20 yıldır öğrenemediğim İngilizce’yi 11 günde nasıl öğrendim? Gelin anlatayım. Abartı yok, tamamen kişisel deneyimim. Çalışma programı, kullandığım mobil uygulamalar ve diğer püf noktalarla birlikte. Bu flood’u sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim. 34 tweet.
2- Önce çok genel bir yanılgıdan bahsedeyim. Bence dil öğrenmek için esas ihtiyacımız olan bir öğretmen değil, dili kendi kendimize nasıl öğreneceğimizi öğreten, bizle yürüyecek olan bir “rehber.” Ben şükür ki burada @rustemtemriyev ile karşılaştım.
3- İlk dersi bitirdiğimde şakasız şöyle bir an yaşandı. Kulaklığı çıkarıp “İngilizce biliyorum” dediğimi hatırlıyorum. Öğrendiğim şey SVO yapısı ve tüm İngilizce’nin bu basit temel üzerine kurulu olmasıydı. Ama asıl önemli olan hocanın bunu inanılmaz bir sadelikte anlatmasıydı.
4- Önce hocanın da yönlendirmesiyle kendime iyi kurgulanmış bir çalışma programı çıkarttım. Bir gün okuma-yazma becerilerini geliştirirken, bir gün dinleme-konuşma becerilerini baz alan, dil edinebilmek için hiçbir eksik yönün kalmadığı bir program. Aynen alıp uygulayabilirsiniz.
5- Sonra bu işi alışkanlık haline getirebilmek ve öz disiplinimi takip edebilmek için bir alışkanlık takip uygulaması indirdim, ilerde detaylarını göreceksiniz. Ve gördüğünüz gibi koyduğum görevlerin sadece %49’unu tamamlayabilmişim. Ama yine de başardım.
6- Altı ayda (Tem-Ara, 2022) toplam 260 saat (11 gün) zaman ayırmışım.
Duyduğunu anlama: 36sa 26dk
Okuma: 30sa 21dk
Yazma: 30sa 21dk
Aktif dinleme: 33sa 57dk
Sesli okuma: 30sa 29dk
Gramer: 47sa
Quizlet: 32sa 16dk
Konuşma: 22sa 31dk
Şimdi gelelim her birini nasıl çalıştığıma…
7- GRAMER: Ders videolarını izledim. Ek olarak öğrendiğim gramerlerle alakalı örnek cümleleri Quizlet’te tekrar ettim. (App’in acemisiydim, görseldeki gün-saat doğru değil, Her gün çalışmışım gibi gösteriyor ama aslında haftada 2 gün gramer çalıştım. Süre muhtemelen daha azdır.)
8- GRAMERİN PÜF NOKTASI: Sıfırdan başlamayın, sıkılır bırakırsınız. Hepimizin temel bilgileri var. Önce modal verbs, sonra zamanlardan başlayın. Zaten toru topu 12 tane zaman var. En sık kullanılanları öğrenmeniz günlük hayatta size fazlasıyla yetecektir.
9- DUYDUĞUNU ANLAMA: Öğrendiğime göre konuşmadan bile daha zor bir beceri bu. Ama yapması kolay, etkisi ise büyük. Aşağıdaki ücretsiz, harika siteden çalıştım. Sesi dinliyor, duyduğunuz cümleyi yazıyor, yanlışsa tekrar dinleyip hepsi doğru olana kadar devam ediyorsunuz.
10- OKUMA: İlk başlarda Fono yayınlarından aldığım Türkçe-İngilizce karşılıklı hikaye kitaplarını okudum. Grameri ve anlamayı ilerletince ieslpod’daki ve diğer websitelerindeki ilgimi çeken metinleri, anlamadığım kelimelerin İOS çeviri ile çevirilerine bakarak okudum. Şöyle:
11- OKUMA UYGULAMALARI: İlk başlarda TR-EN karşılıklı kitap tavsiye etsem de bir süre sonra Beelinguapp, EWA gibi uygulamalar da kullandım. Bir de bugünlerde Readlang diye bir site keşfettim, burası da seviye seçebilme, bilmediğin kelimeye tıklayabilme açısından çok iyi.
12- OKUMANIN PÜF NOKTASI: İlk başlarda mutlaka TR-EN karşılıklı metinler okumalısınız. Okuma yaparken bilmediğiniz kelime görünce hemen durup bakmamalısınız. Önce İngilizce cümleyi tamamen bitirmeli, mesajı-fikri anlamalı, sonra anlamadığınız kelimenin Türkçe’sine bakmalısınız.
13- YAZMA: Okuduklarımın özetini çıkarma, kendi cümlelerimle yeniden yazma, görselleri tarif etme gibi alıştırmalar yaptım. Reddit, Quora’da yorumlar yazdım. Discord ile insanlarla yazıştım. Sonra aşağıdaki siteyi keşfettim ve uzun bir süre kullandım. ChatGPT çıkınca ona geçtim.
14- YAZMA UYGULAMALARI: W&I sitesi bir konu veriyor, yazıyorsunuz, seviyenizi ve iyileştirilecek yerleri gösteriyor. ChatGPT de kullanabilirsiniz, bizim zamanımızda yoktu :) Grammarly mutlaka kullanmalı. Bir app daha keşfettim W&I’dan çok daha iyi, onu başka bir gün anlatacağım.
15- YAZMANIN PÜF NOKTASI: Öğrendiğiniz gramer konularını, yeni öğrendiğiniz kelimeleri yazılarınızda kullanmalı, pratiğe dökmelisiniz. Bilmediğiniz kelime olduğunda o kelimeyi Türkçe yazın geçin bence. Önemli olan fikrinizi aktarmayı sürdürebilmeniz.
16- AKTİF DİNLEME: Seslerin, kelimelerin nasıl telaffuz edilmesi gerektiğini anlamak için podcast’leri metinleriyle beraber, yani metinleri göz ucuyla takip ederek dinledim. Seçtiğim podcast’in bir gün önce okuduğum, özetini çıkardığım podcast olmasına biraz özen gösterdim.
17- AKTİF DİNLEME UYGULAMALARI: İlk başlarda VOA English ve British English kullandım. Sonra ieslpod’u keşfettim ama kapandı, umarım açılır. Harika bir siteydi. Bugünlerde ThinkingInEnglish kullanıyorum.
18- AKTİF DİNLEMENİN PÜF NOKTASI: Video izlememelisiniz. Mutlaka ses dosyası olmalı ve mutlaka metniyle birlikte takip etmelisiniz. Ama dinlerken metne değil, sese-telaffuza odaklanacaksınız. Ve bir gün önce okuma yaptığınız metni aktif dinlerseniz daha etkili olacaktır.
19- SESLİ OKUMA: O gün aktif dinlediğim podcast’in metnini, kelimelerin söylenişlerini hatırlayabildiğim kadarıyla taklit ederek yüksek sesle okudum. Böylece telaffuzumu ve en önemlisi dil kaslarımı geliştirdim. Neticede dil, bir kastır ve eğitilmelidir; spor gibi düşünün :)
20- SESLİ OKUMA UYGULAMALARI: Ben bunun için uygulama kullanmadım. Ama piyasada sizi dinleyip telaffuzunuzu puanlayan uygulamalar var. Tüyo; telefonunuzun notlar uygulamasını açın, klavyeden İngilizce’yi seçin, sonra Dikte özelliğini kullanarak sesinizi yazdırın ve kontrol edin.
21- SESLİ OKUMA PÜF NOKTASI: Buradaki püf nokta; çıkardığınız sese, telaffuzunuza, kelimeleri söyleyişinize odaklanarak sesli okumak. Metni anlamaya çalışmayın, metine değil çıkardığınız sese odaklanın. Ve bir gün önce okuma yaptığınız metni sesli okursanız daha etkili olacaktır
22- PASİF DİNLEME: Burada çaba gerektiren bir şey yok. Kulağınızın alışması için günlük işlerle uğraşırken arka planda İngilizce bir ses çalsın yeter. Dikkat vermenize gerek yok. Ben tüm gün çalışırken arkada İngilizce Podcast’ler çaldı. Günde min 4 saat dinlemeye çalıştım.
23- KELİME ÖĞRENME: Gramere yoğunlaştığım için ilk 4 ay hiç kelime çalışmadım. Sonra Quizlet uygulaması ile öğrendiğim kelimelerin geçtiği örnek cümlelerin bulunduğu manuel flashcard’lar oluşturdum ve onları her gün tekrar ettim.
24- KELİME ÖĞRENME UYGULAMALARI: Uzunca bir süre Quizlet ile devam ettim. Ücretsiz ve kontrol sizde. Ama biraz emek istiyor. Onun haricinde Memrise ve Cambridge Dictionary de denedim. Sonra gerçekten muhteşem ötesi bir app buldum, ama onu başka bir gün anlatacağım. Adı Wordup.
25- KELİME ÖĞRENME PÜF NOKTASI: Kelimeleri mutlaka ama mutlaka bağlam çerçevesinde öğrenmelisiniz. Görsele bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bu yüzden ben "issue=konu" yani "en_kelime=tr_anlam" şeklindeki hazır listeleri hiç sevmiyorum. Bağlam içinde daha kolay.
26- KONUŞMA: Gelelim zurnanın zort dediği yere ama güzel haber şu: Araştırmalar diyor ki kendi kendinize konuşarak konuşma becerinizi sıfırdan ileri düzeye kadar taşıyabilirsiniz. Ben de ilk başta okuduğum, özetlediğim, dinlediğim, seslendirdiğim metinleri kendi kendime anlattım
27- KONUŞMA 2: Kendi kendime yaptığım konuşma alıştırmaları haricinde yabancıların buluştuğu etkinliklere katılmak, Konuşarak Öğren gibi uygulamalar kullanmak, Discord’dan ve arkadaşlık uygulamalarından partner bulmak, konuşma kulüplerine gitmek vs. gibi neler yaptım neler :))
28- KONUŞMA 3: Cambly gibi app'lerin pahalılığından bıktıysanız aşağıdaki linkten Preply’e %70 indirimli olarak kaydolabilirsiniz. Saati 3 dolara güzel eğitmenler bulabilirsiniz. %70 indirim ekranı gözüktükten sonra sayfayı kapatmadan ilk dersi ayırtın. preply.com/tr/?pref=ODEzN…
29- KONUŞMA UYGULAMALARI: Sonra biliyorsunuz yapay zeka iyice yaygınlaştı ve artık yapay zeka bir insan gibi sizinle konuşma pratiği yapabiliyor. Bunlardan en iyisi bence aşağıdaki CallAnnie uygulaması. ChatGPT Plus’ınız varsa o da çok ideal. Muhakkak başka uygulamalar da vardır
30-KONUŞMA PÜF NOKTASI: Konuşurken yazılı bir metne bakmayın, o sesli okuma olmuş olur. İngilizce’sini hatırlayamadığınız kelimeleri Türkçe söyleyin geçin, akışı bozmayın. Önemli olan fikrinizi ve mesajınızı kesintisiz aktarmak. Bahane bulmayın, gerekirse kendi kendinize konuşun
31- BİR KAÇ TESPİT: Dil bir amaç değil, bir araç. Mesajınızı karşıya ileten, karşıdan gelen mesajı anlamanızı sağlayan basit bir araç. Onu amaç haline getirirseniz sonu asla gelmeyecek. Olaya bu pencereden baktığınızda mükemmelliyetçiliğinize gem vurmayı öğreneceksiniz.
32-TESPİT 2: Gerçek şu ki muhtemelen hiçbir zaman native olamayacaksınız, zaten buna hiç gerek yok. İngilizce biliyorum, konuşabiliyorum demek B2-C1 seviye demek. Ona da ulaşmak çok kolay. Native olmayı beklemeyin, mesaj alışverişi yapabiliyor, işinizi halledebiliyor olun yeterli
33- TESPİT 3: Türkçe’yi %100 biliyor musunuz? İstanbul asilzadesi gibi mi konuşuyorsunuz? Hayır… İngilizce’yi de hiçbir zaman %100 öğrenemeyeceksiniz. İngilizler bile %100 bilmiyor zaten. Bu, tüm hayatınız boyunca aralıklarla sürecek bir süreç. Bunu bilmek insanı rahatlatıyor…
34- SON SÖZ: Ben yabancı dili milli bir dava olarak görüyorum ve her Türk vatandaşının İngilizce öğrenmesi gerektiğine inanıyorum. Şu şiire kulak verin:
“En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.”
- B.R. Eyüboğlu
35- SON SÖZ 2: Hepiniz her gün, saatlerinizi oyun oynayarak veya sosyal medyada harcıyorsunuz. Size hiçbir faydası olmayan şeyler bunlar.
Şimdi düşünün ve söyleyin bana; Dünyaya açılmak, global düşünce yapısına erişmek, döviz kazanmak, daha iyi maaşlar kazanmak için günde 1.5 saatinizi, toplamda ise sadece 11 gününüzü ayırarak İngilizce öğrenmeye değmez mi?..
Türklerin, Hollandalılardan neyi eksik? Zamanınız çok kıymetli, bir kez edindiğinizde ömür boyu işinize yarayacak bu yetkinliği daha fazla ertelemeyin sevgili dostlar.
VE BURAYA kadar okuyan herkese teşekkürler. Flood'un ilk tweetini beğenip, kaydedip, paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlarsanız müteşekkir olurum. Selamlar.
36- SON SÖZ 3: Bu arada herkes konuşma pratiği yapacak yer sormuş. Konuşma pratiği yapmak için Cambly’e mahkum değilsiniz. gibi yerlerden daha kaliteli bir deneyimi, benzer fiyatlara alabilirsiniz. Bu platformlara da mutlaka şans verin, çünkü ben faydasını görmüştüm.flalingo.com
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
