#TOGG2022 1) Cumhuriyet 29 Ekim’de mi ilan edildi?
Okullarda “belletilen tarih”e göre M.Kemal 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya’da arkadaşlarına; “Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz” demiş ve ertesi günü de etmiştir.
Sanki daha evvel hiç Cumhuriyet’ten bahsetmemiş gibi.
Halbuki -->>
2) Viyana’da neşredilen “Neue Freie Presse” gazetesinin muhabirine verdiği bir mülakatta “Cumhuriyet’in ilan edileceğini” ifade etmişti.
Acaba 29 Ekim’den ne kadar evvel açıkladı bir tahmin edin…
2 gün?..
5 gün?..
10 gün?..
15 gün?..
20 gün?..
1 ay?..
Hiçbiri… Daha
3) evvel... Tarihini verelim:
22 Eylül 1923!
29 Ekim nerede, 22 Eylül nerede…
Bahsi geçen gazetenin muhabiri bu haberi 26 Eylül’de Ankara’dan Viyana’ya bildirdi. 28 Eylül’de ise gazetede neşredildi ve aynı nüshada “Türkiye bir Cumhuriyet-M.Kemal Cumhurbaşkanı” başlıklı bir
4) makale de yer aldı. M.Kemal’in mülakatı ise aynı gazetenin 2 Ekim 1923 tarihli nüshasında neşredildi.
Halbuki M. Kemal 15 Ocak 1923 günü yani Cumhuriyet’in ilanından takriben 9 buçuk ay evvel Eskişehir Mutasarrıflık Dairesinde yaptığı konuşmada Cumhuriyet’e karşı çıkmış ve
5) o sırada Türkiye’nin idare şekli olan “Meclis hükümeti” sistemini şöyle savunmuştu:
“Bildiğimiz meşruti ve cumhuri hükümetler teşkilatı, kuvvetler ayrılığı esasına dayalı kabul edilmektedir. Biz kuvvetler birliği esasına dayanarak hükümet tesis ettik."
1 Mart 1923‘te yani
6) Cumhuriyetin ilanından takriben 8 ay evvel ise Meclis kürsüsünde yine “Cumhuriyet” şekline -tabiri caizse- burun kıvırarak mevcut “Meclis Hükümeti” sistemi için; “gelecekteki saadetimizi, şeref ve namusumuzu temin eder” demişti.
Kronolojiye yani hadiselerin tarih sıralamasına
7) kısaca göz atalım:
1 Mart 1923: “Cumhuriyet”i değil, “Meclis Hükümeti” sistemini savundu.
24 Temmuz 1923: Lozan imzalandı. (Istanbul henüz Ingiliz işgalinde!)
22 Eylül 1923: Yabancı muhabire Cumhuriyet’in ilan edileceğini açıkladı. (Istanbul hala Ingiliz işgalinde!)
-->>
8) 28 Eylül 1923: Haber gazetede neşredildi.
2 Ekim 1923: M.Kemal ile yapılan röportaj gazetede neşredildi.
2 Ekim 1923 yani aynı gün: Ingilizler Istanbul’u Ankara hükümetine teslim etti.
4 Ekim 1923: Ingilizler Istanbul’u terk edip gitti. (Ama geldikleri gibi değil!)
-->>
9)
29 Ekim 1923: Cumhuriyet "resmen" ilan edildi.
M.Kemal’in yabancı muhabire verdiği mülakatın Cumhuriyet ile alakalı bahsi 24 Eylül’de “Akşam” ve 25 Eylül’de “Vatan” gazetelerinde de haber oldu.
New York'ta yayınlanan "Forward" adlı bir gazetede M.Kemal'in Kudüs Kamenitz Otel'de Elizier Ben Yehuda adlı bir yahudiyle görüştüğü ve Sabetayist olduğunu söylediğine dair bir yazı çıkmıştı.
Türk Tarih Kurumu Müdürü Uluğ Iğdemir'in
2) "Atatürk'ün Yaşamı" adlı kitabında da bu görüşmenin gerçekleştiği doğrulanır ama Sabetayistlik iddiasına temas edilmez.
Kemalistler ise başka kaynaklarda geçmediğini ileri sürerek iki kaynağı reddediyor ve adı geçen yahudiyle görüşülmediğini söylüyorlar.
Bunlara da kaynak
3) beğendiremiyoruz. Ama başka bir kaynak daha var.
M.Kemal ile 1909’da tanışan ve o sırada “Yenice” (Bulgaristan) kaymakamı olan dostu Ibrahim Süreyya Yiğit, tanışma hikayesini anlatırken onun ağzından şunları nakleder:
"Bak Ibrahim Süreyya Bey. Ben Erkanı Harbiye’den 1905’te
1) Bazı kitap tüccarı sözde tarihçiler, Sultan II.Abdülhamid devrinde Bomonti bira fabrikasının açıldığını söyleyerek sanki padişahın bizzat kurduğu şeklinde bir algı oluşturmak istiyorlar.
Halbuki Osmanlı Devleti’ndeki bira fabrikasını yabancı bir şirket kurmuştur.
Dahası,
2) o dönem içki içmek yalnız gayri müslimlere serbest, Müslümanlara ise yasaktı.
Kaldı ki o dönem İstanbul'un yarısından fazlası gayri müslim olduğu için alkollü içkiler daha ziyade Beyoğlu ve Galata çevresinde satılırdı.
Ayrıca Devlet, Müslümanları içkiden koruma vazifesini de
3) ihmal etmemiştir. Bu belgeden de görüldüğü üzere, cami yakınlarında ve müslüman mahallelerinde, hatta müslüman mezarları çevresinde dabi meyhane açmak yasaktı.
M.Kemal ise bizzat bira fabrikası kurmuştur. Üstelik müslümanlara olan yasağı kaldırdığı gibi içmeye de teşvik
1) Mahir Ünal haklı. Bu silsilede kemalistlerin dilimizi dilim dilim doğradıklarını kendi itiraflarıyla ortaya koyacağız:
M. Kemal 1928 yılında yaptığı harf inkılabından sonra, bu devrimin güçlenmesi ve köksalması için Dil inkılabı da yapıp Arap ve Fars kelimelerini atmaya -->>
2) başladı ve yerlerine öz Türkçe olduğu iddia edilen yeni karşılıklar bulma yarışına girildi.
M. Kemal Türkçe asıllı olmadığı için “şey” kelimesini bile kullanmak istemeyen bir aşırılıkla hareket ediyor ve bu anlayış haliyle dili bir çıkmaza sokuyordu.
M. Kemal’in en yakın
3) dostlarından Falih Rıfkı, “Çankaya” isimli kitabında M. Kemal’in kendisine şu itirafta bulunduğunu yazıyor:
“Dili bir çıkmaza saplamışızdır. Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır. Ama ben de işi başkalarına bırakamam. Çıkmazdan biz kurtaracağız.”
1) Cahil kemalistlerin iftiralarına göre Sultan II.Abdülhamid çok toprak kaybetmiştir.
Meselenin aslını muteber kaynaklarla izah edelim.
Evvela tarihlere dikkat. Sultan II. Abdülhamid Han “31 Ağustos 1876″da tahta çıktı.
Çok geçmeden yani “1877”de ise 93 Harbi denilen -->
2) Osmanlı-Rus harbi başladı. Sultan II. Abdülhamid’in karşı çıkmasına rağmen kemalistlerin iftihar ettikleri mason Mithat Paşa ve avenesinin ısrarlarıyla harbe girildi. Bu mason güruh, Sultan Abdülaziz’i katledip yerine kendileri gibi mason olan Beşinci Murad’ı Padişah
3) yapmış, fakat akli dengesini kaybetmesi üzerine Sultan II. Abdülhamid’i tahta geçirmek mecburiyetinde kalmışlardı.
Yani o tarihte henüz ipler Sultanın elinde değildi zira Meşrutiyet ilan etmek şartıyla tahta çıkmıştı.
Meşrutiyet devirlerinde ise idare yetkisi ve sorumluluğu
1) Lütfen bütün bölümleri okuyup mümkünse paylaşalım:
M.Kemal'in akrabalarına hiçbir şey bırakmadığı söylenir.
Halbuki sadece kız kardeşine bıraktıkları bile bir servetti.
Yazdığı vasiyetnamenin 2.maddesine göre kız kardeşi Makbule'ye 1000 tl, 4.maddeye göre ise bir köşk
2) kalmıştı.
Fakat Makbule 1947'de CHP'ye gönderdiği mektubunda, kocasından boşandığını, kendisine ödenen aylığın artık kirasına, şoför ve hizmetçi masraflarına yetmediğini yazmış ve maaşının arttırılmasını istemişti.
Bu talep önce geçiştirildi fakat Makbule'nin ısrarı üzerine
3) Meclis'te alınan kararla her ay bir 1000 tl daha verilmeye başlandı. Etti 2000 tl.
Menemen‘de katledilen ve kemalistlerce 90 senedir istismar edilen yedek subay Kubilay’ın annesine vatani hizmet tertibinden kaç lira aylık bağlandığını biliyor musunuz?
Iddiaya göre M.Kemal bir kanun çıkarttırıp medeni kanun mucibince varislerine intikal etmesi lazım gelen bütün mal varlığını millete bırakmıştır.
Tam bir palavra.
Kemalistlerin bu mevzu hakkında yaptıkları en büyük sahtekarlıklardan veya
2) cehaletlerinden biri şu kanun maddesine getirdikleri yorumdur:
“Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Kanunu Medeninin 452’nci Maddesine Göre Olan Tasarruflarının, Mahfuz Hisseler Hakkındaki Hükümden Müstesna Olduğuna Dair Kanun.”
Halbuki kanunun "gerekçe"sini okuyunca meselenin
3) çok farklı olduğu anlaşılır.Kanun gerekçesinde M.Kemal:
"bu serveti yine inkılabın derinleşip kökleşmesinde ve milli gidişin ileri hamlelerle kuvvetlendirilmesinde tayin buyuracakları kayitler altında tasarruf edilmek üzere reisi bulundukları Cumhuriyet halk fırkasına(CHP'ye)