Ali Gül Profile picture
Hürriyet Partisi Genel Başkanı (@hurriyetpartitr) / Genç Türkler Genel Başkanı (@gencturk_resmi) / Avukat / Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.

Sep 17, 2020, 35 tweets

Artık içimde tutmaktan yorulduğum için uzunca bir flood yazacağım. Nasıl görüneceği de, sonuçlarının ne olacağı da, bunu okuyanların ne düşüneceği de umrumda değil. Ben sadece serbestçe ve uzun uzun kendimi ifade etmek ve samimi bir şekilde özür dilemek istiyorum.

En başta bugüne kadar canını sıktığım, kendisine, kutsal saydığı değerlere, kıymet verdiği görüş ve insanlara hakaret ettiğim, dalga geçtiğim tüm insanlardan gerçekten özür diliyorum. Bu bağlamda söylediğim bütün her şeyden fazlasıyla pişmanım ve utanç duyuyorum.

Ben 1995 senesinde Avcılar'da gecekondudan bozma bir evde doğdum. Annem babam ilkokul mezunu, köyde doğmuş büyümüş, 74 senesinde İstanbul'a göç etmiş muhafazakar insanlar. Babam inşaat işçisi, annem ev hanımı. 2 abim, 1 ablam, 1 kız kardeşim var.

Babam ben 10 yaşındayken vefat etti. Abilerim benden yaşça çok büyük oldukları ve iyi kötü bir iş tuttukları için, açlık sefalet hiç çekmedik. Annem çarşaflı, küçük abim sakallı cübbeli bir vatandaş. Beni de böyle büyüttüler.

Babam vefat ettikten sonra 11 yaşımdayken beni kuran kursuna gönderdiler. 1 yıl yatılı kuran kursunda okudum. Yazları kaptan olan büyük abimin yanında çalıştım, kışın okuldan sonra küçük abimin su-tüp satan dükkanında çalıştım. 10 yaşımdan beri kendi paramı kendim kazandım.

Bugüne kadar kimsenin hakkını yemedim, hakkım olmayan bir şeyi hiç kimseden almadım, hiç kimseye bir kötülük yapmadım. Ailem beni bu şekilde yetiştirdi. Beni bu şekilde yetiştirirken, dini baskıyı son derece fazla bir şekilde üstümde tuttular.

12 yaşında babasını kaybetmiş bir çocuk olarak kuran kursuna ve o baskı ortamına dayanamadı, kaçıp eve döndüm. Abim beni tekrar kuran kursuna göndermemek için benimle bir anlaşma yaptı. Okul zamanı haricinde 5 vakit namazı camide kılacağım taahhüdüyle oradan aldılar beni.

7.sınıfta herkes türlü türlü ergenlikler yaparken ben sabahın köründe kalkıp sabah namazına camiye götürüldüm. Abimin bağlı olduğu tebliğ cemaatiyle, tanımadığım çeşit çeşit insanla trabzona "sefere" gönderdiler beni. Ağlaya zırlaya döndüm 10.gün.

Liseye başladım. Lisede de islamcıyım diye sevilmiyordum. Sonrasında din düşüncesinden uzaklaştım. Ateist oldum. 17-18 yaşlarındayken, Türkiye'deki bütün sorunların kaynağının islamiyet olduğunu düşünüyordum. Yukarıda anlattığım baskı ortamının bunda büyük bir katkısı vardır.

Hepinizin bildiği Felix Dzerjinski hesabı bana aittir. Bu hesabı Temmuz 2013'te henüz 18 yaşıma girmeden ben açtım. 2016 sonuna kadar da kullandım. Bu hesapta bugün gördüğümde yalnızca utanç duyduğum bir sürü iğrenç tivit attım.

O zaman twitter, anonim hesapların çeşit çeşit kutsal sayılan değerle dalga geçtiği, hakaret ettiği, kendimizce "duvarları yıktığımız" bugünkünden çok farklı bir yerdi. Ben de bugünkünden çok farklı bir insandım.

Son derece radikal, Türkiye'nin bütün sorunlarının temelinde islamiyeti ve sadece müslümanların değil tüm kesimlerin kutsalları olduğunu düşünen bir ergendim. Bunlar yazdığım şeylerin iğrençliğini değiştirmez. Ama yaşım ilerledikçe anladım ki, bu düşüncelerim tamamen yanlış.

İslamiyetten de, müslümanlardan da nefret ediyordum. Sonra farkettim ki bu çocukça bir hırs. Ben bunları cezaevine girmeden önce farkettim. Bu radikalliğimi de cezaevine girmeden çok önce, Felix hesabındayken bıraktım zaten.

Bu hesabın son zamanlarında 45 bine yakın takipçisi vardı. O dönem birçok aktroll ile takipleşiyordum, konuşuyordum. Buralarda meşhur bir imam kelmendi vardı, onunla da konuşurduk. Ben tutuklandığımda bu saplantılı düşüncelerimden zaten kurtulmuştum.

Kendimi bildim bileli gördüğüm adaletsizliğe ses çıkardım. Hiç görmezden gelemedim. Belki yetiştirilme tarzımdandır, belki başka şeydendir bilemiyorum. 14 Mart 2017'de "Hayır Nedir?" diye bir video yayınladım.

Hayatımın en mutlu dönemiydi. Türkiye'nin en büyük hukuk bürolarından birinde işe girmiştim. Dişimle tırnağımla kazıyarak, gece gündüz çalışarak çok istediğim o suits dizisinden fırlamış ortama girdim. 2017 martında 5 bin lira maaşla anlaştım o büroyla.

Benim keyfim yerinde, istikbalim parlak diye düşünmedim. O hayır nedir videosunu çıktığımda insanlar "Bu adamı mı oynattınız?", "başka oynayacak kişi bulamadınız mı?" diye tepki verdiler. Oysa ki ben o videoya oyuncu olarak davet edilmedim.

Kameramanları hatır minnet ben ayarladım, içeriğini ben yazdım, mekanı ben ayarladım, pazar günü sabahın köründe kalkıp gidip videoda oynadım. Videoda hangi saniyede hangi görsel girecek onu bile ben yazdım. Çünkü bunları yapan yoktu.

Bu video yayınlandı, inanılmaz izlendi. Tam bir hafta sonra 21 mart günü tutuklandım. Tutuklamanın gerekçesi Felix hesabında 2 sene önce attığım tivitlerdi. Envai çeşit haber sitesinde hakkımda binbir çeşit iddia çıktı aynı vakitte.

Koca bir milleti aptal yerine koymaya alışkın AKPliler için bunu özellikle söylüyorum, ben o videoyu çekip yayınlamasam beni tutuklamayacaktınız. Beni o tivitler için tutuklamadınız, beni o videoyu çektiğim için tutukladınız. Tivitler araç oldu.

Burada ara ara iki ay hapis yattın amma konuştun diyenler için de izah edeyim. Ben cezaevine girdiğimde 21 yaşındaydım, çalışıyordum, para göndermem gereken bir kız kardeşim vardı. Bu memleket için kötü olacağına inandığım bir değişikliğe karşı çıktığım için hapse atıldım.

Zaten saçmalığının farkına vardığınız ama zamanında attığınız ergence ve iğrenç tivitleri bahane ederek, memleketin ikbali için doğru bildiğiniz şeyleri söylediğiniz için sizi Türkiye'nin en yüksek güvenlikli cezaevine attıklarını düşünün.

Hayatımın en mutlu dönemiydi. Birden dört duvar arasında buldum kendimi. Önce işimi kaybettim. Sonra ailemi kaybettim. Şu an abilerimle hala konuşmuyorum. Gençliğimin bir baharını orada bıraktım. Girmeyenin anlayabileceği bir şey değil.

Doğduğum günden beri hep zor bir hayatım oldu ama 21 yaşında şu halde hapse girmek insanın zoruna gidiyor. 16 Mayıs 2017'de 2.5 yıl hapis cezası aldım, hükmün açıklanması geri bırakıldı. 2 yıl daha kasıtlı suç işlemezsem düşecek bu ceza.

Bundan bir buçuk sene sonra Ocak 2019'da da aynı dosyadan(daha önce ayrılmıştı) 10 ay hapis cezası aldım, o da para cezasına çevrildi. Arada burada bana muhaliflik satan arkadaşlar için yazıyorum bunları. Beni kendince korkak bulan zavallılar için.

Çıktığımdan beri susmadım, yine girsem çıksam yine susmam. Kafamın üstünde sallanan 2.5 senelik hapis cezası da beni korkutmuyor. Fakat hem işimi, hem ailemi, hem neşemi kaybetmemin nedeni oldu silivri. Amma lafını yapmadım, yapsam çok daha fazla yapmam gerekir.

Bunca şey yaşadım, anlatmadığım da tonla şey var. Ben 25 yaşında, sıfırdan gelmiş, ailesinden bir TL almamış, memlekette olanlara gözünü yumamamış, kimsenin hakkını yememeye, kimseye kötülük etmemeye çalışan basit bir vatandaşım.

Henüz dünyayı kavrayamamış, ergenliğinin hıncını içinde barındıran, her kutsala saldırmak isteyen ergen halim çoktan büyüdü. O hesaptayken söylediklerim, yaptığım şakalar, saldırdığım değerler. Bunlar iğrenç şeyler. Ben bunları zaten kabul ediyorum.

Kırdığım, üzdüğüm, sinirlendirdiğim kim var kim yok herkesten özür diliyorum. İsteyen olursa yüzüne karşı da bizzat özür dileyebilirim. Çünkü ben bunlardan dolayı pişmanım. Sizden korkup çekindiğim için değil, bunlar iğrenç ve saçma sapan şeyler olduğu için pişmanım.

Yakından tanıyanlar daha iyi bilir, ben sürekli olarak bu memleket için bir şeyler yapmaya çalışan adeta hastalıklı bir insanım. Doğru bildiğim şekilde bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Ama sabahtan akşama kadar bana saldırıyorsunuz. Ben de insanım.

Bir insan hata yapabilir. Benim yaptıklarım da hatadır. Bunlardan pişmanım. Benden neden bu kadar nefret ettiğinizi anlayamıyorum. Elbette ki nefret edebilirsiniz, bir sürü iğrenç şey yazmışım, ben bu derece etmenizi ve içinizin soğumamasını anlayamıyorum.

Dün ağlamamak için kendimi zor tuttum. Tanıyan bilir, tanımayan ister inanır ister inanmaz. Ben gerçekten dosdoğru, namuslu ve ahlaklı bir hayat sürdürmeye çalışıyorum. Ama bana sürekli nefret kusuyorsunuz, ne söylesem çarpıtıp üstüme çullanıyorsunuz.

Gerçekten çok yoruldum ve sıkıldım. Attığım tivitlerle sizde yarattığım manevi zararın kat kat fazlasını her gün burada yaşıyorum zaten. Sağcısından solcusundan hepinizden tekrar özür diliyorum, af diliyorum. Artık lütfen bana saldırmayın. Beni bloklayın çıkayım hayatınızdan.

Bir dakika bile durmadan sildiğim bu tivitle ilgili de özür diledim zaten. Tivitde hiçbir şey olmamasına rağmen, sırf sizi üzdüm diye. Ama yetmiyor. Allah canımı alsa da kurtulsam cidden.

Bunları umursamamayı biliyorum elbette, çok büyük bir çoğunluğunu da umursamıyorum. Neler neler yazıyorlar, tehdit ediyorlar, umursasam dava mava kovalarım. Fakat üzülüyorum. İnsanım ben de. Bir iki üç değil her gün yüzlerce şey böyle. Hayır kimseye bir kötülük ettiğim de yok

Share this Scrolly Tale with your friends.

A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.

Keep scrolling