Hacamatı kimlerin yaptırmasına gerek yoktur? Hacamat kimlere yapılmaz?
CEVAP:
1- Kadınlarda; doğum yapmış olan ve düzenli bir şekilde âdet gören sağlıklı kadınların hacamat yaptırmaları gerekmez…
2- Erkeklerde; eskiden, sürekli savaşmak ve avlanmak durumunda olan sağlıklı erkekler de hacamata muhtaç değildi çünkü çoğu zaman savaşlarda kan kaybeder ve sık sık aç kalırlardı…
Bugün de, çokça oruç tutan, az yiyen ve yeterli miktarda çiğ meyve ve sebze tüketen sağlıklı erkeklerin hacamat yaptırmaları gerekmez…
3- Ne yazık ki zamanımızdaki kadınların ve erkeklerinin çoğunluğu tatlı, tuzlu, bol yağlı ve katkılı hazır yemekleri bolca yemeleri ve öğün olarak günde 3 öğün yedikleri için hacamata büyük ihtiyaçları vardır…
4- Hacamat olmayan kişiler, burun kanamasından, basur kanamasından ve aşırı âdet kanamasından korkmamalıdır zira bunlar doğal hacamattır ve bilhassa yüksek tansiyon sebebiyle başlayan burun kanamasını durdurmak doğru değildir.
Eski hekimler, burun kanaması, basur kanaması ve aşırı âdet kanaması durumlarında bayılma belirtisi görene kadar hiçbir müdahalede bulunmamışlardır.
Zira kanama ile kalp atışları ve kan dolaşımı yavaşladığı için, bayılmayla birlikte her tür kanama kendiliğinden durmaktadır…
Bugün çocuklar arasında sık görülen burun kanamaları, hazır gıda tüketmek, az oruç tutmak, bağırsakların bozulması sebebiyle kandaki zararlı maddelerin artmasından muzdarib olan vücudun, kendini savunma yollarındandır…
Bilinmelidir ki, vücut temiz kanı asla dışarı atmaz, kanamayla atılan kan muhakkak zehir içeren kirli kandır.
Genelde bu tür burun, basur ve aşırı âdet kanaması hicrî ayın (dolunay) günleri olan 13-14-15’nde veya (aybaşına denk gelen) 29-30-1’nde olur.
Hicrî ayın dolunay günleri olan 13-14-15’nde veya aybaşına denk gelen 29-30-1’nde ayın tesiri ile dünya yüzeyi temizlenir, yağmur yağar, şiddetli rüzgârlar hasta ve yaşlı ağaçları devirir, tıpkı insan vücudunun atıkları attığı gibi denizler çöpleri sahile atar.
Hicrî ayın dolunay günleri olan 13-14-15’nde veya aybaşına denk gelen 29-30-1’nde ayın tesiri ile hastalıklar şiddetlenir, kronik kanamalar çoğalır, kadınlar âdet görür ve benzeri şeyler vukua gelir…
Bu günlerde vücut, âdet kanaması, basur ve burun kanamalarıyla, kandaki zehirden, fazlalık ve zararlı maddelerden kendini temizler ve kan fazlalığından kurtulur ki bu kanamaları durdurmaya çalışmak sağlığa zarar verir.
Kanamayla atılmayan fazlalıklar ve zehirli maddeler vücutta toplanır ve menenjit, orta kulak ve iç kulak iltihaplanması gibi iltihaplı hastalıklara, anjin, eklem ve kas romatizması, iltihaplı böbrek hastalıkları, paraproktit ve kalp hastalıkları, hatta verem, sedef, vitiligo,
kanser ve cüzzama sebep olabilir…
Unutulmamalıdır ki her ay 100-150 gr. hatta özel durumlarda 250-300 gr. kan kaybı zararlı değil, faydalıdır…
5- Organ nakli geçirenlere, diyaliz ve hemofili hastalarına hacamat yapılmaz…
Son 1 yılda açık ameliyat geçirmiş olanlara hacamat yapılmaz…
Kalp pili olanlara hacamat yapılmaz…
6- Hacamat, yanık, egzama, varis yarası ve diğer yaraların, benlerin, vitiligonun üzerine yapılmaz…
7- Kişi, 60 yaşın üzerinde olup hayatında da hiç hacamat yaptırmamış ise bakılır; eğer dinç ve kuvvetli ise hacamat yapılır değilse yapılmaz…
8- Âdetli kadınlara hacamat yapılmaz. Zira hacamat âdet kanamasını durdurur ve kanamayla atılamayan kan da rahimde tıkanıklıklar oluşturabilir…
9- Hamile kadınların (veya 4 aydan ileri hamilelere) ve 12 aylık olana kadar çocukların, özel durumlar dışında hacamat yaptırmaya ihtiyacı yoktur, bu kişilere sadece özel durumlarda hacamat yapılır.
Özel durumlar örneğin, suni sancı ve sezaryenle doğan çocuklara, beyin yapısında ve fonksiyonunda bozukluk olan çocuklara, körlük ve şaşılık durumu olan çocuklara, keza sezaryen veya herhangi bir ameliyat geçirmiş hamile kadınlara hacamat yapılır…
Eskiden yeni doğan bebeğe kuyruk sokumdan hacamat yapılırdı.
Hacamatla, doğumda oluşabilen beyin ödemlerini omurganın sıvı dolaşımına çekerek, beynin çalışmasına rahatlık sağlanırdı.
Bu sebepten eski çocuklar, şimdikilere göre daha rahat uyurdu, uslu, saygılı ve akıllılardı.
10- Tansiyonu aşırı düşük olanlara 5 kupadan fazla hacamat önerilmez…
11- Kemoterapi görenlere hacamat yapılmaz…
12- Kan cıvıtıcı kullananlar ve kanı zor pıhtılaşanlara hacamat yapılmaz…
Lakin kan cıvıtıcı kullananlar hacamattan 1 gün önce ilaç alımını bırakırlarsa problem olmaz hacamat yapılır…
13- Böbreğinde hiçbir problem olmayanlara direk böbrek üzerinden yapılmaz…
14- Vücutlarında platin olanlar platinin yerinden oynaması ihtimaline karşı o bölgeden hacamat olmamalıdırlar…
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Kupa çekme/Bardak Vurma işlemi için en uygun yerler:
a) Son kaburga kemiğine kadar omurganın iki tarafına Kupa/Bardak Vurma; akciğer, karaciğer, safra kesesi, pankreas, mide hastalıkları ve ağrılarına, yüksek tansiyon, omurga kireçlenmesi ve boyun fıtığına çok iyi gelir…
Sırtın alt kısmına yani son kaburga kemiğinden başlayarak kuyruk sokumuna kadar omurganın iki tarafına yapılan Kupa çekme/Bardak Vurma; bel ağrısı, yüksek tansiyon, böbrekler, kadın-erkek hastalıklarına iyi gelir…
b) Şakakların alt kısmına yani kulakların önüne yapılan Kupa çekme/Bardak Vurma; göz, burun, dudak, yanak, kulak, boğaz, boyun, diş ve diş eti hastalıklarına iyi gelir, beyni temizler, yüz cildini güzelleştirir…
Kupa çekme/Bardak Vurmanın izi, sağlıklı insanlarda düzgün, kırmızıya çalan pembe bir renk alır ve kısa zamanda dağılır…
İz, düzgün morluklar şeklinde olursa, kandaki toksik madde fazlalığını gösterir.
İz, düzgün olmayan benekli morluklar şeklinde olursa, ince damarlarda yeni oluşmuş tıkanıklıklar olduğunu gösterir…
Kupa çekme/Bardak Vurma hiçbir iz bırakmazsa, bölgede kan dolaşımının zor durumda olduğu anlaşılır,
Yani eski, katı, yağlı veya balgamlı tıkanıklıklarla damarlar kapanmış ve bölgeye bağlı olan organlar besin ve oksijen yetmezliğiyle karşı karşıya kalmış demektir.
Kupa çekmek için 100 gr., 150 gr., 200 gr., 250 gr. veya 500 gramlık kupalar veya normal mutfak kavanozu, pamuk ve uzun çakmak kullanılır…
Çocuklar, zayıflar ve yaşlılar için 100 gramlık kupalar kullanılır…
Alıştıktan sonra, yaşlılara daha büyük, 150-200 gramlık kupalar kullanılabilir…
Kupanın/bardağın dibine küçük, ama dip kısmı ince bir tabaka halinde kapatmasına yetecek pamuk parçası yerleştirilir ve çakmakla yakılıp hızlı bir şekilde belirtilen bölgeye yapıştırılır ve
Duruma göre 10-20 dakika bazen 1-2 saate kadar bekletilir.
Sonra, kupa ağzına en yakın olan deriye parmakla bastırılıp/kupanın hava alması sağlanarak kupa alınır ve yerine hafifçe masaj yapılır…
Hacamat, her kameri ayın on yedi, on dokuz ve yirmi birinde yapılır…
Çünkü bu günlerde vücuttaki tüm hayati kuvvetler harekete geçtiği gibi, vücuttaki tüm zararlı maddeler de başkaldırır…
Hicri/kameri ayın on yedi, on dokuz, yirmi birinci günleri olmasa da, acil hastalık durumlarında Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri hacamat yapılabilir…
Hacamat gününde saat olarak en iyi zaman, güneşin doğuşundan sonraki ikinci ve üçüncü saatlerdir…
Hacamat için Hicrî-Kamerî takvim esas alınır ki Hicrî-Kamerî takvimde de günler akşam ezanıyla başlar, örneğin Salı günü hacamat günüdür lakin Salı günü akşam ezanından sonra gün Çarşambaya dönmüş olur ve dolayısıyla Salı akşam ezanından sonra hacamat yapılmaz...