, 138 tweets, 15 min read Read on Twitter
Doğu Akdeniz, Birleşik Krallık ve Çin işbirliği/bunun Türkiye'ye yansıması. Ortadoğu ve Küresel Çözüm Paradigmalarında son durum. Türkiye'nin dış siyasetteki güncel konumu.

(Bilgisel)
1)2 Eylül 1945... Dünyanın ikinci sıcak savaşının resmen sona erdiği, ilk küresel soğuk savaşının fiilen başladığı tarih... 2.DS'nin sona ermesiyle birlikte, dünya artık Avrupa'nın tamamen yıkık olduğu, SSCB ve ABD'nin ise dünyada iki kutup oluşturduğu bir biçimdeydi.
2)Soğuk Savaş, yıkım içerisindeki Avrupa'nın toparlanmasıyla ve ABD etkisiyle SSCB'ye karşı örgütlenmesiyle geçen yılların ardından; bizlere NATO, IMF, Dünya Bankası(WB), BM gibi kuruluşları miras bıraktı.
3)Günümüzde modası geçmiş, etkisini yitirmiş bu kuruluşlar; 1991'e yani SSCB'nin yıkılışına kadar görevlerini ve misyonlarını başarıyla yerine getirdi.
4)SSCB'nin yıkılışına kadar 2.DS'den kalan yaralarını büyük oranda sarmış olan Avrupa, yıkılışın ardından dünyada yer alan çift kutuplu düzenin yıkılmasıyla birlikte, ABD'nin sözünü dinlemesinde etkin olan bir tehdidi bertaraf etmiş oldu.
5)SSCB yıkılışının ardından başlayan tek kutuplu dünya düzeni yani ABD kutubu; bu kutubun kendi içinde ayrışmalar yaşamasına sebep olmuş; AB ve ABD; "Batı Bloğu" olarak dünya üzerinde aynı blokta yer alan iki farklı kutup olarak yer etmişti.
6)Körfez savaşları, Irak savaşı, Arap Baharı vs. derken Ortadoğu büyük oranda ABD'nin arzularına göre dizayn edilmiş; ABD'nin isteklerine göre kontrollü kaoslar oluşturulmuştu.
7)SSCB'nin yıkılışının ardından bunun devam devleti olan Rusya Federasyonu bu süreçte kendini toplamak ile meşguldu. Çin ise ekonomisini düzeltmek, yükselmekle meşguldu. Sonuç olarak ortada yer alan bir boşluk vardı.
8)Arap Baharı, AB ve ABD kutuplarının; yani Batı Bloğunun kendi içerisinde yeni sömürgeler oluşturma/paylaştırma dizaynından başka bir şey değil. Örneğin bugün, bu blok bozuldukça; Libya, Fas gibi ülkeler tekrar karışmaya başlıyor.
9)Nitekim Türkiye muhteşem(!) "stratejik derinliği/zekasıyla" bu pastadan pay almaya çalışsa da Türkiye'ye pastadan 6 milyon Suriyeli mülteci düştü :) Buraya tekrar değineceğiz...
10)Bloğun yani Batı Bloğunun bozulmasına gelelim... Tek kutuplu, tek bloklu dünya düzeni; Batı Bloğunun kendi içerisinde iki bloğa ayrılması ve kapitalizmin özünde yatan pragmatik arzular sebebiyle zamanla yerini çok kutuplu düzene bıraktı.
11)Ucuz işgücüne erişme arzusu Çin ve Hint ekonomilerinin büyümesine; enerji ihtiyacı artması ve yeni hatlar inşa edilmesi de enerji gelirlerinin artmasına; Rus ekonomisinin rahatlamasına sebep oldu.
12)Nitekim ABD'nin Ortadoğu'ya ilişkin son adımlarından biri olan Suriye politikası burada takıldı ve 2011 yılında "Esad gitmeli!" diyerek başladıkları bu yolda, bugün "Esad ile masaya otururuz ama şartlarımız var.." noktasına geldiler.
13)En büyük sebeplerinden biri "Batı Bloğu"nun da kendi içindeki kutuplar(AB-ABD) hasebiyle çatırdamaya başlaması ve "Doğu Bloğu"nun gitgide büyümesi; yeni kutuplar ve yeni güçler ortaya çıkartması elbet.
14)ABD Irak'a girerken pek bir hamle yapamayan Rusya, Suriye meselesi için gereğini yapabilecek gücü bulabilmiş ve bu sayede dengelerdeki değişimin aslında oldukça sert olduğunu gözler önüne sermişti.
15)Almanya ve Rusya; Çin ve Birleşik Krallık işbirlikleri ayyuka çıkarken, burada değinmek istediğim bir diğer nokta da Birleşik Krallık'ın "tekrar adanın dışına yayılma" serüvenidir.
16)Birleşik Krallık, geçtiğimiz bir kaç seneler içerisinde kendi bünyesinde, Avrupa Birliğinden ayrılmak ile ilgili aldığı kararlar dolayısıyla konuşulmakta.
17)Bu ayrılma kararının adı ise Brexit. Halk referandumuyla alınan bu karar, AB'den ayrılma koşullarının İngiliz Parlamentosu tarafından bir türlü kabul edilmemesi dolayısıyla son aşamada tıkanmış olsa da Birleşik Krallık hükümeti bu konuda oldukça kararlı.
18)Mevcut hükümetten önce alınan bu karara rağmen, mevcut hükümetin de bu karara ve politikaya sahip çıkması ve gerçekleştirmek için elinden geleni yapması tabi ki tesadüf değil.
19)Bu politikanın, hükümet politikasından ziyade İngilizler adına milli ve devlet politikası haline getirilmesinin birkaç sebebi olsa da, başlıca sebeplerden bir tabiki de Birleşik Krallık'ın siyaset üstü çıkarlarının bu politikaya bağlı olması.
20)Mülteci sorunundan tutun da AB'nin gitgide yozlaşan ve hantallaşan siyasi mekanizmasına kadar pek çok etmen birleştiğinde Birleşik Krallık, kendini AB'den artık oldukça uzaklaşmış hissediyor.
21)Kaldı ki serbest dolaşım ve ortak para birimine karşı tutumuyla da AB ile hiçbir zaman tam anlamıyla yıldızı barışmayan Birleşik Krallık, artık "maymun için gözlerini açma vakti" diyor.
22)ABD ise bunu destekliyor. Maymunun gözünü açıp açmamasından daha ziyade 'Kissenger Politikası'nın devamı için bu gerekiyor. Kissenger politikası, genel olarak Rusya ve Çin arasında ihtilaflar yaratmak üzerine kurulu bir politika.
23)Şimdii... Hafızamızı canlandırmak adına biraz daha geriden başlayalım. Davutoğlu'nun Başbakan olduğu dönemde Rus uçağının düşürülmesi hadisesi...
24)Yıllardan 2015... Rusya'nın Suriye'ye müdahale etmeye başladığı vakitlerde, Suriye'de Esad'ın sadece 6 aylık ömrü kalmıştı. Rusya'nın bu müdahalesiyle kendini toplayan Esad, bugün hâlâ görevinin başında.
25)Rusya'nın Suriye'ye yaptığı bu müdahaleler sırasında, 17 saniyelik bir ihlâl sonucu Rus uçağı "Davutoğlu'nun bizzat emriyle" düşürülmüştü. Bu dönem, yine Türkiye'nin Suriye'ye fiili müdahale için hazırlandığı bir dönemdi.
26)Davutoğlu'nun bu emriyle, Rus uçağı düşürülmüş, Türk-Rus ilişkileri çok ağır bir darbe almış, turizm ve ticaret gerçekten ağır bir yara almıştı. Ancak bunlardan çok daha önemli bir şey vardı: Rusya Suriye'ye S400'leri getirmişti.
27)Rusya'nın Suriye'ye S400'leri getirmesi sonucu Türkiye'nin fiili müdahalesi hava desteği olamayacağından imkansızlaşmış, Suriye'deki durum, Türkiye adına her geçen gün daha da kötüye gitmişti.
28)Rusya ve Türkiye arasındaki gerilim 2016 yılından sonra son bulmaya başlamış, yerini işbirliğine bırakmış olsa da; Türkiye, bölgede gerçekten zorluklar çekeceği bir döneme girmişti.
29)Davutoğlu'nun bu 'stratejik' hatasını düzeltmek için Zeytindalı ve Fırat Kalkanı harekatlarını yapmak zorunda kalıp, enerjimizi direkt hedefe ulaşmak yerine hedefe giden yoldaki pürüzleri gidermek için harcadık. Kim sevindi? Amerika.
30)Rusya ve Türkiye arasındaki bu gerilim, Suriye'de Amerika adına bir hayat öpücüğü oldu ve devam eden süreçte ABD, Rus-Türk işbirliği ile tekrardan planlarında aksama yaşamış olsa da, eksen değişiklikleri Türkiye'de çok kısa vakitler içerisinde gerçekleşti.
31)Mâlumunuz, süreci anlattıktan sonra artık sanıyorum ki tekrardan günümüze dönebiliriz. Bugün; dünyada çok farklı eksenlerde, çok farklı ve bazen tahmin edilemez derecede işbirlikleri gerçekleşmektedir.
32)Nedir bunlar? İran-ABD geriliminden tutun da Suriye'ye, buradan Doğu Akdeniz'e kadar olan pek çok "cephe"; dünyanın kaderinde belirleyici rol oynuyor olup, sadece ülkemiz için değil, küresel anlamda kırılgan ekonomide kazananları ilan ediyor.
33)Tahmin edilemez, çok farklı işbirlikleri olduğu gibi; aynı derecede ayrışmalar da fark edilebiliyor bazen. Örneğin Avrupa Birliği içerisinde oluşan fikir ayrılıkları gibi.
34)Tüm Avrupa'da AB karşıtı siyasal partiler yükselişte. Bunun dışında Almanya, Fransa gibi devler arasında oluşan ihtilaflar göze çarpabiliyor. Buraya kadar her şey güzel, devam edelim.
35)Amerika, 30-35 yıldan beri, hem İsrail'in varlığına tehdit olarak gördüğü; hem de Ortadoğudaki Amerikan hegemonyası için engelleyici bir unsur olarak gördüğü İran'a karşı çeşitli "tedbirler" alıyor.
36)Bazen ekonomik yaptırımlar, bazen uluslararası kamuoyunda yapılan karalamalar, bazen de diğer devletler üzerindeki nüfuzuyla vurduğu 'sopa'lar, İran'ın gelişimini engellemek ve nüfuzunu kırmak üzerine kurgulu hamleler, bunu hepimiz biliyoruz.
37)ABD, İran'ın elindeki uzun menzilli füzeleri İsrail için gerçek bir tehdit olarak görürken; öte yandan da, Ortadoğu'da konuşlu, İran'a bağlı milis grupları yüzünden nüfuz alanını genişletmekte zorlanıyor.
38)İran'a olası bir askeri müdahale imkansız. Hürmüz Boğazı, İran'ın hegemonyası için çok müsait ve olası bir savaş durumunda kapanacak ilk stratejik bölgelerden biri. Dünya petrol pazarının beşte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.
39)Hürmüz Boğazı'nın kapanması halinde, petrol fiyatlarının katlanarak artacağı ve sadece ABD veya İran'ı değil, genel hatlarla tüm dünyayı küresel bir krize sokacağı düşünülürse, İran'a dışarıdan bir askeri müdahale için bu gerçekten çok büyük bir engel.
40)ABD, gerek İsrail'in güvenliğini sağlamak adına, gerek İsrail'in bölgesel nüfuzunu arttırması adına; gerekse de tüm Ortadoğu'ya yayılmış olan İran destekli militanları zayıflatmak adına çeşitli projelerle meşgul.
41)Bu projelerden biri de Yüzyılın Projesi. Bu projeyi daha önce ayrı ve kısa bir bilgiselde anlatmış olsam da, bağlamsal bir kopukluk oluşmaması adına tekrar anlatacağım ve detaylandıracağım.
42)Öncelikle, ABD ve İsrail ortaklığının "yüzyılın projesi" olarak adlandırdığı ve yavaş yavaş lobilerine/lansmanlarına başladığı bu proje nedir, ne değildir; buna bir göz atmakta fayda var.
43)"Yüzyılın Projesi" adlı proje; Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve İran petrollerinin, sırasıyla Ceziretül Arap-Tebuk sahrası; Ürdün, Irak ve Suriye'den Gazze/Filistin'e aktarılması üzerine kurgulanmış bir "enerji aktarım hattı" projesi.
44)Proje, Körfez Ülkeleri(Katar, Kuveyt, Bahreyn, BAE vs.) petrollerinin; Hürmüz Boğazından çıkıp, Kızıldeniz'den tankerlerle dolaşıp; Mısır'da Süveyş Kanalı'nı aştıktan sonra Avrupa'ya yayılmasını bitiriyor.
45)Projeyle, Körfez Ülkelerine ait bilumum enerji materyalleri; sırasıyla, Ceziretül Arap-Tebuk sahrasından; Ürdün'e, oradan da Irak ve Suriye'ye daha sonra da Gazze/Filistin'e enerji (boru) hatlarıyla aktarılıyor. Tanker gemilerinin hükmü bitiyor. Dahası? Dahası Hürmüz Boğazı...
46)Bu durum, Hürmüz Boğazı'nın etkisinin bitmesiyle beraber; İran'ın da sıcak müdahaleye karşı çok önemli kozlarından birini kaybetmesine yol açıyor, ancak burada bir önemli detay daha var.
47)"Yüzyılın Projesi" sayesinde İsrail, dünya petrol arzının beşte birlik kısmının lojistik dağıtım merkezi olacak. Üstelik Suud petrollerinin aktarımı hariç. Bu durumun İsrail için yaratacağı üstünlüğü düşünebiliriz.
48)Evet, Yüzyılın Projesi bu. Projenin küresel anlamda önemli ayakları olduğundan bahsedebiliriz. Herbirimiz EastMed projesini biliyoruz. Ortadoğu'dan tutun da Levant havzasını içine alarak enerji sevkiyatı hedefleyen bir boru hattı.
49)EastMed projesi, kullanışsız ve uzun zamandır üzerinde gelişme sağlanamayan bir proje olarak görünüyor. Proje kullanışsız çünkü Türkiye gibi enerji dağıtım noktası olma potansiyeline sahip bir ülkenin onayına muhtaç; ama Türkiye'ye hiçbir şey katmıyor.
50)İtalya gibi ekonomik sıkıntılarla uğraşan bir ülke bu projede kilit noktadayken, İtalya'nın şu sıralar hiç iyi anlaşamadığı Fransa için ise bu proje kilit önemde; enerji güvenliği bunu gerektiriyor. Kısacası İtalya da istekli değil.
51)Proje, iki önemli ayağa sahip ve bu iki ayağa da projeyi gerçekleştirip onaylamak için hiçbir şey sunulamıyor. Dolayısıyla proje çıkmazda. Ancak yine de yürütülecek.
52)ABD, Rusya'nın, AB üzerindeki hegemonyasını arttırmayı hedeflediği Kuzey Akım-2 projesine karşı bir alternatif olarak geliştirdiği EastMed projesinin işe yaramadığını görüyor.
53)EastMed tam olarak istenilen etkiyi yaratmadığından, şu anlık AB'ye LNG harici bir alternatif sunamayan ABD, AB'yi tekliflerle cezbedemiyor; bu yüzden de tehdit ediyor.
54)Kısa süre önce, Kuzey Akım-2 projesinin gerçekleşmesi halinde Almanya ve Rusya'ya uygulanabilecek yaptırımların tasarısı ABD Kongresinden geçti. Bu, bir gözdağı; dahası, tehdit.
55)Dolayısıyla ABD'nin, EastMed ile bulamadığı çareyi farklı projelerle bulmak gibi bir zorunluluğu var. Bu çok hassas bir denge. Almanya'nın başını çektiği AB, kimsenin kaybetmek istemeyeceği bir partner tabi ki de.
56)Nitekim Almanya, geçtiğimiz günlerde Hürmüz Boğazında gerçekleşen ve İran'ın, ABD tarafından sorumlu tutulduğu petrol tankerlerine saldırı hadisesiyle ilgili; İran'ın yapmış olabileceğine dair delilleri yetersiz bulduğunu açıklamıştı.
57)Öte yandan, Birleşik Krallık ise "İran'ın yaptığından neredeyse eminiz." demişti. Burada ince bir yol ayrımı var ve bu aslında Kissenger politikasıyla da oldukça alakalı. Bu iki devletin tutumunu aklınızda tutun. Biz de devam edelim...
58)Şimdi gelelim Rusya'nın tutumuna... Rusya, ABD'nin tanker olaylarında İran'ı suçlamasına "saçmalık" olarak yanıt verdi. Ekiplere dikkat edelim... Almanya ile Kuzey Akım-2 projesine devam eden ve açılışı 2019 sonu olarak öngören Rusya; aynı tepkileri veriyor.
59)Neden mi? Nedeni çok basit. Bu işin sonu Kuzey Akım-2 projesinin etkisinin düşmesine ve AB'ye, Rus enerjisine bir alternatif sunulmasına uzanıyor.
60)Alternatifin sahibi ise ABD/İsrail/Arap bloğu ki; bu, AB'nin tekrar ABD hegemonyasına girmesiyle sonuçlanacak bir durum. Öte yandan AB, kendi işini kendi görmek amacıyla Rusya ve ABD arasında bir denge diplomasisi sürdürmeyi tercih ediyor.
61)Keza AB, İkinci D. Savaşından sonra ilk defa bu denli büyük bir arayışa girdi ve bu arayışta Almanya, "mevcut" AB'nin yıkılışına karşın bölgede yeni ortaklıklar ve yeni dengeler kuruyor.
62)Böyle bir durum varken, zaten pek çok açıdan, özellikle NATO/Savunma Sanayi ve ekonomi açısından ABD'ye bağlı olan Almanya/AB bloğu için, bir de enerji sektöründe ABD bağımlılığı kabul edilemeyecek bir taviz. Dahası, kontrolü teslim etmek anlamına geliyor.
63)Buradaki asıl amacı anlamakta fayda var. Ortada iki büyük proje var. Bunlardan defalarca kez bahsetmiş olsam da yazmaya devam etmekte fayda var. İlk olarak; yüzyılın projesi ile hürmüz boğazını etkisizleştirmek ve körfez petrolünü İsrail'de toplamak.
64)İkinci olarak EastMed projesi ile; Levant havzasından tutun da Doğu Akdeniz, GKRY, Yunanistan, İtalya istikametinde bir boru hattı oluşturmak.
65)Levant havzası, Doğu Akdeniz ve Akdeniz'de yer alan bilumum ihtilaflı/ihtilafsız bölgeler hepimizin bildiği üzere doğalgaz içeriyor. Bu enerjiyi, ki bu kuru gazdır, borularla iletmekten başka bir çare yok. İşte EastMed bu yüzden önemli.
66)Gelelim Hürmüz Boğazını etkisiz bırakmaya. Körfez ülkelerinin petrollerinin dağıtım merkezi olarak İsrail belirlenirken; burada asıl amaç İsrail-İskenderun arasında bir boru hattı oluşturmak ve petrol enerjilerini Türkiye üzerinden Avrupaya yönlendirmek.
67)Kısacası iki farklı proje, projelerin farklı enerji türleriyle farklı ulaştırma stratejileri; ancak hep aynı bir ortak amaçlar var. AB'yi Rus enerjilerine 'bağımlılıktan' arındırmak...
68)İsrail'in güvenliğini sağlamak, İsrail'in bölgedeki stratejik önemini arttırmak ve İran'ın dış müdahalelere karşı "doğal" savunma mekanizması olan Hürmüz Boğazı'nı denklem dışı bırakmak.
69)İşte bu yüzden Almanya ve Rusya, İran'ı sert bir tahakküm altında bırakacak uygulamalardan kaçınırken, ABD ve Birleşik Krallık bu konuda biraz daha bastırıyorlar. Birleşik Krallık'a bilgiselin ilerleyen kısımlarda değineceğim.
70)Özellikle projeler ve ülkelerin tepkilerini aynı anda yazdım ki bazı şeyler daha net anlaşılabilsin. Şimdi devam edelim:
71)Hepimizin bildiği Çin'in "Bir Kuşak Bir Yol" yani yeni ipek yolu projesi, bir deniz ve bir kara hattından oluşan, 800 milyar dolar değerind bir proje.
72)Konu hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Çin'in Türkiye'deki demiryolu ağlarına özel bir ilgisi var." vb. açıklamaları yaptığı konuşmayı incelemenizi önererek bilgisele devam ediyorum.
73)Yeni İpek Yolu projesi, Pekin'den Londra'ya kesintisiz bir demiryolu ağı içeren, Deniz planlamasıyla, gemilerle yapılacak ticarette yeni limanlar, yükleme/indirme avantajları ve çeşitli yol kısaltmalarıyla önemli bir ticaret ağı oluşturuyor.
74)Herbirimizin bildiği üzere ABD, bu ticaret yollarını terörize ederek projeyi engellemek istiyor. Arakan(Myanmar), Sri Lanka ve Orta Asya'da yükselmeye başlayan İslami radikallik, ABD'nin eseri. Güvenlik, ticaretin bir numaralı şartıdır keza.
75)ABD'nin terörize ettiği bölgeler bir kenarda durakoysun, dünya siyaseti İran ve Akdeniz olmak üzere iki bölgede ısınmaya ve şekillenmeye devam ediyor. Birleşik Krallık, ABD'nin İran'a olası bir müdahalesini destekler vaziyette.
76)AB(Almanya) ise, önceden de bahsettiğim sebeplerden dolayı bu konuda isteksiz. Peki Çin'in bu konuya bakış açısı nedir? Şimdi burayı irdeleme vakti.
77)İlk olarak, İran'ın petrol ticaretinde Çin çok önemli bir rol oynarken(%24); Çin'in petrol ticaretinde İran'ın rolü sadece %4.6. Bu, Çin için telafi edilebilir bir seviye olmasına karşın, kâr-zarar hesabında Amerika ile bu konuda çakışmak Çin için çok daha büyük bir sorun.
78)Keza Çin'in, Amerika ile ekonomik işbirlikleri %40-%50 seviyelerini bulabilecek kadar yüksek bir seviyede. Peki ya Çin neden İran'dan petrol ticaretine devam ediyor? AB neden İran ile devam etmek istiyor.
79)Perspektifi genişlettikçe konuyla değil de senaryonun ilerlediği bölgeyle alakalı gelişmelerin birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünmeden edemiyor insan. Almanya'nın "Kürt devleti kurmak bir çözüm değil." açıklamasından tutun da tanker mevzusundaki tutumu...
80)Ya da Birleşik Krallık'ın İran meselesindeki 'saldırgan' tutumundan yola çıkın da Doğu Akdeniz için bakanlar düzeyindeki açıklamayla Başbakan düzeyindeki açıklamanın tutarsızlığına...
81)Birleşik Krallık, genel olarak Ortadoğudaki İran proxylerine bir müdahale edilmesini ve buradaki savaşın uzamasını öngören bir politika tasarlıyor. Ortadoğu'daki bataklık ne kadar çetinleşirse, dikkatler ve sarfedilen enerji yeni ipek yolundan o kadar uzak duracak.
82)Ortadoğudaki İran proxylerinin temizlenmesi ve oluşan otorite boşluğunu Ürdün, Lübnan gibi Kraliçe güdümündeki ülkelerle doldurmayı hedefleyen Birleşik Krallık; İran'ın düşmesini ise tabi ki istemez.
83)Birleşik Krallık, ortadoğudaki İran proxylerinin temizlenmesi ve hemen ardından gerçekleşecek olan "devir teslim"in İsrail odaklı olmasını pek arzulamıyor bu yüzden EastMed'e ve İskenderun hattına karşı bir tutumu olduğunu söylemek mümkün.
84)Önümüzdeki aylarda resmi olarak açıklanacak olan "yüzyılın projesi" ise buradaki otoriteyi İsrail'e devretmeyi amaçlıyor. Birleşik Krallık için Ortadoğudaki savaş ve yıkım ne kadar uzarsa o kadar iyidir.
85)Almanya ve Rusya ikilisi için Kuzey Akım-2 projelerine nasıl etkisi olduğundan bahsetmiştik ancak iş sadece bunlarla sınırlı değil. Çin, İran ile ticaretine devam ediyor keza İran'ın ters bir hamle yapmasındansa usul usul yoluna devam etmesi daha elzem.
86)Savaşın İran'dan uzak, Ortadoğu'nın göbeğinde; İran proxylerine karşı gerçekleşmesi Çin için de oldukça önemli bir mevzu. Çin; dünyanın en büyük petrol ithalatçısı ve Çin ekonomisinin en büyük belası enerjiye ödenen para miktarı.
87)Çin'in İran ile olan ticaretini kesmesi halinde İran'ın tamamen petrol ticaretinden yoksun kalacağını söylemek mümkün. Bu durumda Hürmüz boğazının İran tarafından kapatılması veya İran destekli gruplar tarafından terörize edilmesi muhtemel.
88)Hürmüz'ün bu aşamada terörize edilmesi; dünya petrol üretim ve dağıtımının beşte birlik kısmının yok olması demek ki bu da petrol fiyatlarının oldukça artması anlamına geliyor. Öte yandan bunu kim istemez? Çin istemez, dünyanın en büyük ithalatçısı keza.
89)Çin bu yüzden İran'a hürmüzü açık tutması için bir sebep sunuyor ve İran, öyle ya da böyle petrolünün sadece %24'lük kısmını Çin'e satarak "akmasa da damlıyor" diyebiliyor. Çin, İran'a sebep sunuyor.
90)Eski bilgisellerimde de defalarca kez yazdığım üzere, Trump; Ortadoğu bataklığından bir an önce kurtulmak ve tüm enerjisini Çin'e yöneltmek istiyor. Bunu yapmak için enerji güvenliği gerekiyor ve bunu Venezuela'da denese de başaramadı.
91)Artık Venezuela'dan haber var mı? Hayır yok. Maduro da hala görevinin başında ve düşürülebilmiş değil. Enerji güvenliğini Venezuela'da sağlayamayan Trump; AB ve ABD için ortak bir hazne olabilecek Doğu Akdeniz'e yöneldi.(Konuyla ilgili detaylı bilgi için sabitli tweet.)
92)Ruslar, 50 yıllığına 'kiraladıkları' Lazkiye Limanı sayesinde sıcak denizlere inmeyi başardılar. Bu liman sayesinde Akdeniz'deki pek çok hadiseye doğrudan yönelme ve müdahale edebilme fırsatı elde edecekler, ettiler.
93)Doğu Akdeniz'de pek çok hesap var elbette. AB'nin Yunanistan'ı destekleyerek burada sadece kendi güdümünde olan bir enerji haznesi yaratmak gibi bir hedefi var. Öte yandan ABD; İsrail, Mısır gibi ortaklarla burada kendine bağlı bir hazne istiyor.
94)Bu hazne, planlanan İskenderun-İsrail boru hattı ve EastMed sayesinde de AB'yi kendine bağlayabilir ve bu durumda Rusya'yı tamamen yalnız ve stratejik bir üstünlüğü kalmamış hale getirebilir. Türkiye'nin hedefi ise buradan hakkı olanı almak.
95)Öncelikle şunda anlaşalım, Türkiye buradan hakkı olanı alırsa şayet; AB'nin çok büyük bir bölümünü enerji açısından kendine bağımlı hale getirebilir. Kısacası Türkiye'nin sadece kendine çalıştığı bir konjonktürde yalnız kalması gayet doğal.
96)2017'den bu yana Doğu Akdeniz'i yazıyorum. Konu hakkında pek çok şey yazdım, karaladım. Büyük oranda doğru öngörülerle karşınıza çıkmış olsam da benim de yanıldığım vakitler oldu elbette. Evet, şimdi sıra Birleşik Krallık'a geldi...
97)Birleşik Krallık, bakanlar düzeyinde yapılan pek çok açıklamasında Doğu Akdeniz mevzusunda Türkiye'yi desteklediğini ima ediyordu. Ta ki Başbakan Terasa May'in GKRY'ye sunduğu açık desteğe kadar. Peki bu değişime ne/neler sebep oldu?
98)Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gittikçe artan faaliyetleri ve tam bağımsızlık tutumu; başlarda "Türkiye'yi kullanırız." kafasında olan Birleşik Krallık yetkililerini gittikçe endişelendirmeye başladı.
99)Dünya'da sadece bir kaç ülkenin sahip olduğu yüksek teknolojili sondaj gemileri ve bu gemilerin yanında donanması, ardardına gelen kararlı tatbikatları ve gövde gösterileriyle Türkiye, bölgede bir oldu bittiye göz yummayacağını defalarca kez ilan etti.
100)Birleşik Krallık, Türkiye'nin onlar için bölgede bir "aparat" değil de sadece bir müttefik olabileceğini anlayınca düğmeye bastı ve desteğinin yönünü GKRY tarafına doğru çevirdi. Şimdi gelelim bu desteğin altında nelerin olduğuna.
101)Nasıl ki Türkiye KKTC için garantör devlet ise ve buraya yavru vatan diyorsa; GKRY de Yunanistan için aynı statülere sahip. Dolayısıyla KKTC ve GKRY arasındaki anlaşmazlıklar direkt olarak Türkiye-Yunanistan ilişkilerine etki ediyor ve bölgede belirleyiciliğin yönü değişiyor.
102)Çin; Yunanistan'daki krizi fırsat bilerek ülkenin en büyük limanını satın aldığında, bu ticaret ilişkisinin mentorluğunu yapan ülke Birleşik Krallıktı. Birleşik Krallık'ın AB
ile en çok anlaşamayan devlet olduğunu söylemeye gerek bile yok.
103)Serbest dolaşım anlaşmasından tutun da ticaret anlaşmalarına kadar AB'den ayrılmaya karar vermediği dönemde bile kendini soyutlamaya tercih eden Birleşik Krallık, çıkarlarını AB'de görmüyor. Dahası, güçlenmiş bir AB'nin,BK'nın çıkarlarını baltalayacağını da gayet iyi biliyor.
104)Türkiye'nin kendini bir 'aparat' gibi kullandırtmayacağını defalarca kez ilan etmesi üzerine en sonunda Birleşik Krallık strateji değişikliğine gitti ancak bu aslında ayrıca stratejik bir hataydı.
105)Çin'in, ekonomik krizinden faydalanarak en büyük limanından tutun da bankalarına kadar, stratejik arazilerine ve önemli fabrikalarına kadar satın aldığı Yunanistan üzerinde takdir edersiniz ki hatrı sayılır bir nüfuzu var.
106)Birleşik Krallık ise zaten tarihsel misyonu ve anlaşmalarla garanti altına alınmış hakkı olarak Kıbrıs'ta garantörlerden biri konumunda. Bu da BK için "ikili oynama" fırsatını çok rahat bir biçimde sunuyor.
107)AB'nin ve Çin'in, ki bunlar iki rakiptirler, Yunanistan üzerindeki nüfuz savaşlarına bir de Birleşik Krallık'ın açık desteği eklendiğinde ibre BK'ya doğru kayabiliyor. Bunu gören AB de "en fazla veren kazanır" mantığıyla Yunanların düşmanına, yani Türkiye'ye yaptırım.
108)Yani burada işin en basit haliyle diyoruz ki, kim Türkiye'yi daha çok rahatsız ederse Yunanların gözünde o kazanır. BK; Çin'in Rusya ile olan stratejik ortaklığını da göz önüne aldığında; Türkiye Akdeniz'de Rusya'dan yardım istediğinde işlerin zora gireceğini biliyor.
109)Ne Rusya ihracatının %40 küsürünü yaptığı Çin'e dik gidebilir, ne de Çin petrolünün %20-30 küsürünü ucuzdan tedarik ettiği Rusya'ya dik gidebilir. Bu durumda Türkiye'nin denge politikasına davet edeceği ülke: Rusya.
110)Bir üst tweetin de üstüne çıkalım, demiştik ki Birleşik Krallık; Rusya'nın burada oyuna girmesiyle zorlanacağını biliyor. Üstelik bu kararlılık seviyesiyle Rusya'nın dahil edileceği de gayet ortada. Peki Birleşik Krallık ne planlıyor?
111)Bingo! Gül-Babacan-Davutoğlu gibi herbirimizin "aparatlığını" bildiğimiz ve iktidarları süresince Rusya'ya karşı sert politikalar yürüten siyasetçileri sahneye sürmeyi. Eylül sonunda bu adamların partileri geliyor. Hani nerede demeyin yani. Ayrıca bakın,uyarıyorum şimdiden :)
112)Peki Birleşik Krallık iktidar değişiminde başarılı olamazsa ne olur? Türkiye, Rusya'yı sahneye sürer.Bu durumda hem AB hem de Birleşik Krallık;Rusya'ya karşı bir noktada geri adım atmak zorunda kalır.
113)Bu süreçte Rusya ile akıllı pazarlıklar sonucu Türkiye tatmin edici bir sonuçla ayrılabilir.
114)Türkiye, işler bu raddeye gelmeden önce bölgede ne kadar kuvvet kazanırsa o kadar iyidir. Bir gün gelecek ve bu konu hakkında masaya oturacağız. İşte o gün masadan zaferle ayrılıp ayrılamamak bugün yapılan icraatlara bağlıdır.
115)Türkiye, bu süreçte Libya hükümetine destek olarak; daha önce de belirttiğim üzere, Libya ile Doğu Akdeniz'deki sınırların belirlenmesi konusunda anlaşmalar sağlamaya çalışıyor. Bu durum, Yunanistan ve Mısır arasındaki bağlantıyı kesecek.
116)Libya'ya yapılan askeri yardımlar ve Libya Hükümeti'nin, aparat Hafter'e karşı direnişi oldukça etkili bir biçimde devam ediyor. Öte yandan, Hafter her ne kadar önde gözükse de, ordusunda homurdanmalar başlamış durumda.
117)Türkiye, bir yandan donanmasına kuvvet katacak işleri yaparken, diğer yandan iki sondaj, iki sismik araştırma gemisi ve donanma desteğiyle Akdeniz'de bir nevi köşe kapmaca oynuyor.
118)Bölgede hakimiyetini arttırmak adına Kıbrıs'ta bir hava üssü ve bir de deniz üssü kurma çalışmalarına başlayan Türkiye, bir yandan Kıbrıs'ta başa geçen vatansever Ersin Tatar hükümeti ile beraber hareket ederek yavru vatanda güveni ve dostluğu temin ediyor.
119)Birleşik Krallık'ın yaptığı stratejik hata, Türkiye ve Rusya arasındaki yakınlaşmayı arttırırken; bu durum TR ve Ru arasındaki Suriye/İdlib meselesine de etki ediyor ve çözüm bulmada kolaylığı sağlıyor. Keza iki ülke de gelecekte tekrar işbirliği yapacaklarını öngörüyorlar.
120)Rusya ve ABD, Suriye konusunda ortak bir mutabakata varmış durumdalar. Her iki ülke bakanlar ve danışmanlar düzeyinde pek çok buluşma gerçekleştirerek buradaki durumu daha çok kontrol altına almış durumda.
121)Tweetlerimi takip edenlerin hatırlayacağı üzere Türkiye, Irak'ta Barzani ile işbirliği yaparak bölgede pençe harekatını düzenledi/düzenliyor ve bu sayede bölgeyi arındırıyor.Suriye'de ise Rusya üzerinden dolaylı temaslar ve alt seviye temaslar ile Esad ile ortak yol aranıyor.
122)ABD, İran'da bir devrim istiyor. Petrol fiyatlarındaki artışın Çin'i rahatsız edeceğini de biliyor; bu yüzden İran'da oluşturabileceği herhangi bir 'arbede' için hem hevesli hem çekingen. Resesyona girmiş olan bir ABD ekonomisinden söz ediyoruz.
123)Çin nezle olursa dünya da öksürecektir. Öte yandan fiyatlardaki artış Rusya'nın da işine gelecektir. Bu yüzden İran ile mücadele etmenin en iyi yolu İran ile mücadele etmemektir. İran'ı bitirebilecek tek şey ekonomiyle yıpranan halkını sokaklara indirmek olur.
124)Bu yüzden Trump'ın İran halkına oynarken yönetimi suçlaması oldukça muhtemeldir. Trump da İran'ı bitirmenin yolundan ziyade Ortadoğudaki İran proxylerini temizleyip yüzyılın projesini gerçekleştirmek hedefinde. Yani hiç kimse sıcak savaş beklemesin.
125)Dediğim gibi, muhtemel saldırılar olabilir ancak bunlar işi sıcak savaşa dönüştürecek türden değildir. Bunun yerine ABD'nin İran'a bazı misillemelerle vurmasını beklemek daha mantıklı olacaktır. Mesela Buşehr Nükleer tesisi gibi.
126)Akdeniz'de Türkiye'yi nelerin ilgilendirdiğini konuştuk ancak sıra geldi Ortadoğuya ve Türkiye'nin burada neler yaptığına.
127)İmralı teröristi ile bölücü HDP'nin ayrı düşmesi olayından başlamak istiyorum. Geçtiğimiz günlerde imralıdaki moronun yazdığı mektupla ayyuka çıkan bu olay aslında yeni değil.
128)2017'de bir referandum olmuştu, hatırlarsınız. Şu evet/hayır mevzusu. Ayrılma işte burada başlıyor. Söz konusu referandumda imralıdaki baykuşun 'evet' denmesini istediği iddia ediliyor. HDP'nin tutumunu ise biliyoruz. Başlangıcı söyledik, devam edelim.
129)ABD'nin, Ortadoğudaki İran proxylerini bitirme arzusundan bahsetmiştim. ABD, bu iş için Ortadoğudaki en hazır ve nazır örgüt olarak terör örgütü pkknın ypg uzantısını görüyor.
130)İran'ı kendi sahasında, kendi topraklarına en yakın olan bölgelerde hatta mümkünse kendi topraklarında halletmenin planlarını yapan ABD, bu iş için pjak ve pkk/ypg'yi uygun görse de örgütün bazı sözde liderleri bu plana uymayı reddediyor.
131)Kimdir bunlar? Cemil Bayık, Murat Karayılan ve Duran Kalkan. ABD, yüzlerce tır silah gönderdiği pkknın işte bu liderleri için ödül dahi koydu. Her biri için 12'şer milyon dolar. Yerini bildirmeniz yeter.
132)Gelelim şimdi asıl konumuza... HDP bu işin neresinde? HDP, böyle bir çatışmanın pkkya yaramayacağını bildiği için karşı çıkıyor. Cemil, Murat ve Duran terörist üçlüsü de öyle. Türkiye ise pkknın ve iran proxylerinin gireceği bu savaşı destekliyor.
133)İşte işin değerli kısmı burada, sadece bir seçim yok ortada. Seçim, size gösterilen illüzyon. Türkiye, pkkyı öcalan ve demirtaş olarak ikiye bölme ve bölünen kısımları hem birbirleriyle hem de iran proxyleriyle çarpıştırmanın peşinde.
134)Düşünsenize, terör örgütüne tırlarca silah yardımı yapan ABD, aynı örgütün sözde üst düzey liderlerinin kellesi başına ödül koyuyor. Bir tanesinin ise çoktan öldürüldüğü iddia ediliyor.
135)Ortada Amerikan sisteminden çıkmış bir ypg/pkk örgütü var. Örgütün bir kısmı bu durumda. Hatta birbirlerini vurdukları yerler dahi var Suriye'de ancak çok şiddetli çatışmalar yok henüz.
136)Örgütün bazı sözde lider özde terörist şahısları, ABD'den; kendilerine Esad ile görüşme yapmaya izin vermediğinden şikayetçi ve bu şikayeti de Rusya'ya iletiyorlar. Kısacası orada kazan kaynasa da zemin hala kaygan.
137)İlerleyen günlerde daha çok netleşecek olan bu hadiseleri, şu anlık gözlerimle naçizane 'fikrim' olarak sizlere sunuyorum.

Şimdilik bu kadar, okuduğunuz için teşekkürler :)
Missing some Tweet in this thread?
You can try to force a refresh.

Like this thread? Get email updates or save it to PDF!

Subscribe to karasakal
Profile picture

Get real-time email alerts when new unrolls are available from this author!

This content may be removed anytime!

Twitter may remove this content at anytime, convert it as a PDF, save and print for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video

1) Follow Thread Reader App on Twitter so you can easily mention us!

2) Go to a Twitter thread (series of Tweets by the same owner) and mention us with a keyword "unroll" @threadreaderapp unroll

You can practice here first or read more on our help page!

Follow Us on Twitter!

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just three indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3.00/month or $30.00/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!