Gökhan Karataş Profile picture
Balkanlarda Osmanli-Türk Medeniyeti ve Eserleri - Ottoman Monuments in Balkans #OsmanlıTürkBalkan #OttomanBalkan #Rumeli #Balkan #Rumelia #Trakya #BalkanHarbi

Jul 23, 2020, 17 tweets

199 yıl önce bugün #Mora isyanı sırasında Monevasia şehrini ele geçiren Rum çeteciler 3000 Müslüman’ı öldürdü, Türklerin yaşadığı mahalleleri ateşe verdi.

Topçu komutanı olarak kuşatmada görev alan Fransız Reybo, bu son günlerde meydana gelenleri şöyle anlatıyor:
O zaman bu utanç verici değiş tokuşlar başladı. Bunlar bir kaç gün içinde Bubulina'ya, Kolokotronis'e Mavromihalis ve diğerlerine akıllara durgunluk verecek servetler

kazandırdı. Kendi ve yakınlarının hayatlarından endişe eden Türkler ve Museviler muazzam meblağlar vererek düşmanlarının çadırlarında bir yer sağlamak için çırpınıyorlardı. Pazarlıklar gündüz yapılıyor, ancak bu kan bedeli geceleyin veriliyordu. Gün batımından şafağa kadar geçen

sürede mücevher, altın ve gümüş yüklü yük hayvanları şehirden çıkıyor ve kaptanların çadırlarına gidiyorlardı.,,

Korkunç gün Cuma 23 Temmuz günüdür. O gün, şehrin savunması küçük bir saldırıyla yarılır ve kuşatmacılar aç kurtlar gibi şehrin dört bir yanına dağılırlar.

Reybo, bundan sonra olanların tarifinin imkansız olduğunu belirtmektedir:

Adım başı, pencerelerden kadınlar, kızlar ve çocukların fırlatıldıklarını görüyorduk. haremin gölgelerinde tek başına büyüyen bakireler, birden bire vahşi bir askerin kanlı elinin kendilerini kavradığını

ve yükseklerden yollara fırlattığını dehşet içinde, kanları donarak görüyorlardı. Askerler zengin evlerine giren ilk kişi olabilmek için birbirleriyle çatışıyorlardı. Gözü dönmüş bu güruh eski dönemlerden kalma bir koç başı gibi saldırıyor,

koskoca duvarlar bir çırpıda yıkılıyordu. Ortalık bir ateş ve kan cehennemine dönmüştü. Yıkılan evlerin gürültüsü, bitmek, tükenmek bilmeyen tüfek sesleri, top patlamaları, ölmek üzere olan yaralıların canhıraş çığlıkları ve galiplerin vahşi naraları birbirine karışıyor, tüyler

ürpertici bir senfoniye dönüşüyordu. Yunanlılar düşmana saldırırken kendilerine özgü bir nara atarlar; bu nara gırtlaktan kopup gelen bir ulumayı andırır. Ancak bu çığlık, hançer veya yatağanları kurbanlarının üzerine inerken daha farklı bir şekil alır.

Bu sesi tarif etmem olanaksız; zaferin acı ironisi, öç çılgınlığı, insanlık dışı kana susamışlık; bütün bunların hepsi, genelde vahşi, korkunç ve acımasız bir kahkahayla biten bu çığlığın içindedir. Bu bir kaplan insanın, başkabir insanı parçalayarak yiyen birinsanın çığlığıdır

Filimonas bu sahneye son fırça darbelerini atıyor: Kardan bile daha beyaz, ölümün bile bu beyazlıklarını yenemediği genç kadınlar ve bebekler... Kadınlar bebeklerine süt verdikleri memelerini tutmuşlar; bebeklerin ağızları ise hâlâ analarının kan içindeki memelerine yapışık

duruyor. Gençler, ihtiyarlar erkekler; hepsi karmakarışık, yerde yatıyorlar. İnsanın içini burkan bir manzara. Bilhassa Kalavrita Kapı'dan, Hükümet Konağına kadar uzana taş kaplı yol, tabir - caizse ceset kaplı yol olmuş; atlar ve yayalar yere değil, cesetlere basarak

geçebiliyorlar.Kolokotronis de bu cesetle kaplanmış yoldan bahsetmektedir: “Atım, surlardan saraylara kadar olan yolda toprağa basmadı.” Ve şöyle devam ediyor: “İçeride olan Yunan askeri Cuma gününden Pazar gününe kadar, Trebliçe'den 1 saatlik mesafe çapındaki bölgede kadın,

erkek ve çocuk 32.000 kişiyi kesti ve öldürdü.”Şehrin Musevi sakinleri de Müslümanlarla aynı kaderi paylaştılar. Tecavüzlere, binlerce kurbanın kanına, yağmaya ve köle olarak satmak için yakaladıkları güzel çocuklara doyamayan galipler, mezarları açıp iskeletleri dışarı atmak

amacıyla Müslüman ve Musevi mezarlıklarına yönelirler; daha sonra da birbirlerinin ganimetlerini almak için aralarında çarpışmaya başlarlar. Sonunda galipler ganimet ve kölelerle yüklü olarak Trebliçe'yi terk eder ve köylerine dönerler. Geride ise harabeler ve başıboş köpek

sürüleri tarafından parçalanan binlerce ceset kalır. Ayaklanmacıların başkanları voleyi vurmuştur. Aralarında en başarılı olan, 40 Milyon akçelik ganimeti kaldıran Kolokotronis'tir; adı geçene bu yüzden “ganimetçi” denir. Bir çadır dolusu ganimet kaldıran Yatrakos, 2 milyon

akçelik ganimet elde eden Petrobey Mavromihalis'in gerisinde kalmıştır. Petrobey, bunun dışında Mani köyüne 2 deve ve 20 katır yükü ganimet göndermiştir. Bubulina ise bir kadına göre hiç de fena işler başarmamış ve kemerine 4 Milyon akçe sığdırmıştır.

Dimitri İpsilantis Trebliçe'ye döner ve Filiki Eterya'sının felaket eserini teftiş eder. Bu katiller Eterya'sı Müslümanların lanetini Rumların üstüne çekmiş, kısacası 1821 Rus planının en kritik bölümünü başarıyla gerçekleştirmiştir."

Share this Scrolly Tale with your friends.

A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.

Keep scrolling