Kazakistan olayları Ebulfez Elçibey'e yapılan darbeyi hatırlatıyor. Elçibey , Azerbaycan Petrollerini millileştirmek isterken Fetö ( Zaman Gazetesi) ve petrol baronlarının desteğiyle darbe oldu.Darbeden sonra Azeri petrollerini İsrail başta olmak üzere batılı şirketler işletiyor.
1-Kazakistan'ın zengin petrol ve doğalgaz kaynakları Nazarbayev tarafından devletin kontrolü altına alındı. Azerbaycan'da petrolü milli yapmış ve darbe olmuştu.
Kazakistan'da 27 Fetö okulu var. Bunlar fetöcü Katev bünyesinde toplanmış durumda.
2-Ve bu okullar 30 yıldır faaliyette .Bunların yetişdirdiği şakirtlerin Kazak Devletine (Ordu , Emniyet , Yargı ve Milli Eğitim ) sızmadığını düşünmek ise saflık olur. 2 gündür fetöcü hesaplar Kazakistan'da
Türk Baharı oluyor diye anırıyor.
3-Bu konuda uyarı yapan Cem Gürdeniz Paşayada hakaret ediyor şakirtler. Akaryakıt zamları geri alınmasına rağmen Kazakistan'da , Azerbaycanda olduğu gibi ( o tarihte halkı Zaman Hazetesi kışkırtmıştı ) halkı ABD destekli fetönün ajanlarının kışkırttığını düşünüyorum.
4- Bazı videolarda ise halka silah dağıtılması ise bu şüpheyi kuvvetlendiriyor. Ukranya'da da ABD darbe yapmıştı unutmayalım. Bakınız Ukranya Turuncu Devrimi.
5-Kazakistan,Rusya'nın arka bahçesi.Rusya'nın Kazak halkını hükümete karşı kışkırtmak gibi bir derdi olduğunu düşünmüyorum.
Rusya'ya yakın ve Türk Devletleri Teşkilatı Onursal Başkanı
Nazarbayev'in heykelleri de yıkıldığına göre işin arkasında ABD'nin olduğunu düşünüyorum.
6-Kazakistan lideri Nazarbayev, Astana'nın ortasına Atatürk heykeli dikti ve şunu söyledi:
"Atatürk Türk Milletinin yetiştirdiği en büyük liderdir." Tarih nankör değildir, Atatürk’ü asla unutmaz.
Fetö ve ABD , Atatürk düşmanıdır. Atatürk'ü senleri sevmezler.
7-Nursultan Nazarbayev Türk dünyasını silkeleyen konuşmasında Türk Milliyetçiliğine vurgu yapmıştı.
Türk Milliyetçiliğinden ençok rahatsız olanlar ise ABD ve müttefikleridir.
Fetö zaten Türklüğü kabul etmemektedir. Kansızlar,Dünya vatandaşı.
4. ve 6 tivitte imla hatası farkettim.
4. Tivitte "Ukrayna" olacaktı.
6.Tivitte Atatürk'ü "sevenleri "
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Orta Asya'daki 19 bin yıllık Hakasya Kalıntılarındaki Güneş ve Ay tamgası ile Göbeklitedeki aynı,Hakasya Türklükle bağlı ,Urfa'daki 11 bin yıllık Göbekli Tepe'de de Türklere ait dediğin zaman saldırıya uğruyorsun."
Neden mi saldırıyor?
a- Fransız Tarihçi-Arkeolog Ernest Renan, 1874'de batılı arkeologlara şöyle sesleniyordu;
“Anadolu'da Arkeolojik bulgular Türkleri işaret ediyorsa da, siz onları Türklere mal etmeyin. Sonu kötü olur. O zaman Türkleri Anadolu’dan sürmek zorlaşır.
Renan şöyle devam edecekti: Türkler hiçbir uygarlık kurmadılar. Aksine kurulmuş uygarlıkları yıktılar. Türkler Barbardır. Kızılderililere ne yapıldıysa, Türklere de o yapılmalıdır.”
(Oysa 1873’e kadar, Anadolu’daki arkeolojik bulguların Türklere ait olduğu belgelenmişti.)
b-...08 Ocak 1918’de ABD Kongresinde okunan ve tarihe “Wilson Prensipleri” olarak geçen bildirinin 12. Maddesi;
“Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeki diğer ulusların yaşam güvenlikleri ve özerk gelişimleri sağlanmalıdır.”
c-....10 Ağustos 1920 Sevr’e geldiğimizde, 62-63-64’üncü maddeleri şöyleydi;
“Fırat’ın doğusunda Kürtlerin özerkliğini İngiltere-Fransa-İtalya’dan 3’er üyeli komisyon hazırlayacak. Osmanlı, komisyon kararlarını 3 ay içinde kabul etmeyi ve yürürlüğe koymayı şimdiden kabul eder......Kürtler 1 yıl sonra bağımsızlık için Milletler Cemiyetine başvurursa, Türkiye bölgedeki tüm haklarından vazgeçer…”
Şimdi anladınız mı Anadolu'daki Türk izlerini inkar planlarını.
Atatürk, Türk Tarihini çok iyi inceleyen ve gerçekleri bilen bir liderdi. Anadolu’nun en az 10 bin yıllık öz be öz Türk Yurdu olduğunu biliyordu. Bu yüzden Atatürk, Kurtuluş Savaşımız sonunda, büyük emperyalist oyunu yırttı attı!Bir daha böyle tuzaklara düşmeyelim diye de “TÜRK TARİH TEZİNİ” anlatan dört cilt olarak tarih kitabını hazırlattı. Buna bağlı olarak da gerçek Türk Tarihini anlatan Tarih Kitapları hazırlattı.
10 Kasım 1938’de Atatürk vefat edince, bu kitapların hepsi hemen rafa kaldırıldı..!
1939 yılında, daha sonra Başbakan olacak Şemsettin Günaltay’ın, yazdığı tarih kitabı okullara dağıtıldı.
O andan itibaren, Atatürk’ün yazdığı Türk Tarih Tezi kalkmış, yerine Grek Tarih Tezi oturtulmuştu!
Bu teze göre, Anadolu’daki tüm medeniyetlerin kaynağı Greklerdi. Doğal olarak Anadolu da bir Grek yurdu oluyordu!
(Bknz: M. Bernal-Kara Atena, Eski Yunan Aldatmacası Nasıl İmal Edildi)
Devam ediyor...
2-Tarihçi, Prof Dr Ahmet Taşağıl:
Türklerin Anadolu'ya 1071 de geri dönüşünün sembolik olarak çok önemi var ancak bu tarihten binlerce yıl önce de Türklerin Anadolu'da olduğunu görüyoruz.
Türkler Taşbabalarıyla, Kurganlarıyla, Tümülüsleriyle, Kaya Resimleriyle Anadolu'yu mühürlediler.
Nerelerde görüyoruz bunları;
Gördüklerimi sayayım,
Kütahya Aizanoi'de,
Burdur, Ankara-Güdül'de, Kastamonu'da, Ordu Mesudiye'de,
Erzincan Eğin'de, Kars'ta, Erzurum Aşkale de, Van da, Hakkari Gâvur yaylasında bunların izleri var.
Aynı Kaya resimlerini Moğolistan Gibi çölünde Kırgızistan Saymalıtaş Vadisinde görüyoruz.
Bugünün Avrupa devletleri yazıyı bilmediği devirlerde Türklerin yazısı var. Örneğin İngiltere de Fransa'da yazı çok geç dönemdedir. Fransa'da 843'de var. İngilizler de daha sonra.
Bakın 10 bin Uygur yazması var. Batı Uygarlığı bizden aldı. ...
Teşekkürler Ahmet hocam...
Tarihte ve Anadolu'da Ön Türkler olmadan olmaz. 4 bin yıl önce İstanbul'da Türk devleti olduğu (Astan Boliq) Beşiktaş Metro kazılarında ortaya çıkan kurganlarla kesinleşti. Çünkü Kurganı sadece Türkler ve Moğollar yapmıştır.
4 bin yıl önceden Türkiler (Van'da), Turukkular (Musul Kerkük'te) bilinmeden Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki Türk tarihi öğrenilemez. Sümerler den İskitlere her yerde Türk damgaları var.
Atatürk boşuna araştırmadı, boşuna Türk Tarih Tezini yazdırtmadı, boşuna Alman Arkeologları getirip başta Alacahöyük olmak üzere kazı yaptırmadı. Boşuna Türk Tarih ve Coğrafya Fakültelerini kurdurmadı. Hepsinin amacı Türk'ün Anadolu'daki bilimsel ve tarihsel gerçekliğini ortaya koymaktı.
O yüzden "Anadolu en az 10 bin yıllık bir Türk beşiğidir" diyor ve Hurrilere de sahip çıkıyordu. "Tarihten Türkleri çıkartırsanız ortada Tarih diye bir şey kalmaz" diyen de Alman Fritz Neumark'tır.
3-Tarihçi Prof Dr Yusuf Halaçoğlu:
"Hakkari, Yüksekova'da MÖ 1200'de "Ön Türklere" ait TAŞBABA, BALBAL bulundu. Ön Türkler o tarihte Orta Asya'daki/Türkistan'daki Türkler gibi KIMIZ içiyordu ve 5000 yıldır Anadolu'dadırlar. "
Anadolu'daki Türk izlerini inkar planlarına devam edersek ;
12 Mayıs 1939’da, Kültür Reformu kapsamında Türk-İngiliz Ortak Beyannamesi imzalandı ve yabancı ülkelerin eğitimcileri, eğitim sistemimizi istedikleri gibi değiştirdiler. Halkevlerinde dahi, İngiliz öğretmenler görev yapmaya başladı!
Köy Enstitülerinin, gerçek işlevlerinden uzaklaştırılmalarının esas nedeni, yabancı eğitimciler ve onların devletlerinin baskılarıdır. Nitekim, Köy Enstitülerinin Kurucuları Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç, tek parti döneminde yani 1946 yılında R. Şemsettin Sirer (Bakan) ve R. Peker (Başbakan) imzaları ile görevden alındılar!
09.05 1947’de Köy Enstitülerinde Kız-Erkek Öğrencilerin birlikte ders görmesi yasaklandı. 27 Kasım 1947'de uygulamalı Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatıldı! Misyonu bitirilen okullar 1954 yılında da tekrar Öğretmen okuluna dönüştürüldü. İngilizler ve Amerikanlar 1949 yılına kadar hem eğitim sistemimizi, hem de tarihimizi diledikleri gibi çarpıttılar.
Amaç, Türklerin Anadolu ile, geçmişimizle olan bağlarını kopartmaktı!
1946 da Truman Doktrini Kabul edildi. 1947 yılında Hilts Raporu kabul edildi. 1948'de Marshall Yardımı kabul edildi!
1949 yılında Türkiye-ABD bir anlaşma imzaladı. Anlaşmanın bir adı, “Fulbright Eğitim Komisyonu”, diğer adı ise; “Türkiye-ABD Kültürel Mübadele Komisyonuydu!Komisyon, Türk Eğitim sistemini yeni baştan hazırlayacaktı!
9 Üyeli komisyonun 4 üyesi Türk, 4 üyesi Amerikalı, Başkanı da ABD Ankara Büyükelçisi olacaktı!
Tarihimizin nasıl kendi elimizle çarpıtıldığını anlatabildim mi?
Bu komisyon hala görevdedir ve merkezi Ankara’dadır...TARİHİ KENDİNDEN GİZLENEN MİLLET!
Almanya’daki “İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü” Türkçe’nin 9 bin yıl önce de konuşulduğunu kanıtladı.
Tarihimizi bizden öylesine sakladılar, öylesine çarpıttılar ki, insanımız ancak yabancılar söyleyince inanır oldu!..A- Linguistik Arkeoloji Araştırma Grubu'nun lideri, Almanya'daki Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü'nden ve Nature dergisinde yayınlanan çalışmanın baş yazarı karşılaştırmalı dilbilimci Martine Robbeets:
Dünya'daki dillerin kökeni Türkçedir dedi.Turani dil ailesi gruplamasını (1854) yapan Alman Max Müller,Ve Yine; A.V.Edlinger, Herman F.Kevergic ve L. Cahun'a göre, Fransızca dahil, Hint-Avrupa dillerinin kökeni Turanidir ve Dünya'daki ilk dil Türkçe'dir. Bunlarda namuslu Avrupalı bilginlerdi.
Prof.Dr. Kazım Mirşan'da fizik bilmini kullanarak elde ettiği algoritma ile "Dünya'nın en eski dili Türkçedir" demişti.O zaman tarihimizi bir de bizden dinler misiniz?
Bize, Türklerin Anadolu’ya ilk geliş tarihi olarak 1071 Malazgirt Savaşıyla olduğu söylendi. Halbuki 1071’de Anadolu’ya gelen Türkler, Müslümanlığı kabul etmiş Türklerdi.
Ne diyordu Ermeni tarihçi Kiragos: İskitler geri döndü.Ön-Türkler, milattan önce 13 bin yılında Anadolu’da idiler ve Anadolu’nun dip kültürünü oluşturdular.
Esas önemli olan, Anadolu’ya gelen Ön-Türkler;
Göçebe olarak değil, göçmen olarak geldiler. O tarihte tamgayı/resim-yazıyı biliyorlardı.Yine Tanrının birliğine inanırlardı. (M.Ö 14 bin yılında ORAL Dağlarındaki Şölgen Taş Mağarasında, Rus ve Fransız araştırmacılar buldukları yazıtlarda bunu kanıtladılar.
Mustafa Kemal Atatürk'ün
10 Ekim 1935 yılında mason localarını kapatması üzerine
MASONLAR SARI LİDER’İ ÖLDÜRME KARARI ALIYOR‼️
➖️Varnalı Bulgar Yahudisi 33 dereceli Farmason Avram Benaroyas Türkiye Mason Cemiyeti’nin kapandığını Moskova’da bir toplantı sırasında öğrendi. Sinirlerine hakim olamayarak şunları söyledi; “O Sarı Lider ortadan suret-i katiyetle kaldırılacaktır. Mefkuremize imha edici darbe vuranların akıbeti, feci şartlar altında ölümdür!...”
➖️Türkiye’nin ikinci Mason lideri Kimyager Mustafa Hakkı Nalçacı, acilen Kremlin’e davet edildi. Nalçacı Moskova’ya korkarak gitti. Başına bir hal gelmesi halinde Kremlin’in Çankaya’ya siyasi baskı yaparak serbest bırakılmasının sağlanmasını istedi. Kremlin, Nalçacı’ya garanti verdi, verdiği teminatlarla onu rahatlattı.
➖️Varnalı Bulgar Yahudisi Farmason Avram Banaroyas ve Türkiye’deki masonları ikinci lideri Mustafa Hakkı Nalçacı Kremlin yetkilileri ile toplantıdayken, yapılan konuşmaları Yunanlı gazeteci Apostolos Grasoz, ünlü Sovyet despotu Laurenti Beria ile birlikte yan odada ses alma cihazıyla takip ediyorlardı.
Bu konuda Avram Benaroyos, “İlk anlarda Kemal Atatürk’ü silahla ortadan kaldırmayı düşündük. Ancak, doktorlarımız Atatürk’ün ölümünün ani oluşunu tehlikeli gördüklerinden, Kremlin’in, Stalin'in istediği ‘esrarengiz ve kendine göre esrar arz edecek ölüm’ kararına uyduk. Zamanla O’nun etrafında bir çember vücuda getirdiler ki; Sarı Lider, kendiliğinden bu çemberin içine girip hayatını bize teslim etti.
➖️1937'de ismini açıklayamayacağım bir doktor Atatürk’e ilk darbeyi sinir organlarını zaafa düşürmek suretiyle indirdi. Böylelikle gösterdiği tedavi usulü, Atatürk’ün sinir organlarını felce uğrattı. Atatürk’te zaman zaman burun kanamaları, baş dönmeleri, istifralar karşısındaki arkadaşı tanımamazlıklar kendini göstermeye başladı.
Kaynak:Yunanlı Gazeteci Apostolos Grazos-Halk Cephesi (Laiki Metopo) Gazetesi- 1-5 Eylül 1949)
#GencleriSerbestBırakın
■Dünyayı değiştiren bir insan ölüyor, ama otopsisi yapılmıyor!
■Atatürk’e düşman olmayı dindarlık sanan zavallılar, Atatürk'ün ölümünü alkole bağlarlar, içki içtiği için siroz hastalığına tutulduğunu ve içkiden öldüğünü söylerler.
1-■Din tüccarlığından geçinen Atatürk düşmanlarının amacı, İslam dinine göre içilmemesi gereken alkollü içkiyi Atatürk'ün içtiğini söyleyerek Atatürk düşmanlığı temelini atmaktır.
Seni ülkücü camia içinde en iyi tanıyan kişi benim. Bunu sen de çok iyi biliyorsun.
Hani bana her karşılaştığımızda benim bu hareketin çekirdeği olduğumu söyler, sonra da her seçimden önce milletvekilliğine müracaat etmemi ısrarla isterdin. Sen öyle iki yüzlü, öyle riyakar, öyle kalleş, öyle kıskanç, öyle korkak, öyle bir iblissin ki bunu da ben çok iyi biliyorum.
Sen senin ne beş para etmez bir ajan ve ülkücü düşmanı olduğunu bilen başta ben olmak üzere kurucu, çekirdek, çilekeş, kahraman ve gerçek ülkücüleri nasıl birer birer partimizden uzaklaştırdığını biliyoruz. Partimizin tüm kayıtlı üyelerini sanki bu kutlu parti babanın çiftliği imiş gibi sildirdiğini, 65 yaşüstü,gençlikleri cezaevlerinde ve işkence odalarında heba edilen bozkurtların üzerine pavyon fedaisi kılıklı sözüm ona ülkü ocaklı otuz kırk çakalı salarak darbettirdiğini de unutmadık. Sen kalleş, kancık ve karaktersiz bir insan müsfettesisin. Bu kalleşlikten vaz geç, bunun sonu iyi olmaz diye kaç sefer yazdım ve sonuçta aynı yöntemle Sinan Ateş şehit oldu. Bana göre bu kalleşçe işlenen cinayetin 1 numaralı suçlusu sensin.
Yurtiçinde ve yurtdışında nerede canlı, hareketli, güçlü ve başarılı bir Ülkü Ocağı varsa hepsini tek tek kapattın ve ocaklarımızı söndürdün. Genel başkanlığa oturtulduğun günde kaç ülkü ocağı vardı ve şimdi kaç tanesi kaldı.
Ben sana namussuzsun, şerefsizsin desem hakaret olur. Hani sen Tayyipten cımhurbaşkanı olmaaz, onu yüce divana çıkarmazsam namussuzum, şerefsizim diye o kulakları tırmalayan çirkin sesinle yırtınıyordun. Ne oldu da bir gecede u dönüşü yaptın ve halk arasında kaçaksarayın tasmalı köpeği lakabıyla anılmaya başladın. Bunun sebebini bilenler biliyor, bilmeyenlere de sen itiraf et ve açıkla.
Sen bizim CKMP’den geçiş ve MHP’nin kuruluş döneminde hiç yoktun. Biz yeni kurulan ve maddi imkanları sıfır olan MHP’yi parti haline getirmek için dağları taşları bıkıp usanmadan dolaşırken ve davamızı anlatıp ilk teşkilatları kurarken de ortalıkta görünmedin. 12 Eylül darbesinde Kensn Evren ve cuntanın kalleşliğine uğradığımızda, akıl almaz işkencelere çekildiğimizde, tepeden tırnağa biçildiğimizdr, idam sehpalarında asıldığımızda ve hemen hergün vatanımızı bölmeye çalışan onlarca komünist örgütle çarpışıp yüzlerce şehit verdiğimiz dönemde de yoktun.Torpille asistan yapıldın ve öğrenciler profesörlükten emekli oldu sen hep asistan kaldın. Seni asistan yapan rahmetli prof. Naci Kınacıoğlu bana bizzat seni asistan yaptığına bin pişman olduğunu söyledi. Senin bilgi, kültür ve zeka düzeyin ilkokul seviyesinde bile değil. Bunu en iyi ben biliyorum. Sen 12 Eylül darbesinde neredeydin, niçin hiç adın sanın geçmedi, tutuklanmadın, işkence ve cezaevi çilesi çekmedin, neden otomobilinde 4 adet vahim silah yakalandığı halde sana tek kelime bile sorulmadı, hiç sanmıyorum ama sende erkekliğin zerresi varsa gel seninle bir tv kanalında ikili oturum yapalım. Bak sana daha ne sorular soracağım.
GELELİM APO KONUSUNA…
2-GELELİM APO KONUSUNA...
Demek bebek katilini imralıdaki keyfinin yerinde olduğu yerden salıversinler, gelip mecliste bir konuşma yapsın ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini hem PKK dan hem de İsrail saldırısından kurtarsın öyle mi ingiliz ajanı Bahçeli. Tuuu senin yüzüne, sen nasıl bir soya sopa sahipsin ki Büyük Atatürkümüzün tüm dünyayı yenerek kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine kurtarıcı olarak bebek katili Apo’yu görüyor ve Tayyibin kibrit cebine girdiğin gibi, Apo’nun himayesine girmek istiyor ve devletimizi de bu himaye altına girmeye razı imiş gibi gösteriyorsun. Ey nursuz suratı İblise dönmüş, mezar kaçkını zombi. Senden tiksinen ve nefret eden şehit anaları seni ne yapar biliyormusun, bunu ne sen sor ne ben söyleyim. Apo yargılanırken ben tüm gücümle şehit aileleri ve gazilerimizin yanında dururken ve tek başıma dünya medyasında PKK reklamını ve propogandasını bozarken, sen yine ortalıkta yoktun, üstüne üstlük tüm MHP milletvekillerine de İmralı ve Mudanya yasağı koymuştun. Şehitlerimizin tamamına yakını ülkücü idi ve ülkücü şehitlerin kanı ve canı ile kurduğu partimizin başına uğursuz bir baykuş gibi ingiliz, amerikan ve yahudi efendilerin tarafından oturtulmuştun. Ben şehit analarıyla yürüyüş yaptığımda MHP Genel Merkezinin şehit analarından korunması için polis çemberine aldırtmıştın. Senin bu Apo ile gizli bağını kursa kursa hizmetinde olduğun ingiliz istihbaratı kurmuştur. Sen o fındık kadar beyninle Apo’yu Türkiye Büyük Millet Meclisine davet ederken, Apo ve onun gibi bölücü vatan hainlerinin şehit ettiği onbinlerce asker, polis, korucu ve ülkücü şehit ve gazilerimizi ve onların milyonlarca yakınını, içleri halen cayır cayır yansn şehit analarını, yetim kalan yavrularını, boynu bükük eşlerini nişanlılarını, babalarını, kardeşlerini hiç mi düşünmedin be hain ajan. Senin gibi bir kuş beyinli hainin ülkücü şehitlerin partisi MHP’nin başında ne işi var, defol git himayesine sığındığın Apo’nun partisine üye ol, ne olursan ol ve derhal ülkücülerin partisinin başından defol. Şehit analarının avukatı olarak hakkında bu sayfada bu yazımla suç duyurusunda bulunuyorum. Elbet vatansever savcılarımızdan biri gereğini yapacaktır.
24 Ekim 2024
Şevket Can Özbay'in Facebook sayfasından alınmıştır.
3-O kadar üzüntü verici şeyler oldu ki... Ülkeyi ne hale getirdiler böyle???!
1-Afyon Beyköy’de tarlada 10 metre uzunluğunda kireç taşından yapılmış bir yazıt bulundu. Üzerinde bir takım şekiller vardı. Köylüler taşa bir anlam veremedi. Köy heyeti taşın yeni yapılan caminin temelinde kullanılmasını kararlaştırdı.
Bölgede kazı yapan Fransız arkeolog George Perrot buna karşı çıksa da, köylülere derdini anlatamadı. Bunun üzerine arkeolog Perrot, taş temele atılmadan üzerindeki şekilleri bir kağıda tek tek çizdi. Sonra ülkesine döndü… Aradan 134 yıl geçti...
2012 yılında İngiliz antik çağ tarihçisi James Mellaart öldüğünde özel arşivinin arasında Fransız arkeolog Perrot’un Afyon’da taştan kopya ettiği metin de çıktı.. Melleart’ın oğlu metnin kopyasını İsveçli tarihçi Dr. Eberhard Zangger’e verdi.
Zangger İsveçli ve Hollandalılar’dan oluşan 20 kişilik bir bilim insanı grubuyla bu yazıları çözmeye çalıştı.. Yıllar süren uğraşlardan sonra yazılar çözüldü.. Bronz Çağından kalmaydı.. 3 bin 200 yıllıktı..
2-Anadolu’da Hititler’den önce yaşayan Luviler’e aitti.. Luviler, çok araştırmacı ve akademisyene göre Truva’ya denizden gelen ışık insanlarıydı..
Anadolu’nun ilk halkıydı..
Luviler kendilerine MA halkı diyordu.. MA, battığına inanılan MU kıtasının başka bir ismiydi..
Bir çok tarihçi Luviler’in MU kıtası battıktan sonra deniz yoluyla Anadolu’ya geldiğini savundu..
Bu görüşe katılan Mustafa Kemal Atatürk de, Anadolu’nun köklerini MU kıtasında aradı ve bu konuda araştırmalar yaptı.. Luvi ışık demekti..
3-Bir çok dile buradan geçti..
Hititçe’de Lukka, Latince’de Lux, İngilizce’de Light, İtalyanca’da Lure, İspanyolca’da Luz, Almanca’da licht ve niceleri...
Işık insanları silahsız bir dine inanıyordu...
Onlarda yaratan ve yaratılan yoktu..
Yaratılmışların bütünü yaratanın kendisiydi.
İkilik küfürdü..
En büyük en küçükteydi..
İnsanın özü ruhuydu Ruh ışıktı ve ölümsüzdü. Luviler’de bilgi en önemli değerdi..
Dinlerini, dünya görüşlerini bilgi seviyesi yüksek insanlarla paylaşırlardı.. Düşüncelerini sembollerle anlatırlardı..
“O saraylar ve o sarayların etrafını çeviren hainler asırlarca bu ulusu uyuttular. Onu aydınlığa koşmaktan alıkoydular. Onlar bu ulusu ve ülkeyi sadece iki zamanda hatırladılar. Biri paraya, öbürü askere ihtiyaçları olduğunda…”
ll. Abdülhamid tahta çıktığında Osmanlı 6.5 milyon km2 dir. 33 yıl padişahlık yapan ll. Abdülhamid çok kritik yerler dahil olmak üzere şimdiki Türkiye'nin tam 2 katı toprak kaybettiği için (1.5 milyon km2) tahttan indirildi (1909).
ll. Abdülhamid, padişahlığı süresinde toprakları 5 milyon km2 ye indirmiştir. Yerine geçenler ve İttihatçılar, 1918'e kadar 9 yılda 5 milyon km2 yi 250 bin km2 ye indirip devleti adeta yok etmiştir.
Atatürk milli mücadeleyi başlatmasaydı bugün devletimiz olmazdı. Hepimizde yok olur giderdik.
"...Atatürk olmasaydı, Türk belki Özbekistan’da olurdu, ama Trakya ve Anadolu’da kalmazdı.100 yılda tüm civar büyük coğrafyadan sürülmüş ve katledilmiş Türklerin Konya Ovası'ndan sürülmeleri ve atılımları ne kadar sürerdi sanıyorsunuz?
Ne Türk ne de Türkiye kalırdı. Mustafa Kemal sadece Türkiye'yi kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı.
Prof. Dr. Justin McCarty
"Sürgün ve Ölüm 1821- 1922" kitabı.
Ölüm ve sürgün 1922'de Atatürk sayesinde durdu.
Kim ki Atatürk'e o ya da bu sebepten düşmanlık ediyorsa Türk Milletinin de düşmanıdır.
Kurt Ziemke, yazdığı YENİ TÜRKİYE kitabında: Kemalizm, sömürgeciliğimizin önünde en büyük tehlikedir. Bu tehlikeyi bertaraf edebilmemiz için Kemalizm'in dinsizlik olduğu fikrini yaymalıyız ve muhafazakar Türkleri ve Kürtleri Mustafa Kemal'e düşman etmeliyiz demişti.
Bugün Atatürk'e dinsiz deme nankörlüğünü gösterenler, Kurt Ziemke'nin papağanlığını yapmaktan başka bir özelliğe sahip olmayan kimselerdir.
Türkçe ezan'ı öne süren fitneciler bilmezmi ki: övündükleri İmam-ı Azam dahi, Ezanın halkın anladığı dilden okunmasını söylemiştir. Osmanlı döneminde, Kuzey Afrika'da, Fasta bile ezan bir süre yerel dilde okunmuştu.
Ezan'ın Türkçe okunması, kızların camide cemaatle namaz kılması, hatta Latin harflerine geçiş; hepsi Osmanlı'da da düşünülmüş ama molla tahakkümünden bunlara cesaret edilememiştir. Osmanlıcanın milleti cahil bıraktığı tartışmaları 1850 lerde başlamıştı.