Hakkı Alkan ile eskiden birlikte video çekerken bugün nasıl oldu da aran bozuldu diye soranlar oluyor. Gelin size Hakkı ile bir anımı anlatayım da kendisini daha iyi tanıma fırsatı elde edin 🧵
Pandemi öncesi Mobil Dünya Kongesi için İspanya'da idik. Turkcell'in toplantısı olacaktı. Bir gün önceden ben, Hakkı Alkan, Özgür Çetin ve Teknloblog'dan bir arkadaş anlaştık sabahtan kalklıp birlikte gidelim diye.
Ertesi gün oldu, fuar alanına doğru yola çıktık ama Hakkı'da garip bir yavaşlık var. Vlog çeke çeke ilerliyor, acele etmiyor vs. Ben de bir bildiği vardır, toplantı geç başlayacak herhalde diye sorgulamıyorum. O zaman daha gerçek yüzünü bilmiyoruz tabi, safız.
Fuar alanına vardık, dedi "gel basın odasından bi' kahve alalım öyle geçelim, bizimkiler zaten toplantıları geç başlatır". Peki abi... Kahveyi aldık, toplantı alanına doğru gitmek için fuarın içindeki üst geçitte yürüyoruz derken ne göreyim...
Aşağıda Turkcell alanında toplantı bitmiş ve insanlar dağılıyordu. Toplantıdan çıkanlar arasında da Tolga ve Gökey vardı, SDN çalışanları. Hakkı, önceden adamlarını yolladığı toplantıya benim katılmamı engellemek için özel çaba göstermişti. İşte böyle bir insandır kendisi 🤗
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
"Zaman yönetimi neden hayatlarımızı mahvediyor" başlıklı bir yazı okudum The Guardian'da. "Daha üretken olma yönündeki tüm çabalarımız geri tepiyor ve sadece bizi daha meşgul ve daha stresli hissettiriyor" diyor makale. Sonuna kadar katıldığım bu konuda çok güzel tespitler var.
Sorun, Romalı filozof Seneca'nın Yaşamın Kısalığı Üzerine adlı yazısını yazdığı MS 1. yüzyıla kadar gidiyor: "Bize bahşedilmiş olan bu alan o kadar hızlı ve çabucak bir şekilde ilerliyor ki, çok azını kurtaran herkes, tam yaşamaya hazırlanırken kendisini hayatın sonunda buluyor."
"1930'da John Maynard Keynes, bir yüzyıl içinde ekonomik büyümenin haftada 15 saatten fazla çalışmayacağımız anlamına geleceğini tahmin etmiş. Bunun üzerine insanlık en büyük zorluğuyla karşı karşıya kalacaktı güya: tüm bu boş saatleri nasıl kullanacağını bulmak."
Huffington Post, modern tarihte ebeveynlerinden daha fakir olan ilk nesil hakkında kapsamlı bir interaktif yazı hazırlamış. Yazı her ne kadar ABD'yi temel alsa da benzer durumların çoğu bizim için de geçerli. Epey çarpıcı rakamlar mevcut makalede. highline.huffingtonpost.com/articles/en/po…
"Neden Y kuşağı Büyük Buhran'dan bu yana herhangi bir kuşağın karşılaştığı en korkunç finansal gelecek ile karşı karşıya? Boomer'lar dört yıllık devlet üniversitesi ödemesi için asgari ücret ile 306 saat çalışmak zorundayken Y kuşağı aynı ödeme için 4.459 saat çalışmak zorunda."
"Bu makale için yaptığım en sinir bozucu sohbetlerden biri, babamın bana ilk evini 29 yaşında aldığını lakayıt bir biçimde anlatmasıydı. 1973'tü, sadece Seattle'a taşındı ve bir üniversite profesörü olarak yılda 76.000 dolar civarında (enflasyona göre ayarlandı) ödeme aldı."