Boğaziçili bir genç vardı. Dubai'den çağrı almış orada kurmuş hayatını. Hani diyorlar ya Boğaziçili yurtdışına gidiyor diye. Adam şunu yazmış "ya hocam iş arayıp üç sene call centerda bile çalışıp istiklâl caddesinde takılarak hayatımdan bin gün ziyan ettim. Ne duracaktım ki?"
Bir yığın "hatırlı kişiye Cv" veriyor. A.D hocanın danışmanına gönderiyor (o dönemler o başbakan) ve hiçbirine bir cevap almıyor. Bitirdiği bölüm, İngilizce dil belgeleri ve onca özelliği ve yazılarına rağmen hiçbir yerden tek bir arama gelmiyor. En son İSTOÇ'ta iş buluyor bu.
⬇️
İş bulduğu yerde sözde ithalat ve ihracata bakacak çünkü dil bilgisi ile tek bulabildiği iş bu. Uluslararası ilişkiler mezunu olup ülke dışına tabak çanak satma derdindesin. Zamanla buna mal geldiğinde abi iki el atsana kutuları taşımaya feci dolu ortalık diyorlar. Ok diyor.
⬇️
Yemekte liseden terk adam bana "ya abi niye okudun ki?" Bu İngilizceyle gitsene Amerika'ya? Ne duruyon? diye akıl veriyor diyor çocuk. Anlattıkları çok farklı şeyler. 2 ay alacağını alamamış mesela 3. ay patronu demiş işler kesat sen şunu bir al sonrası satışlar açılınca.
⬇️
İkinci dili Almanca olan delikanlı Almanca yazışmalara da bakıyor. Bir süre sonra şirket İstoç'tan karşı tarafta saçma sapan bir yere taşınıyor. Diyor ki 2 otobüs + minibüsle gidemiyordum. Motorsiklet buldum iyi kötü onunla gidiyorum. Kışın üşüye üşüye boğazı geçiyorum her gün
⬇️
Arada annesi ölüyor, onun mezarını alacak, yaptıracak parası yok. Borç, sonra iki kardeşine de bu bakıyor. Baba zaten yok. Hayatın yükü omzunda derken bulunduğu şirket senenin sonunu getiremeden gümlüyor. Bizimkisi bir kargo şirketinde iş buluyor. Kapılara zarf, paket işi.
⬇️
Hiç mi alakalı iş bulamadın? Diyorum. İşi işte arıyorum ama yok. Başvurduğum pozisyonlardaki kişiler de işlerini kaybetmemek için 2 sene üst üste zamsız çalışan tipler. Devleti geç, belediyelerde bile kapı üstüne kapılar kapandı yüzüme hocam o psikolojiyi açıklayamam diyor.
⬇️
Sevdiği kızla da doğal olarak sorunlar yaşıyor. Evlenmek istese teklif edecek, evlenecek güç yok. O sıralar da Fatih'teki ailenin intiharını duyuyor düşünüyor intiharı da... "Din duygusu tuttu beni başka bir şey değil. Belki güzel günler görürüm diye sabrettim dayandım işte"
⬇️
Sevdiği kız bunu 1 sene bekleyip en son bir yerden davet alıyor ve kız Johannesburg'a bir uluslararası şirkete çalışmaya gidiyor. Delikanlının o an aklı başına geliyor. Kız buna "neden duruyorsun? Sen de git" demesini tutuyor aklında ara sıra. Sonrası da üzücü.
⬇️
İşten çıkarılıyor. Boğazda bir yerde restoranda iş buluyor. 25 yaşlarında ve birilerinin yakını olan bir çocuk, maaşım kadar bir parayı orada yemekte bırakıp bana 5 lira verip kalktığında artık durmayacağım dedim diyor. Çocuğun kim olduğunu da söylemiyorum. Gerek de yok.
⬇️
Kitap çevirisiyle geçindiriyorum evi diyor. Çeviri dediği de bazı ithal ürünlerin kitapçığı... 3 ay boyunca aradığı işlerden birisinin görüşmesinde Maslak'ta bir yönetici buna bizim iş ortağının Dubai ve Maskat'ta aradığı adamsın aslında. Önerelim bir görüş diyor. Gidiyor da
⬇️
Gittiği haftalarda kalacağı yer, maaşı ve sigorta işlemleri ayarlanıyor ve "kendimi ilk kez bayrağımın olmadığı bir ülkede insan gibi hissetmek koydu" diyerek özetliyor durumu. Üniversitesini bitirdikten seneler sonra girdiği işte başarılı da oluyor. Söylediği bir şey de şudur
⬇️
"Abi hala Türküm, Türkiye'nin dışındayım ama ülke benim içimde. Hatıralarımda ve anılarımda. Ama biri çıkıp Boğaziçililer krema tabaka ve ülkeden gidiyor dediğinde benim gibilerin hayat hikayesini de bilseler keşke..." Daha döner misin? dedim. İnşallah ama şimdi değil diyor.
⬇️
Faturalar, kardeşlerinin harçlığı ve mutfak, maaşı tamamen bitiriyormuş. Ayda 3-4 çeviri işi alsa ancak 2 bin lira bir artı para getiriyor ve uyku haram oluyormuş. Zaten vakit yolda ve çeviride geçiyor adamın. Derece ile ilk bine gir, hayatta en sonuncu giden ol. Zor bu işler.
⬇️
Dini diyaneti de boşlamış tabi zaman içinde. Dualar derde derman olmuyor, çevredeki tüm dindarlar leş, insanlar istismarcı, ülkede din sadece siyasetin sosu iken ne dini hocam? Kalmadı din... zaten uzaktım olan bağlantı da kopmuştu... diyor arada. Ben çocuğa hep sorarım çünkü.
⬇️
Bununla hep ilgilendim. Nasılsın? Allahla aran nasıl? gibi. Çünkü benim yaşadığım dönemin benzerini yaşayanlar boşlukta kalmasın isterim.Ama görüyorum ki boşluk da nimet. Uzay boşluğunda düşme yoktur. Boşluktasındır. Ama dünyadaki boşlukta yer çekimi vardır. En çukura düşersin
⬇️
Şimdilerde gençlik neden gidiyor? Cümlesi yerine

"Nİye kalsınlar ki?" cümlelerini duyuyoruz. Bana bile söylüyorlar. "Kalıyorsan demek ki yetersizsin... maaşa talim ediyorsun... iyi olsan, çoktan giderdin."

Hayır. Bıraktığım boşluğa bir intihalci oturmasın diye kalıyorum ben!
⬇️
Boğaziçili öğrenciler üzerinden bir siyasi söylemde bulunmayı sevmiyorum. Ben liyakati severim. Boğaziçi'ye, Mim Kemal Öke gibi birini rektör getirse idi İktidar hiçbir şekilde lince uğramayacaktı. Nesi vardı Mim Kemal hocanın? Kim öneriyor size bu isimleri?
Şaşırmıyorum artık
⬇️
Sistem sorgulamayan, yanlışa yanlış demeyen kişileri istiyor bu açık. Ben diyeceğim, benim gibi düşünenler de desin. En fazla kovuluruz ama kavuşacağımız bir karış toprakta verecek hesabımız hazırdır. Bu ülkede liyakatli kişileri bulmak zor değil yeter ki ahbap çavuş bitsin.
⬇️
Ülkeyi idare edilemez bir noktaya getiren anlayış, birilerine yakın olup, ona en kifayetsiz herifleri öneren anlayıştır. Üniversitelerini liste sonu yapan adamları 2. kez atayan, akademisyenleri ile uğraşan kişilerle bu ülkeyi değil halkı da bitiririz.Arap eline muhtaç olurlar
⬇️
Ülkenin dindarım diyenleri yurtdışında maceralar yaparken görüyorum. Striptiz kulübündeki kimi yetkilileri görüyorum. Bu kansızların her biri muhafazakar CV ile işi kimbilir hangi layık eden kişilerin elinden çalmış oturuyorlar. İsteyen devlet yetkilisine de söylerim bunları
⬇️
Demem o ki ağzı iki dini jargon yapan adam değildir dindar. Dini üzerinde gösteren değil, taşıyan, özel hayatında doğru düzgün yaşayan kişilerdir. Dindar izlenimi verenlerin gerçekte ne olduğunu bilecek de değilsiniz. Onu Allah biliyor. Siz, emaneti ehline verin yeter. Budur.
⬇️
Bu ülkeden ümidim var mı?
Dumanı tüten evde, nefes alan insanda, kapağı açılan kitapta ümit vardır. Soran insanların değil, sorgulayan insanların ülkesinde ümit vardır. Bu ülkede de ümit var ve konuşanla uğraşma devri bitmelidir. Konuşan size geminin çürümüşlüğünü gösterir.
⬇️
Geminin bordası hasarlı, içeride fareler tahtaları kemiriyor, erzak odası boş, forsalar oturmuş sigara içiyor, kürekler boşta, yelkenler yırtık pırtık, ana direği düştü düşecek, bayrağa bakıp bayrak inmez nidaları edenler var bir diğeri de diyor ki bi dk. arkadaş gemi çürük ya
⬇️
Gemi çürük diyenleri gemiden attığınızda herkes hep bir ağızdan gemi sağlam marşı söyleye söyleye gemi bir müddet daha gider ama sonra o gemide kaptan da suyla tanışır. Madem hepimiz aynı gemideyiz, rica ediyorum liyakati üstte tutun. Sadakat hikaye. Ülkeler sadakatle gitmez.
⬇️
Sadakatle gitse Kaddafi'nin Libya'sı Kaddafi'ye, Saddam'ın Irak'ı Saddam'a, Ben Ali'nin Tunus'u, Ben Ali'ye kalırdı. Sadakat eğer ülkeye sadakat ise liyakati baz alacaksınız. Kişiye sadakatte matah olsa, Musa, Firavun'a hizmete devam ederdi. Söyleyeceklerim bunlardır.
Selametle.
Not: kötü komşu insanı ev sahibi eder derler. Delikanlının çalıştığı şirket Maskat, evi ve işi de Dubai'de ve ikisinde de kalacağı mekânı ikameti var ve belki yüz kez mail attığı A.D bugün siyaset yapıyor ama onun ekibinin de zamanında adamdan sayıp yüzüne bakmadığı bir gençtir.

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Jxlhš ☪️ Dr.Yüksel Hoš🇹🇷

Jxlhš ☪️ Dr.Yüksel Hoš🇹🇷 Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @jxlhs

10 Jan
İstanbul Belediye Başkanı adayı da olmuş ve kendisi değil biz kaybetmiştik. Prof.Dr.Ahmet Vefik Alp vefat etti. Hayatı mimari alanda ödüllerle dolu olan bir büyük insan daha gitti. Lionsçu dediler,Fransız eğitimli diye sildiler. Sonuçta birileri paraya, bizler de BETONA gömüldük! ImageImageImage
Soldaki bugün vefat eden Ahmet Vefik Alp'in Taksim için çizdiği cami projesi idi. O bunları para için yapmıyordu. Çok sevdiği şehrine sembol eserler olsun diye yapıyordu. Sağdaki ise buram buram Pyongyang kokan, Kuzey Kore aromalı beton kokulu Taksim Camii. Sana bu layık Türkiyem ImageImage
"Estetk görkemden korkar" şiarı uyarınca bir caminin görkem yerine estetiğe sahip olmasına inanırdı. Dinimiz güzeldir ve camiler de mücevher gibi olmalıdır diyordu bir programda. Bunu anlatamadı, birilerinin dar mantığını yenemedi. Türkiye'nin daha asla böyle anıtları olamayacak! ImageImage
Read 6 tweets
7 Jan
🛑Adam 3 ayda 12 makale yazdım diyor. Doçentliğe başvurmuş almış. Hayır dostum sen normal değilsin. Senin bir özel hayatın, hobin,sevgi dolu dünyan, insanlığa verdiğin bir amacın, sporun, sosyal hayatın yok. İnek gibi oturup yazdığın 11 makalen bilim için değil ünvan/kadro içindi
Bunları görürsünüz etrafta. Sinsice oturur sürekli yazarlar. Ortaya koydukları vurucu analiz, tez de yoktur. Yazdıklarını da kimse okumaz. Birileri atıf yapsın diye ta danışman hocalarını ararlar. Okunmayacak makaleyi yaz sonra birisi alıntı yapsın diye dört dön iş mi bu?
Ta eski doktora danışmanını aramış, danışmanı da tez ve doktora öğrencilerien şu çocuğa atıf yapın doçentliğe başvuracak diyor. Abi niye millet senin okunmayacak saçmalıklarına atıf yapsın? Devlet bunu nasıl yer? Yiyor tabi. İşte keyfe keder bilim üretimi.Makale çok mu? Çok. İyi.
Read 10 tweets
4 Jan
Bir ara İskandinavya'nın en Avrupalı ülkesi olan Danimarka'yı anlatacağım. Gelsin mi? Evetse E, Hayır ise H yazın ve bir kamuoyu yoklaması yapalım. Twitin altında trafik yoğunlaşırsa başlıyoruz en kısa sürede. ImageImageImage
Bazı milletler, göçle güçlenir. Eski fakir coğrafyalarından daha iyi olacakları ve mükemmeli yakalayacakları coğrafyaları bulurlar.Orta Asya'dan batıya akmamız sonucu bize Anadolu ve Rumeli vatan olduğu gibi Danimarka (Jutland'ı) terk eden İngilizler, Britanya'ya yerleşecektir
⬇️ ImageImage
440'larda Hunların önüne katıp kovaladığı Cermen kavimler Roma topraklarına giriyor. (Cermen sadece Alman demek değil, İngilizi, İslandinavı Flamanı, Dutch'ı hepsi giriyor). Bir nevi bu adamları biz vatan sahibi yapıyoruz. Ard arda yığılan kavimlerin bazısı denize açılıyor.
⬇️ ImageImage
Read 49 tweets
1 Jan
Bu ülkede başörtüsü üzerinden siyaset yapılmasını ve bunun bir iktidar-muhalefet malzemesi yapılmasını ciddi şekilde kınıyor ve lanetliyorum. Fikri Sağlar gibilerinin görüşü, kalın kafaları almasa da bu ülkede bu günleri doğurdu. Bu iktidarı da o dar bakış getirdi. Çekiyorlar.
⬇️
Sabah namazına kalkmayı günün en mühim işi gören, başına örttüğü eşarbı gibi kutsal bildiği diğer kumaş olan TÜRK BAYRAĞINI balkona her milli bayramda erkenden asan Sivaslı, Anadolulu bir annenin çocuğuyum. Eşim de yeğenlerim de açıktır ve bende türban sorunu sıfır. Yok!
⬇️
Ülkede halen kafası 90'larda olanlar var. Sn. Fikri Sağlar şunu dese anlarım. Artık kadrolara sadece başörtülüleri alıyorlar, şu şu somut olaylarda sırf Alevi,ateist,vs. diye kişiler hakkında kanuna aykırı karar verdiler diye örneklerle gelse, eyvallah başkan başımızın tacısın
⬇️
Read 17 tweets
1 Jan
Anadolu'dan Selanik'e mübadele ile gelen Rumlardan Efigenya hanım, 1924'de yerleştiği Selanik'teki evlerinde bir kutu ve eski yazıyla kağıtlar bulur. Evin ilk sahibi burada bir şeyi açıklamaya çalışmaktadır. Şemalar, bahçe duvarları, boru şekilleri hatta ağaçları bile çizmiştir.
Gayet muntazam ve bir ressam elinden çıktığı izlenimi veren sokak görünümü çizimlerinde de işaretlediği kısımlarda okla zemini gösterip 2,5 m, 1,5 m gibi bilgileri de vermiş. Aile bunun bir define olduğunu da düşünmüş ama detay fazla.Hem neden bir tahta kutuyla meydanda olsun?
İçerisindeki notlar 1927 yılına dek çevirisi yapılmadan kalır. 1927'de Selanik başkonsolosu Mehmet Hayri Bey'in kapısını bir kadın çalar. Kutuda birbirine yapıştırılmış kağıtlar ve şema. Kadın bunları okuyamamakta ama iyi Türkçesi ile elçimizden kibarca yardım istemektedir.
Read 11 tweets
29 Dec 20
Rahmetli annem anlatmıştı. O da büyüklerinden dinlemiş. 1915 civarında oluyor olay. Üç beş köyün davalarını güden bir Ermeni varmış. Kendi halinde sessiz bir adammış. Ermeni çeteleri birgün Zara'ya yaklaşınca. Bu, hırçın bir şekilde şu Ahmet Ağa'nın evidir burada bunu saklar
Bu Mehmet Ağa'nın evidir o da altınları seher vakti buraya gömer diye tek tek söylemiş. Filancanın iki taze kızı var alın yanınıza götürün, filancanın askerde çocuğu var kundakta bebesi var karısı yeni gelin aldı onların altını vardır alın diye tek tek heyecanla söylemiş.
Senelerce suskun, melemez (masum, sessiz) biri olan çoban bir anda herkesle iddialaşır olmuş.Birisi paramız yok yalan dediğinde ne yalanı? Geçen kurban baban iki dana kesmedi mi? Bir yaz harmanınızda çalıştım.Yalan söyleme! Diye Arslan kesilmiş. O masum Ermeni gitmiş bu gelmiş
Read 15 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!