#askinaskintarih
1-DÖVME
Eski çağlarda yaşayan insan toplulukları bir nesnenin veya canlının kendilerine ait olduğunu belirlemek
için çeşitli işaretler kullanmışlardır. Bu işareti basmaya yarayan araca Damga (Tamga) denilmektedir.
2-Damga,
bir işaretin bir soya, bir boya veya bir kişiye ait olduğunu anlamak için çeşitli şekillerde ifade edilmesidir. Bu
şekiller yontarak, kazıyarak, keserek, boyayarak, yakarak veya döverek yapılır. Anadolu kültüründe damga geniş bir coğrafyada kullanılmıştır.
3-Eski çağlardan günümüze damga Türk kültüründe var olmuş pratiklerdendir.Damga Türk topluluklarında “tamga/damga” olarak adlandırılmıştır. Türk boylarının ve bu boylar içinde yer
alan oymakların damgaları ilgi çekici birer işaret veya simge albümü olup,
4-her biri ayrı bir özellik ve anlam
taşımaktadır. Türkler damgayı hayvan, eşya ve bayrak üzerine uygulamışlardır.Türk oymaklarında “el ile yapılan motif”anlamına gelen “tamga”, “tamka” ve “damga” olarak ifade edilen kelimeler günümüzde şahıs imzası ve mührü olmasının yanı sıra
5-kamu maliyesi alanında (damga resmi,damga pulu) vergi manasında da kullanılmaktadır.Dövme;is,çivit,öt,kız çocuğu doğurmuş anne sütü,mürekkep,likit,çinko-karbon, nadiren
de olsa kullanılan koyun ve inek sütü ile elde edilen karışımın deri altına iğneler ile işlenmesine denir.
6-Dövme,nazardan korunma, tılsım, bereket gibi inanç amaçlı beklentilerin yanında bir topluluğa aidiyet ve güzellik için
de yapılmıştır. Anadolu coğrafyasında yaşayan bazı topluluklarda bir geleneğin simgesi hâline gelen dövme o
topluluğun dikkat çeken bir işaretidir.
7-Yapılan dövmeler kişilerin bir inanca dayanan bağlılığının, bir gruba olan aidiyetinin veya sosyal kimlik ifadelerinin dışa vuran işaretleridir. Dövme, aşiret ve tarikat gibi kişinin bağlı
bulunduğu inanç veya etnik topluluğu belirtmek amacıyla da kullanılmıştır.
8-Türk dilinin yazılı belgelerinden biri olan Orhun Yazıtları’ndaki alfabeyi oluşturan işaretler ve şekiller günümüz maddî kültür ürünlerindeki semboller ile benzer özellikler göstermektedir. Elde edilen sonuçlarda Orhun Yazıtları başta olmak üzere, Özgün Tur-
fan Yazmaları,
9-Uyuk Arjan Yazıtları’ndaki işaretler ile Çağatay ve Nogay Türklerine ait paralar üzerindeki
şekiller ve Göbeklitepe tapınaklarındaki dikili taşlar üzerindeki sembollerin Mardin yöresinde yapılan dövmelerdeki bazı işaretlerle benzeştiği görülmüştür.
10-Çalışmada, Anadolu'nun unutulmaya yüz tutmuş bir geleneği olan dövme/damga uygulamalarındaki motifleri araştırılmıştır. Türk tarihine ışık tutan Orhun Yazıtları’nda,Özgün Turfan Yazmaları’nda ve Uyuk Arjan Yazıtları’nda bulunan işaretler ile
11-Mardin yöresinde yapılan damgalardaki işaret, şekil, motif ve simgelerdeki benzerliklerin tespiti amaçlanmıştır.Klanlarla kabileleri birbirlerinden ayırmaya yarayan bu tarz öğeleri hep-
sinden ziyade dini birtakım muskalar olarak kabul etmek gerekir.
12-Totemi gösteren şekil çoğu zaman dövme biçiminde beden üzerine basıldığı gibi, yaşayan bir kimsenin klanının
toplantısından önce bunun bedene ya da cesedin gömülmesinden önce ölünün bedeni üzerine de resmedildiği olurdu (Challaye, 1998:31).
13-Bu bağlamda "Dövme, yalnızca bedene bir resim işlemek değil; grubun bütün geleneklerini ve felsefesini zihne kazımaktır"
(Levi-Strauss 1963:257; 2012:368).
14-Dövme, Türk kültüründe eski çağlardan günümüze kadar gelen bir pratiktir. Dövme “damga” olarak kimi zaman bir meslek grubunu, sosyal statüyü veya aşiret ve tarikat gibi
kişinin bağlı bulunduğu topluluğu belirtmek amacıyla kullanılmıştır.
15-Aynı zamanda Anadolu dövme motiflerinin kişiyi hastalıklardan, nazardan koruduğuna; güzellik ve yiğitlik
getirdiğine inanılmaktadır (Çağlayandereli ve Göker 2016:2545). Anadolu‘da genellikle kadına yapılan dövmeler, aidiyetliğin yanı sıra güzellik, doğurganlık,
16-bereket ve kötülüklerden korunma inancıyla yapılan uygulamalardır.
Anadolu’da yaşayan Oğuz Türklerinin her boyunun bir simgesi vardı. Bu simgeler;
Günhan’ın simgesi şahin, Ayhan’ın simgesi kartal, Yıldızhan’ın simgesi tavşan olduğu
17-bilinmektedir. Ayrıca bir oymağın hayvanlarının, diğer oymakların hayvanlarına karışmasını önlemek için, hayvanlara dökün, dövme veya döğme adı verilen damgalar vurulmuştur (Çağlayandereli ve Göker 2016:2548). Damga sözcüğü Türk kültüründe geniş bir kullanım alanı bulmuştur.
18-Tamga’nın mühür,nişan,dağ anlamında kullanıldığı görül-
mektedir(Durmuş 2012).“Eski Türkler'de tamga,tamka ve damga şekillerinde yazılan kelime,‘el ile yapılan motif’ anlamına geliyordu.Ayrıca şahıs imzası ve mührü olmasının yanı sıra bugün olduğu gibi(damga resmi,damga pulu)
19- ‘vergi’ manasında da kullanılmıştır” (Halaçoğlu1993:454; Çağlayandereli ve Göker 2016: 2548).Türkçe’de zaman
zaman dövme ile aynı anlama gelecek şekilde kullanılan bir başka sözcük ise "damga" ya da "tamga"dır. "Dağ" ya da "dağlama" sözcüğüne göre daha geniş bir anlama
20-sahip olan "damga" ya da "tamga","herhangi bir şeyin üzerine vurulan işaret, alamet, alamet-i farika,marka" gibi anlamlara gelir. "Dağlama" ya da "tağlama", "insan ve hayvan vücuduna
kızgın bir demirle vurulan damga, işaret, im" anlamına gelen "dâg/tâğ" kökünden gelmektedir
21-(Dilçin 1983: 60; Gülensoy 1989: 153; Durmuş 2012: 114; Uğur Çerikan ve
Alanko 2016:168). Bunların yanında ‘en’ kelimesi; Hayvanlara veya eşyaya vurulan
damga, işaret (tdk.gov.tr) anlamında kullanılmaktadır.
22-Dövme/Damga
Dövme sözlük anlamı; vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içinerenk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan yazı veya resim olarak tanımlanmıştır
(TDK 2019).
23-“Tamga” kelimesi XI. yüz yılda yazılmış olan Kutadgu Bilig, adlı eserde: tamga:damga, mühür, tamga urmak: damga vurmak, tamgaçı: damgacı, mühürdar, tamgalamak:
damgalamak, mühürlemek şekillerinde kullanılmıştır (Arat 1979).
24-“Tamga” kelimesinin Eski Türkçe’de tamka, Kutadgu Bilig ve Orta Türkçe ile Çağatayca’da tamga, Kumuk Türkçesi’nde tamna, Oyrat ve Soyon Türkçesi’nde tanma, Kazan Türkçesi’nde tamga olarak kullandığını…
25-Eldeki tarihi belgelerden ve yazılı taş, kaya ve sütunlardan öğrendiğimize göre, Türkler, Yenisey ve Orhun yazı taşlarında kullanılan alfabeden çok önce damgayı bilmekte ve uygulamakta idiler (Gülensoy 1989:12-13).
26-Divânu Lügati’t-Türk’te,Kâşgarlı Mahmud;"Fârisîlerin bu sözcüğü Türklerden almış olduğunu; bunun Farsçaya ait bir sözcük olamayacağını;Türklerle karşılaştırıldığında Fârisîlerin hayvan sürülerine sahip olmadığından dillerinde,bu sürüleri birbirinden ayırt etmek için kullanılan
27- “damgayı dile getiren bir sözcük bulunmasının imkânsız olduğunu" öne sürmüştür (2007: 246).
Gülensoy’a göre; Türkler, “damga ” adını verdiğimiz işaretleri kullanmadan önce,anlatmak istedikleri şeyi mutlaka resim ile ifade ediyorlardı.
28-Nitekim,ilk çağlarda da insanların pek çoğunun resim kullanarak meramlarını anlattıkları,bulunan mağara duvar
resimlerinden anlaşılmaktadır.İnsanlık resimden piktographa, daha sonra da piktogram’a geçmiş.Türk damgaları,piktograph ile piktogram arasında doğmuştur.(1989:14).
29-Farklı coğrafyalarda yaşayan farklı kültürlere sahip topluluklarda bilinen en eski dövmeler mumyalar aracılığıyla elde edilmiştir. “19 Eylül 1991 tarihinde, yaklaşık 5300
yaşındaki Buz Adam, diğer adıyla Ötzi Avusturya-İtalya sınırındaki Ötztal Alpleri’nde bulunmuştur.
30-Elde edilen görüntüler analiz edilerek Buz Adamı Ötzi’nin vücudunun tamamındaki dövmeler belirlenmiştir. Buz Adam ölmeden önce vücudunda 61 adet dövme taşıdığı görülmüştür. Sağ ayak bileğinde ve sağ dizinin arkasında bulunan dövme tipik bir OKH damgasıdır.
31-OKH halkının Asya ve Anadolu’dan tüm Akdeniz kıyılarına dağıldıkları ve simgelerini bayraklarına kadar taşıdıkları bilinmektedir. Asya’dan dört bir yana yayılan OKH ve TUR
boyları aynı dili konuşan ve aynı inanç sistemine göre yasayan insanlardır.
32-Amerika kıtasına yayılan Kızılderililer de aynı inançlara sahiptirler. Bu insanların yüzlerine ve vücutlarına dövme yaptırmış oldukları bilinmektedir (Berkmen 2019).Mezopotamya’da M.Ö. 3000 yılından kalma “demir damgalar”,
33-Asur ve Babil’de
dövmenin daha çok kölelerin, hayvanların ve tapınaklara ait adakların mülkiyetini belirlemek için kullanıldığını kanıtlamaktadır. Mezopotamya’da dövme sadece mülkiyet belirlemek için değil, aynı zamanda köle ve suçluları "cezalandırma işareti” olarak
34-kullanılmıştır (Frahm 2010:130-132; Gevaryahu 2010:16). Babil'de dövmenin, kölelerin mülkiyet hakkını belirlemek için kullanıldığına ilişkin çok sayıda yazılı belge bulunmaktadır. Yeni Babil ve Geç Babil döneminde köle ve tapınak hizmetkârları,
35-Uruk'taki Enna Tapınağı’nın mülkiyet hakkını gösteren ve Tanrıça İştar'ı simgeleyen bir yıldızla işaretlenmiştir. Dövmenin Babil'de cezalandırma işareti olarak kullanıldığının kanıtı ise "Ana İttisu Yasaları"dır.
36-Ninova'dan kaçmaya kalkışan kölelerin alnına "Ben bir kaçağım, beni yakalayın" anlamına gelen dövme “Akatça” yazıldığını göstermektedir (Frahm 2010:131). Mezopotamya'da "dövme", hemen her dönemde, daha çok köleler ve suçluları cezalandırma aracı olarak kullanılmıştır.
37-Erken Babil döneminde yalnızca suçlular, köleler ya da ana babaya karşı gelerek sonradan köle olanlar damgalanırken, Orta Babil dönemi belgelerinde artık kölelerin efendilerinden ayırt etmek için damgalandıkları anlaşılmaktadır.
38-Trakya, İskit, Dacians, Galya, Picts, Kelt ve Bruton kültürlerinde dövme uygulaması bir soyluluk, yiğitlik ve bilgelik sembolü olarak kullanılmıştır. Çinlilerde ve Türklerde de "dövme" daha çok farklı kabile ya da boyları, kast ya da sınıfları birbirinden ayırt etmek için
39-çağdaş anlamda bir "logo", bir "arma" ya da belki de bir "bayrak" olarak kullanılmıştır (Uğur Çerikan ve Alanko 2016:185).
İskit dönemine ait (M.Ö. 700-400) kurganlarda bulunan mumyalanmış cesedin bacak ve kollarındaki dövmelerde “motif olarak hemen hemen yalnız hayvanlar ve
40-hayvan
uzuvları kullanılmıştır. Hayvanların en çok yer verilen ve dikkati çekenleri geyik, keçi, kedi, köpek, kurt, at, ayı ve yırtıcı kuşlar gibi ekseriyeti yabani olanlar” görülmektedir
(Durmuş 1983:96).“Hun kurganlarında çıkan cesetlerde son derece kıvrak çizgilerle
41-ve dekoratif bir anlayışla yapılmış düşsel yaratıklar ve koç figürlerinden oluşan dövmeler görülmektedir.
Dinsel-büyüsel kaynaklı bu dövmelerin is olduğu ihtimali ve deriye şırınga edilmesi ile oluştuğu düşünülmektedir. Hunlara ait Pazırık kurganında bulunan bir başkana
42-ait cesetten anlaşıldığı üzere Hunlarda asil ve kahraman kişilerin dövme yaptırabildiği, daha sonraları Kazak ve Kırgızlarda da devam eden bu geleneğin yine kahramanlık niteliği taşıyan bireylere uygulandığı bilinmektedir.
43-Taşdık ve Altın Yış mezarlarındaki cesetlerin bazı
kısımlarındaki dövmeler, av sahnelerini tasvir eder.” (Bulut 2002:36-54).Karabağlı’larda kadınların yüzlerine iğne ile damga yapılır. Bu toplumda erkeğe damga vurulmaz.
44-Kadın kişi evlenerek başka bir ocağa gideceği için kadına geldiği, mensubu olduğu ilk cemaat bilinsin diye damga vurulur. Bu toplumda damga alın kısmına ve
bileğe vurulur. İğne ile açılan yere kara barut ekilir. Karabağlı Karapapah/Terekemelerde dövme “damga” olarak bilinir
45-Özellikle Orhun Yazıtları başta olmak üzere, Özgün Turfan Yazmaları’ndaki yazılara ve Uyuk Arjan Yazıtları’ndaki işaretler incelendiğinde Mardin yöresindeki dövmelerin bazı işaretleri bu yazıtlardaki işaretlerle örtüşmektedir
46-Dövmeler özellikle inanç motifi olarak Şamanizm, Paganizm, Animizm, Sabilik, Taoizm, Budizm, Maniheizm ve
Zerdüştlük gibi inanışların izlerini taşımaktadır (Hazar 2007:350).Orhun Yazıtları’ndaki işaretlerden yukarıya doğru ağzı açık ‘c’ işaretinin içinde üç veya tek nokta .
47- nd/nt konsonuna yani güneş gibi içi tek noktalı bir şekle veya ters‘v’ şeklinde tek noktalı bir şekle, ters‘Y’ gibi ‘ç’ konsonuna, yine ters ‘Y’işaretinin kesişme noktasından artı veya haç işareti (+/†) gibi geçen s/ş konsonuna ve > şeklindeki o/u benzer (Kaşgarlı1998:55-58)
48-Orhun Yazıtların ve Mardin’de görülen dövmeler.Mardin ilinde yapılan saha çalışmasında görülen dövmeler ile taş ve kaya üzerinde görülen tamgalar arasında benzer veya çok az farklı şekiller tespit edilen dövmeler Şekil 4’de
gösterilmiştir.
49-Kaşgarlı Mahmut, “Dîvânu Lugâti't-Türk” adlı eserinde Oğuzlar için, “Oğuz: Bir Türk boyudur. Oğuzlar Türkmen’dirler. Bunlar yirmi iki bölüktür; her bölüğün ayrı bir belgesi ve hayvanlarına vurulan bir alameti vardır. Birbirlerini bu belgelerle tanırlar. (Gülensoy 1989:59).
50-“Ali Riza Yalgın tarafından 1940’lı yıllarda Gaziantep’te derlenen bu damga işaretleri, yerli esnaf tarafından “mahraların muhtelif yerlerinde küleklerin üstlerinde kullanılmıştır. Mahalli ağıza göre mahra “dibi dar, üstü geniş, kavak tahtasından yapılan bir örnek sandık
51-Eskiden yerli esnafın ölçü işlerinde kullandıkları bu kaplar üzerinde,mal sahibinin kimliğini belirleyen,çoğu zaman manalı damgalar bulunmaktaymış.Bu damgalar ölçü sahibinin kimliğini belirlediği için,bozuk veya hileli çıktıklarında,yine çarşı esnafı tarafından cezalandırılır
52-hatta meslekten bile atılırlarmış.” (Gülensoy 1989:84). Gaziantep eşrafına ait damgalar ve Mardin araştırma sahasında karşılaşılan dövmeler sekil5.
Yanış (nakış), daha çok kilim, ala çuval, kil çuvalı, iteği, seccade, heybe, çorap gibi
dokuma türlerinde görülür.
53-Karşıladığı mana bakımından “im” ile hiçbir farkı olmama-
sına rağmen, pek çok Yörük ve Türkmen oymağı “yanış kelimesini tercih ederler (Gülensoy 1989:119-126). Mut Yöresi yanışları ile Mardin araştırma sahasında karşılaşılan
dövmeler Şekil 6’.
54-Anadolu kilim im’lerinden motifler ve Mardin saha araştırmasında görülen motiflerle benzerlikleri Şekil 7.Mardin yöresi dövmeleri ile bedenlerdeki bazı işaretler runik yazılara benzemektedir.
55-Özgün Turfan, Orhun ve Uyuk Arjan Yazıtları’ndaki yazılara bakıldığında bazı işaretlerin Mardin’deki geleneksel dövmelerdeki işaretlerle benzerlik Şekil 8.Turfan Yazıtları’ndaki işaretleri özellikle alt dudaklarda ve dudağın bitim noktalarına konulan ters Y işareti, çenelere
56-konulan • ve ••• işareti, el üstü ve bilekte «, ‹
işareti görülmektedir. Şekil 9’da Turfan yazıtları ve araştırma sahasındaki dövmelerle benzerdir.Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Kars, Ardahan, Os-
maniye ve Batman illerindeki Türkmenler,
57-Kürtler ve Araplarda yapılan figürler birbirinin aynı ya da benzeridir. Anadolu’da Süryaniler dışında etnik dövme yapılmamaktadır.(Turk türler diyecegim şarlayacaklar neyse devam :))
58-1889 yılında Moğolistan’ın Orhun vadisinde bulunan Orhun Yazıtları’nın çözümlemesi 1893 yılında Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi’nde yapılan toplantı ile bilim
dünyasına tanıtılmıştır. Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen Yazıları çözen kişidir.
59-Göktürk alfabesi olarak bilinen Türk toplulukları tarafından kullanılan ilk alfabe olarak bilinir. İlk olarak M.Ö. 200-150 yılları arasında kullanılmaya başlandığı ve zaman içinde
değişikliklere uğrayarak 10. yüzyıla kadar kullanılmıştır.
60-Zaman içinde bu damgaların kaya resimleri formatından çıkıp harfe dönüştüğü, 10. yüzyıla kadar aktif
olarak kullanıldığı ve Avrupa’ya göç eden Türk toplulukları tarafından bu kıtaya taşındığı ongorulmektedir.
61-Mardin saha araştırmasında kaydedilen dövmelerin Orhun Alfabesi ile karşılaştırılması Şekil 11,12’.
Moğolistan Bungur Türk Mezar Taşı üzerinde Koç Boynuzu Motifi ve Bayanhuongur’a bağlı Bongubué kasabasının yakınlarında, bozkırın ortasında Türk Prensesinin mezarında,
62-Karluk-Basmıl beylerinin diktiği mezar taşındaki yazılar Şekil 13. Şekil’de Pazırık halısının bordüründe bulunan atların üzerindeki saçaklı heybe üzerinde koçboynuzu motifi ve kadının çenesinde koç boynuzu motifi,
63-Pazırık kurganından çıkan kadın mumyasının elinde koç boynuzu motifi gösterilmiş ve Mardin araştırma
sahasında karşılaşılan dövme motifleri ile karşılaştırılmıştır (Görgünay Kırzıoğlu 2001;
Yenipınar ve Tunç 2013).
64-Türk tarihinin Orta Asya’dan Anadolu topraklarına uzanan seyrinde yeni inançları kültürel değişimde önemli bir yere sahiptir.Eski inançlara dayalı bazı uygulamaların toplumda bulduğu karşılıkların yeni inanç içinde de
uyum sağlayarak yaşamaya devam ettiği görülür.
65-Bu bağlamda, Türklerin Şamanizm çevresinde nazar inancı ve uygulamaları oldukça eski tarihlere uzanmaktadır. Nazar, bazı
insanların canlı ve cansız varlıklara kıskançlık ve hayranlıkla bakmaları sonucu onlara verdiğine inanılan olumsuzluk olarak tanımlanmaktadır.
66-Türklerin İslamiyeti kabulü ile
nazar inancı ve uygulamaları uyum sağlayarak yeni inanç içinde yaşamaya devam etmiş-
tir. “Nazar inancının somutlaştığı objeler içinde nazarlık, dövme/damga önemli bir yere sahiptir Türk halkı, atalarından miras kalan bu ‘damgaları’,
67-halı ve kiliminin; çuval, heybe
ve torbasının üzerinde, nazarlık uygulamasında da kullanmıştır”(Gülensoy 1989:140-141).Mardin araştırma sahasında, Şekil14.daha çok dokumalarda kullanılan göz motifi yöre halkı tarafından dövme olarak nazardan korunma amaçlı yapıldığı
68-uğur ve bereket motifinin dövme olarak yapıldığı tesbit edilmiştir.Bilgili’ye göre, “Kazakistan antropomorfik Güneş pektoglifi ve Hazar Türklerine ait tamga ve Çağatay ve Nogay Türklerine ait para üzerindeki Türk tamgası, Gobustan’da
kaya resimlerinde rastlanılan damgalar
69-Moğolistan tamgalar anıtında görülen tamgalar
büyük benzerlik göstermektedir”(2014:37).Anadolu’daki bengü taşlar (yazılı,dikili ve damgalı taşlar)ve petroglifler(kaya üstü
tasvirler, mağara şekilleri),daha ziyade Saka,Hun,Bulgar,Avar, Hazar ve Peçenek dönemlerine aittirler
70- Üzerlerinde hiçbir ciddi epigrafik araştırma ve inceleme yapılmayan Anadolu’daki (Kök)Türk harfli yazıtlar ve damgalar (özellikle Kars’ın Kağızman ilçesindekiler ile Erzurum’un Karayazı ilçesindekiler),paleografik açıdan Kafkaslar’daki,Balkanlar’daki ve Avrupa’daki yazıtlarla
71-büyük benzerlikler göstermektedir (Mert
2007:234).
Göbeklitepe, Şanlıurfa kent merkezinin yaklaşık 15 km. kuzeydoğusunda yer alan ve Neolitik döneme (M.Ö. 10.500-7.500) ait bir kutsal tapınak olduğu tespit edilmiştir.
(Schmidt 2010).
72-Göbeklitepe’de bulunan bu tapınaklar genellikle sonsuzluğu, bütünlüğü ve evreni simgeleyen daire formunda inşa edilmiştir. Tapınak alanındaki kaya yüzeylerinde çok sayıda daire sembolü yer almaktadır (Cirlot 1971; Schmidt 2007).Şekil 17’de
Göbeklitepe’nin dairesel yapısı ile
73-Mardin saha çalışmalarında görülen dövme motifleri
karşılaştırılmıştır. Bu örnekte yakın coğrafyadaki farklı medeniyetlerce kullanılan şekillerde benzerlikler olduğu anlaşılmaktadır.Göbeklitepe’de dikkat çeken tapınak yapısı, taş üzerinde kabartma tekniğiyle işlenmiş hayvan
74-figürleri ve soyut sembollerin bulunduğu T biçimindeki dikili taşlardır (Şekil18) (Özcan 2014). Dikili taşların üzerinde, kabartma tekniği ile yapılmış olan H biçiminde
ve bunun 90 derece çevrilmiş şekli, yatay ve dikey pozisyonda yarım ay, daire ve sepet biçiminde soyut
75-semboller bulunmaktadır. Bu soyut sembollerin kutsal semboller olduğu düşünülmektedir. Yarım ay ve daire sembolleri ise Güneş ve Ay olarak yorumlanmaktadır
(Schmidt 2007). Şekil 18’de T biçimindeki dikili taşlar ve üzerindeki sembollerin saha araştırmalarında görülen benzer
76-dövme simgeleri gösterilmiştir.Dikili taş üzerinde “H-semboller” ve içe geçmiş “V-işaretleri” sütun üzerine oyul-
muştur. H sembolleri parlak yıldızları veya kutup yıldızlarını gösterir. H sembolleri Vega veya Deneb yıldızların konumu belirtebilir.
77-Ayrıca ayın evreleridir.Göbekli Tepe halkı kuzeyi veya bir yönü tanımlamak için H ve V sembolleri kullanmış,sütunların işlendiği tarihe atıfta bulunmaktadır (Sweatman ve Tsikritsis 2017).
H sembollerine Türk kilimi motiflerinde de rastlamaktadır.
78-Türk kilimlerinde sıkça kullanılan bu motifler “evlilik”, “ailenin birliği”, “aşıkların kavuşması”, “annelik”, “doğum” ve “doğurganlık” gibi anlamlara gelmektedir (Etli 2015; Etli 2016).
Tarihin başlangıç noktası kabul edilen Sümerler,
79-dini inanışları bakımından oldukça farklı ve çok tanrılı bir inanışa sahiplerdi. Sümerlere göre her nesnenin bir tanrısı vardı.
Utu, Sümer Mitolojisi’nde belirleyen yedi tanrıdan biri olan güneş tanrısıdır. (Altuncu 2014; Kazan 2015). Sümer Mitolojisi’nde güneş tanrısı Utu
80- (Şamaş) ve saha araştırmasında görülen motifler ile benzerlikleri Şekil 19’de gösterilmiştir. Bu örnekte aynı topraklarda farklı dönemlerde yaşamış medeniyetlerde var olan bazı sembollerin birbiriyle benzeştiği görülmüştüŕ..
81-Sonuç:
Geleneksel yöntemlerle yapımı hâlen devam eden dövme, tarih boyunca farklı sözcüklerle ifade edilmiştir. Türk kültüründe yaygın olan damganın farklı söyleyişleri söz konusudur. Türk dilinde “dövme”, daha çok Türk kültürünün ayırıcı özelliklerinden biri
olan “damga” "
82-tamga" ya da "dağlama" geleneğinin bir parçası olarak ortaya çıkmıştır.
Bu yüzden Türk kültüründe dövme daha çok "tamga", “damga” "tamgalama" ve "dağ","dağlama" sözcükleriyle ifade edilmiştir. Dövme, herhangi bir şeyin üzerine vurulan işaret anlamına gelir.
83-Anadolu’da aşiret, boy gibi etnik köken belirleme, süslenme ve güzel görünme ile nazardan korunma, tılsım, bereket ve uğur getirdiği inancıyla yapılan dövme; İs, çivit, öt ve anne sütünün kullanılması ile elde edilen karışımın deri altına iğneler ile işlenmesiyle
yapılır.
84-Anadolu kültüründe geleneksel dövmeler kişilerin inancını, bir topluluğa aidiyetini veya sosyal kimliklerini göstermek amacıyla kullanılmıştır.
Mardin yöresinde yapılan dövmelerin, Türk tarihine ışık tutan Orhun Yazıtları’nda,Özgün Turfan Yazmaları’nda ve Uyuk Arjan
85-Yazıtları’nda bulunan işaretler ile benzerdir.Geleneksel yöntemlerle yapılan dövme, günümüzde daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürdürülmektedir. Mardin yöresindeki araştırma konusu damgaların, Orta Asya’da bulunan ilk yazılı Türk kaynaklarındaki işaret,
86-harf ve motiflerle benzerlik gösterdiği ve bu benzerliğin Türk kültürünün tarihsel bütünlüğünü gösteren kanıtlardan birisi olduğu tespit edilmiştir.
KAYNAKLAR :
ANADOLU KÜLTÜRÜNDE DAMGA/TAMGA/DÖVME:
MARDİN ÖRNEĞI
1-
87-KAYNAKLAR :
2-
88-KAYNAKLAR:
3-
89-Emegi gecen ve okuyan herkese Tesekkur ederim.

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with askin.askin17

askin.askin17 Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @askinaskin17

14 Jan
Dünyamın Değiştiği Gün
Gece yarısı kurulan bir ülkeden geliyorum ben. Ölü­mün kıyısından döndüğümde ise vakit öğleni biraz geçi­yordu.
Bir yıl önce, okula gitmek için evden çıktım ve bir daha geri dönmedim.
Bir Taliban kurşunuyla vuruldum ve bi­lincim kapalı halde, uçakla Pakistan’dan çıkarıldım. Kimi­leri bir daha asla memleketime dönmeyeceğimi söylüyor ama ben döneceğime bütün kalbimle inanıyorum. Çok sevdiğin memleketinden koparılma bu, hiç kimse için dilenebilecek bir şey değil.
Şimdi her sabah gözlerimi açtığımda, eşyalarımla, yer­lere saçılmış giysilerimle, okulda aldığım ödüllerin dizili olduğu raflarla dolu eski odamı görmek için can atıyorum. Bunun yerine, canım memleketim Pakistan’a ve Svat Vadisi’ndeki evime beş saat uzaklıkta bir ülkedeyim.
Read 47 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal

Or Donate anonymously using crypto!

Ethereum

0xfe58350B80634f60Fa6Dc149a72b4DFbc17D341E copy

Bitcoin

3ATGMxNzCUFzxpMCHL5sWSt4DVtS8UqXpi copy

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!

:(