Çin, Dijital Ekonomi Ortaklığı Anlaşması'na (DEPA) katılmak için resmi olarak başvuruda bulundu. DEPA, dijitalleşen dünyanın ve ekonominin yeni biçimini temsil eden, gelecekte kendisine yer edinecek önemli bir oluşum.
Dijital Ekonomi Ortaklığı Anlaşması; Singapur, Yeni Zelanda ve Şili tarafından 12 Haziran 2020’de, dijital imzalar kullanılarak, interaktif ortamda imzalandı. Bu dönüm noktası niteliğindeki anlaşma, dijital ekonomi için küresel standartlar oluşturmayı amaçlıyor.
Pandami süreciyle birlikte açığa çıkan mevcut ekonomik krizden çıkışta dijitalleşmenin ve Endüstri 4.0'ın ne kadar önemli olacağı düşünüldüğünde, DEPA'yı geliştirip imzaya açmak için bundan daha uygun bir zamanda olamayacağı söylenebilir.
Dijital ekonominin büyüklüğüne ilişkin tahminler, küresel GSYİH'nın %4,5'i ile %15,5'i arasında değişiyor. Son 10 yılda, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) ve dijital hizmetlerin küresel ihracatı, diğer hizmetlerden çok daha yüksek oranlarda büyüdü.
Bununla birlikte, COVID-19'un yol açtığı hareketlilik kısıtlamaları nedeniyle, Latin Amerika'da 1,7 milyon insan son birkaç hafta içinde yeni dijital tüketiciler haline geldi.
Bu yeni durum, başlangıçta analog bir dünyada mal ticareti ile tasarlanmış olan uluslararası ticaret kurallarının güncellenmesi ihtiyacını açığa çıkarttı. Pandemi, ekonomik dijitalleşmeyi baş döndürücü hızlara iterek bu değişiklikleri her zamankinden daha acil hale getirdi.
On iki yıl önce, üç ülke, uluslararası ticaret için küresel kurallar üzerinde anlaşmaya yönelik birkaç çok uluslu çabadan biri olan Trans-Pasifik Ortaklığı'nın (TPP-11) temellerini atan ilk Trans-Pasifik ticaret anlaşmasına öncülük etti. Aynı üç ülke şimdi yeniden tarih sahnede.
11 Haziran 2020'de Yeni Zelanda, Şili ve Singapur, dünyanın ilk Dijital Ekonomi Ortaklığı Anlaşması'nı (DEPA) imzaladı. Anlaşma, ticari müzakere politikaları ve dijital uluslararası ticaretin yeni çağı için küresel kuralları şekillendirme sürecinde bir kilometre taşı niteliğinde.
Gelecekteki ticaret müzakerelerinin yolunu aydınlatan bir vizyonla entegre bir küresel dijital ekonomiyi teşvik etmede çığır açıcı olan DEPA, katılmak isteyen diğer ülkelere açık olduğundan, tüm ülkelere Büyük Reset'e entegre olabilmek için fırsat sunuyor.
DEPA Anlaşması, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) Ortak Deklarasyonu ve Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) forumu ve diğer uluslararası dijital ekonomi çalışma gruplarındaki e-ticaret müzakere girişimleri gibi birkaç tane sınırlı çok taraflı girişimden öte bir nitelikte.
COVID sonrası yeni ekonomik düzende dijital ekonominin önemi ve birçok hükümet ve şirketin dijital dönüşüme yönelik attığı ve atacağı adımlar göz önüne alındığında, anlaşmanın nasıl bir sağlam zemine oturduğu daha rahat görülecektir.
Bu anlaşma; çevrimiçi eğitim, uzaktan çalışma ve e-ticaret gibi sektörlerde dijital dönüşümün hızlandığı, ancak ülkelerin COVID-19 salgınıyla mücadelenin bir parçası olarak dijital ekonosistemlerini korumakta zayıf kaldıkları bir zamanda imzacılarını artırmaya hazırlanıyor.
DEPA'nın temel amacı, dijital ekonomiye geçişi ve bu alandaki denetimi teşvik etmek ve düzenleyici bir çerçeve oluşturmak. Ayrıca dijital sistemlerde güvenli veri akışını sağlamayı ve özellikle küçük işletmeleri, dijitalleşme fırtınası içinde savurmayı hedefliyor anlaşma.
DEPA ayrıca, teknolojik araçlar ve eskiden fiziksel mallar olan ticari nesnelerin dijitalleştirilmesi yoluyla uluslararası ticaretin "faydaları"nı yaymayı amaçlıyor. Artık ticareti yapılan mallar dijital olduğu için, küresel olarak çoğaltmak, depolamak ve dağıtmak çok daha ucuz.
Bu, bir noktada, iyi bir fikri, bir bulut sunucusu ve internet bağlantısı olan herkesin küresel pazara erişebileceği anlamına geliyor.
DEPA, dijitalleşme fırsatları yaratarak ülkeler arasında birlikte çalışabilirliği artırmayı amaçlayan çeşitli kurallar ortaya koyuyor:
- Elektronik cihazların kullanımı
- Dijital ürünlere ulusal ayrımcılık yapılmaması
- E-faturalandırma ve elektronik ödemenin teşvik edilmesi dahil olmak üzere sınır ötesi iş belgelerinin kolaylaştırılması
- Kişisel verilerin korunması
- Siber güvenlik
- Spam reklamları ortadan kaldırmak dahil çevrimiçi tüketicinin korunması
- Güvenli dijital kimliklerin korunması
- Yapay zekanın uygulanması için bir etik yönetişim çerçevesi
- Serbest veri akışları
- Açık bir internete erişim sağlayarak dijital bölünme sorununu aşmak.
Anlaşmadan yararlanacak başlıca dijital ürünler arasında video ve müzik akışı, yazılım, e-kitaplar, video oyunları, web sitesi barındırma, veri işleme, internet bakım ve onarım hizmetleri, uygulama geliştirme ve Fintech endüstrisi yer alıyor.
Soran arkadaşlar olduğu için, Digital Economy Partnership Agreement (DEPA) metnini de buraya ekliyorum. İlgili arkadaşlara bir faydası olur belki:
Davos zirvesi ve sitemin imhası üzerine kaleme aldığım, çeşitli projeksiyonları barındıran bir yazı okunur mu? Dili biraz akademik, çünkü bir sunum olarak hazırlamıştım.
Sizden ricam bu tweet serisini RT eden elden ele yaymanız. Başlayalım:
Post‑Liberal İllüzyonun Sonu ve Yeni Hegemonik Mimarinin İnşası
GİRİŞ
Bu rapor, 2024‑2026 dönemini kapsayan veriler ve Dünya Ekonomik Forumu (WEF) çıktıları ışığında, İkinci Dünya Savaşı
sonrası kurulan “kurallara dayalı uluslararası düzenin” yalnızca zayıflamadığını, aynı zamanda geri döndürülemez bir şekilde çözüldüğünü ortaya koymaktadır. Analiz, içinde bulunduğumuz konjonktürü sıradan bir jeopolitik geçiş olarak değil, sistemin temel aksiyomlarının
Erdoğan, kabine toplantısı sonrası basının önünü çıkar bir açıklamada bulunmuştu. Açıklamada, "Kural ve hukuk temelli olduğu iddia edilen küresel sistem çöküş evresine girmiştir. Uluslararası nizama balyozu en sert vuranlar ise sistemin banileridir". demişti.
Bu beyan birden fazla hakikati ve bu hakikatlerin idraki içinde olunduğunu ortaya koyuyor. Hatırlarsanız geçmişten bu yana Ukrayna, Suriye, Filistin, Gürcistan, Karabağ, Afrika sahalarındaki gelişmelerin küresel sistemdeki çöküşün ürünü olduğunu yazıyorum.
Erdoğan yine aynı konuşmasında "Filistin, Lübnan ve Ukrayna başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sarsıntının seslerini hepimiz duymaktayız." diyerek TR'nin, sahadaki gelişmeleri küresel sistemin çöküşünün yansımaları olarak gördüğünü ve buna göre konumlandığını ima etti.
Karar vericiler ustaca kullanabilecekler mi bilinmez, ancak Donald Trump'ın Panama Kanalı konusundaki çıkışı, Türkiye'nin Ege adaları konusundaki tezlerine destek zemini oluşturur nitelikte. Neden? Çünkü Trump, bu iddiasını 1979 anlaşmasına dayandırıyor. Peki nedir bu anlaşma?
Bu anlaşma, ABD ile Panama arasında yapılan ve kanalın Panama'ya devrini belirli şartlara bağlayan bir anlaşma. Bu şartlardan en önemlisi ise Kanal'ın herhangi bir başka ülkenin etkinliği altına girmemesi, Kanal'ın işletmesinin Panama dışındaki bir ülkeye geçmemesi.
İlgili anlaşma, aksi bir durumun oluşması halinde ABD'ye Kanal'ın askeri güvenliği sağlama hakkı tanıyor. İşte Trump tam da bu noktadan destek alarak son yıllarda Kanal'ın ve çevresinin Çin'in etkinliği altına girdiğini dillendiriyor ve Kanal'a göz dikiyor.
Avrupa'da patlak veren çiftçi eylemlerinde, Ukrayna'dan vergisiz olarak yapılan tarım ürünleri ithalatı konusu çokça eleştirilmişti. Ortaya çıkan yeni bilgiler, Ukrayna'daki tarım arazilerinin %70'inin Monsanto, Blackrock ve Vanguard tarafından satın alındığına işaret ediyor.
Ukrayna yönetimi ile BlackRock, Vanguard ve JP Morgan arasında gerçekleştirilen görüşmelerde Ukrayna'nın yeniden inşaasını sağlamak üzere Ukrayna Kalkınma Fonu'nun kurulması için imzalar atılmıştı.
ABD Senatosu Azınlık Lideri Mitch McConnell vaktiyle boşuna, "Endişelenmeyin, Ukrayna'ya gönderilen yardımlar gerçekten Ukrayna'ya gitmiyor, Amerikan şirketlerine gidiyor." dememişti.
Göç edenlerin gelişmiş ülkeleri seçmesi bağlamında bu söylem doğru fakat ziyadesiyle eksik. Buradaki "eksiklik" öylesine geniş bir kavram ki, içinde bulunduğumuz küresel yeniden biçimleniş tam da bu eksikliklerin üzerine bina oluyor. Gelin bu konuya girelim, sonuna kadar okuyun👇
1: Nüfus Sorunu:
Avrupa ve Kuzey Amerika'nın sosyo-ekonomik olarak gelişmiş ülkeleri büyük bir nüfus sorunu sorunu yaşıyor:
- Dünya nüfusunun %59.76'sı Asya'da
- %18.68'i Afrika'da
- %9.6'sı Avrupa'da
- %7.6'sı Kuzey Amerika'da
- %5.53'ü Güney Amerika'da
2: Genç Nüfus Sorunu:
- Afrika'nın %40'ı 15 yaşın altında, %3'ü 65 yaşın üstünde
- Asya'nın %23'ü 15 yaşın altında, %10'u 65+
- K. Amerika'nın %18'i 15 yaşın altında, %17'si 65+
- Avrupa'nın %16'sı 15 yaşın altında, %19'u 65+
- Güney Amerika'nın %23'ü 15 yaşın altında, %9'u 65+
Kör ölünce badem gözlü olurmuş. Henry Kissinger'ın ölümünün ardından kendisinin uluslararası politikadaki ağırlığına dair bolca övgüler yapıldı. Peki "uluslararası politikadaki ağırlığı"nın altını dolduran gerçekler nelerdi? Bunları pek yazan olmuyor. Gelin hafızamızı tazeleyelim
Şili'de Pinochet'in darbesini organize etti ve destekledi. Bu darbe sürecinde sonrasında on binlerce insan öldü, kayboldu, çocuklar kaçırıldı...
1976 yılında yine bir başka Latin Amerika ülkesi olan Arjantin'deki darbenin arkasında bu politik deha vardı. Bu darbe neticesinde insanlar uçaklardan atılarak öldürüldü, işkencede binlerce kişi öldü. Plaza de Mayo anneleri halen kayıp çocuklarını arıyorlar!