının ucundaki Doğu Roma akropolü üzerine kurulmuştur.
(G.3: Eski Saray ve Yeni Saray sahaları)
“Topkapı Sarayı’nın inşası çalışmaları 400 yıl sürmüştür denilebilir. Çünkü, burada ilk köşkleri yaptırtan Fatih’ten Sultan Abdülmecid’e kadar, hemen her padişah yenilik öngörmüş, eklentiler yaptırmış, eskiyen bölümleri yıktırmış veya yeniletmiştir.”(4)
(G.4: Havadan görünüm)
“Tepenin en yüksek noktasına,geniş bir arsaya da saltanat mahallinin temeli atıldı.Darü’l-hilâfet kasrının rükünleri haşmet semâsına yükselttiler.Saray-ı felek-iştibâhın girişini, şehir tarafına, Ayasofya semtine doğru açtılar.“(5)
İdris-i Bitlisî
(G.5:Ayasofya cihetinden bakış)
“İstanbul’un “yedi tepesi’nin ilki Haliç’e, Galata’ya, Boğaz’a, Asya Yakasına, Adalar’a doğru Marmara’ya bakan Sarayburnu’dur. Edmondo de Amicis’ye göre burası “Hayalleri kurcalayan esrar ve vaad dolu yeşil tepe”dir.”(6)
(G.6: Marmara cihetinden bakış)
Abdülhak Şinasi Hisar’ın yorumuyla “Marmara’nın genişlediği noktada, dünyanın en güzel yerlerinden biri”dir.(8)
(G.8: Galata’dan Sarayburnu’na bakış.)
“İbn Kemal,Sarayburnu’nu,Fatih’in buraya yaptırdığı sarayı özgün üslubuyla anlatır:Suyu âbı Kevser,toprağı müşk-i ezfer,ağaçları tubâ gibi bi-heytâ,çemenleri dibâ gibi zibâ,çiçekleri ezhâr-ı gülzâr-ı irem gibi yaz kış solmaz,yemişleri cennet meyveleri gibi didilmekle savunulmaz”9
Sarayın konumu hakkında İlber Ortaylı’nın yorumu şu şekildedir:
“Dünyanın en güzel şehrinin en güzel köşesine inşa edilmiştir.Denizden bakıldığında ise muhtemeşemdir.Zaten amaç da,hem ihtişamı hem de tevazuyu bir araya getirmektedir.”(10)
(G.9:Üsküdar cihetinden Saray’a bakış.)
“Sarây-ı âli ki anun mislini hiç
Ne kisrâ gördi, ne kayser, ne fağfûr
Yapıldı adl ü bezl erkânı üzre
Anunla oldı İstanbûl ma’mûr”(11)
Tursun Bey, 15.yy
(G.10: Tophane cihetinden Topkapı Sarayı’na bakış)
Saray’ın Adları:
“Saray-ı Cedide-i Âmire,Saray-ı Cedid,Saray-ı Cedid-i Hakanî ve aynı anlamda Yeni Saray denildiği gibi,Beyazıt’taki de Saray-Atik ve Eski Saray olarak anılmıştır.Yine Osmanları belgelerinde Südde-i Saadet,Der-i Devlet,Dergah-ı Muallâ denildiği görülmektedir.”(12)
“Yabancı kaynaklarda ise
Serrail du grand seigneur (Büyük Efendi’nin Sarayı) Grand Seraglio (Büyük Saray) New Serai(Yeni Saray), Topcapu Sarai olarak geçmektedir.” (14)
“Kara tarafında Fatih’in yaptırttığı yaklaşık 800 metrelik Sur-ı Sultanî, Haliç ve Marmara kıyılarında Bizans dönemi deniz surlarına bağlanmıştır. 2.500m bulan aşan bu duvarlarla birlikte saray alanını kuşatan surların uzunluğu 3.300m dolayındadır.”(15)
(G.10:Surların bir kısmı)
“Cihan hükümdaranın kale-sarayı,dış dünyaya bir güç göstergesi sergilemektedir.25 tane dörtgen,bir tane onikigen,2 tane de sekizgen kulesi olan dış kalenin,kaynaklarda Bâb-ı Hümâyûn,Bâb-ı Âhen ve Otluk Kapu diye bilinen üç büyük çifte kapı ile bir kaç tane küçük kapısı vardı.”(16
G.11: Vaziyet planında büyük kapıların konumu
G.12: Demir Kapı
G.13: Bâb-ı Hümâyûn
G.14: Otluk Kapu
“Sur-ı Sultanî genel planına bakıldığında dış dünyaya kapatılan ve bir kasaba arazisi genişliğinde olan yarımadanın 1/10’unun saraya, 1/9’unun ise bahçelerle köşklere, hizmet ocaklarına ayrıldığı görülür.”(17)
(G.15: Matrakçı Nasuh’un İstanbul tasvirinden Topkapı Sarayı.)
Çalışma uzun soluklu olup her bölüm sonunda kaynak paylaşımı yapılacaktır.
I. Bölümdeki dipnotlara ve görsellere ait kaynaklar aşağıdadır:
“Sarayın iddialı inşa programı, öncelikle, Konstantinopolis Osmanlı başkentine çevrilirken Sultanın iyice belirginleşen yeni hükümdarlık imgesinin etkisini yansıtıyordu.”(1)
“Sadece küçük bir beylik yönetmiş atalarından farklı olarak II. Mehmed, Balkanlar’dan Doğu Anadolu’ya kadar uzanan bir imparatorluğa hükmediyordu.”(1)
“Yüzyıllarca gelişen ve büyüyen Topkapı Sarayı’nın planın belirlenmesinde Osmanlı Devleti felsefesi ile tebaa ilişkilerinin büyük rolü olmuştur. Sarayın planı; çeşitli avlular ve bahçeler arasında devlet işlerine ayrılmış daireler, +
...hükümdarın ikametgâhı olacak bina ve köşkler ile sarayda yaşayan görevlilere mahsus binalardan müteşekkildir. Yapılar, geniş bir alana serpiştirilmiş şekildedir.(2)
“Topkapı Sarayı temelde Bîrun, Enderun ve Harem olmak üzere üç teşkilattan müteşekkildir. Sarayın oturum planı, saray merasimleri, saray mekânları bu teşkilata göre düzenlenmiştir.(2)
Topkapı Sarayı; Bâb-ı Hümâyûn, Bâbü’s Selam ve Bâbü’s Saade adlı üç ana kapı, dört avlu, Harem, Hasbahçe ve bahçelerden oluşur. (2)
(G.1: Bâb-ı Hümâyûn)
(G.2: Bâbü’s Selam)
(G.3: Bâbü’s Saade)
“Topkapı Sarayı’nın birinci avlusuna “Bâb-ı Hümâyûn” denen kapıdan girilir.
Bâbü’s Selam devletin yönetildiği bölüme açılır.
Üçüncü kapı olan; Bâbü’s Saade’den saray kısmına geçilir.”(2)
(G.4: Üç anıtsal kapının konumu)
•Bâb-ı Hümâyûn
“Arz Odasında Sultanla karşılaşmadan önce geçilmesi gereken ve kubbeli mekânlardan oluşan üç ana protokol kapısının birincisidir(3)
“Eski kaynaklarda Büyük Kapu,Alay Kapısı,Saltanat Kapısı olarak da geçen bu anıtsal giriş,Bab-ı Hümâyûn adını 16.yy almıştır.”(4)
“Her gün sabah namazı vaktinde açılıp akşam yatsıdan sonra kapatılan Bab-ı Hümayun sarayın saltanat kapısı olup tören protokolleri, alaylar burada başlamaktaydı.”(4)
“İdam edilen devlet adamlarının, ünlü eşkiya reislerinin kesik başlarının bu kapının önünde mızraklara takılı olarak ve yere atılarak teşhir edilmesi de bir gelenekti.”(4)
Bu anıtsal kapıdan içeriye işi olan herkes at üstünde geçiş yapabilirdi ancak kimsenin at koşturmasına, yükses sesle konuşmasına ve çevreyi kirletmesine müsade edilmezdi.
Hünernama’de, Bab-ı Hümayun, duvarları çinilerle kaplı olarak üstündeki köşkle betimlenmiş; köşk için “Mavefk-i Bâb-ı Mualla mahzen-i Defatir-i Hakaniye” denilerek burada tapu ve tahrir defterlerinin korunduğu işaret edilmiştir. (4)
(G.5: Grelot, 1680)
Bab-ı Hümayun’un üstündeki köşk, 1867 yangının harap olmuş ve günümüze ulaşamamıştır.
Sedad Hakkı Eldem günümüze ulaşamamış olan yapının restitüsyon çizimlerini hazırlamıştır.
(G.6: Bab-ı Hümayun, restitüsyon çizimleri)
“Bâb-ı Hümâyûn’un hattat Ali b. Yahya es-Sufî’nin imzasını taşıyan yaldızlı Arapça kitabesinde dış kalenin bir güç simgesi olduğu açıkça vurgulanmaktadır.”(5)
(G.7: Bâb-ı Hümâyûn’un ön cephesi)
“Bu mübarek kale, Allahu Teâlâ’nın inayeti ve izniyle, sulh ve sükûneti kuvvetlendirmek için, iki kıtanın sultanı, iki denizin hakanı, insanlar ve cinler üzerinde Allah’ın gölgesi, doğu ve batıda Allah’ın yardımına kavuşan,(...)
(6)
(G.8:Bâb-ı Hümâyûn inşa kitabesi,1478)
“yer ve su küresinin kahramanı, Konstantiniye’nin Fatihi, Sultan Mehmed Hân oğlu Sultan Murad Hân oğlu Ebü’l-Feth Sultan Mehmed Hân- Allah onun saltanatını ebedî eylesin ve onu kutup yıldızından yüce kılsın-emriyle Hicrî 883 yılı mübarek Ramazan ayında yapıldı”(6)
“Bâb-ı Hümâyûn’un kitabesinde II. Mehmed’in “sultanü’l-berreyn ve’l-bahreyn”(iki kara ve iki denizin sultanı) olarak nitelenmesi onun bu her yeri gören görkemli alanı bir dünya egemenliği simgesi olarak kullandığını gösteriyor.”(7)
(G.9: Galata’dan Saray-ı Cedide bakış)
“Kitâbenin üzerinde müsenna yazı ile Hicr Sûresi’nin 45-48.ayetleri yazılıdır. Hat sanatının mükemmelliği yanında, yazılı olan âyetler, bir nevi Bâb-ı Hümâyan’la Cennetin kapıları ve Saray-ı Hümâyûn’la Cennet bahçeleri arasındaki münasebeti vurgulamak üzere seçilmiş gibidir.”(8)
“Takva sahipleri mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacak. Oraya emniyet ve selametle girin. Biz onların gönüllerindeki kini söküp attık. Onlar artık tahtlar üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.(...)”(8)
(G.10: Bâb-ı Hümâyûn Hicr Sûresi, 45-48 ayetleri)
Görem dir kim: Bu Cennet yâ İrem mi?
İrem dir kim: Bu hüsne ben irem mi?
Tursun bey, 15. yüzyıl.(9)
(G.11: II. Avlu, Mutfak Yolu)
Bâb-ı Hümâyûn’un sağ ve sol tarafında yer alan tek satırlık kitabeler Sultan Abdülaziz dönemine aittir.
''Es-sultan zıllullahi fi’l-ard:
Sultan, Allahın yeryüzündeki gölgesidir.
Ye’vi ileyhi külli mazlumîn:
Ve bütün mazlumların koruyucusudur.”(10)
(G.12, G.13)
Bab-ı Hümayun’un dış cephesinde ve büyük kitabe taşının altında II. Mahmud’un;iç cephesinde de Abdülaziz’in tuğraları vardır ve bunlar, kapının baba-oğul bu iki hükümdarın zamanlarındaki onarımlarıyla ilgilidir.(11)
(G.14:Sultan II.Mahmud Tuğrası)
(G.15:Sultan Abdülaziz Tuğrası
•Çinili Köşk, H. 877/M. 1472
“Çinili Köşk, Angiolello’nun Karaman yöresi üslubunda yapıldığını söylediği, İran tarzı bir yapıdır. Tursun Bey’in “sırça sarây” olarak adlandırdığı bu yapıya Menavino “Sercessarai” demektedir.”(12)
(G.16:Çinili Köşk,19.yy eskiistanbul.net)
“Yazılı Osmanlı kaynaklarında 19. yüzyıla kadar kullanılmış olan isim 16. yüzyıl sonlarında kasrın içine ilave edilen bir çeşmenin kitabesinde de okunmaktadır.”(12)
“Emr idüb Sırça Saray içre bu âli çeşmeler
Hâk-i pây-i devletine can gibi oldu revan”(13)
Karaye yakın dikdörtgen biçiminde (32x34m.) olan köşk, mimarisi ve tezyinatıyla Osmanlı öncesi, hatta Anadolu dışı üslûpları hatırlatır. Planı, mimarisi ve süslemleri ile İstanbul’da tektir.(13)
(G. 18: Çinili Köşk - F. Al)
“Çinili Köşk, uluslararası Timurî kültürünü paylaşan İslâm başkentleriyle rekabet kapsamı içinde, Fatih’in tüm dünyayı fethetme projesini dile getirmek üzere yapılmış olmalıdır.”(15)
(G. 19: Çinili Köşk, cümle kapısı. F. Al)
“Çinili Köşk’ün saray teşrifat avlularının sınırları ötesinde bulunması, esas olarak bir eğlence kasrı olduğunu düşündürmektedir.(15)
(G. 20: Çinili Köşk’ün konumu)
II. Bölümdeki dipnotlara ve görsellere ait kaynaklar aşağıdadır:
“Bab-ı Hümayun’dan, Babüsselâm’a kadar 370 m. uzunluğunda, 220 m. eninde, 81.400 m2’lik, Alay Meydanı/Birinci Yer denilen büyük avlu yer almaktadır.“(1)
Saray tarihçisi Lokman bu avluya “sâha-yı ‘âlîye-i bâb-ı hümâyûn-ı sa’âdet-meşhûn”der.(2)
“Busbeque, alanın adını Yeniçeri Meydanı; bunun simgesini de son kalıntısı 1930’larda ortadan kalkan asırlık Yeniçeri Çınarı olarak verir.
Önemli olaylarda Sultanın kapıkulları ve devlet erkânı birinci avlunun büyük meydanında toplanırdı.”
“Örneğin; 1481’de Fatih’in cenazesinde yaklaşık yirmi beş bin kapıkulu askeriyle saraydan iyi yüz içoğlanı bu avluda buluşmuş, beraberce Sultanın külliyesinden mezarına kadar bir alay halinde gitmişlerdi.”(3)
“Bu avlunun içinde, zaman zaman, aslında eski bir Orta Doğu geleneği olan, sonraları Bizans ve İslâm saraylarının da benimsediği, egzotik hayvanların sergilenmesi gerçekleştirilirdi.”(3)
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
