‘Gentry’ kelimesini ilk kez 40 yıl önce Boğaziçi Üniversitesi’nde Faruk Birtek Hoca’nın tarih sosyolojisi dersinde duymuştum. ‘Landed gentry’, toprak sahibi soylu sınıf... 👇🏻
Dersin zengin içeriği Faruk Hoca’nın derin bilgisi ve sentez yeteneğiyle birleşince ilgi alanım ekonomiden sosyolojiye kaydı. İki sene sonra Berkeley, Kaliforniya’ya gittiğimde ‘gentry’ kelimesini daha sık duymaya başladım. Daha doğrusu ‘gentrification’ (seçkinleştirme)...
İlerici, aktivist sosyoloji öğrencileri San Francisco’nun Castro gibi bazı mahallelerinin ‘gentrification’ından bahsediyor, bu süreci durdurmak istiyordu. Ne olup bittiğini hemen anlayamadım. Amerika’da, 17’nci yüzyıl İngiltere’sindeki gibi toprak sahibi soylu bir sınıf mı vardı?
Yoktu tabii ama yaşadıkça gördüm ve öğrendim ki, hem toprak sahibi soylulardan hem de İngiliz krallarından çok güçlü bir kesim vardı: Plütokratlar... Yani sınırsız ekonomik güçlerini kullanarak topluma egemen olan ve gelişme yönünü kontrol eden süper varlıklı birey ve aileler.
Güçleri mutlaktı ve benim yaşamım sürecinde de kümülatif artmaya devam edecekti. İngilizce ‘omnipotent’ yani ‘sınır tanımayan güç’ kelimesi, tarihteki ünlü despotlardan çok günümüz plütokratları için uygundu. Aynı bunun gibi ‘gentrification’ da karşı konulmaz bir süreçti.
Sermaye birikiminin yönü ve imalat sanayisinin Batı’da öneminin azalmasıyla yüksek teknoloji internet şirketlerinin yıldızının parlaması kent merkezlerini yaşamak için cazip yerler haline getiriyordu. En kârlı şirketler merkezlerini San Francisco civarına taşıyor ya da kuruyordu.
Gayrimenkul fiyatları aşırı yükseldi. Geleneksel olarak Amerika’da beyaz orta sınıf ‘suburb’ denen büyük şehirlerin dışındaki birbirine benzer banliyölerde yaşıyordu ama değişiyordu.
Google, Facebook, Microsoft (Seattle) gibi şirketlerin senede 100 bin dolar ve üstü kazanan, hisse senedi opsiyonları da olan 35 yaş altı çalışanları anne-babaları gibi yaşamın monoton ve sıkıcı olduğu suburb’lerde yaşamak istemiyorlardı.
Çok çalışıyorlar ama yaşamın zevkini de çıkarmak istiyorlardı. Farklı ve egzotik yemekler, iyi kokteyller, evlenme zorunluluğu olmadan cinsel dürtülerini tatmin etme özgürlüğü... En önemlisi de iyi kahve. Kahve derken içeceğin kalitesinden öte kafenin ortamı...
Bizde ise modern kafeler zaten varlıklı ve yaşama bakış tarzları Batılı kesimin ağırlıkta olduğu semtlerde açıldı. Nişantaşı, Karaköy, Moda gibi. Buradan iki kahveci hakkındaki değerlendirmemi aşağıdaki link üzerinden okuyabilirsiniz: m.hurriyet.com.tr/yazarlar/vedat…
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
