Apple, Amazon, Microsoft, Google/Alphabet ve Facebook'un toplam piyasa değerinin S&P500'ü oluşturan diğer 495 şirketin toplam piyasa değerini geçmesi konusunu biraz daha irdeleyelim:

İki soru:

1. Bu şirketlerin değeri balon mu?
2. Bu şirketleri bu kadar değerli yapan nedir?
Modern tarih aynı zamanda bir balonlar tarihi; 17. yüzyıl Hollanda lale piyasasından günümüze, sayısız piyasa balonlaştı, bu balonların hepsi patladı, ancak balonlaşma dinamiği (henüz) sona ermedi. Dolayısıyla bu beş şirketin toplam piyasa değeri (çoktan) balonlaşmış olabilir.
Ancak bu beş şirketi ve bazı yeni ekonomi/teknoloji şirketlerini genel yatırım histerisinin dışında "değerli" kılan bir dinamiğin işlediğini düşünüyorum. Başka bir deyişle, sıradan bir köpükleşmeyle değil, çok daha kalıcı ve tehlikeli bir dinamikle karşı karşıyayız.
2020 yılının Temmuz ayında aylık aktif (veya reklam yapılabilir) kullanıcı sayılarına göre sosyal medya platformlarının durumu şu:

Facebook: 2.6 milyar
Youtube: 2 milyar
Whatsapp: 2 milyar
Instagram: 1.082 milyar
TikTok: 800 milyon
Snapchat: 397 milyon
Twitter: 326 milyon
Dünyada Sosyal medya kullanıcılarının durumu ise şöyle:

* Aktif sosyal medya kullanıcı sayısı: 3,96 milyar (dünya nüfusunun %51'i)

* Sosyal medya kullanıcılarının yıllık artış oranı : +%10,5

* Sosyal medyaya mobil telefonla ulaşım: 3.91 milyar (toplam kullanıcıların %99'u)
Yukarıdaki istatistiklere göre sosyal medya, bebekler, dünyanın aşırı geri kalmış ve dünyaya kapalı coğrafyası hariç tutulursa, yeryüzünde yaşayan insanların tamamına yakınına ulaşmış durumda; ulaşamadıklarına da en geç on sene içinde ulaşacak gibi görünüyor.
Bundan sadece çeyrek asır önce kablolu internet vasıtasıyla, çok düşük hızlı adsl'le ulaşıldığını düşünürsek, 25 sene içinde olağanüstü bir değişim yaşandığını kolayca görebiliriz. Artık sadece yazılı metinler değil, sesler, yüksek çözünürlüklü resim ve videolar hızla yayılıyor.
İnternet ve sosyal medya bu yayılımı esnasında her şeyi yıkıp geçiyor: Radyo/TV yayıncılığı, gazetecilik, kitap/dergi basım/yayımı ve 25 sene içinde ıskartaya çıkan bu araçların dahi ulaşamadığı geleneksel sözlü iletişim kanalları. Artık hayatımıza internet hükmediyor.
İnternet ve sosyal medya hayatımıza hükmederken sadece bilgi ağları oluşturmuyor, aynı zamanda yapay zeka uygulamaları ile ürün pazarlamasının ötesinde, bu ürünleri satın alacak, bu ürünlere bağımlı hale gelecek devasa bir kitle yaratıyor: Bu kitle yeryüzündeki herkesten oluşuyor
Yani, önceki dönemlerden farklı olarak müşteri taleplerine hitap edilmiyor, müşteri talepleri ajite de edilmiyor, doğrudan bir müşteri kitlesi yaratılıyor. Bu müşteri kitlesine sadece ürün de pazarlanmıyor, aynı zamanda inanç, düşünce ve kanaatleriyle yeni bir kitle oluşturuluyor
Sosyal medyada "özgürce" dolaştığını, istediğini seçtiğini, istemediğini banladığını ve fikirlerini/kanaatlerini özgürce oluşturduğunu zanneden devasa (ve amorf) kitle, yeryüzünde tekelleşmiş "başta beş büyük" olmak üzere az sayıda şirket tarafından kolayca manipüle ediliyor.
Yapay zeka, benim şu anda yazmakta olduğum akış da dahil olmak üzere, pek çok sosyal medya ürününü, önünüze sizin iradeniz dışında koyuyor. Bana benzer kullanıcıları takip ettiğiniz, buna benzer akışları okuduğunuz, benim profilimi sorguladığınız için, beni size "tavsiye ediyor"
Arada benim tüketici profilime uygun ürünleri de size sunuyor. Aklınıza gelmeyecek ürünlerin/fikirlerin "tüketicisi" haline getiriyor. Böylece hepimiz kendi küçük cemaatlerimiz içinde birbirine benzer, aynı ürünleri tüketen, benzer şeyler tüketen kocaman bir kütleye dönüşüyoruz.
Like'lar, RT'ler, açıp baktığınız profiller, tıkladığınız linkler, büyüterek incelediğiniz resimler, takip ve takipçi listeniz sayesinde, Yapay Zeka için kolayca kategorize edilebilen tüketicilersiniz. Adına Big Data deniyor. Eskiden bu bilgiler için ajanslara servet ödeniyordu.
Youtube'da izlediğiniz videolarla beğenileriniz, google konum hizmeti sayesinde gezdiğiniz yerler, sağlık uygulamaları sayesinde günde kaç saat yürüdüğünüz, vücudunuzu hareket ettirip ettirmediğiniz, online satın almalarınız sayesinde zevkleriniz, tüketim alışkanlıklarınız, ...
Epeydir siyasi kanaatlerin "kemikleştiği" söyleniyor. Neden? Cevabı çok basit; herkes kendine benzer insanlardan oluşan cemaatlere hapsoldu. Artık siyasi görüş değiştirmek çok zor. Çünkü beğenmediğinizi ya takibi bırakıyorsunuz, ya da banlıyorsunuz, duymak bile istemiyorsunuz.
Apple herkesin eline bir akıllı telefon verdi. Google, Facebook sizi adım adım izliyor. Amazon istediğiniz (?) her şeyi kapınıza teslim ediyor. Microsoft gerekli yazılımı sağlıyor. Elbette dünya bunlardan ibaret değil, ama patronlar bunlar, küçükler bunlara göre hizalanıyor.
Bu devasa pazarlama ağında hepimiz birer gönüllü ajanız. Sosyal medyada paylaşımı çok like alan, aynı şeyleri paylaşmaya devam ediyor (herkes beğenilmeyi ister, değil mi?), önümüze pat diye düşen bir "habere" hemen sürüler halinde tepki veriyoruz (önüme niye bu düştü ki?)
İşte yeryüzünde 25 senede yaratılan böyle bir insan sürüsü var. Özgür irade hoş bir liberal fantezi. Bilinç altı sosyal medyada sürekli bombardıman halinde tutulan, afyon bağımlısı gibi internet bağımlısı haline gelmiş, ekranını sürekli refresh ederek "gündem" kovalayan bir sürü.
Apple, Amazon, Google/Alphabet, Microsoft, Facebook ve bu muhteşem beşli etrafında hizalanan tüm diğerleri, 25 senede yepyeni bir insan kütlesi yarattılar. Yarattıkları dünyanın kalıpları virüs gibi yayılıyor. 10 sene içinde virüsten muaf insan kalmayacak yeryüzünde.
25 senede bir ürün ya da pazarlama tekniği değil, yeryüzünü dolduran milyarlarca insandan oluşan bir kütle yarattılar. Elinde telefon, gözü sosyal medyada, algıları dış dünyaya kapalı, kolayca manipüle edilebilen kocaman bir kütle. Kapitalizmin en büyük başarısı bu olsa gerek.<

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Tuncer Şengöz

Tuncer Şengöz Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @TuncerSengoz

18 Aug
Madem nerde o eski tivitler'e konu olduk (bunlar genellikle çok iyi trend sonu göstergeleridir), birkaç grafikle uzun vadede nerelerdeyiz ona bakalım.
USDTL, Mevsimlik grafiği:
i) 1990'lardaki trend açısıyla, 2008 sonrası trend açısı: İlkinde çok dik açıyla ve hemen hemen kesintisiz yükselirken, ikincisinde daha yatay bir açıda ve kesintilerle ilerliyor. İlki çok yüksek enflasyon, ikinci dalgalı kur ve düşük enflasyon dönemi.
ii) 2002-2008 yatay dönemine girerken, mevsimlik RSI hızla azalıyor, önce tepede bir negatif uyumsuzluk veriyor, ardından hızla 50'ye geriliyor. Yükseliş öncesinde RSI göstergesinde tOBO, boyun kırıldıktan sonra trend başlıyor. Mevsimlikte RSI OBO yapıyor olabilir.
Read 16 tweets
14 Aug
Altın, dolar, gümüş, hisse senetleri, politika, pandemi, göçmenler, göçemeyenler, belediyeler... Hararetli gündeme karşıt fikirlerle biraz daha limon sıkalım:
1. TR'de altın bazında asgari ücret argümanının demagoji olduğunu dün yazmıştım. 2002-2020 arasında ons altın 6 kat arttı. Dünyanın hiçbir ülkesinde ücretler bu oranda artmadığı gibi, altın bazında ücret hesaplamasının bir geçerliliği yoktur. Peki $ bazında asgari ücret ne oldu?
Brüt asgari ücret 2002 yılında 150$ civarındaydı. 2007 yılında 400$, 2011'de 500$'a yükseldi. 2011-2018 arasında 500$ civarında yatay seyrettikten sonra 2020 Ağustos itibarıyla 400$'a geriledi. Özetle, 2002-2018 arasında asgari ücret $ bazında 3 kata yakın arttı.
Read 21 tweets
7 Aug
Hani hep deniyor ya, Türkiye eskiden de pek matah bir ülke değildi, katılmıyorum; Türkiye eskiden matah bir ülkeydi. Sorunları yok muydu? Tabi ki vardı. Hangi ülkenin sorunları yok ki? Bugünlerde kafamdan atamadığım ve beni çok rahatsız eden bir düşünce var, paylaşayım>
ODTÜ (adı üzerinde Orta Doğu) bu bölgedeki ülkelerden öğrenci kabul eden üniversitelerden biri. 1980/90'larda, yurtlarda, sınıflarda Orta doğu ülkelerinden gelen bir sürü arkadaşımız vardı: İran, Irak, Nijerya, Pakistan, Malezya, Sudan. Genellikle bu ülkelerin en parlak çocukları
O yıllarda da bu ülkelerin hepsi sorunluydu. İran'da devrim olmuş, Irak'la savaş halinde. Pakistan'da askeri darbe olmuş. Sudan zaten hep sorunlu bir ülke. Pakistanlılar çok genç yaşta gelirdi, 15-16 gibi. Çok akıllı ve çalışkan çocuklar, genellikle bölüm birincileri olurdu.
Read 14 tweets
2 Aug
Biraz USDTL konuşalım mı? Çayınızı kahvenizi hazırlayın. Uzunca bir akışla neler olup bittiğini gözden geçirelim.
USDTL ve genel anlamda görünümü iki aşamada değerlendireceğim: 1) Teknik analiz 2) Olan bitene benim bakışım. İlk bölümde kaçınılmaz olarak teknik terminoloji kullanacağım. Teknik terminolojiye alışkın olmayanlara, bu bölümde kullanılan teknikleri araştırmalarını tavsiye ederim
Üzerine konuşacağım ilk grafik bu... Önce bu grafiğin hikayesine bakalım. Bu grafikte kutu içine aldığım bölgenin sınırlarını 2018 Ağustosundaki uzun bir aylık çubuk belirliyor. Çubuğun en düşüğü 4.90, en yükseği 7.24. Daha sonraki 23 ay, bu çubuğun sınırladığı alanda geçiyor.
Read 36 tweets
14 Jul
Adalet Ağaoğlu şüphesiz ki, Türk edebiyatında bir satırbaşı idi. Edebiyat yorumcusu olmadığım için, romanlarını bir uzman gözüyle değerlendirecek yetkinliğe sahip değilim, ancak iyi bir okur olduğumu düşünüyorum. Fikirlerimi bu bağlamda ifade edeceğim>
Daha önceki bir akışta yazmıştım; Türk edebiyatında ve Türk sinemasında Anadolu beyaz yakalı orta sınıfının çok yüzeysel bir şekilde ve genellikle çoğu hatalı ve yanıltıcı klişelere bağlı olarak ele alındığını düşünüyorum. Bu anlamda popüler kültürün en büyük eksiğidir.
Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi aydınlarınınAnadolu insanını hiç tanımadığı söylenir; doğrudur. Aynı şekilde Cumhuriyet dönemi aydınları da Anadolu halkını tanımazlar. Çoğu İstanbul ve Ankara kökenlidir; Cumhuriyet sonrası doğan yeni sınıflar hakkında bilgileri çok yüzeyseldir.
Read 14 tweets
12 Jul
Biraz da tarih felsefesi üzerine konuşalım. Kişilerin, fikirlerin, teknolojinin tarihin akışı üzerindeki etkisi nedir? Neden midirler, yoksa sonuç mu? Doğrudan ve birincil bir etkide mi bulunurlar, yoksa başka gelişim dinamiklerinin sonucu olarak mı ortaya çıkarlar?
Altyapı-üstyapı ilişkileri, Marxist toplum kuramının en önemli unsurlarından biridir. Bu kurama göre altyapıyı üretim ilişkileri ve üretici güçler arasındaki sınıf ilişkileri oluşturur. Fikirler, değerler, ahlaki normlar, tarihi figürler, teknoloji, vs üstyapıyı oluşturur.
Altyapı mı üstyapıyı belirler, yoksa üstyapı mı altyapıyı? 1960/70'lerin entelektüel dünyasında uzun uzadıya tartışılmış bir konuydu. Diyalektik materyalizme göre altyapının neden, üstyapının ise sonuç olduğu görüşü ağırlıktaydı, tersini savunanların idealist olduğu söyleniyordu.
Read 21 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!