Size bugün KKTC 'nin başkenti Lefkoşa'nın eski Sur İçi'ni anlatayım
*
Bugün,Sur İçi dediğimiz eski şehir,adadaki 2 devletin başkenti olan Lefkoşa'nın bölünmüş eski kalesidir
Bizanslılardan başlayarak 2000 yıldır gelmiş geçmiş tüm devletlerin başkenti olan eski şehirde; ++
Lüzinyan Krallığı (192-1489) Venedikliler (1489-1570) ile 370 yıl süren Osmanlı yönetimi (1571-1878) ve İngiliz koloni idaresi (1878-1960) dönemlerine ait tarihsel yapılar var. Bir Fransız sülalesi olan Lüzinyanların yaptığı içi su dolu hendeklerle çevrili kaleye Venedikliler++
tarafından 11 burç eklenmiştir. Savunma amaçlı yapılan bu burçlar 9 Eylül 1570'de Lefkoşa'nın Türkler tarafından fethini önleyemedi. Burçları aşan Osmanlı ordusu kale içinde sokak sokak savaşarak kenti ele geçirdi. bu sokak savaşlarında şehit düşen rütbeli askerler hayatlarını
kaybettikleri yerlere gömüldükleri için, kent içinde birçok yerde türbeler veya asker mezarları vardı.Bu mezarların güneyde Rum bölgesinde kalanları, Rumlar tarafından yol genişletme bahanesi ile yıkılmasına karşın, Türk bölgesinde kalanlar korunuyor .Güneyde kalan ve 2 kez ++
bombalanmasına karşın restore edilen BAYRAKTAR Türbesi ve camisi, fetih sırasında orada şehit düşen Ordu bayraktarı anısına yapılmıştı. Yüzyıllardan beri Sur İçi Lefkoşa'nın Kuzeyinde Türkler, Güneyinde Rumlar yaşıyor
11 burcun her birinin İtalyanca bir adı var. ++
ROCCAS, MULA, QUIRINI BARBARO, COREDANO burçlarının tümü ve FLATRO burcunun yarısı KKTC hakimiyetinde bulunuyor
TRIPOLI, D'AVILA COSTANZA PODOCATARO, CARAFFA burçları ile FLATRO burcunun diğer yarısı Rum hakimiyetinde
Sur İçi eski Lefkoşa 21 Aralık 1963'e kadar Rum ve Türklerin+
karışık yaşadığı bir bölgeydi. 1956'da EOKA saldırıları sonucu ilk kez Türk ve Rum mahalleleri dikenli tellerle ayrıldı. 1958'e kadar Türk bölgelerinde yaşayan Rumlar güneye kısma göç edince kent, dikenli tellerle ikiye bölündü.1963 Kanlı Noel saldırıları ile birlikte dikenli+
tellerin yerini kum dolu variller ve kum torbaları ile yapılan mevziler aldı
30 Aralık 1963'de ise İngiliz general Young, sınırı yeşil kalem ile ateş-kes hattı olarak çizince, Türk ve Rum bölgelerini ayıran bu hattın adı YEŞİL HAT (Green line) olarak kaldı.Bu hat bugün Lefkoşa+
Sur İçindeki Türk-Rum Devletleri arasındaki sınırı teşkil ediyor.1963, 1964 ve 1974'de en yoğun çatışmalar bu bölgede oldu ama sınır değişmedi
Lüzinyan döneminde 1209'da inşaatına başlanan ve ancak 117 yıl sonra 1326'da biten baş kilise St. Sophia Katedrali Osmanlılar tarafından+
2 minare eklenerek camiye çevrilmiş ve “Selimiye Camii-Ayasofya camisi”
adını almıştır. Sur İçi'nde 1891'de bir Türk'ün yayınladığı Kıbrıs'ta ilk Türkçe gazete olan Zaman gazetesinin sahibi Jön Türklerden Tüccarbaşı Hacı Derviş Efendi'nin evi olan Derviş Paşa Konağı+
bahçesinde Kıbrıslı Sadrazam Kamil Paşa'nın gömülü olduğu Arabahmet Camii, Haydarpaşa Camii vb tarihi eserler vardır. Osmanlı döneminde yapılan Samabahçe evleri ise Lefkoşa’nın ilk toplu konut denemesidir…
KKTC 'ye gelecek olanlar 1 tam günlerini Lefkoşa Sur İçi'ne ayırmalıdır
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Güvenilir bir KKTC askeri kaynakla az önce konuştum. Şu açıklamayı yaptım:
"Açık kaynaklarda geçen, KKTC açıklarında yüzer bir unsurun faaliyetleri, KKTC ve Türkiye karasularının dışında uluslararası sularda gerçekleşmiştir. Bazı kaynaklarda geçtiği şekilde KKTC karasuları ile+++
ilgi ve alakası yoktur."
KKTC kara suları 12 mildir. Bu ise 19.3 km eder. Uzmanlara göre ise Açık ufuk görüş mesafesi 14 km'dir. Yani Balalan köyü sahilinde balık avlayan Cemal Direkçi adlı kardeşimiz maksimum 14 km'lik bir mesafeyi görebilir. Oysa bizim kara sularımız 19.3 km.++
Bu durumda bu denizaltının bizim kara sularımız içinde olması ihtimalini yükseltiyor. Bu konu iyice incelenmelidir. Çünkü ABD-İSRAİL'in denizaltından ateşlediği Cruise füzeleri çok büyük olasılıkla SAHTE BAYRAK amaçlıdır
Ya Körfez ülkelerini vurup suçu İran üzerine atacaklar,++
PANİĞE GEREK YOK. HERKES SAKİN OLSUN. KKTC DİMDİK AYAKTADIR ERHÜRMAN'IN 5 ŞARTINI, HRİSTODULİDİS ASLA KABUL ETMEZ. BU, İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜN ÖNÜNÜ AÇAR
Tufan Erhürman'ın "KKTC 'yi satacağı, Türkiye 'ye sırtını döneceği, Türkiye ile kavga edeceği, Türk askerini adadan çıkaracağı+
kendi aklına göre federasyonu kuracağı...." iddiaları günlerce ileri sürüldü...
Oysa bunlar doğru değildi.
Bu dayanaksız iddiaları ileri sürenler, onun ne dediğini öğrenme ve dediklerinin ne anlama geldiğini anlama gereğini duymadılar.
Tatar'ın yaptığı yanlışların,
++
Başbakan Ünal Üstel ile siyasete soktuğu yakın dostu Juju lakaplı bayanın çevirdiği dolapların, icraatlardaki rüşvet yolsuzluk, devlet arazilerini yağmalama, kara para aklama iddialarının ve kumar baronları ile girilen kirli ilişki iddialarının Halkta yarattığı öfkeyi gördüğüm+
Türk halkına uygulanan ETNİK TEMİZLİK sonucu 1821-1828 ve 1866-1897 yılları arasında, Mora'da 70 bin, Girit'te 30 bin Türk katledildi
1820’lerde Girit'te nüfusun yaklaşık %45’i+
Türk iken, 1890’larda %15’in altına düştü.
1872'de Girit'teki 210 bin nüfustan 90,000’i Türk idi.
1894 ise ada nüfusu 250 bine çıkarken Türk sayısı katliamlar ve göçe zorlama nedeniyle 74,000'e düşmüştü.
1900'de ada nüfusu 302 bine çıkarken, Türk nüfus toplu katliam ve zorunlu+
göç nedeniyle 33,496'ya inmişti.
1911'de ise Türk nüfus, 28,852'ye kadar düşmüştü.
1912 Balkan Savaşı, ardından gelen 1915 Çanakkale Savaşı ve 1919 Anadolu işgali ile birlikte, katliam ve baskılar daha da artırılarak, Türkler Girit'ten temizlendi.
Bugün Girit'te tek Türk yok!+
Türkiye gazetesi muhabiri Yılmaz Bilgen,1974 Barış Harekatı sırasında Ankara'da Libya Büyükelçisi olan Süleyman Ali Ateiga ile yaptığı bir söyleşiyi yayınladı
Bu vesileyle Libya Lideri Muammer Kaddafi'nin harekatın başarıya ulaşması için Türkiye'ye yaptığı büyük askeri yardımın+
içeriğini de birinci ağızdan öğrenmiş olduk. Kaddafi'nin gönderdiği askeri yardımların boşaltılması sırasında 4 gün uçak alanında yattığını açıklayan Büyükelçi şu önemli bilgileri verdi:
“Türkiye’ye acil petrol lazımdı...Dönemin hükûmet ortağı MSP, özellikle Devlet Bakanı+
Hasan Aksay üzerinden benimle irtibat kurdu. Benden özellikle petrol ve askerî yardım konusunda net görüş istediler. Uzun bir ihtiyaç listesi ve yapabileceklerimizin sorulduğu dosya teslim edildi. Harekâttan 24 saat önce her şeyden haberim+
*
Dönemin Libya Büyükelçisi S. Ateiga
16-17 Temmuzda yapılacak Konferansın toplanmasına 2 hafta kala,şu gelişmeler yaşandı
1- BM Genel Sekreteri 16-17 Temmuz'da Newyork’taki BM merkezinde yapılacak gayrı resmi 5+1 +
konferansı hazırlıkları için, 2 Mayıs 2025'te Maria Holguin'i ikinci kez kişisel özel temsilcisi olarak atadı.
Holguin, Ocak- Temmuz 2024'de de aynı görevi yapmış, ancak 6 aylık görev süresinin dolmasından sonra, Türk tarafı sürenin uzatılmasını VETO etmişti
Türkiye-KKTC'nin bu+
kez bu atamaya onay vermesi ilginç!
Gayrı resmi 5+1 Konferansının birincisi, 27-28 Nisan 2021'de Cenevre'de, ikincisi 17-18 Mart 2025'de yine Cenevre'de yapılmıştı. 3. Toplantının bu kez Newyork’ta BM merkezine taşınması dikkat çekici..
Rum Yönetimi'nin tek taraflı ilan ettiği,Türkiye ile KKTC’nin tanımadığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB)içindeki
13 parselden biri olan sözde 10.parseldeki PEGASUS-1 kuyusunda Amerikan ExxonMobil- Katar Enerji konsorsiyumunun yaptığı sondajda,yeni bir doğal gaz rezervi keşfedildi+
Exxon Mobil Başkan Yardımcısı John Ardill, keşfi GKRY Cumhurbaşkanı Hristodilidis'e bir telekonferans aracılığıyla iletti. Kuyunun, adanın güneybatısında, 190 kilometre açıkta ve 1921 metre derinlikte tespit edildiği açıklandı.
Pegasus-1 kuyusu, 2019’da yine aynı bölgede+
keşfedilen Glafkos-1 kuyusunun da bulunduğu Blok-10 sahasında yer alıyor. Glafkos-1’in 3,7 trilyon fit küp gaz içerdiği tahmin ediliyor.
Aynı konsorsiyum Ocak 2025'te de sözde 5. Parseldeki ELEKTRA sahasında bir sondaj başlatmış ancak çok verimli bir kaynak bulamamıştı.
++