Galatasaray’ı iyi yönetmek, bir “namus meselesi” değil, stratejik, uzun vadeli, iyi düşünülmüş bir planlama meselesidir.
Eski usül kavramlarla, ülkenin bir çok konuda ilklerini gerçekleştiren, Batıya açık bir kurumunu tarif etmek, yönetmeye çalışmak, başarsızlık getirir.
Yeni sezon, bir fırsat sunuyor bize.
Futbolda akıllıı bir küçülme, Avrupa’da planmış örneklerinin artık başarıya ulaşmaya başladığını gördüğümüz “yatırım kulüpleri”nin izlediği yolu incelemek için tam zamanı...
Ülkemizdeki koyu partizanlaşmış, futbolu tamamen kapsamış kayırmacılığın egemenliğindeki dünyaya karşı geliştirilebilecek stratejinin en önemli ayağını, daha az bütçeyle daha yetenekli ve cevval, genç bir takım yaratmak oluşturuyor.
Bununla birlikte ve aynı anda, bu yeni stratejiyi belagatlı, bilgili, gösterişli ve inandırıcı bir şekilde aktaracak modern bir Galatasaray Yüzleri gerekiyor...
Çekişmeyi bırakıp, bu@yönetimin içinde de dışında da olan İnsan gücünü harekete geçirecek bir aktivasyon lazım.
“Sen yanlış yaptın, sen kulübü batırdın’dan biraz yukarı çıkıp bakarsak, fırsat da potansiyel de orada duruyor bence...
Galatasaray, genellikle bu tip durumlarda, sancılı da olsa, bazen çok zaman da alsa, kendine yeni bir yol yaratacak düşünceleri ve kadroları içinden çıkarıyor.
Bakalım; bu refleksini koruyabiliyor mu?
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
