ÖSKÜS OOL BAHADIR VE YEDİ DEMİR NÖKER (Altay halk hikâyesi)
Ateşin başına toplanın da size bayram hikâyesi anlatayım. "Qui iuxta me est, iuxta ignem est."
#bozkırhikayeleri #perşembehikayeleri #FolkloreThursday #folktalethursday #folktale #Folklore
Rüzgârın ardıç koktuğu güzel Altay’da benekli alaca at binen Ösküs Ool avcılık yaparak geçimini sağlardı. Günlerden bir gün Ösküs Ool yine avlanırken dağların arasında bembeyaz, büyük bir saray olduğunu çok uzaklardan gördü.
Nasıl bir yer olduğunu merak edip yakından görmek istedi. Uzun bir yol gidip saraya ulaştı ve bahçesine girdi. Sarayın bahçesi çok kalabalıktı, Ösküs Ool birinin yanına gidip neden bu kadar büyük bir kalabalığın burada toplandığını sordu.
Bu sarayın Ak Bay adlı bir Han’a ait olduğunu ve bugün düzenlenecek yarışmaları kazanan kişinin Ak Bay’ın, Emey Aru adlı güzel kızı ile evlenmeye hak kazanıp, hemen bugün düğünlerinin yapılacağını öğrendi.
Emey Aru’nun nasıl bir kız olduğunu merak edip kalabalığı yararak ilerledi ve az ileride altın tahtta oturan Han Ak Bay’ı ve güzel kızı Emey Aru’yu gördü. Kız gerçekten az önce konuştuğu adamın anlattığı kadar güzeldi.
Ösküs Ool genişçe bir meydanda yarışlar için toplanmış olan baatırlara baktı ve “Emey Aru gerçekten dedikleri kadar güzelmiş, ben de yarışlara katılıp belki kazanır ve onunla evlenebilirim.” diye düşündü.
Doğruca Han’ın önüne gidip diz vurdu ve “Ulu Han! Ben de kızınıza talip olmaya geldim, izin varsa ben de baatırlar arasına karışıp yarışayım, erlik göstereyim.” dedi.
Han Ösküs Ool’u tepeden tırnağa şöyle bir süzdü. Temiz görünüşüne ve konuşmasına baktı, cesur, güçlü, saygılı ve akıllı bir adam olduğuna kanaat getirip “Peki öyleyse katılabilirsin.” dedi.
“Fakat insanlar konuşarak atlar kişneyerek anlaşır adın nedir, yurdun neresidir, kimlerdensin?” diye sordu. “Adım Ösküs Ool!” diye cevap verdi genç baatır. “Yurdum ardıç kokan Altay’dır. Anam babam, kimim kimsem, ilim obam yoktur. Avcılıkla geçinirim.”
Bunun üzerine Han meydandaki diğer baatırlara da kızını vermek için koştuğu şartı Ösküs Ool’a da söyledi. Yedi nehrin kesiştiği yerde yedi başlı Celbegen durur. Gençliğimde iki tunç güğümümü ona kaptırmıştım, alıp gelebilecek gücün ve cesaretin varsa kızımı alırsın, dedi.
Ösküs Ool bu yarışmaların ok atma, at binme, güreş gibi alışılmış yarışlar olacağını sanmış, bileğine güvenip gelmişti ama şimdi kendisinden istenen şey, insan yiyip kan içen bir uğursuzun elinden kıymetli bir şeyi almaktı.
Ösküs Ool “Gitmem desem korktu derler, gidersem Celbegen’in elinde can verebilirim.” diye düşündü ve Celbegen’le karşılaşmayı adının kötülenmesine tercih etti.
Hemen atını hazırlayıp yola çıktı, yüksek dağları, derin ırmakları, sık ormanları ve çölleri geçip sonunda bir bozkırda tek başına duran eski bir keçe yurt buldu.
Üzerinde tüten dumandan içerisinde ocak yandığı belli oluyordu. Ösküs Ool hemen keçe yurda varıp kapısından içeri girdi. İhtiyar bir kadın içeride tek başına oturuyordu. Kadın genç adamı görünce “Kimsin kimlerdensin ne amaçla buradasın diye sordu.
Baatır adını ve yurdunu söyledikten sonra “Beni buralara Ak Bay Han yolladı, yedi başlı Celbegen’den iki tunç güğümü alıp gideceğim.” dedi. Kadın Celbegen sözünü duyunca irkildi.
Yüzünde oğlana acıdığını belli eden bir ifade ile “Ah benim zavallı balam, ölüme gidiyorsun sen. Celbegen dedikleri insanın kanını içer, etini yer, kemiklerini un ufak eder.
Onun Karalday ve Saralday adında iki baatır oğlu vardır ki onlar seni Celbegen’den önce bulursa vay hâline.” dedi. Ösküs Ool korksa da belli etmemeye çalıştı ve “Yok ana beni yolumdan geri çevirme, bir kere söz verdim artık ucunda ölüm olsa da bana geri dönüş yok.”
diye cevap verdi. Ak pürçekli ana, oğlanın ille de giderim dediğini duyunca ona yardım etmeye karar verdi ve yerinden güçlükle kalkıp sandıklarının içinden bir tunç asa ve iki de çakmak taşı çıkardı. Bunları Ösküs Ool’un eline verip
“Öyle ise bunları al balam.” dedi “Eğer bu asa elindeyken ‘tap’ dersen yüce dağlar aşarsın, geçilmez nehirler geçersin. Bu çakmak taşlarını da birbirine vurursan yedi demir nöker ortaya çıkar ve sana ‘Ne Yapalım?’ diye sorarlar, ne emir verirsen onu yerine getirirler.” dedi.
Ösküs Ool sevinerek asa ve iki çakmak taşını nineden aldı ve ondan algış isteyip yoluna devam etti. Az gitti, uz gitti sonunda taştan yapılma büyük bir saray gördü.
Sarayın kapısında yine taştan yapılmış bir at direğine gök rengi bir boğa bağlıydı. Ösküs Ool da atını taş direğe bağlayıp sarayın kapısından içeri girdi. İçerde etrafa biraz bakınınca da buranın yedi başlı Celbegen’in evi olduğunu anladı.
O sırada korkunç bir homurtu duyuldu. Az sonra yedi başlı Celbegen, uykusundan uyanıp Ösküs Ool’un karşısına dikilmişti. Celbegen “Kimsin, evimde ne arıyorsun?” diye sorunca Ösküs Ool, “Altay’dan Ak Bay Han’ın buyruğu ile iki bronz güğümü almaya geldim, ben Ösküs Ool’um!” dedi.
Bunu duyan Celbegen ay gibi baltasını çıkarıp Ösküs Ool’a vurmak için doğruldu, Ösküs Ool hemen çakmak taşlarını çıkarıp birbirine vurdu ve yedi demir nöker o anda ortaya çıkıp “Buyruğun nedir, bizden ne istersen dile?” dediler.
Ösküs Ool üzerine yürümekte olan Celbegen’i gösterip “Yedi başlı Celbegen’i karısıyla birlikte öldürün.” dedi. Yedi demir nöker atılıp Celbegen ve karısını o anda tepelediler ve ortadan kayboldular.
Ösküs Ool, tunç güğümleri de yanına alıp atına bindi ve yurduna dönmek için yola koyuldu. Çok gitmeden arkasından bir nara patladı “Anamla babamı öldürüp güğümleri çalan sen misin? Seni parça parça edeceğim, boğazını tırnaklarımla deşip kanını içeceğim!” diyordu.
Bu bağıran yedi başlı Celbegen’in oğullarından Karalday’dı. Ay baltasını çekip Ösküs Ool’a yetişti ama Ösküs Ool yine çakmak taşlarını birbirine vurup yedi demir nökerini çağırdı. Yedi nöker çıkıp ne istediğini sorunca da “Karalday Celbegen’i öldürün!” dedi.
Yedi demir baatır Karalday’ı tuttukları gibi yedi parçaya bölüp yedi yöne savurdular.
Ösküs Ool yoluna devam edip giderken ardından bir nara daha patladı, bu kez az öncekinden daha öfkeli bir sesti. Gelen Celbegen’in ikinci oğlu Saralday’dı.
Saralday ay baltasını çekip Ösküs Ool’a “Anam ile atamı öldürdün, ağabeyim Karalday’ı yedi parça ettin, tunç güğümleri çaldın. Şimdi senin başını kesip ayağına takacağım, ayaklarını kesip boynuna asacağım.” dedi.
Saralday, Celbegen ağzından sarı bir zehir kusup toprağı bile yaktı, alevler etrafını sarınca Ösküs Ool asasını çıkarıp “Tap” dedi ve bir anda nehirleri ve yüce dağları aşıp Ak Bay Han’ın sarayına döndü. İki güğümü Ak Bay Han’ın önüne koyup diz vurdu.
Han güğümleri alabileceğine pek ihtimal vermemişti ama sonuçtan memnundu. Ösküs Ool’a “Belli ki yaman bahadırsın ama şartlarım bitmedi. Kara ormanlı kara dağın belinde kara erkek ayı yaşar, onu diri hâlde zincire vurup kapıma köpek diye bağlayacaksın.” dedi.
Ösküs Ool bu şartı da kabul edip atına bindi ve kara ormanlı kara dağın beline çıkıp kara erkek ayıyı buldu. Kara kıldan kemendini sallayıp ayının boynuna geçirdi ama çekip götürmeye gücü yetmeyince çakmak taşlarını çıkarıp birbirine vurdu, yedi demir nökere ayıyı çekip
Ak Bay Han’ın sarayına götürmelerini buyurdu. Yedi demir adam ayıyı çekince, ayı böğürüp direnmeye başladı. Kara taşlar parçalanıp kara ağaçlar yerlerinden söküldü. Sonunda ayının gücü yedi demir baatıra yetmedi ve tükendi.
Ayı dile gelip şöyle dedi “Ösküs Ool artık gücüm tükendi, daha direnmeyeceğim, şimdi beni istediğin yere götür ama gerisini ben bilirim, orada olacaklara karışmayasın.” dedi. Ösküs Ool kara ayıyı çektirip Ak Bay’ın kapısına getirdi,
Ak Bay Han ayının heybetinden ürkerek yanına yaklaşamadı. O sırada ayı yine dile gelip “Ak Bay Han! beni çağırmışsın, ben de geldim, beni buraya kapında köpek yapmaya mı yoksa misafir etmeye mi çağırdın?” diyerek Ak Bay’a doğru kükredi.
Han ayıya verecek bir cevap bulamamıştı, Ösküs Ool’a “Ayıyı serbest bırak, kara dağında yaşasın.” dedi. Ayı serbest kalır kalmaz ileri atıldı ve Ak Bay Han’ın sağ kolunu kaptığı gibi koparıp kara dağına gitti. Han’ın bağırtısına toplanan alpları onu alıp hekime götürdüler.
Han bir süre dinlenip tedavi oldu ama artık bir kolu çolak kalmıştı ve bu durumdan ötürü Ösküs Ool’a kinlenmişti. “Ne yapıp edip onu öldürmek gerek, onu yerin aslanına yollayacağım, oradan hiçbir baatır kişi geri gelmedi.” diye düşündü.
Hemen Ösküs Ool’u çağırtıp “Sana kızımı vermek için son şartımı söylüyorum.” dedi. “Eğer yerin aslanını alıp canlı canlı zincire vurur kapıma bağlarsan bu iş tamam, onu kapıma muhafız edeceğim.” Ösküs Ool hiç tereddüt etmeden atına bindi ve yola düştü.
Kaç dağ, kaç ırmak, kaç deniz geçti bilinmez ama sonunda yerin aslanını buldu. Bir kayanın üzerinde yatmış uyumakta olan aslana altmış kulaç uzunluğundaki kemendini savurup attı. Yakalamayı başardı ama çekince gördü ki aslan kara ayıdan bile daha kuvvetli.
Ne kadar çekerse çeksin aslan yerinden kıpırdamayınca Ösküs Ool yine çakmak taşlarını çıkarıp yedi demir hizmetkarını çağırdı ve “Yerin aslanını Ak Bay’a götürmek için çekemedim, alıp getirin.” dedi.
Yedi demir nöker, aslanla uzun bir süre mücadele edip sonunda onu yıkmayı başardılar. Ösküs Ool’un atının yedeğine alıp Ak Bay’ın sarayına getirdiler. Ak Bay’ın at direğine bağlayıp Han’ın gelmesini beklediler.
Han gelip de aslana uzaktan bakınca aslan dile geldi ve “Sen Ak Bay dedikleri Han mısın? Ben de hayvanların kağanı aslanım. Sen öfkelendirilmezi öfkelendirdin, yurdu basılmazın yurdunu bastın. Ölümün benim elimden olacaktır, başını koparıp atacağım.” dedi.
Han bu sözlerle irkildi ve arkasını dönüp giderken Ösküs Ool’a seslendi “Bu aslanı serbest bırak, halkım ondan korkuyor, çocuklar görünce ağlıyorlar.” Ösküs Ool Han’ın buyruğuna uyup aslanı zincirlerden çözdü ve serbest bıraktı,
o anda aslan atıldı ve gerçekten söylediği gibi Han’ın kafasını koparıp attı ve kaçıp kendi yurduna döndü. Ösküs Ool Han’ın varlığını yoksullara dağıtıp Emey Aru ile evlendi. Han sarayı yerine yine ardıç kokulu Altay’da oturdu ve huzurlu yaşadı.
Kanala da abone olun bari 😊

m.youtube.com/channel/UCE6ns…

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Emrah Ece

Emrah Ece Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @Trodlabundin

16 Jul
RAHİP ve OSSORY'NİN KURT ADAMLARI (İrlanda Halk Hikâyesi)
Ateşin etrafında toplanın, size bir hikâye anlatacağım.
"Qui iuxta me est, iuxta ignem est."
Uzun zaman önce, İngiltere’den gelen yabancıların İrlanda’yı işgal ettiği çağlardı. Ulster’den Meath’e doğru ilerleyen iki yolcu, gün batımında ancak vardıkları Balrath Ormanı’nda geceyi geçirebilecekleri
gözlerden uzak bir kuytuda kamp ateşi yakmış, Tanrı’nın nimetleri olan şarap, ekmek ve peynir ile karınlarını doyuruyorlardı.
Read 42 tweets
20 May
KARA ŞAMAN (Saha-Yakut halk hikâyesi)
Kan boncuk gözlü ilbisler, bakır tırnaklı albızlar, soluk yüzlü ölü yüörler toplanın, hikâyeme kulak verin. Hay kam hay!
#bozkırhikayeleri #perşembehikayeleri #FolkloreThursday #folktalethursday #folktale #folklore
Uzun zaman önce Yakut ulusu içinde, Hagıstaayı adında bir kara şaman yaşardı. Şaman, kötü ruhlara adaklar adıyor ve onlardan yardım görüyordu. Bu yüzden kimse ona düşmanlık etmezdi.
Hagıstaayı’nın yaşadığı bölgenin yöneticisi, yedi ulusun başı, Usuktaah Semen adında bir adamdı. Bu adam, soylu bir Yakut ailesinden geliyordu; göğsü, Rusların verdiği madalya ve nişanlarla doluydu.
Read 28 tweets
18 May
77 yıl önce bugün Kırım Tatarları yurtlarından sürgün edildi.

"Canlar sınıq, başlar töben, ölüdayın sarğayıp,
Mañray-mañray cüremiz, bir qozudayın mañrayıp.
Yüz otuz cıl içinde tap negizinden cığılıp,
Çilday tozdıq, darqadıq, cat-cav qaldı sığayıp." Image
Qaysı taşnı köterip qarağanda astında
Babayımnıñ bir parça süyeginden bar anda.
Toprağıñıñ, taşıñıñ qurbanıman, Vatanım,
Oğurıñda tökülsün bir avuççuq al qanım!
Küldürmege yüziñni süye-süye can berip
Ödemesem aqqıñnı, men ne için tuvğanım?
Anayıma ant içtim yeşil curtqa barmağa!
Can tenimden çıqqance, cavdan açuv almağa!
Read 4 tweets
4 Apr
CONNOR'UN KURTLARI (İrlanda Halk Hikâyesi)

Bugün İrlanda’da hiç kurt yaşamasa da kurt adamlar İrlanda efsanelerinde önemli bir yer tutar. Kurtların başrolde olduğu ilginç ve vahşi hikâyeler yüzyıllardır köylüler tarafından ateş başında anlatılagelmiştir.
Bir zamanlar Connor adındaki genç çiftçi sürüsündeki en güzel iki ineği kaybetti. İneklerini ne kadar ararsa arasın onlardan hiçbir iz yoktu. Connor, eline karaçalıdan yaptığı değneği alarak yola çıktı ve köyden kilometrelerce uzaklaşmasına rağmen onları bulamadı.
Hava kararmaya başladığında genç çiftçi kasvetli ormanın derinliklerindeydi, en yakın köyden de oldukça uzaktaydı. Aç ve yorgun hâlde etrafta geceyi geçirebileceği bir yer ararken sık ağaçlar arasından sızan ışığı fark etti.
Read 28 tweets
23 Jan
Vebadan ölenleri taşıyan at Førnesbrunen'in hikâyesi

1378 sonbaharında Norveç'e ulaşan Kara Veba yüzünden çok fazla insan ölmüştü. İnsanlar vebanın kara saçlı, kara gözlü bir kadın olduğuna ve onun dağdan indiğine inanmaktaydılar.
Koltuk altında taşıdığı kara kaplı bir kitapta ölecek olanların listesi yazılıydı. Eğer kadın bir beldeye gelip, oturur ve kitabına bakmaya başlarsa çok fazla can kaybı olacağına, eğer basitçe göz gezdirip giderse o bölgede fazla ölüm olmayacağına inanılırdı.
Møsstrand, vebanın çok fazla can kaybına neden olduğu bir yerdi. Møsstrand'da bir kilise olmadığı için ölüler uzak bir yer olan Rauland'daki kiliseye taşınıyor ve oranın mezarlığına gömülüyorlardı. (Resimdeki kilise)
Read 11 tweets
21 Jan
APTAL SARI KAAN (ALTAY MASALI)
Başlıktan anlaşılacağı gibi bugün size akılsız bir yöneticinin hikâyesini anlatacağım. :)
#bozkırhikayeleri #perşembehikayeleri #FolkloreThursday #FolktaleThursday Image
Bir zamanlar başı görklü, suyu tatlı yüce Altay'da Sarı Kaan adlı bir hükümdar yaşardı. Koyunları geniş vadileri doldurur, altınları yüksek tepeler gibi yığılırdı. Kaan zenginliği ne kadar çok ise aklı da o kadar az olan budala bir adamdı.
Öyle ki acı ile tatlıyı birbirinden ayıramaz, yiyeceği şeyi hizmetkârlarına “Bu acı mı yoksa tatlı mı?” diye sorardı. Sonra da kendisinin acı dediği şeye tatlı, tatlı dediğine acı diyenlerin başını kestirirdi.
Read 22 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!

:(