İki yıl önce “filmler hakkında yazılan yazılar neden bu kadar vasatlaştı?” diye sorup cevabını yazıların üretilme koşullarında aramıştım. 3 kuruşa, günde 14 saat mesai yapıp 3 yazı yazmak zorunda olan bir eleştirmenin yazdıkları vasatı nasıl aşsın? Koşullar böyle değil mi yoksa?+
“Kötü, vasat vb. öznel yargılar” diyerek topu taca atmak bu tespitin yakıcılığını etkisiz kılıyor mu? “Yoo, bu üretim biçiminde gayet sağlam yazılar da yazılabiliyor” diyebiliyor musunuz gerçekten? Film yazarı arkadaşlar, çalışma ve üretme koşullarınızdan memnun musunuz mesela? +
Geçinebiliyor musunuz? Kiranızı, faturalarınızı bu işten kazandığınız parayla sorunsuz biçimde ödeyebiliyor musunuz? Peki mevcut çalışma koşullarında ürettiğiniz metinlerden memnun musunuz? Ya da en gıcık olduğum filmci sorusuyla sorayım “ürettikleriniz içinize siniyor mu?” +
Dışarıdan yanlış görüyor, abartıyor olabilirim ama öyleyse eğer bunları konuşalım. “Vasatlaşma diye nesnel bir durum yok” diye ısrar etmek bu tartışmadan kaçmaya çalışmaktan başka bir şey değil. Vasatlaşma bu somut durumun, bu üretim tarzının adı benim için. Gerisi hava cıva. +
Ve de bugün düzenin dayattığı bu vasatlaşmayı aşmak belki de mümkün. Ama bunun için birlikte mücadele etmemiz gereken şey üretenler ya da üretilenler değil, bu üretimin koşulları. Tabii önce “tadımız kaçmasın”cılıktan vazgeçmek gerekiyor. Bunu göze alamayansa ancak top çeviriyor.
PS: İlk twitteki alıntıladığım yazı blogumdan, tamamına bakmak isteyen şuraya gidebilir:

emreyeksan.blogspot.com/2019/09/yoruml…

Özellikle ücretli çalışan film yazarı arkadaşlar keşke bu tartışmayı kendi aralarında başlatsa ama bunun kolay olmadığını da biliyorum. Ben gene de yazmaya devam.

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Emre Yeksan

Emre Yeksan Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @EmreYeksan

11 Oct
Sinema endüstrisindeki emek sömürüsü, hak gaspı, auteurlük ve fon-festival sistemi bağlantıları üzerine bir çift laf daha etmem gerekiyor. Aslında bu twite cevap vermeyecektim ama bunu kendimi daha ayrıntılı ifade etmek için kullanabilirim. Uzun ama önemli bir flood olacak. +
Öncelikle bu “isim ver!” tavrını reddettiğimi ve hiçbir işi doğrudan işaret etmeyeceğimi belirtmek istiyorum. İsimlerin bu tip tartışmaları münferitleştirici etkisi benim anlatmaya çalıştığım yapısal sorunları ve karmaşık yapıyı anlamayı baltalayacak en yanlış tavır olur. +
"Konusu iki cümlede özetlendiğinde ödülleri alacağını hemen herkesin tahmin edeceği bir filmi merak etmiyorum” derken kastım, oradaki bağlamdan anlaşılabileceği üzere, belirli bir film değildi. Hatta belli bir grup filmden dahi bahsetmiyordum. Filmlerin çoğundan bahsediyordum. +
Read 20 tweets
10 Oct
geçen gün bahsini açtığım sinefili ve auteurlük ikilisinin, sinemada var olan yapısal ve estetik krizin nasıl bir dışavurumu (ve bu krizi yeniden üretme aracı) olduğuna dair dünkü törenden birkaç örnek verip bir şeyler yazacağım, parça parça. tartışmayı genişletir umarım. +
öncelikle yaptığım 'profesyonel izleyicilik' eleştirisine denk düşen bir örnek vereyim altın portakaldan. senaryo ödülünün gerekçesi “iyi senaryo matematiği, dengeli karakter dağılımı, ilgiyi ayakta tutma” vb. şeylerdi. diğer ödüller için de buna benzer gerekçeler sunuldu. +
bunlar, senaryo yazımının teknik kısmında da çalışan biri olarak, benim dahi pek anlam veremediğim kriterler. izleyici bunları ne yapsın? bunlardan kime ne? hadi diyelim illa ki birileri önemsedi, bunlar bir ödüle gerekçe olabilir mi? bu izleyicilikte profesyonelleşme değil mi? +
Read 14 tweets
7 Oct
var olan terapi biçimlerinin yetersiz kaldığı konu bu bence. kolay değil ama potansiyelimizi ortaya koyup koymama tercihinin de ötesine, potansiyel dediğimizin nasıl bir değer ekonomisi içinde oluştuğuna bakabilmek gerek. çünkü çoğu zaman bu zaten bir tercih değil zorunluluk. +
yani potansiyelimiz her ne ise kapitalizm içinde onu ortaya koyup koymamak kişisel bir kararın ötesinde aç kalıp kalmamakla alakalı. aç kalmayı tercih edemeyeceğimize göre potansiyelimizi gerçekleştirmeye mecburuz. bunun da farklı katmanları var tabii ki. +
bu potansiyel bizi en üst %5 gelir grubuna taşıyacak bir beceri de olabilir. fakat kapitalizmin ‘nimet’lerinden aç kalmamanın çok daha ötesinde yararlanmak için bile olsa, bu mantığın temelinde bir zorunluluk var. bu düzen bizi verimli olmaya, fazladan değer üretmeye zorluyor. +
Read 6 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!

:(