22 MAYIS 1919 - İstanbul'da gösteriler devam ediyor. Tıbbiye öğrencilerinin çağrısına koşan binlerce kişi işgali lanetleyerek, tüm halkı direniş için örgütlenmeye çağırdı. Mitingde Halide Edip (Adıvar), Münevver Saime ve Hayriye Melek konuştu.
22 Mayıs 1919 Cuma günü Haydarpaşa Tıp Fakültesi öğrencileri ve bir grup Kadıköylü Halide Edib'ten Kadıköy'de de bir konuşma yapmasını isterler.
Fırtınalı ve yağmurlu bir günde Kadıköy Belediye binası önünde yapılan mitinge yirmi bin kişi katılmıştı.
Halide Edib yine belediye binasının balkonundan konuşur. Fatih mitinginin hemen hemen tekrarından ibaret olan bu miting üç saat sürer ve yağmur sürekli devam eder. Buna rağmen halk oradan ayrılmaz. Fatih mitinginde görülen heyecan burada da aynen mevcut idi.
Halide Edib konuşması esnasında özellikle yabancı güçlerin Türkiye üzerine tezgahladığı oyunlardan, o gün mevcut olan uluslararası siyaset planlarından bahsederek, şunları söyler:
“Müslümanlar, Türkler: Müslüman ve Türk dünyası en siyah bir matemle dalgalanıyor.
Bu günkü heyecan emin olunuz ki Müslüman âlemini bir dalga gibi sarsıyor... Biliniz ki küçük görünen Türkiye ve Türkler Müslüman dünyasının başıdır, kalbidir. Türklere indirilmek istenen darbe bütün Müslüman dünyasının kafasını koparmak içindir.
Emin olunuz ki Harbi Umumide bir çok Müslüman düşmanlarımızla beraber kan döktük. Galiçya'da, Çanakkale'de, Irak'ta makam-ı hilafete karşı harb ederken onlar adalet için, beşeriyet için harp ettiler, öldüler. Emin olunuz, aldandılar.....
Bugün aldanmayalım. hissedilen bir heyecan var. Bunun sürdürmek için icad edilen yabancı haberlere inanmayalım. (İnanmıyoruz sedaları).
Daha dün alemi titreten Almanya, bugün başı önünde geziyor. Kendilerinin olmayan toprakları aleme tevzi etmek isteyenler,
hakkın sadası önünde eğilecekler ve hakkı teslim edeceklerdir. Dostu Venizelos'a bir hediye veren Mösyö Klemanso'nun arkasında milletlerin hak ve adalet için harb etmiş bir Fransız milleti vardır. Yunan parasıyla çıkan Fransız gazetelerinden bir kaçından maadası
bütün bu hareketleri şayanı takbih buluyorlar. Türk milletini ve Türkiye'yi parçalamak isteyen Loyt Corc'un arkasındaki bir İngiliz milleti vardır. Klemanso, Loyt Corc'un ve bunlardan mürekkep olan dörtler meclisinin arkasından uyanacak, emin olunuz, büyük harpler vardır.
Dün İstanbul'a gelmek isteyen bir çarlık vardı. O çarlığın yerlerinde bugün yeller esiyor. Niçin? Biz o çarlığın nefesini Çanakkale'de boğduk. Burada devrilen yalnız Çarlık değildir. Adaletsizliktir. Bu adaletsizlik muvakkattir. Belki de bir adaletin geldiğini görmeyeceğiz.
Fakat o gecikmeyecektir. Bütün adaletlerin üstünde bir adaleti ilahi vardır ki o gelecek ve bütün milletleri sarsarak üzerinden geçecektir.
Zinhar heyecanlarınızı unutmayınız. Yarın dünyanın son tarihi perdeleri oynandıktan sonra Türkler ne yaptı diye bize bakacaklardır. Milletlerin üzerinde hakim olan adalet,
Türk milleti, nihayet senin de hakkını verecektir.” #Atatürkçe sayfasından alıntıdır zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim @PalaBiyikRak79 takip etmeyi unutmayın lütfen
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
10 KASIM.
ATAM'IZIN ANISINA İTHAFEN... 🇹🇷🌹❤️♾
ATATÜRK KİMDİR❓
ATATÜRK; acemilik ve telaşı nedeniyle ülkemize gelen İngiliz Kralı' nın pantolonuna servis yaparken şarap döken askere (garsona), dilenilen özüre rağmen Kral'ın abartılı tepki göstermesi üzerine,
"BEN BU MİLLETE HERŞEYİ ÖĞRETTİM AMA BİR TÜRLÜ UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM " diyen liderdir.
ATATÜRK; 1930' da Menemen' de yobaz sürüsünün Yedeksubay Öğretmen Mustafa Fehmi KUBİLAY' ın kafasını keserek sopayla sokaklarda dolaştırıldığını öğrendiğinde
" MENEMEN' İ YAKIN " diye emir veren kişidir.
ATATÜRK; 1925'de şimdi birilerinin adını caddelere verdiği bölücü "ŞEYH SAİDİ" , Diyarbakır meydanında kurtlanıncaya kadar günlerce ALEM-İ İBRET sallandıran bir şahindir.
Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık
“Gençlik nereye gidiyor?”
türünden yakınmalarınız oluyor?
Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz.
Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim...
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız,
ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum...
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok,
yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
- Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi,
yoksa yetişkinler mi?
YOBAZ ne okuduguna ne duyduğuna ne gördüğüne inanıyor.Eğer bir sey menfaatine uyarsa o doğrudur ve o ona inaniyorOnu ilahlaştırıyor.😡
"BÜTÜN dünyanın MüslümanlarıAllah'ın son peygamberi Hz.Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarakTatbik etmeli.++
Tüm Müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.
Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM’ye teşekkür konuşmasını şu şekilde bitiriyor:
.
"Ancak böylelikle ve ALLAH’IN yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri iyi bir biçimde yapabileceğimi umarım."
.
"Ey Millet! Allah birdir. Şanı büyüktür.
HANEFİLİK MEZHEBİNİN KURUCUSU
EBU HANİFE'NİN MÜSLÜMANLARCA
KULAK ARKASI EDİLEN FETVALARI
● Arap olmayan Müslümanlar anadilleri ile ibadet yapabilirler.
● Bir insanının mümin olduğunu ibadeti belirlemez.
● Kimin cennete veya cehenneme gideceğini Allah'tan başka hiç kimse bilemez.
● Beşeri ilişkilerde dindarlık ölçü değildir.
● Namaz kıldırıp para almak helal değildir.
● Din için toprak gasbetmek meşru değildir.
● Evlenme ve eş seçme hakkı kadının kendisine aittir.
● Arapça kutsal dil değildir, kutsal olan anlamıdır.
● Allah'ın elçileri, Allah'ın kitabına aykırı konuşmazlar.
● Kuran'a ve akla aykırı rivayetler(hadisler) kaynağı ne olursa olsun reddedilir.
● İslamda evliya diye bir sınıf yoktur, her mümin Allah'ın dostudur.
Bir varmış, bir yokmuş.
Memleketin birinde bir töre varmış.
Her şey töreye uygun yapılırmış.
Buna göre; elden ayaktan çekilip üretim dışı kalmış yaşlılar, Ücra bir köşede ölmeye bırakılıyormuş.
Töreye uymayanlar ise ceza olarak yaşamdan koparılıyormuş!..
Uygulama öylesine katıymış ki, buna karşı çıkmak kimsenin aklının ucundan bile geçmiyormuş.
***
Bu ülkede bilge bir adam ve
onun babasını çok seven bir oğlu varmış.
Adam belirli yaşı aşınca, oğlu onu sırtlayıp, ormanın derinliklerinde bir yere getirip bırakmış.
Tam dönecekken “Baba şimdi nasıl geri döneceğim, ormandan çıkışı nasıl bulacağım” diye sormuş.
Babası; “Oğlum” demiş. “Sen beni sırtında taşırken, ağaçlardan kuru dalları koparıp,