1982 yılında ODTÜ'ye girdim. 1.Yurtta kalıyorum. 12 Eylül askeri darbesinden sonra yurt genelinde sıkıyönetim ilan edilmiş. (1987 yılında kaldırılacak). Her 1 Mayıs'ta, gün ağarırken üç cemse jandarma gelir, yurtlar bölgesinde "tedbir" alır. Yurt kapıları tutulur, devriye gezilir
Başlarında bir başçavuş. ODTÜ'den de ODTÜ'lülerden de nefret ediyor. Birazdan bütün yurtlardan "yayın" başlar. O zamanki ilkel teyplerden, kötü ses sistemleri ile Cem Karaca'nın 1 Mayıs'ı çalmaya başlar. Başçavuş bir iki atarlanır, küfür kafir askerleri oradan oraya koşturur.
Asker nereye koşsun? Yayın bir iki odadan değil ki, oraya koşuyor buradan başlıyor, buraya koşuyor başka bir odadan. Başçavuş sinirlenir, askerlere bağırır, bağıra çağıra küfreder. Ses nereden geliyor onu da çözemez. Onlar koşuştukça sesler artar, pencereler dolmaya başlar.
Başçavuş milli birlik ve beraberliği sağlayamamış olmanın siniriyle bakar ki olmayacak öğlene doğru askerlerini toplar, cemselere bindirir, sesi iyice yükseltilmiş 1 Mayıs marşı, sloganlar, alaylar, dalga geçmeler içinde karakolunun yolunu tutar. En çok da kız yurtlarına içerler.
Birkaç sene sonra, Bursa Orhangazi'de, Asil Çelik'te staj yapıyorum. Mekanik atölyede benim yaşlarımda torna işçisi bir çocukla ahbap olduk. Sohbet, muhabbet ilerledi. Benim ODTÜ'lü olduğumu öğrenince ben askerliğimi jandarma olarak ODTÜ'de yaptım dedi. Dünya ne kadar küçük.
Sabah yurt aramalarını, gece nöbetlerini, 1 Mayıs'ları, 5 Mayıs'ları konuştuk. Sordum o marşları duyarken hiç için titremez miydi? Dedi, titremez olur mu? Ayrıca o faşist astsubayı da günahım kadar sevmezdim. Sadece öğrenciye değil, askere de az eziyet etmezdi.
Öğrencilerle ne derdi olacak ki? Öğrenciden sigara alır, yurt kantininden peynir, zeytin ister, öğrenci gider alır getirir. Arada bir öğrenciler bunlara "erkek dergileri" verir. Aynı yaştayız. Onun sırtında asker ceketi, benim kolumda T cetveli.
Sistemdir bizi karşı karşıya getiren. Aynı taraftayız. Çıkarımız da ortak, güzel dünya hayallerimiz de. Ne demişti sakallı 150 yıl önce: Bütün ülkelerin işçileri birleşin. Güzel bir dünya kurmak için birleşmek zorundayız.

Yaşasın #1Mayıs.

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Tuncer Şengöz

Tuncer Şengöz Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @TuncerSengoz

3 May
Bir süredir mağduriyet ve mağdur psikolojisi üzerine kafa yoruyorum. Bunun bir yere kadar kabul edilebilir, ancak bir yerden sonra yapışkan, tehlikeli ve hastalıklı bir algı ve davranış olduğunu düşünüyorum.
Toplumun dezavantajlı kesimlerinin ve hastalık, maluliyet, yoksulluk gibi sorunlarla boğuşan bireylerinin bir yere kadar anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Bu kesimlerle ve bu bireylerle dayanışma hepimiz için insani bir ödev. Ancak bir yerden sonra tehlikeli
Mağduriyet algısı, aşırı hoşgörü gösterildiğinde bir tür sorumluluktan kaçışa dönüşüyor. Her insanın hayatta bir duruşu olması gerekiyor. Elbette bu duruşu gösterebilmek bir güç meselesi, ancak güç sadece sağlık ve maddi olanaklardan gelmiyor. Ahlaki, zihinsel güç de gerektiriyor
Read 12 tweets
13 Apr
Nassim N. Taleb'in geliştirdiği Siyah Kuğu teorisine göre, neredeyse imkansız olduğu düşünülen, olasılığı çok düşük, tahmin edilmesi çok güç bir olay gerçekleştiğinde, ciddi ve önemli tarihsel sonuçlar doğurur. >
Siyah Kuğu gerçekleşene kadar, bireyler ve toplumlar hangi sınırlarda dolaştıklarını göremeyecek kadar körleşmişlerdir. Siyah Kuğu öncesi davranış biçimleri öylesine yerleşmiştir ki, ani ve sert değişimi öngöremezler, dolayısıyla hazırlıklı da değildirler.
Siyah Kuğu gerçekleştikten sonra herkese bu beklenmedik olay, zaten olması, tahmin edilmesi gereken bir şeymiş gibi gelir. İlk şok atlatıldıktan sonra Siyah Kuğu rasyonalize edilir ve herkes yeni duruma göre konumlanır; dönüp geriye bakanlar bunun neden öngörülemediğine şaşarlar
Read 13 tweets
11 Apr
Ne zaman USDTL analizi yapsam bana 2018 Nisan-Ağustos dönemindeki twitlerimi hatırlatan arkadaşlarım var. 10 senelik arşivdeki yüzlerce analizden birini seçip sürekli bunu paylaşmanın amacı polemik yaratmaksa, bu polemiklere girmem. 6 Ağustos 2018 akışından bir twit:
Akışın içini de okuyun. Daha önce bir kez yazmıştım. 6 Ağustos-13 Ağustos arasındaki beş gün çubuğu ve daha sonra bu beş gün çubuğunun 3 ay süren zahmetli bir geri çekilme ile geri alınmasını zamanı geldiğinde uzun uzun değerlendireceğim. Hala zamanı gelmedi.
Elliott çalışır/çalışmaz, Arjantin, Zimbabwe konularını tartışmaya değer görmüyorum. Dünyadaki zilyonlarca örnekten sadece bir ikisini seçmek bence bilimsel değil. Doğa sonsuz olasılık içerir, hepsini tek tek tartışabiliriz, ama en dramatik olana odaklanmak mantıklı sonuç vermez
Read 5 tweets
11 Apr
(1) USDTL

USDTL'de 2018'den beri devam eden orta vadeli hareketin sınırları belirginleşti: Yukarıda [3]-(1), aşağıda [4]-(2) trend çizgisi. Gitgide daralan ve tepede takoz görüntüsü oluşturan bu yapı bence bir tükeniş kalıbı. Şimdilik yukarı yönlü, ancak enerji kaybediyor>
Kısa vadede yükselişin nerede durduğuna dikkat edin: (1) olarak etiketlenen dalganın trend çizgisi daha önce destek olarak çalışıyordu, kırıldıktan sonra dirence dönüştü ve 8.50 civarında direnç olarak çalıştı. Böylece 7.0-8.5 arasında üçgen benzeri bir hareket bölgesi oluştu.
Kısa vadede alçalan trend çizgisi (henüz güvenilir değil, deneysel, kolayca kırılabilir), orta vadede [3]-(1) tepelerinden geçen trend çizgisi direnç. Ben şu anda 9.0 civarından geçen bu direnç hattının kırılmasının ÇOK ZOR olduğunu düşünüyorum. Orta vadeli destek 7.30
Read 23 tweets
10 Apr
Asya'nın tamamında kadının sosyal yaşamdaki rolü Avrupa'nın çok gerisindedir. Bırakalım Çin, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Filipinler, Tayland gibi ülkeleri, Japonya gibi modernleşmesini çok erken tamamlamış bir ülkede bile kadının sosyal yaşamdaki rolü Türkiye'den geridedir
Ancak dünyada Asyalı kadınların - ya da modernleşmesini en erken tamamlamış Japonya özelinde konuşmak gerekirse - Japon kadınların sosyal yaşamdaki 2. sınıf rolü konuşulmaz bile. Bunun nedeni belki de Japonya'nın teknolojide, iş yaşamında, kentlerinde yarattığı modern görüntü.
Japon kadınların, sosyal yaşam / iş yaşamı hakkında Türk kadınlara özendiğini, bizzat onların ağzından duyduğumda çok şaşırmıştım. Avrupa'dan bakınca pek öyle görünmese de, Asya'dan bakınca Türkiye en azından bu anlamda Avrupalı bir ülkedir.
Read 8 tweets
10 Apr
Sıradan bir Avrupalı, sıradan bir Türkün zihnini sürekli meşgul eden uluslararası siyaset, jeopolitik, büyük oyun gibi hikayelerle meşgul değildir. Ancak her şey unutulur, bu görüntü kolay unutulmaz. Bu "ehm" skandalı bugüne kadar yaşanan her şeyden daha büyük bir etki yarattı.
Türkiye'de son 10-15 senede yaşanan ve bizim zihinlerimizde travmalar yaratan her şey, ortalama bir Avrupalı için uzak diyarlarda yaşanan önemsiz olaylardan ibaretti. Avrupalıların gözünde Türkiye, hala Orhan Pamukların, Elif Şafakların onlara anlattıklarından ibaretti.
Pamukların, Şafakların anlattığı hikayeye göre muhafazakar demokratlar gelmiş, askeri vesayete son vermişti. Zaten Atatürk bir diktatör, cumhuriyet sosyal tabanı olmayan tepeden inme bir rejimdi. Muhafazakar demokratlar bu rejime son vermiş, son yıllarda ölçüyü "biraz" kaçırmıştı
Read 6 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!