, 109 tweets, 22 min read
Türkiye’nin en önemli zenginlerinden olan ve sahadan canlı yayınları başarılı olsa da #BarışPınarıHarekatı hakkında Suud ve İngilterenin etki ajanlığını yapan kişileri canlı yayına çıkaran Haber Türk kanalının da sahibi olan Turgay Ciner kimdir?
1956 yılında 1 Mart tarihinde Artvin‘in Hopa ilçesinde dünyaya geldi

Anne adı Naciye, baba adı Hüsnü. Kendisinden büyük bir kardeşi var adı Tuncer Ciner

Turgay, lise öğrenciliği sırasında çaycılık yapıyordu. Üniversite öğrencisiyken ise oto yedek parçacılığıyla ticarete başladı
Turgay Ciner ilk evliliğini Ayşe Mevhibe Çağlayan ile yaptı bu evlilikten Atilla adında bir oğlu var. Ciner, daha sonra 29 Mart 2006’da bilinen siyasetçilerden Hüsamettin Özkan’ın kızı Didem Özkan ile ikinci evliliğini yaptı.
Ciner’in yakın akrabalarından; Nizamettin Ciner, Yener Ciner ve Yılmaz Ciner’in uyuşturucu madde ve sigara kaçakçılığından poliste kayıtları bulunduğu, ayrıca Hüsamettin Ciner’in Hasan kod adıyla DHKP-C terör örgütünün Kocaeli il sorumlusu olduğu kayıtlara geçmiş.
İlk kez ciddi biçimde ön plana çıkışı Susurluk Raporu'nda adının geçmesiyle başlayan Turgay Ciner’in daha öncesinde Oflu Osman’ın dağıtım şebekesi içinde yer aldığı, Almanya ve İngiltere ile bağlantılı şekilde uyuşturucu ticareti yaptığı hakkında ciddi iddialar bulunmaktadır.
Turgay Ciner'in yıllarca devlet ve hükümet nezdinde arkasını kollayanlar arasında Hüsamettin Özkan, Mesut Yılmaz ve Turgut Yılmaz, Çevik Bir ve Ünal Korukçu gibi kişiler bulunuyor.
1984 yılında Turgay Ciner Almanya'dan otomobil ithalatına başladı.Turgay Ciner ve ağabeyi Tuncer Ciner hakkında, çok sayıda Mercedes marka otomobili ülkeye kaçak yollarla soktukları nedeniyle 1995 ve 1998 yılında 'Teşekkül Halinde Kaçakçılık' suçlaması ile birkaç ayrı dava açıldı
Körfez Krizinden öncesine kadar Irak ile otomotiv alanında bir çok kontratı bulunmakta olan Ciner’in 1990’dan sonra Rusya ile yaptığı teknoloji anlaşmaları sayesinde tv parçaları ithal edip Türkiye’de monte ederek tv üreticisi olduğunu görmekteyiz.
91’de yaşanan Körfez kriziyle Irak’ta kendine pazar bulamayan Ciner Rusya ile gelişen ilişkilerinin de getirisiyle Özbekistan ve Tacikistan pazarına açıldı. Bu süreçte tekstil sektörünü de gözüne kestiren Ciner Ceyhan'daki Ceytaş İplik Fabrikasını İş Bankası'ndan satın aldı.
1994 yılında Bezmen Grubundan Mensucat Santral’i satın alarak ismini Taç Santral yaptı ve yine aynı yıl içinde Penyelüks’ü çamaşıcılar kralı olarak bilinen Cüneyt Ayral’dan aldı.
Hemen bir yıl sonra 1995’te Ciner Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal'ın satın almak için mücadele verdiği ve kamuoyunca satışı tartışılarak şaibeli bulunan HAVAŞ’ın %60 hissesini 36 milyon dolar karşılığı kendi şirketi olan Park Holding üzerinden alarak hizmet sektörüne de girdi
1996 yılında turizmci Ersin Ortaç “Beni Turgay Ciner vurdurttu. Topal cinayetinin arkasında da Turgay Ciner ile Güvener Holding'in sahibi Halil Güvener var. İşin içinde uyuşturucu var. Ciner'in bu işten büyük bir çıkarı var” dedi.
Ersin Ortaç’ın Muğla Bodrum’da bulunan 10 dönümlük arsasını almak isteyen Ciner'i reddetmesi üzerine Ciner tarafından "Ayaklarını kırdırtacağım, seni geberteceğim" ifadelerini kullanarak tehdit edildiği iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu sonra da ayağından vuruldu
Ersin Ortaç'ın Turgay Ciner tarafından alıkonduğunu söylediği İş Bankası Taksim Şubesi'nin müdürüyken rahatsızlanıp emekliliğini isteyen Ünal Armağan'ın eşi Ayşe Armağan da, ‘Öldürülen Ömer Lütfü Topal'ın paraları da Taksim Şubesi'nde bloke ediliyordu.
Ersin Ortaç'ın ifadesinin dikkat çeken bölümleri şöyle:

- Beni vurdurtan Turgay Ciner Topal’ın öldürülmesinde aktif rol oynadı
Ersin Ortaç'ın azmettirici olarak Turgay Ciner'i suçladığı yaralama olayına, Akın Birdal suikastının azmettiricisi ve "Türk İntikam Tugayı (TİT)"in lideri Semih Tufan Gülaltay'ın da adı karışmıştı.
Haziran 1997 – FETÖ lideri Fetullah Gülen’in Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Medeniyetler arası Diyalog Kongresi'nin sponsorluğunu Turgay Ciner’in sahibi olduğu Park Holding üstlendi
Ağustos 1997 – Ömer Lütfü Topal’ın ölümünün Park Holding’in satın aldığı HAVAŞ ile ilgili olduğu, Turgay Ciner’in HAVAŞ’ı alacak maddi kaynağı nereden bulduğuna dair soru işaretleri kamuoyunca tartışılırken Ciner’in arka planda gizli ortakları olabileceği konuşuluyordu.
Eylül 1997 – HAVAŞ’ın özelleştirilmesinden sorumlu Genel Müdür A.Kayıhan görevinden ayrılıp yüklü bir maaşla Park Holding’de işe başladı.
1997’de Turgay Ciner, charter seferleri düzenlemek ve kargo taşımacılığı yapmak için yeni bir şirket kurdu. HAVAŞ’ın sermayesini 5 milyar liraya yükseltti.
HAVAŞ’tan Park Holding 4.8 milyar liralık hisse alırken, kalan paylar Ciner, Ertin Akgüç, İbrahim Başol ve Kenan Tekdağ arasında paylaşıldı.
Aralık 1997’de Uyuşturucu madde ticareti ve kaçakçılık için havaalanlarında bir merkez, bir üs edinmek isteyen Ömer Lütfü Topal, özelleştirme kapsamındaki HAVAŞ’ın kalan hisselerinin devletin elinde kalan kısmının %53’lük hissesi için 100 milyon dolarla en yüksek fiyatı verdi.
Topal’ın bu fiyat teklifi dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından engellendi, Interpol’den Topal ile ilgili uyuşturucudan hüküm giydiğini ispatlayan belge temin edilerek, basına servis edildi.
Bahattin Yücel’in Ciner’i tanıdığı, Yücel’in Ciner ile Hüsamettin Özkan aracılığıyla tanıştığı, Yücel’in 2 milyon dolar civarındaki ticari sıkıntısının Mehmet Üstünkaya’nın da ricasıyla Ciner tarafından, Garanti Bankası’ndaki hesabından giderildiği öğrenilmişti.
Ciner’in Mensucat Santrali satın alarak yükseldiği, firmayı ihalede Drej Ali’nin diğer alıcıları saf dışı bırakmasıyla ucuza aldığı konuşulmaya başladı. Kilyos’ta arazileri de bulunan Ciner, Hopa Limanı ihalesinde de 30 yıllık işletme hakkını elde etti.
HAVAŞ’ın Yazeks’e geçişinden sonra, Türkiye-Türk Cumhuriyetleri arasındaki uçakların hizmetini yaptığı çok uçak kalktığı, uçakların yükünün fazla olduğu, yükün gümrüğe bildirilmediği basına yansımıştı.

Kamuoyunda uyuşturucu ticareti olduğuna dair bir kanı söz konusu idi.
Ciner'in Türkmenistan ve Özbekistan’da kurduğu farbrikalar ve pamuk ticaretiyle elde ettiği gelir büyüyordu.

Dünya uyuşturucu trafiğinin önemli bir noktası olan Tacikistan'la da büyük işler yapıyor olmalı ki, Tacikistan'ın Türkiye Fahri Konsolosu oldu.
HAVAŞ’ın satış ihalesine giren Ömer Lütfü Topal kendisine ait Marbela şirketiyle en yüksek teklifi 100 milyon dolar olarak vermişti.

İşte o sırada Interpol'ün Topal'ı aradığı bilgisi geldi. Topal ihaleden zorla el çektirildi ve ihale 36 milyon dolara Turgay Ciner'e kaldı.
Ciner’in şirketinin başında Murat Kutlu bulunuyordu. Murat Kutlu'nun babası ise Ahmet Kutlu idi. Ahmet Kutlu HAVAŞ'ta Genel Müdürdü. Interpol'ün Topal'ı aradığı bilgisi basına sızdırılınca 100 milyon dolar yerine 36 milyon dolara Turgay Ciner'e Havaş’ı satınaldı.
1996'da Turgay Ciner, Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba'yı düşürüp BJK Başkanı olmaya çalışıyordu.

Klassis Oteli'nin sahibi ve kumarhane işletmecisi Ahmet Hamoğulu ile yönetim kuruluna büyük bağış yaparak girmişti. Seba, ikisini de bağışlarını iade ederek kulüpten uzaklaştırdı.
Ciner daha sonra Seba’nın en yakın arkadaşı Oktay Çokyüksel'in listesinde Asbaşkan olmak için para saçmaya devam etti.

Mart 1998’de Ciner ve ortakları hakkında 'Teşekkül Halinde Kaçakçılık' yaptıkları gerekçesiyle 10 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı
1998’de Özelleştirme İdaresi Başkanlığı aracılığıyla Türk Hava Yolları'nın Havaalanları Yer Hizmetleri A.Ş'deki yüzde 40 oranındaki kamu hissesi 27 milyon 100 bin dolara Turgay Ciner'e satıldı.
Toplam bedelin 10 milyon 840 bin doları sözleşme imzalandığında, 8 milyon 130 bin doları sözleşme tarihinden başlayarak en geç bir yıl sonunda, kalan 8 milyon 130 bin doları da 2 yıl sonunda hesaplanacak faiziyle birlikte tahsil edilecekti.
Bu satışla beraber HAVAŞ’ın tamamı Ciner’in oldu.
Nokta Dergisi tarafından Mayıs 1998’de İstanbul-Maslak Princess Oteli'nde yapılan törende, İş Dünyasında: Halis Toprak, Politikada: Cumhur Ersümer ödül, Bülent Öztürkmen ve Turgay Ciner de Nokta Özel Ödülü aldı.
Temmuz 1998’de Petrol Ofisi, ihalede en yüksek fiyatı teklif eden Hayyam Garipoğlu yerine, İş Bankası, Bayındır, Park ve PÜİS'den teşekkül konsorsiyuma verildi. Ciner, Çayırhan Termik Santralı ve Orta Anadolu Linyit İşletmesi'ni de özelleştirme idaresinden Temmuz ayında devraldı.
Sadece iki ünitesi 550 milyon dolara mal olan santralin dört ünitesini ve yanındaki linyit işletmesiyle beraber 185 milyon dolara satın alan Ciner'in, o dönem hakkında 350 milyar liralık dava açılan İbrahim Günaydın'ı daha sonra Park Teknik'e genel müdür yapması ayrıca ilgi çekti
Ağustos 1998’de Türk Hava Yolları yeni iç hat şirketi kurmaya karar verdi. Turgay Ciner dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi’nin aracılığıyla THY’den bu şirketin %40’ını kendine, %20’sini SwissAir şirketine ve %40’ı THY’ye verilmek üzere ortak kurulmasını sağlıyor.
Ciner RJ100 tipi 3 uçağı sermayeye dahil ediyor. SwissAir üretimi durmuş SAAB marka uçakları taahhüt ediyor. THY ise 8 adet RJ100 tipi uçak ve THY satış rezervasyon sistemini yeni şirkete veriyor. Şirkette sermayenin %80’i THY’ye aitken hisselerin yalnızca %40’ı THY’ye kalıyor.
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ahmet Çörekçi Milli Güvenlik Kurulu'nun tarihi ‘28 Şubat kararları’nı aldığı toplantısında TSK’nın üst komuta kademesi içinde Hava Kuvvetleri Komutanı olarak yer alıyordu.
Orgeneral Ahmet Çörekçi, 1993-1995 arasında Genelkurmay 2. Başkanlığı yapmıştı. Emekli Orgeneral Çörekçi, Hava Kuvvetleri kökenliler arasında pek görülmeyen şekilde, 1992-1993 arasında ise bir yıl da MGK Genel Sekreterliği görevinde bulundu.
Refahyol Hükümetine en sert tepki gösteren askerlerden biri olarak bilinen Orgeneral Çörekçi, 30 Ağustos 1997 tarihinde Hava Kuvvetleri'ndeki görevinden emekli oldu ve İstanbul'a yerleşti.
Çörekçi, Ciner’in sahibi olduğu HAVAŞ’ın yönetim kurulu başkanı ve Park-Ekspress havayolu şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladı. Çörekçi, yeni görevinde ilk iş olarak Turgay Ciner'le birlikte Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü'nü ziyarete gitti.
Çörekçi, Ciner'e, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı ile yaptığı görüşmede de eşlik etti. Çörekçi kamuoyundan gelen tepkiler üzerine görevinden ayrıldı. Daha sonra ise Ulusal Strateji Dergisi'nde yazılar yazmaya başladı.
Eylül 1998’de devlet için stratejik öneme haiz Beypazarı trona maden yatakları işletmesi Turgay Ciner ile Kamuran Çörtük ortaklığına verildi. Kamu İşletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfı (KİGEM) maden yataklarının devrine karşı iptal davası açtı. Fakat davada sonuç alınamadı.
Aynı süreçte yani Eylül 1998’de THY’nin, iç hat uçuşlarında Ciner ve Swiss Air’in ortaklık sürecinin içerisinde Başbakan Mesut Yılmaz'ın kuzeni Mehmet Kutman'ın da olduğu ve Kutman'ın Swiss Air'in Türkiye'deki danışmanı olduğu ortaya çıktı.
Hava İş Sendikası tarafından Havaş özelleştirmesine karşı yapılan açıklamada "HAVAŞ özelleştirme adı altında yok pahasına Turgay Ciner'e adeta ikram edilmiş, Turgay Ciner de daha iki yıl dolmadan şirketin hisselerinin büyük bölümünü Swissair'e devretmiştir" denildi.
Eylül 1998’de Ciner “Artık THY ile ortak şirket kurmayı düşünmüyorum, kendi 5 uçaklık şirketim ile iç hat uçuşları yapacağım, ancak Swiss Air’in görüşmeleri devam ediyor, THY ile anlaşırlarsa Swissair ile aramızdaki anlaşma gereği bana da ortaklık teklif etmek zorundalar” demişti
Ekim 1998’de dönemin Meclis Başkanı Hikmet Çetin, Süleyman Seba ve Turgay Ciner'i bir araya getirerek barıştırdı. Aynı günlerde Turgay Ciner ve Dinç Bilgin yüzde 50 hisseyle ortaklıkla medya sektörüne girdi. Ciner ardından ATV'nin de yüzde 20 hissesini aldı.
Kasım 1998’de HAVAŞ'ın, Atatürk Havalimanı'ndaki kargo bekleme parkına, baskın yapıldı. Parkta bulunan birçok teknik ve tıbbi ürünün kaçak olduğu tespit edildi.
Yine Kasım 1998’de Hopa Limanı özelleştirme ihalesini alan Ciner bu ihale sırasında 'mafyacılık' suçlamalarına muhatap kalmış ve söz konusu ihaleyi değerinin çok altında aldığı iddiaları gündeme gelmişti.
Aynı dönem özelleştirilen Antalya’da bulunan Kemer Marina'yı da satın alan Ciner, böylelikle Türkiye'den yurtdışına havadan ve denizden giriş ve çıkış noktaları üzerinde hakimiyet kurmuştu.
Adı kaçakçılık, karapara aklama, uyuşturucu ticareti, naylon fatura, mafyacılık gibi işlere karışmış Turgay Ciner’in deniz ve hava yolunu gümrükleri egale ederek kullanabileceği bir alan oluşmuş oldu.
Kasım 1998’de harekete geçen Gümrük Kaçakçılık Bürosu ekipleri Kalamış'taki Cinerler Otomotiv Şirketi'ne baskın yaptılar. Burada yapılan incelemede 1990 yılından itibaren gelen ve satılan Mercedes otomobillerden çoğunun kaçak olduğu belirlendi
Araçların ülkeye kaçak sokulduğu tespit edilmesinden sonra, 5 yönetici gözaltına alındı. Aynı hafta, Park Holding'e bağlı CEYTAŞ’tan 192 milyar liralık iplik alan Büyük Tekstil'in sahibi Recep Akın, Ciner'in adamları tarafından darp edildi ve Turgay Ciner gözaltına alındı
Kasım 1998’de dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Global Menkul Değerler Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı kuzeni Mehmet Kutman ile Turgay Ciner'in organizasyonunu yaptıkları ve 2 milyon dolar tutan maliyetinin devlet tarafından karşılandığı Finans Fuarı’nın açılışını yaptı.
Aralık 1998’de Ciner, Tefeci Malki cinayetine adının karışmasına sebep olan fabrikası Ceytaş’ı kapattı. Fabrikada çalışan 500 işçi aileleriyle beraber birlikte E-5 Karayolu'nu bir süre ulaşıma kapattılar. Aynı günlerde Havaş’ı da satmaya karar verdi.
Ardından Ciner’in borsaya açık olan şirketi Ceytaş İstanbul Menkul Kıymetler Borsası tarafından izlemeye alındı. Ocak 1999’da yapılan açıklamayla öldürülen tefeci Nesim Malki'nin borç defterinde Turgay Ciner'in 23 milyon dolar kaydı olduğu ortaya çıktı.
Aynı günlerde Ciner'in şirketi Siska İnşaat sermaye artırımına gitti. Sermayesini 10 milyar liradan 40 kat arttırarak 400 milyara çıkaran şirket, artırımın tamamını nakit olarak yaptı.
Şubat 1999’da Ecevit Ciner'in üretimini durdurduğu Ceytaş fabrikasını ‘rica ederek’ yeniden çalıştırmaya başlattı
Aynı ay Turgay Ciner ve ağabeyi Tuncer Ciner ile altı şirket yetkilisi hakkında, Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı'nın suç duyurusuyla açılan kaçakçılık davası Beyoğlu ve Kadıköy ağır ceza mahkemelerinde görülen kaçakçılık davalarıyla birleştirildi.
Mart 1999’da Ecevit'in sağ kolu Hüsamettin Özkan'la arası iyi olan Turgay Ciner’in TSK’ya iç çamaşırı satmak için anlaştı. Askerlere don ve fanila üretecek olan Ciner sıkıntıdaki tekstil sektöründen, konfeksiyonculuğa geçiş yapmış oldu.
Aynı ay Ciner’in, Çamaşırcılar Kralı Cüneyt Ayral'dan satın aldığı Penyelüks’e 9 karşılıksız çekten dolayı 7 farklı ihtiyati haciz kararı verildi. 10 milyar lirayı aşan karşılıksız çeklerin bazılarında Ciner'in kapatmayı planladığı Park Tekstil'in ciroları da vardı.
1999’da Turgay Ciner’in babasının ismini verdiği Hopa Hüsnü Ciner İlköğretim Okulu'nu açılışını ANAP lideri Mesut Yılmaz ve Süleyman Demirel yaptı.
Demirel, açılışta yaptığı konuşmada, ‘‘Türkiye'nin Ciner gibi insanlara ihtiyacı var. Hizmet veren insanları gönülden alkışlıyorum’’ dedi.
Kasım 1999’da Taksim’de Gün Otomotiv Galerisi'nin de bulunduğu 5 katlı binayı satın almak için mülk sahibi Mehmet Güner'le anlaşan Turgay Ciner'in, satış işlemleri yapılmadan ve parayı ödemeden, kapıya kilit vurduğu, kiremitleri, pencereleri söktürdüğü ileri sürüldü.
Turgay Ciner ve adamları hakkında suç duyurusunda bulunan Güner, ‘‘Zor kullanarak binaya girdiler ve tadilat yaptılar. Sonra da kapılara zincir ve kilit vurdular’’ dedi.
Aralık 1999’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel eğitim hizmetlerine katkıda bulunduğu için Turgay Ciner’e ‘‘Üstün Hizmet Madalyası’’ verdi.

Devlet Üstün Hizmet Madalyası, kanuna göre ilgili bakanın teklifi, Bakanlar Kurulu onayı ve Cumhurbaşkanı'nın tevcihi ile veriliyordu.
Turgay Ciner, 1998’de ilk hisselerini aldığı Sabah Gazetesi’den Ekim 2000’de yeniden hisse alarak %61 ile çoğunluk hisselerine sahip olup medya patronu oldu. Yaptığı ilk açıklamada Türkiye’de spekülasyon değil manipülasyon zararlıdır dedi.
Yine o günlerde Etibank’ın TMSF’ye devredilmesi üzerine Dinç Bilgin’in bu devirden haberdar olup Sabah’taki hisselerini sattığı iddialarını gündeme getirdi. İddialara göre Dinç Bilgin Etibank’ı 155 milyon dolar zarara uğrattı.
Devamında Dinç Bilgin’e ait olan Sümerbank ve Ceylan Grubuna ait Bank Kapital Bank Yasası’nın 14. Maddesinin 3. ve 4. maddeleri gereğince, 27 Ekim 2000’de Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildi.
Sabah gazetesinin ve Sabah Pazarlamanın İMKB’de işleme açık olan hisse değerleri satış sonrası olağandışı bir artışla iki katına ulaştı. Ertesi hafta yine olağandışı bir düşüşle eski haline döndü. Bu hisseler iki haftada toplam 23 Trilyon liralık işlem gördü.
SPK ve İMKB, Ciner’in borsada spekülasyon yaptığı gerekçesiyle incelemeye aldı. Kasım 2000’de Sabah ve Yeni Binyıl gazeteleri ile ATV'deki hisselerinin tamamını Çukurova Holding’in sahibi Mehmet Emin Karamehmet, Murat Vargı ve Turgay Ciner ortaklığıyla kurulan MTM şirketine sattı
Ciner, 28 Şubat sürecinden sonra da farklı bir tutum sergilemedi. Ciner, askeri vesayete hizmet etmeye, cuntacılarla, darbecilerle medyada da iş tutmaya devam etti.
Bu olaylardan sonra Ege'de Yeni Asır ile başlayan, 1985 yılında da İstanbul'da Sabah Gazetesi'ni kurarak büyüyen Bilgin Ailesi’nin 105 yıllık medya patronluğu sonlanmış oldu. Bankalarına da el konulan Bilgin’lerin ticarette bir iddiaları kalmamış oldu.
Şubat 2001’de Eti Maden İşletmeleri’nin iştiraki Bor İşletmelerinin %70’ine Ciner talip oldu. 750 Milyar dolarlık Türkiye’nin tüm bor rezervi Ciner’e yine yok pahasına verilecekti.

Maden işçilerinin direnişi ve baskısı sonucu özelleştirme askıya alındı.
Mart 2001’de “Beyaz Enerji Operasyonu” dahilinde Ciner’in sahibi olduğu Park Holding’e jandarma baskın yaptı. DGM operasyonunda çok sayıda doküman Ankara’ya gönderildi.

Ankara DGM Savcısı, soruşturma doğrultusunda Ciner'in ortağı Erhan Aygün'ün tutuklanmasını talep etti
Ocak 2002’de SPK, Park Holding'in sahibi Ciner'e 2000 yılında borsada yaptığı işlemler nedeniyle 31.2 milyar ceza verdi. Mart 2002’de Korkmaz Yiğit'ten devlete geçen Üsküdar Paşalimanı'ndaki tarihi tütün deposu, 16 trilyon liraya Park Holding'in sahibi Turgay Ciner'e satıldı.
Eylül 2002’de Türk-Amerikan İşadamları Derneği Ritz Carlton Oteli'nde düzenlenen gecede Ciner’e, Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunan ve 2 yılda bir işadamlarına verilen 'Başarı Ödülü'nü verdiler.
Eylül 2002’de Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk, gazetenin mali yönetimini yürüten Yeni Gün Holding'in yüzde 20'sinin, 2 milyon dolara Turgay Ciner'e satıldığını açıkladı. Ciner böylelikle Yeni Gün Holding'in 250 ortağından birisi oldu.
İlhan Selçuk’a Turgay Ciner'in adının Susurluk Raporu'nda geçtiği hatırlatıldığında ise şöyle konuştu: "Kendisi ile ilgili araştırma yaptık. Hakkında açılan dava yok. İlkelerimizi de kabul etti. Bu nedenle katkıda bulunma isteğine olumlu yanıt verdik." dedi.
MİT tarafından hazırlanan Susurluk kazası ile ortaya çıkan 6 Haziran 1997 tarihli bilgi notunda, İş Bankası’nın kaynaklarının ve imkanlarının emekli orgeneral Çevik Bir’in yakın dostu olarak tanınan Genel Müdür Ünal Korukçu tarafından Turgay Ciner’e sunulduğu belirtildi.
Özbekistan’da yaşadığı ticari sıkıntıları da dönemin hükümet yetkilileri aracılığıyla çözen Ciner’in DYP’liler ile yakın ilişki içinde olduğu, özelleştirmelerle zengin olan Ciner’in ilişkilerini kullanarak pek çok ihaleyi alamayacakken aldığı ortada.
Ciner, istediğini alamayınca hükümete yönelik saldırılarını arttırmaya devam ediyor. Örtülü muhalefet ile kitleleri yönlendirme çalışmalarına içinde bulunduğumuz süreçte hız vermiş durumda.
Gazete ve televizyonlarında AK Parti ve Erdoğan karşıtı propaganda yaptıran Ciner, 24 Haziran seçimlerinde Erdoğan’ın kazanamaması ihtimalinde kaos çıkacağını bildiğinden seçim öncesi nakit varlıklarını özel uçağıyla İngiltere’ye kaçırmıştı.
Turgay Ciner’in sahibi olduğu HaberTürk Gazetesinin 2012'de yaşanan MİT krizindeki tavrı.

8 / 9 / 11 Şubat 2012 HaberTürk Gazetesi Manşetleri
Ciner’in sahibi olduğu HaberTürk Gazetesi’nin Gezi kalkışmasındaki tavrı!

2 / 5 / 9 Haziran 2013 Habertürk Gazetesi Manşetleri
Ciner’in sahibi olduğu HaberTürk Gazetesi’nin Gezi kalkışması sırasında Abdullah Gül haberleri!
HaberTürk, gezi kalkışması sürecinde, 15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ'den tutuklanan Hüseyin Avni Mutlu'yu manşetten böyle verdi.

10 Haziran 2013
Ciner’in sahibi olduğu HaberTürk;

-Direnişe devam
-Gezi'ye operasyon
Ciner’in sahibi olduğu HaberTürk’ün Gezi olayları ile ilgili karikatürleri
Gezi destekçisi Gonca Vuslateri, Ciner Grubu’na ait Show TV’de yayınlanan "Tehlikeli Karım" dizisinde başrolde oynamıştı.
Fatih Altaylı T24′e verdiği röportajda, Gezi Parkı eylemleri sırasında Habertürk ekranlarında dönemin Başbakanı Erdoğan ile yaptığı program hakkında konuştu ve manipülasyon yaptı. Altaylı;
Erdoğan programda nefret doluydu, sinirlenip Taksim’e operasyon emri vermesinden çekindim”
Fatih Altaylı’nın 25 Mart 2014 tarihli haberturk.com’daki yazısı!
Habertürk Gazetesinin 17-25 Aralık darbe girişimindeki tavrı.

18 / 19 / 20 / 21 Aralık 2013 Habertürk Gazetesi Manşetleri

Darbe girişimini "rüşvet operasyonu" olarak görüyorlar...
15 Temmuz 2016 gecesi Habertürk TV ekranı!
- Habertürk'ün eski Yayın Koordinatörü Oğuz Usluer ve Genel Koordinatörü Abdullah Kılıç, FETÖ'nün medya yapılanması davasında tutuklandı.

- Habertürk eski Yayın Koordinatörü Oğuz Usluer ve Genel Koordinatörü Abdullah Kılıç, FETÖ'nün medya yapılanması davasında tutuklandı.
Ciner’in sahibi olduğu HaberTürk Gazetesi, sözde adalet yürüyüşü yapan Kemal Kılıçdaroğlu'na destek verdi!
Habertürk, PKK'lı trollerin sosyal medyada yaydığı yalanları haberleştirdi!
Ciner’in sahibi olduğu Habertürk ve Business HT'den İsrail’e tam destek!
HaberTürk’ten ekonomi üzerinden iktidar aleyhine algı çalışması!
HaberTürk’ün, PKK'nın siyasi uzantısı HDP haberleri ve PKK destekçisi "Ayşe Öğretmen" karikatürü!
Habertürk, 24 Haziran seçimleri sürecinde Saadet Partisini parlatmak için haberler yaptı ve sıkça Abdullah Gül vurgusu yaptı.
Ciner’in sahibi olduğu Habertürk, Abdullah Gül'ün 24 Haziran seçimlerinde aday olması için yoğun mesai harcadı.
Habertürk’ten, Erdoğan’ın Abdullah Gül’ü ikna etmesi için İbrahim Kalın ve Hulusi Akar’ı gönderdiği iddiası ve manipülasyonu!
Habertürk, 24 Haziran seçimleri sürecinde kamuoyunda parlatmak anacıyla İP ve Meral Akşener'e sıkça yer ayırdı.
Habertürk, Tekirdağ'daki tren kazası için “Hat 3,5 yıldır kapalıydı, seçim için Mayıs ayında acele şekilde hat açıldı.” şeklinde yalan haber yaptı.
Turgay Ciner’in “şiddeti” ekonomik işlerinde hep araç olarak kullandığı hep iddia edildi.

Süreçte sadece şiddetin şekli değiştiği, mafya şiddetinden medya şiddetine geçişin yaşandığı basın camiiasında hep konuşuldu.
Hükümetlerle ilişkisini de medya üzerinden dizayn etti.
Ciner, medyayı bazen eski hesapları görmek için kullandı bazen ihalelerdeki rakiplerini diskalifiye etmek için çekinmeden namluya sürdü bazen de hükümetlere iş yaptırmak için şantaj aracı yaptı.
En az yer yer daha çirkin şekilde medya silahıyla hedeflerine saldırdı.
Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh.

Enjoying this thread?

Keep Current with medya adamı

Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

Twitter may remove this content at anytime, convert it as a PDF, save and print for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video

1) Follow Thread Reader App on Twitter so you can easily mention us!

2) Go to a Twitter thread (series of Tweets by the same owner) and mention us with a keyword "unroll" @threadreaderapp unroll

You can practice here first or read more on our help page!

Follow Us on Twitter!

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just three indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3.00/month or $30.00/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!