Metropoll Araştırmanın seçim anketine göre Mansur Yavaş 1.turda Erdoğan’a 10 puan fark atıyor :
% 44 Mansur Yavaş , % 33 Tayyip Erdoğan.
Seçim 2. tura kalırsa Mansur Yavaş 17 puan farkla kazanıyor.
Dip dalgası engellenemez. Mansur Yavaş'ı Türk Milleti Cumhurbaşkanı yapacak.!
İsmail Kalay yazdı :
LİDER KİMDİR ?!
İngiliz gazeteci, Sina Dağı'nda karşılaştığı bir Bedevi'ye sorar:
"Sence lider kimdir?
"Bedevi;
"Bir tanım yapmak yerine, bir öykü ile sorunuza cevap verebilir miyim?"der.
Gazeteci; "Elbette, anlat öykünü" diye yanıtlar.
Bedevi anlatır;
1-"Benim gibi bir Bedevi, devesinin üstünde ve kızgın güneşin altında, Sina Çölü'nde yol almaktadır. Birden ufuk çizgisi kararır, gökyüzünde nadiren tek tük görülen kuşlar,
bu kez toplu halde, karanlığın aksi istikametine doğru, telaşla kanat çırpmaktadır.
2-Çölün mutlak sessizliği, daha da yoğunlaşır sanki.
Deneyimli Bedevi;bu alametlerin, şiddetli bir kum fırtınasının habercisi olduğunu hemen anlar. Devesini çökertir, üstünden iner. Heybeden aldığı sağlam bir kazığı, kızgın kumlara çakar ve devesini sıkıca bu kazığa bağlar.
3-Sonra yine heybelerden, katlanmış parçalar halinde çıkardığı küçük çadırın alelacele kurup, içine girer ve kapı örtüsünü her iliğinden düğümler. Son düğümü henüz atmıştır ki; fırtına bulundukları bölgeye ulaşır.
4-Küçük çadır havalanacakmış gibi sallanmakta, rüzgarın oluşturduğu kum sağnağı, neredeyse delip geçecek bir hızda, çadır yüzeyine çarpmaktadır. Her kum tanesinin, boyları küçük fakat verdikleri acı büyük oklar gibi bedenine saplandığı deve, dile gelir:
5-'Efendi, canım çok acıyor. Hiç olmazsa başımı çadıra sokmama izin verir misin?' der. Dışarıda olmanın ne kadar zor olduğunu iyi bilen Bedevi, zavallı devenin bu dileğini kabul eder ve
'Peki, başını çadıra sokabilirsin.' diyerek, kapıyı bağlayan düğümleri boşaltır.
6-Durmak bir yana, fırtına giderek daha da g emi azıya almaktadır. Deve, sahibinetekrar yalvarır;
"Efendi,derimin en ince olduğu yer boynumdur ve şu an çok acıyor. İzin ver, boynumu da çadıra sokayım.'' Biraz ikirciklenmeyle, bu isteğe de 'Peki' der Bedevi Fırtına,
7-+sanki sonsuza dek sürecek gibidir.Deve bu kez, ilk ikisinden daha acıklı bir sesle yalvarır;Efendi, ne olur,hörgücümü de çadıra sokmama izin ver.'Bedevi bu son isteği de kerhen kabul eder.Ancak, hörgücün de içeri girmesiyle,
küçücük çadırda, artık kımıldayacak yerkalmamıştır.
8-Bu duruma, Bedevi'den önce, deve tepki gösterir;
'Efendi, bu çadır ikimize dar geliyor. Sen dışarı çıkıp, başının çaresine baksan.''Lider kimdir?' demiştiniz; bu hikayeyi mesnet alarak cevap vereyim; Lider; devenin başını dahi, çadıra sokmasına izin vermeyen insandır."
9-Atatürk'ten sonraki lider İsmet İnönü; Köy Enstitüleri'ni kapatarak, Cumhuriyet Devrimleri'nin kırsala uzanan kollarını kopardı.
Sonraki lider Menderes, dini politik bir enstrüman olarak kullanma geleneğini başlattı.
10-Dini;hurafelerden,siyasi spekülasyonlardan arınmış bir şekilde halka öğretecek aydın din adamları yetiştirmek üzere kurulan İmam Hatip liselerinin misyonunu ters çevirdi. Sonraki lider Demirel; Menderes'ten de baskın çıktı.Tarikatlar üzerinden siyasi ikbal aramaktan çekinmedi.
11-Sonraki lider Özal; zaten muhibban-ı tarikat olduğunu, gizlemeye gerek bile duymadı. Sonraki lider Erbakan döneminde, tarikat şeyhleri, başbakanlık protokülünün liste başındaydılar.
12-Modern Türk Kadını imajını güçlü bir rüzgar gibi arkasına ve oy portföyüne alıp, Başbakan olan Çiller, nabzını tarikatlara tutturdu.
Ecevit, Bahçeli, Yılmaz'lı hükümet, tarikatların ve dipten gelen dalganın sırtını sıvazlamaya devam etti.
13-Özetle; Atatürk'ten sonragelen bütün liderler; devenin çadıra girmesine izin verdiler. İzin vermenin ötesinde teşvik ettiler. Biz de Bedevi'nin öyküsünü mesnet alırsak; ortaya şu sonuçlar çıkıyor:
a-Türkiye; '10 Kasım 1938'den beri, varlık nedeni olan Cumhuriyeti, gerçek anlamda savunan bir liderden yoksun olarak, 70 yıl geçirmiştir.
b-Bu dönemde gelen istisnasız tüm liderler, kendi siyasi pazarlamalarını, Cumhuriyete ve Cumhuriyet Devrimlerine 'vurmak' üstüne kurulmuş stratejilerle yapmışlardır.
c-Yaklaşık üç kuşağa tekabül eden bu zaman zarfında, Türkiye'nin milli eğitim politikası
'teokratikleştirilmiştir' ve
'teokratikleştirilmekte'dir.
d-29 Ekim 1923'te gerçekleştirilen 'devrim',bila fasıla tam 84 yıl süren bir 'Karşı devrim' ile tasfiyenin son aşamasına gelmiştir.
14-Son söz: "Başını rica ile çadıra sokan deve, artık sahibini dışarı davet etmektedir." 'Deve' deyip
geçmeyin; kini çok derindir. Sizi çadırın dışına atacak kadar...
Alıntıdır
Kaynak : Selim SARISOY
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Sen ve senin gibiler cumhuriyeti kabullenememiş azınlıksınız. Devşirme arıyorsan önce aynaya sonra Osmanlı Padişahlarının soyuna bak.Kayı boyuna bağlı değildir Osmanlı.2.Abdülhamid'in anası Ermenidir.Kanuninin anası yahudi Fatih'in Hristiyandır. İzle oku:
Osmanlı Böyle Yıkıldı
OTOMOBİLE ŞEYTAN İŞİ FETVASI VERİLMESİ:
Avrupa’da aklın başat konumu ve bilimsel bilginin akıl gelişme süreci 17. yy’da “Aydınlanma çağı” ile başladı. 1763'te James Watt, İskoçya'da buharla çalışan makineyi bulması ile Avrupa’da“Sanayi devrimi”ivme kazandı.
1-
1807'de Robert Fulton adındaki Amerikalı buharlı makineyi gemilere uyguladı. 1840'ta ilk düzenli okyanus ötesi buharlı gemi seferleri başladı.1812 tarihinde, buharlı makine ilk kez lokomotiflerde kullanılmaya başlandı.
Almanya tarım teknolojisinde gelişmelere öncülük etti.
2-Almanlar pancardan şeker çıkarma tekniğini buldu. Bir başka Alman kimyager suni gübreyi yaptı. 1834'te bir Amerikalı mühendis biçerdöveri icat etti.
***
Batı’da bunlar olurken Osmanlı ne yapıyordu? Şimdi İstanbul’a bir göz atalım.
Araplara toprak satışı planını ilk 02.02.1987'de Turgut Özal anlatmış ve :"Araplara mülk satışı için anayasayı değiştiririz." demiş.
Aynı Özal; Türk ırkı yoktur , Türkiye'nin adı Anadolu olmalıydı demiş.
Biz bu sözleri yakın geçmişte de duymuştuk. Demek 30 ,40 yıllık planmış.
Cia Türkiye şefi Paul Henze'nin 12 Eylül'de Washingtona çektiği bir mesajı var."Bizim çocuklar Başardı"demişti.ABD'nin çocukları başardı,Evren ve Özal döneminde Türkiye için cehennemin kapıları açıldı;tarikatlar devlete sızmaya başladı.Özalda tarikatçıydı.
"Tarikat kuşatmasındaki Türkiye Halidi Cehennemi "kitabından alıntı yaptığımız ekteki tivitte ayrıntılı şekilde Nakşibendi tehlikesinden bahsetmiştik. Özal'da bu tarikata mensuptur.
Tarikatların tamamı Türk , Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır.
Atatürk Devrinde Çankaya Köşkü’nün kapıları köylü yurttaşlara ardına kadar açıktı.
Atatürk’ün Emir Çavuşu Ali Metin anlatıyor:
Atatürk,eski Çankaya Köşkü’nün Ankara’ya bakan cephesindeki penceresinin önünde röpteşambırıyla oturmuş elimle hazırladığım sabah kahvesini içiyorlardı.
1-1922 sonbaharıydı.Bütün gece yağan yağmurdan her taraf çamurdu.Gökyüzünü yarı yarıya kapayan bulutlar ve sis Ankara’nın üzerine tül perde gibi kapanmıştı. Vaktin çok erken havanın sisli olmasına rağmen Köşk’ün dışında eşeğiyle bekleyen ihtiyar köylü Ata’nın gözünden kaçmamıştı.
2-Beni yanına çağırarak: (Kim bu ihtiyar, ne istiyor öğren bakalım) dediler. Ben de telefonla kapı nöbetçisinden durumu öğrendim. İhtiyar köylü Asi Yozgat’tan (Elmadağ) gelmiş müracaatı varmış. Atatürk’e arz ettim. Köylüyü içeri almamı emrederek giyinmeye gittiler.
1953 ila 1963 yılları arasında Atatürk'ün kanunla iptal edilen vasiyeti:
Atatürk,05.09.1938 tarihli ( Beyoğlu 6.Noterliğince 06.09.1938'de imzası tastik edilen ) vasiyeti ile İş Bankası hisselerini kâr payı Türk Tarih ve Türk Dil Kurumuna aktarılmak şartıyla CHP'ye bırakmıştı.
1- 14.12.1953 tarihli ve 6195 sayılı kanun ile Menderes Hükümeti TBMM çoğunluğunu kötüye kullanarak Atatürk'ün vasiyetine aykırı şekilde İş Bankası hisselerini Hazineye devretti. 6195 sayılı Kanun açıkça Anayasa ,mülkiyet ve miras hukuku ile Atatürk'ün son arzusuna aykırıydı.
2-Kanun metni girişinde "haksız iktisap"( haksız kazanma ) yazılması dahi Atatürk'ün iradesine açıkça saygısızlıktı.
Menderes Hükümetinin çıkarttığı kanun Atatürk'ün vasiyetini miras hukukuna aykırı şekilde "iptal etmek” demekti.
İkisi de güreşçi aradaki "Büyük" farkı okuyunca anlayacaksınız.
Kurtdereli Mehmet Pehlivan bir gün "Güreşirken, bütün Türk milletini arkamda hisseder ve onun şerefini korumak için her şeyi yaparım" der.
Bu söz Atatürk'ün kulağına gider ve ona 12.11.1931'de bir mektup yazar:
1-Atatürk mektubunda, “Çoluk çocuğun için sana ufak bir armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir. Pehlivan, ömrünün tam sağlıkla uzun sürmesini dilerim” der.
Gece yarısı mektubu, Salih Bozok’a vererek Otelde kalmakta olan Kurtdereli’ye yollar.
2-Mektubun içinde, 1000 TL'lik bir İş Bankası çeki vardır.
Çekin üzerinde,“Kurtdereli Mehmet Pehlivan’a 1000 TL veriniz.Bu para, Aralık ayı aylığımdan faiziyle kesilecektir.” diye yazmaktadır.
Kurtdereli, bankaya gider. 1000 TL kendisine ödenir ama Kurtdereli bankadan ayrılmaz.