Metropoll araştırmanın bir önceki seçimde yaşı tutmadığı için oy kullanamayan (Z kuşağı tabir ediliyor) ve yaşı tuttuğu halde oy kullanmayan seçmelerle ilgili araştırmasının sonuçları. Üzerine çok yorum yapılacaktır. Ben de naçizane görüşlerimi paylaşmak isterim:
Son birkaç senedir bütün araştırmalar gösteriyor ki, TR'de %20 civarında bir seçmen grubu var ki, bu seçmen grubu iktidar bloğuna oy vermeye eğilimli olmadığı halde, muhalefete de oy verme konusunda istekli değil. Kararsız+cevap yok+protesto oranı yeni seçmenlerde %25'e çıkıyor.
Genç seçmenlerde CHP hariç bütün partiler, diğer yaş gruplarına göre çok daha az rağbet görüyor - ki dünyada da genel eğilim bu yönde: Muhafazakarlık, milliyetçilik, iktisadi liberalizm artık sadece yaşlı seçmenlerin tercih ettiği siyasal programlar.
O halde yaşı tuttuğu halde oy kullanmayan seçmenlerde %20, oy hakkı kazanmış yeni seçmende %25'e ulaşan seçmene hitap edecek siyasal program(lar) nedir? Bu programların milliyetçi, muhafazakar, liberal sağ programlar olmadığı kesin. Çünkü bu programları savunan sayısız parti var
Bence bu seçmenleri ve mevcut siyasi partilere çok gevşek bağlarla tutunan diğer seçmenleri cezbedecek programlar sol/sosyalist/yeşil programlardır. Bu programları inandırıcı ve samimi bir şekilde savunacak partiler, gelecekte iktidarın en büyük adayı olacaktır.
Daha önceki yıllarda sola (bir parmak daha) yakın duran CHP, söylemini ve kadrolarını sağa çektiği için büyümüyor. Bunca ekonomik, çevresel, toplumsal, kültürel krizin yaşandığı bir ülkede "toplumcu" bir ana muhalefetin 20 sene boyunca yerinde sayması başka türlü izah edileme
HDP bu kararsız tabanı ve genç seçmenleri kucaklayacak bir siyasi parti değil. Bir dönem CHP sağa yaklaştığı için rağbet gördü, sol/sosyalist/yeşil seçmeni kendisine çekti. Bu sayede oyları %6'lardan %13'lere sıçradı. Bu geçici bir göçtü ve bana göre konjonktürel bir yanılsamaydı
Metropoll araştırmanın bulgularına göre de HDP'nin yeni seçmenlerde (Z kuşağında) geleneksel oy tabanı kadar bile bir karşılığı yok. HDP, aslında bir parçası bile olmadığı, hatta genel başkanının ağzından bir "darbe girişimi" olduğunu iddia ettiği Gezi'nin oy kitlesini aldı
Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday gösteren, MHP ile dirsek teması kuran, daha sonraki yıllarda Gül'ü aday göstermeye kalkan CHP'ye tepkili "Gezici" oy tabanının bir kısmının, HDP'ye yönelmesi bu partiye %6-7 oranında ilave bir oy desteği sağladı. Geçiciydi, bir sonuç da vermedi.
%6-7'lik bir oy kayması bile, TR'deki siyasi güç dağılımını değiştirmeye yetti. Kamuoyu araştırmaları da gösteriyor ki, arkadan çok daha büyük bir genç seçmen kütlesi geliyor. Bu kütle, siyasi tercihini yansıtabileceği mecrayı bulabilirse Türkiye'yi değiştirme potansiyeline sahip
Türkiye'de sol/sosyalist/yeşil seçmen sayısı, şu anda kıymete binen %1-2'lik oy yüzdelerine sahip Saadet, Gelecek, Deva, DP, DSP gibi partilerin hepsinin toplam seçmen sayısının bile mislilerce üstündedir. Z kuşağında bu sayı çok daha büyük bir potansiyele ulaşacak.
Ancak dar kadroculuk, sen-ben-bizim oğlan siyaseti, hiziplere bölünme, küçük olsun benim olsun yaklaşımları nedeniyle Türkiye'de sayısız sol/sosyalist/yeşil parti, toplam gücünü sandığa yansıtamıyor. Doğal olarak da seçmen tabanları daha güçlü olan CHP'ye, HDP'ye kaçıyor.
Güç birliği yapıldığında ne olabileceğini Tunceli yerel seçiminde gördük. Sadece seçim kazanılmadı, çok da başarılı bir belediyecilik ortaya kondu. "Komünist Başkan" Maçoğlu'yu, "komünist" olmayanlar bile takdir ve sevgi ile anıyor. Ama sosyalist sol buradan bir ders çıkartamıyor
Ben Türkiye'nin umutsuzluğundan, bezginliğinden çıkışın ancak feministleri, yerel direnişleri, çevrecileri de kucaklayan geniş bir sol koalisyonla mümkün olduğu fikrindeyim. En az %8-10'luk bir oy tabanı halihazırda mevcut, Z'lerle beraber %25-30'a ulaşması asla hayal değil.
Aksi, bu muhafazakarlık, sağcılık, milliyetçilik döngüsü içinde yitirilecek daha nice on yıldır. Daha fazla on yıl yitirilmemeli. Rakamlar ortada, bu rakamları çok ciddi bir toplumsal güce dönüştürecek siyasi güç aranıyor. <

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Tuncer Şengöz

Tuncer Şengöz Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @TuncerSengoz

3 May
Bir süredir mağduriyet ve mağdur psikolojisi üzerine kafa yoruyorum. Bunun bir yere kadar kabul edilebilir, ancak bir yerden sonra yapışkan, tehlikeli ve hastalıklı bir algı ve davranış olduğunu düşünüyorum.
Toplumun dezavantajlı kesimlerinin ve hastalık, maluliyet, yoksulluk gibi sorunlarla boğuşan bireylerinin bir yere kadar anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum. Bu kesimlerle ve bu bireylerle dayanışma hepimiz için insani bir ödev. Ancak bir yerden sonra tehlikeli
Mağduriyet algısı, aşırı hoşgörü gösterildiğinde bir tür sorumluluktan kaçışa dönüşüyor. Her insanın hayatta bir duruşu olması gerekiyor. Elbette bu duruşu gösterebilmek bir güç meselesi, ancak güç sadece sağlık ve maddi olanaklardan gelmiyor. Ahlaki, zihinsel güç de gerektiriyor
Read 12 tweets
1 May
1982 yılında ODTÜ'ye girdim. 1.Yurtta kalıyorum. 12 Eylül askeri darbesinden sonra yurt genelinde sıkıyönetim ilan edilmiş. (1987 yılında kaldırılacak). Her 1 Mayıs'ta, gün ağarırken üç cemse jandarma gelir, yurtlar bölgesinde "tedbir" alır. Yurt kapıları tutulur, devriye gezilir
Başlarında bir başçavuş. ODTÜ'den de ODTÜ'lülerden de nefret ediyor. Birazdan bütün yurtlardan "yayın" başlar. O zamanki ilkel teyplerden, kötü ses sistemleri ile Cem Karaca'nın 1 Mayıs'ı çalmaya başlar. Başçavuş bir iki atarlanır, küfür kafir askerleri oradan oraya koşturur.
Asker nereye koşsun? Yayın bir iki odadan değil ki, oraya koşuyor buradan başlıyor, buraya koşuyor başka bir odadan. Başçavuş sinirlenir, askerlere bağırır, bağıra çağıra küfreder. Ses nereden geliyor onu da çözemez. Onlar koşuştukça sesler artar, pencereler dolmaya başlar.
Read 8 tweets
13 Apr
Nassim N. Taleb'in geliştirdiği Siyah Kuğu teorisine göre, neredeyse imkansız olduğu düşünülen, olasılığı çok düşük, tahmin edilmesi çok güç bir olay gerçekleştiğinde, ciddi ve önemli tarihsel sonuçlar doğurur. >
Siyah Kuğu gerçekleşene kadar, bireyler ve toplumlar hangi sınırlarda dolaştıklarını göremeyecek kadar körleşmişlerdir. Siyah Kuğu öncesi davranış biçimleri öylesine yerleşmiştir ki, ani ve sert değişimi öngöremezler, dolayısıyla hazırlıklı da değildirler.
Siyah Kuğu gerçekleştikten sonra herkese bu beklenmedik olay, zaten olması, tahmin edilmesi gereken bir şeymiş gibi gelir. İlk şok atlatıldıktan sonra Siyah Kuğu rasyonalize edilir ve herkes yeni duruma göre konumlanır; dönüp geriye bakanlar bunun neden öngörülemediğine şaşarlar
Read 13 tweets
11 Apr
Ne zaman USDTL analizi yapsam bana 2018 Nisan-Ağustos dönemindeki twitlerimi hatırlatan arkadaşlarım var. 10 senelik arşivdeki yüzlerce analizden birini seçip sürekli bunu paylaşmanın amacı polemik yaratmaksa, bu polemiklere girmem. 6 Ağustos 2018 akışından bir twit:
Akışın içini de okuyun. Daha önce bir kez yazmıştım. 6 Ağustos-13 Ağustos arasındaki beş gün çubuğu ve daha sonra bu beş gün çubuğunun 3 ay süren zahmetli bir geri çekilme ile geri alınmasını zamanı geldiğinde uzun uzun değerlendireceğim. Hala zamanı gelmedi.
Elliott çalışır/çalışmaz, Arjantin, Zimbabwe konularını tartışmaya değer görmüyorum. Dünyadaki zilyonlarca örnekten sadece bir ikisini seçmek bence bilimsel değil. Doğa sonsuz olasılık içerir, hepsini tek tek tartışabiliriz, ama en dramatik olana odaklanmak mantıklı sonuç vermez
Read 5 tweets
11 Apr
(1) USDTL

USDTL'de 2018'den beri devam eden orta vadeli hareketin sınırları belirginleşti: Yukarıda [3]-(1), aşağıda [4]-(2) trend çizgisi. Gitgide daralan ve tepede takoz görüntüsü oluşturan bu yapı bence bir tükeniş kalıbı. Şimdilik yukarı yönlü, ancak enerji kaybediyor>
Kısa vadede yükselişin nerede durduğuna dikkat edin: (1) olarak etiketlenen dalganın trend çizgisi daha önce destek olarak çalışıyordu, kırıldıktan sonra dirence dönüştü ve 8.50 civarında direnç olarak çalıştı. Böylece 7.0-8.5 arasında üçgen benzeri bir hareket bölgesi oluştu.
Kısa vadede alçalan trend çizgisi (henüz güvenilir değil, deneysel, kolayca kırılabilir), orta vadede [3]-(1) tepelerinden geçen trend çizgisi direnç. Ben şu anda 9.0 civarından geçen bu direnç hattının kırılmasının ÇOK ZOR olduğunu düşünüyorum. Orta vadeli destek 7.30
Read 23 tweets
10 Apr
Asya'nın tamamında kadının sosyal yaşamdaki rolü Avrupa'nın çok gerisindedir. Bırakalım Çin, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Filipinler, Tayland gibi ülkeleri, Japonya gibi modernleşmesini çok erken tamamlamış bir ülkede bile kadının sosyal yaşamdaki rolü Türkiye'den geridedir
Ancak dünyada Asyalı kadınların - ya da modernleşmesini en erken tamamlamış Japonya özelinde konuşmak gerekirse - Japon kadınların sosyal yaşamdaki 2. sınıf rolü konuşulmaz bile. Bunun nedeni belki de Japonya'nın teknolojide, iş yaşamında, kentlerinde yarattığı modern görüntü.
Japon kadınların, sosyal yaşam / iş yaşamı hakkında Türk kadınlara özendiğini, bizzat onların ağzından duyduğumda çok şaşırmıştım. Avrupa'dan bakınca pek öyle görünmese de, Asya'dan bakınca Türkiye en azından bu anlamda Avrupalı bir ülkedir.
Read 8 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!