Ayşe Hür Profile picture

Sep 5, 2020, 6 tweets

1/6 "Kürtçe konuşmanın yasak olduğu yıllar. Etraftan duyulacak tonla seslendirilecek her Kürtçe kelime için vatandaş ceza ödemek zorunda.İspiyoncular çarşıda pazarda cirit atıyor.Adamın evinde çocuklar aç.Fırına gidip ekmek almak lazım. Ama ekmeği istemek için de

2/6 "+ birkaç kelime Türkçe sözcük bilmek gerek. Adam çaresiz. Fırıncıya 'Ka nane kî bi Tirkî bide” diyor.Fırıncı arif adam, halden bilen biri. 'Ha ji tere nane kî bi Tirkî' diye cevap veriyor. Konuşmanın tercümesi şu: 'Bana Türkçe bir ekmek ver.' 'Al sana Türkçe bir ekmek!'"

3/6 Kaynak: Şeyhmus Diken, “Pardon Türkçe Konuşabilir miyim?”, Bianet, 27 Ekim 2007.

Bu da başka bir hikaye. Kozluklu Mele Abdullah anlatıyor: 1940’lı yıllar. Diyarbakır’a gitmiş. Çarşıda Türkçe bilmediği için Kürtçe konuşuyor.

4/6 Biri çarşıda kolunu tutuyor ve “Gel, belediyeden seni çağırıyorlar” diyor. Hoca, “Tû kîyî?” (Sen kimsin?) diye soruyor. Şahıs, “Ben belediye zabıtasıyım” diyor. Hoca, “Belediye reisi beni tanımaz ki beni çağırsın” dese de zorla Reis’in huzuruna çıkarılıyor.

5/6 Reis, 'Çarşıda Kürtçe konuşmuşsun. Her kelime için 5 kuruş para cezası vereceksin” diyor. Hoca itiraz etmeden cebindeki paraları masaya bırakarak,'Al sana para” diyor. Memur paranın üstünü vermeye çalışırken ekliyor: “Paralar sizde kalsın. Ben Türkçe bilmiyorum.

6/6 Akşama kadar çarşıda Kürtçe konuşacağım.Senin zaptiye efendin de benimle gelsin. Akşam onunla sana geliriz. Ne kadar cezam varsa alırsın ve üstünü verirsin, ben de evime giderim.” (Kaynak:Bakış, 30 Haziran 1999.)
Aradan geçmiş en az 80 yıl,hala Kürt Böreği değil Küt Böreği...

Share this Scrolly Tale with your friends.

A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.

Keep scrolling