1) Kapitalizmi ülkeye Atatürk getirdi demek, biraz ağır bir ifade olabilir. Çünkü Atatürk'ten 100 yıl önce, devlet iflas edip beynelmilel kapitalistlerin oyuncağı olduğunda, ülkeye kapitalizm girmişti zaten. Ancak şu söylenebilir: Atatürk tercihini kapitalizmden yana kullandı!
2) Atatürk, ilkin milli bir kapitalizm inşa etmek istedi. Sıkıntıların yerli kapitalist sınıf olmamasından, yabancıların elinde oyuncak olunmaktan kaynaklandığını düşünüyordu. Bu, İttihatçılardan kalma bir düşünceydi. Fakat yerli kapitalizm oluşturmak o kadar kolay olmadığından,
3) Atatürk yabancı sermayeyi çekmek, yabancı sermaye ile ekonomiyi kalkındırmak yolları aradı.

İnönü pek öyle düşünmüyordu. O, Atatürk gibi liberalizme inanmış biri değildi. Daha devletçiydi. Ama kapitalizm yolundan büsbütün ricat etmesine ve o çok beğendiği Mussolini'nin
4) yoluna girmesine çevresi müsade etmedi. O da bunun hıncıyla yerli gayrımüslim kapitalistleri ortadan kaldırıp yerli kapitalizmi desteklemeye çalıştı.

Menderes gelince bir kez daha işler değişti. Menderes ve Bayar, ekonomide Atatürk'ün yolundan gitmenin ancak tam kapitalizme
5) geçmekle mümkün olacağına inanıyorlardı. "Her mahallede bir milyoner yaratacağız" sloganıyla yola çıktılar. Ülkeyi tamamen Amerika'ya yanaştırdılar. Amerika'dan yardım gelecek, yerli kapitalistler ABD sermayesine taşeronluk yapacak ve yerli kapitalist sınıf oluştukça yeni iş
6) sahaları açacak, halk bu sınıfa hizmet sunarak işsizlik ve yoksulluktan kurtulacaktı.

O zamana kadar ülke nüfusunun büyük çoğunluğu köylerde yaşıyordu. Bu çığırla birlikte şehirlere göç başladı. Şehirler çevresinde gecekondulaşma başladı. Çünkü oluşmaya başlayan kapitalizm,
7) yatırımlarını şehirlere yapıyordu ve onlara hizmet sunabilmenin yolu şehirlere göç etmekten geçiyordu. Köyler sefildi. Ekme biçme bile yoktu. Amerika'dan buğday yardımı gelmezse ülke açtı.

Menderes'in kapitalizmi, Amerikan modeli, laik kapitalizmdi. Henüz muhafazakâr kesim,
8) Amerika'dan gelen sermayeye ulaşamamıştı. Menderes'in Cumhuriyet kurulduğundan beri ilk defa dine özgürlük tanımasından dolayı onu çok seviyorlardı. Fakat şimdilik sadece esnaf hizmeti sunarak refahtan pay alabilmişlerdi. Daha "Anadolu kaplanları" olamamışlardı.

Menderes tam
9) kapitalizmi savunmasına rağmen, Menderes döneminde Atatürk'ten kalma devletçilikten büsbütün vazgeçilmedi. Cumhuriyet tarihinde en fazla KİT (yani büyük devlet işletmeleri) bu dönemde açıldı. Bu da gösteriyordu ki, kapitalizmin ülke üzerindeki tam zaferine daha zaman vardı.
7) Ama Türkiye kapitalizmin parıltılı yolundan hiçbir zaman vazgeçmedi. 60 darbesinden sonra çığırından çıktı. Kapitalizm çirkin yüzünü göstermeye başlamıştı. Toplumda sermayedarlarla emektarlar arasında çatışma baş göstermişti. Sermayeye ulaşmak ana hedef olduğundan suç türleri
8) patlamıştı. Yolsuzluk devletin en tepesinden, Demirel'in yakın çevresinden başlayarak literatüre girmişti. Yeşilçam'da bol örneğini gördüğümüz acımasız patron tipi ortaya çıkmıştı. Şehre göç daha da artmıştı. İşçi sınıfı doğmuştu. Bunun üstüne ambargo gelince sınıflararası
9) çelişki derinleşmiş, sol altın yıllarını yaşamıştı.

Menderes döneminde dine bir miktar özgürlük tanınmasına rağmen İslamcılar devlete yanaşamadılar. Devlet onlara karşı hâlâ acımasızdı. Fakat 60 darbesinden sonraki sağ-sol kurgusu içinde İslamcıları da konumlandırmak başlıca
10) gayretlerden biri oldu. Mücadele Birliği bunun ilk örneğiydi. Ardından Eygi ve Mısıroğlu'nun çıkışları geldi. Sağ kanadı temsil eden, rejimle "aslında" hesabı olmayan, rejimi yıkmak isteyen komünistler ve masonlarla hesabı olan bir İslamcılık anlayışı gelişti. Bağımsız İslam
11) (Akıncılık) fikrinin giderek güçlenmesine, hatta İran devriminin coşkusuyla zirveye çıkmasına rağmen, 80 darbesi gelince bu akın durdu ve İslamcılık içinde gelişen sağcı muhafazakar anlayış en tepelere kadar çıkma, hatta kapitalizme dahil olma yolu buldu.

Öncesinde benzeri
12) görülmemiş sosyal yozlaşmanın yaşandığı 80'lerin ardından kapitalist liberal çizgi büyük ölçüde muhafazakârlaşmıştı. Liberal sağın çökmesiyle birlikte bu muhafazakâr kapitalizm, kendini İslamcılığa (RP) attı, İslamcılıkla içiçe yürümeyi denedi. Fakat iç ve dış konjönktür buna
13) izin vermedi.

Daha "meşru" bir yol arandı. O da dışarıdan geldi. Proje ABD'de çizildi. Denetimi Feto'ya bırakıldı. Buna göre, İslamcılık muhafazakâr kapitalizm içinde eritilecek, İslamcılıktan vazgeçen derhal sınıf atlayacak, kapitalizm saflarına katılacak, isterse namaz
14) kılıp oruç tutabilecek, halen varlığını koruyan laik burjuvaziyle güdük polemiklere girebilecek, bundan başka bir İslamcılığa mahal bırakılmayacaktı. İki siyaset kavgası, iki kapitalist zümre itiş kakışından ibaretti ve halk bu itiş kakışta birinden diğerini destekleyerek,
15) laikliğin veya İslamın kavgasını veriyorum zannına kapılacak, aslında hiçbir şeyin kavgasını vermeyip, sadece çığırından çıkan yozlaşma ve çarpıklık tabloları içinde nefes almaya çalışacaktı.

Süreç buydu. Ta ki, Salih Mirzabeyoğlu bu oyunu bozana kadar. (Devam edecek)

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Selim Gürselgil

Selim Gürselgil Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @gurselgil

3 May
1) Salih Mirzabeyoğlu kimdir? Mücadelesi nedir?

Sondan başlayalım: Salih Mirzabeyoğlu'nun mücadelesi saf bir şeriat mücadelesidir. Bir başka ifadesiyle, İslamı hayata hâkim kılma mücadelesidir. Bu mücadelede Salih Mirzabeyoğlu, ne yalnız fikir adamı, ne yalnız kavga adamıdır;
2) fikir ve kavga adamıdır. Şu halde Salih Mirzabeyoğlu kimdir sorusunun en basit cevabı; Salih Mirzabeyoğlu İslamı hayata hakim kılma mücadelesinin bir fikir ve kavga adamıdır.

Bunun yanında ben velayetine de kaniim. Ama mevzumuz bu değil; ayrıca siz, ben öyle söylüyorum diye
3) birtakım ısmarlama duygularla buna inanmak zorunda değilsiniz.

Salih Mirzabeyoğlu, daha 75'ten, Gölge döneminden başlayarak İslamın, sağcı muhafazakâr çizgiye çekilerek kapitalizmin bir aleti ve oyuncağı olmasına karşı geldi. Bu, O'nun Büyük Doğu davasını en saf biçimde
Read 15 tweets
1 May
Tam kapanma adını verdikleri, ne olduğunu bizim pek anlayamadığımız bu sürecin daha başındayız, yurdun her yerinden #intihar haberleri gelmeye başladı. Bu süreç çok ağır sonuçlar doğuracak gibi görünüyor.
Ben 20 milyon tahmin etmiştim, yasaklardan muaf vatandaş 16 milyonmuş. Daha belge almaya çalışıp sistem hatasından alamayanlar var. Bir hafta içinde 30 milyonu bulur bu sayı.

Marketler zaten tıklım tıklım. Market bahanesiyle sokaklar da öyle. Ama bir çok işyeri kapalı!
Pimapenci açık, telefoncu kapalı, pizzacı açık, oto tamircisi kapalı. Yanyana dükkanlar, biri açık, biri kapalı. İnsanların adalet duygusu rencide olmuyor mu sizce?

Bir kısmı Bodrum'un Çeşme'nin nüfusunu 10 misline çıkarmış, bazıları iş yapamamaktan dolayı intiharın eşiğinde!
Read 4 tweets
1 May
Şimdi gündem: Rizeli köylüler, köylerinin taş ocağı istilası ile yok edilmesine direniyorlar. Müslümanlardan değil komünistlerden destek görüyorlar.

İşte kaybettiğimiz yerin başlangıcı! İslamcı kesim her türlü insani meseleye duyarsız. Oysa bunun Filistin'de Müslüman köyünü yok
edip, yerine Yahudi yerleşimciler için rant alanı açmaktan ne farkı var? Bu hadise Filistin'de olsaydı, şimdi sokağa dökülmüştük. Türkiye'de olunca Rize'nin müslüman köylüsünü dış güçlerin oyuncağı ilan etmeye varıyor iş.

Siz hiç taş ocağı bölgesinde yaşadınız mı? Ben öyle
bir bölgede büyüdüm. Bir beldenin cenneti andırırken nasıl cehenneme döndüğünü gün gün yaşadım. Şunu söyleyeyim: Filistin köylülerinin yaşadıklarından bir farkı yoktu. Çünkü ne genel, ne yerel idareciler sizi duymuyor. Taş ocağı açıp parasına para katmak isteyen kişi güçlü.
Read 11 tweets
24 Mar
1) Salih Mirzabeyoğlu, her alanda olduğu gibi kadın-erkek ilişkilerinde de ideal örneği inşa etti. Bu örnek, bugüne kadar en ufak bir leke ve şaibe bulaşmamış, bu çirkef dünya içinde son kalan insanî güzelliktir.

Rahmetli Ünsal Zor ve eşi rahmetli Nuray Zor, sözkonusu güzelliği
2) en güzel şekilde yaşatan çiftlerden biriydi. Onlar sevdada ve kavgada birlikti. Onların hikâyeleri anlatılsa roman olur ya, burada yeri değil. Yalnız bir küçük misal vereceğim.

Bir gün bizim aileyi topladım, onlara gittim. Kapıda o, Nuray Hanım, Emel abla vs karşılıyorlar.
3) Ben o ara bizimkine bir şey söyledim; kaba değil de, laubali de değil aslında, yanlış tedailere yol açsın istemiyorum, teklifsiz diyelim. Öylesine bir şey. Rahmetli de bunu duydu. Bir başladı... "Bak eşine bu şekilde hitap edeceksen bozuşuruz." Ya Reis şaka diyecek oldum,
Read 10 tweets
23 Mar
1) Hani dilimizde iki ucu pis değnek diye bir laf var ya... Ülkenin siyasi atmosferini şekle döksen, bu değnek çıkar ortaya...

Şimdi buyurun: Son 12 saatte 6 kadın öldürülmüş. İstanbul Sözleşmesi kaldırılsın diye ortalığı kırıp geçirenlerle İstanbul Sözleşmesine kutsal metin
2) muamelesi yapanlar ne diyebilir bu konuda? İstanbul Sözleşmesi kaldırılmadan önce kadınlar öldürülmüyor muydu? Hem de rekor üstüne rekor kırılarak... Demek ki İstanbul Sözleşmesi kadın cinayetlerini önlemiyordu.

Peki İstanbul Sözleşmesi kaldırılınca her şey normale dönecek
3) sananlar ne diyecek? Elbette onlar da hiçbir şey söylemeyecekler. Muarızları gibi onlar da gerçek meselenin ne olduğuna hiçbir zaman dönüp bakmadılar. Karşılıklı goygoy yaparak ülkeyi bir uçurumdan diğerine atmakla meşguller.

Kadın cinayetleri İstanbul Sözleşmesi varken de,
Read 10 tweets
30 Apr 20
Şimdi biraz da İslama Muhatap Anlayış'tan söz edelim. Onun temel özelliklerinden, ana çizgilerinden...

İslama göre en üstün idrak ve şuur, Nübüvvettir; yani peygamberlik... O, kazanılmış, edinilmiş, zihni veya başka türlü bir beşeri çabayla elde edilmiş bir şey değil, doğrudan
doğruya İlahi bağıştır. Nübüvvet, doğrudan doğruya Allah'ın ihsanıyla kullarından bazılarına geçer.

Nübüvvet, bütün idrak biçimlerini, bütün ilimleri kendinde toplar. Merkez odur. İdrakın hakikati Nübüvveti idrak kadardır. Nübüvveti inkar, idrakın sakatlığıdır. Dahası, idrakın
aslını bilmemek, her türlü idrakın Nübüvvetten geldiğini de anlamamaktır.

Nübüvvete bağlı bir diğer idrak biçimi de Sahabettir; Sahabelerin idrakı... Onlar, idrakı doğrudan doğruya Nübüvvete iman yoluyla elde ederler. Başka hiçbir idrak, bu doğrudan iman yoluyla elde edilen
Read 14 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!