Ayşe Hür Profile picture
yunus Profile picture Ümit Kabuli Profile picture 2 added to My Authors
18 Oct
1/13 Türkiye'nin tıpta,bilim ve teknolojide,sanatta,sporda, çevrecilikte öncü olmasıyla değil de SİHA'larla övünmesi sadece bana patetik gelmiyordur herhalde. Aslında (her ne kadar Türk denirken kastedilen açık değilse de) Türkleri askerlik alanında övmeyi Araplar başlatmış.
2/13 Mesela 9. yüzyılda yazmış büyük Arap edibi, düşünürü ve din alimi Cahiz’in, Türkler hakkında yazılmış ilk antropolojik eser sayılan "Türklerin Faziletleri" adlı kitabında, “Türkler askerlik konusunda dünyanın en ileri milletidir” denir.
3/13 Gerçi yazar bunları söylerken eski Yunanlıların felsefe ve bilimde, Çinlilerin sanatta, İranlıların devlet idaresinde, Arapların edebiyatta ileri olduğunu belirtirse de “Bir Türk tek başına bir millettir” diyerek milliyetçilerin kıvanç duyacağı şekilde noktayı koyar.
Read 13 tweets
13 Oct
1/6 1925 tarihli Şark Islahat Planı, devletin gizli Kürt anayasasıdır ve bugün de geçerlidir...

Planın Kürtçe ile ilgili 14.maddesi: “Aslen Türk olup Kürtlüğe yenilmeye başlayan” Malatya, Elaziz, Diyarbekir, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Hozat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu,
2/6 Çarsancak, Çemişkezek, Ovacık, Hısnımansur, Besni, Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kurum ve kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda, Türkçeden başka dil kullananlar..... cezalandırılacaktır" der.
3/6 17. maddeye göre Fırat'ın batısındaki vilayetlerde dağınık şekilde yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları derhal yasaklanmalı ve kız okullarına önem verilerek kadınların Türkçe konuşmaları sağlanmalıdır.
Read 9 tweets
11 Oct
1/27 DERSİM İZLENİMLERİ

5-8 Ekim 2020 tarihleri arasında hayatımda ilk kez Dersim coğrafyasını ziyaret etme şansı buldum. Beni ve @MuazzezUsluAvci'yi davet eden Seher Yeğin'e ve bizi evinde ağırlayan, güle oynaya şöförlüğümüzü yapan Kıvanç Kıl'a çok teşekkür ederim.
2/27 Daha öncekiler gibi, izlenimlerim daha çok coğrafyaya, topoğrafyaya dair olacak çünkü çok az sayıda insanla yapılan görüşmelerden kalkarak sosyal-siyasal yorumlar yapmak doğru değil. Uçakla Elazığ'a gidildiği için oradan başlayayım. Elazığ'ın sadece içinden geçtik.
3/27 Elazığ yakın tarihteki deprem yüzünden epey hırpalanmış.Yıkıntıların temizlenmesi topluca değil de tek tek yapıldığı için bu durum epey sürecek gibi görülüyor. Havada sürekli bir toz bulutu var. Gece kömür kokusu geliyordu, acaba havayı kirleten başka şeyler de mi var dedik.
Read 28 tweets
10 Oct
1/24 BAZILARINCA "HAİN" İLAN EDİLEN MUSTAFA AKINCI "BİRAZ TOPRAK VERMELİYİZ" DERKEN NEYİ KASTEDİYOR?

19 Şubat 1959'da II.Londra Konferansı'nda Britanya Başbakanı Macmillan,Türkiye Başbakanı Menderes, Yunanistan Başbakanı Karamanlis, Kıbrıs Türk Cemaati lideri Dr. Fazıl Küçük ve
2/24 Rum Cemaati lideri Makarios tarafından dört antlaşma imzalandı.Bunlar sırasıyla,Kıbrıs’taki Britanya egemenliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ne devrine ilişkin kuruluş antlaşması;Kıbrıs’ın bağımsızlığını,toprak bütünlüğünü ve anayasa düzenini teminat altına alan garanti antlaşması;
3/24 Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasında yapılacak askeri ittifak anlaşması ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın temel maddelerini içeren anlaşma idi. 16 Ağustos 1960'da Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda yapılan son ortak sayıma göre Kıbrıs’ta 442.138 Rum, 104.333 Türk,
Read 25 tweets
26 Sep
1/7 Kürt siyasal tarihinde egemen olan akımların önce Osmanlılaşma, sonra Türkiyelileşme olduğunu ve bunun çözüm getirmediğini düşünen biri olarak (bkz.twitter.com/search?lang=tr…) Marx'ın 1864'te Birinci Enternasyonal'i açış konuşmasındaki şu sözlerini dikkatinize sunmak istiyorum:
2/7 “Polonya’nın parçalanıp paylaşılması üç büyük despotik askeri gücü (Prusya, Avusturya ve Rusya) birbirine bağlayan harçtır. Yalnızca Polonya’nın yeniden doğuşu bu bağları koparıp, Avrupa halklarının toplumsal kurtuluşunun önündeki en büyük engeli ortadan kaldırabilir… +
3/7 "Avrupa İşçi Partisi Polonya’nın kurtuluşunun belirleyici bir önem taşıdığı kanısındadır; Enternasyonal İşçi Derneği’nin ilk programı da Polonya’nın yeniden birleşmesini işçi sınıfının bir siyasal hedefi olarak tanımlar.+
Read 7 tweets
19 Sep
1/4 ABD Yüce Mahkemesi üyesi liberal eğilimli Ruth Bader Ginsburg, dün 87 yaşında ölmüş. Mahkemenin önünde toplanan gruplar "Dileklerini onurlandırın!" sloganı atıyorlar. Ginsburg'un dileği yerinin Kasım seçimlerinden sonraki Başkan ve Senato tarafından doldurulması imiş.
2/4 1869'dan beri dokuz kişiyle sınırlanan Yüce Mahkeme üyelerini Başkan öneriyor, Senato onaylıyor. Üyelik ancak Kongre'de açılmış bir yargılamada suçlu bulunmaları veya ölümleri halinde sonlanıyor. İstifa da mümkün ama şu ana kadar ne istifa ne üyeliğin düşürülmesi yaşanmış.
3/4 Daha önce vefat eden iki kişinin yerine Trump muhafazakar eğilimli adayları seçtiği için Yüce Mahkeme'deki muhafazakar-liberal dağılımı 5'e 4 iken, eğer Ginsburg'un yerine de muhafazakar biri atanırsa durum 6'ya 3 olacak.(Dokuz üyenin altısı Katolik,üçü Yahudi imiş bu arada.)
Read 4 tweets
17 Sep
1/6 İşin doğrusu: [Benim 1934 Soyadı Kanunu öncesi kullandığım adla] Mustafa Kemal, Hüsrev Gerede’ye göre doğduğunda kendisine verilen Mustafa adını hiç sevmediği için (ki “seçilmiş” anlamına gelen bu ad “esma-i hüsna” denilen “Muhammed’in güzel adlarından” biriydi);
2/6 Ahmet Emin Yalman’a anlattığına göre de Mustafa adının önüne önce Selanik Askeri Rüştiye’sindeki Mustafa adlı matematik öğretmeninin “Oğlum, senin de ismin Mustafa benim de… Bu böyle olmayacak. Arada bir fark bulunmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun” dediği için
3/6 “Mustafa Kemal” adını kullanmaya başlamıştı. Mehmet Ö. Alkan’a göre ise Rüştiye’deki imtihan çizelgelerinde, İdadi dönemine ait elde olan sınırlı sayıda belgede ve 13 Mart 1899’da Harb Okulu’na kayıt kütüğünde “Mustafa Kemal” adı görülmekteydi.
Read 6 tweets
14 Sep
1/6 Mustafa Kemal Atatürk adı üstünde kopan fırtınalar vesilesiyle sosyal medyada sıkça paylaşılan üç tip nüfus kağıdı görseli var. Bunlardan 1. ve 2. sahih, 3. fotoşop ürünü. Sahihlerin ilki Kemal Atatürk adına düzenlenmiş 993.814-B seri numaralı nüfus cüzdanı. 1934'te verilmiş. Image
2/6 İkinci sahih,Kamâl Atatürk adına düzenlenmiş 993.815-B seri numaralı nüfus cüzdanı,1935'te öztürkçecilik akımı uyarınca Kemal adının Kamâl olarak değiştirilmesinden sonra verilmiş.Selânik de aynen isimde olduğu gibi (â) ile yazılmış. Bu iki cüzdanda dikkat çeken yanlar şöyle: Image
3/6 İki cüzdanda da ailesinin kendisine verdiği isim olan Mustafa yer almıyor. İlk cüzdan ıslak imzalı, ikincisi soğuk damgalı. İlki Savarona Yatı'nda, ikincisi Anıtkabir'de sergileniyor. "Ebedi Şef", resmi yazışmaları 1937 yılının sonuna kadar "Kamâl Atatürk" diye imzalamıştı. Image
Read 6 tweets
14 Sep
1/6 Gerçeğin İki Yüzü adlı bir film var...Daha önce sözünü etmiştim şu twitimde. Filmin son sahnesinde Theron'un canlandırdığı Wren'in ulta zenginlerin katıldığı bir bağış etkinliğinde yaptığı konuşmada katılımcıları harekete geçirmek için seçtiği anekdot
2/6 aslında son derece sıradan bir durumu anlattığı halde çok etkileyicidir aynı zamanda. 1970'lerin başında Kamboçya yakınlarında bir adadaki mülteci kampında görev yapan babası, bir ağaca dayanmış yaşlı bir adamı görür. Adama sorar: "Her şeye sahip olabilseydin ne isterdin?"
3/6 Wren devam ediyor:"Babam adamın para veya yiyecek istemesini beklerken "klasik Fransız edebiyatından herhangi bir kitap isterdim" demiş.Çünkü mülteci oluncaya kadar bir üniversitede edebiyat profesörüymüş.Biliyor musunuz, mülteciler sanki bizden farklılar diye düşünürüz
Read 6 tweets
13 Sep
1/5 Devletlerarası sınırları çizerken yeni bir kriter belirledi CB Erdoğan. "Bağırdığında sesinin duyulacağı yer senindir," diye özetleyebiliriz. Bu kriteri kara sınırlarında uyarlarsak, hiç bir sınırın meşruiyeti kalmaz. dailymotion.com/video/x4v8d06
2/5 Örneğin Edirne'de Meriç kıyısına gidip karşıya seslensek, nöbetçi bizi duyacağı için orası bizimdir diyebiliriz.Kars'a gidip, Ani sit alanından Ermenistan'a seslenirsek, karşıdaki sınır muhafızı kesinlikle bizi uyacaktır, duyduğu an yandılar, çünkü artık orası bizim olabilir.
3/5 Kara sınırlarında uygulanınca ne kadar saçma olduğu belli olan bu kriterin deniz sınırlarında saçma gelmemesi suyla ilgili. Ama diyelim ki suyu da kara gibi düşünemiyoruz ve kriterimiz uyarınca Kuşadası'ndan bağırdık Sisam'dan sesimiz duyuldu. Demek ki Sisam bizimdir artık.
Read 6 tweets
12 Sep
1/4 Bir Fransız avukat vardı. Adı Jacques Vergès'ti. 1954'te Fransız Komünist Parti'nin üyesiydi. Savundukları arasında kimler yoktu ki... "Lyon Kasabı" diye anılan Nazi Klaus Barbie, 1970'lerin ünlü Baader-Meinhof Grubu'nun üyesi Magdalena Kopp; ImageImage
2/4 1980'lerin ünlü "teröristi" ‘Çakal Carlos’ lakaplı İlich Ramirez Sanchez; 1983’te THY’nin Paris Orly bürosuna bombalı saldırı gerçekleştiren ASALA üyeleri Varujan Garbidiyan, Ohanes Semerci ve Soner Nayır, ülkemizin güzide mafya babası Alaattin Çakıcı, Image
3/4 "Holokost inkarcısı" Roger Garaudy, Cezayir direniş hareketinden Djamila Bouhired (Cemile Buhayrat), Eski Yugoslavya Devlet Başkanı "soykırımcı" Slobodan Miloseviç, Kongo, Senegal, Çad ve Fildişi Sahilleri'nin diktatör başkanları, Saddam’ın Başbakan Yardımcısı Tarık Aziz.... Image
Read 4 tweets
12 Sep
1/11 ATATÜRK VE İSTANBUL

Bir şehre, hele de İstanbul'a küsülür mü? Atatürk küsmüştü. İstanbul'a ilk kez 13 Mart 1899'da gelen Atatürk, Harbiye Mektebi'nde okurken, yani tam beş yıl İstanbul'u "çok sevmişti". Öyle ki Zeuve Alman Birahanesi'nde ilk birasını içmiş,
2/11 İngiliz Can Paşa'nın lokantasında yemek yemiş, Taksim Bahçesi'nde müzik dinlemiş, Adalar'da çamların altında sabahlamış, Alemdar mesiresinde rakısını yudumlamış, Mercan'daki Altın Makas Terzihanesi'nde ilk kurmay subay elbisesini diktirmişti.
3/11 1905'te Şam'daki 5. Ordu'ya stajyer olarak atanmasıyla ilk kez İstanbul'dan ayrılan; 1909, 1910, 1912, 1913, 1915, 1917, 1918'de yedi kez İstanbul'a gelip uzunlu kısalı kalan Atatürk 16 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile dokuzuncu kez ayrılışından sonra İstanbul'u ilk kez
Read 11 tweets
9 Sep
1/4 Her yıl CHP 9 Eylül'de kuruluş yılını kutlar, ben de her yıl aşağıdaki bilgileri paylaşırım::)) Resmi tarihin "kazanan tarafın anlatısına göre yazıldığını" gösteren bu ısrarın dayanağı "Ebedi Şef" Mustafa Kemal'in 20-24 Ekim 1927 tarihinde toplanan
2/4 Kongrede Cumhuriyet Halk Fırkası'nın kuruluşunu, keyfi biçimde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'ne;fırkanın ilk kongresini de 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi'ne götürerek bu kongreye "ikinci kongre" demesidir.İlginçtir Matbuat Müdüriyet-i Umumiyesi'nin yayınladığı
3/4 Ayın Tarihi dergisinin Ekim 1927 tarihli 43. sayısında, bu konuşmanın tamamı yer aldığı halde başlık "Cümhuriyet Halk Fırkası'nın ilk kongresi"dir. Daha sonra zabıtların toplandığı kitabın kapağında da sadece "Cümhuriyet Halk Fırkası Büyük Kongresi, 1927) yazacaktır.
Read 4 tweets
8 Sep
1/25 KOMŞUNUN SAVAŞÇIL AVEROF'U VARSA BİZİM DE BARIŞÇIL GÜLCEMAL'İMİZ VARDI⛴️🛳️🚢

“Krifçe’de at arabalarına bindik, doğru Veria’ya. Veria’da bir iki gece çadırlarda kaldık. Üç yaşında bir kardeşim vardı, Bayram. Hastalandı oracıkta öldü. Onu oralarda gömdük de yola çıktık. ++
2/25 "Gene at arabalarıyla Selanik’e gittik. Gemiye bindik. Sadece Krifçeliler değil, başka köylerin halkı da bindi gemiye. Kat kat bir gemiydi, biz en üstte geldik. Gemide çan çaldılar bir ara. Meğer ölü varmış. Ölü olunca çan çalarlarmış. Ölüyü ben de gördüm. ++
3/25 "Çarşafa sarıp, yallah denize attılar. Babama Rumca ‘yazık’ dedim. Babam da ‘gemide ölen varsa çan çalıp haber verirler. Haber vermezlerse fırtına çıkar gemi batarmış, ölüyü hemen vermek lâzımmış’ dedi. Bilmem şaka bilmem doğruydu babamın söyledikleri....”
Read 25 tweets
7 Sep
1/25 TARİHİN AKIŞINI HIZLANDIRAN GEMİ: AVEROF

2011'den bir haber: “Jet sosyete ve çok sayıda manken ile armatörün katıldığı düğün partisinin 1984 yılından beri müze olarak kullanılan Averof Zırhlısı’nda düzenlenmesine izin verilmesi Yunan Parlamentosu’nda tartışma konusu oldu.+
2/25 "+Yunan Deniz Kuvvetleri ise soruşturma açtı. Ana muhalefetteki Yeni Demokrasi Partisi verdiği soru önergesiyle Savunma Bakanı’nın hesap vermesini istedi.”

Habere konu olan Averof Zırhlısı sadece Yunanistan tarihi açısından değil Osmanlı/Türk tarihi açısından da önemli.
3/25 23 Temmuz 1908’de İttihatçılarla Taşnakların işbirliğiyle II. Meşrutiyet’i ilan etmek zorunda kalan II. Abdülhamit’i 1909’daki 31 Mart Olayı’nın ardından tahttan indirdikten sonra, İttihatçıların ilk işi on yıllardır ihmal edilen donanmayı güçlendirmek olmuştu.
Read 26 tweets
5 Sep
1/11 Konu kapandı sanıyordum ama DEVA Partisi Işıl Özgentürk'e dava açmış🤔 Madem hala gündemde KADIN İNTİHARLARI'na dair bazı TABLOLAR paylaşmak istiyorum. Kendiniz de göreceksiniz ama tek başlık dışında BATMAN öne çıkmıyor. Batman'ın öne çıktığı başlıkta ise başka iller de var.
2/11 Tablolar, Mehmet Bektaş'ın "2002 VE 2012 Yıllarında Türkiye'de Meydana Gelen İntihar Vakası Nedenlerinin Mekansal Analizi" (Fatih Üniversitesi, 2015) başlıklı yüksek lisans tezinden. Yazar, TÜİK'ten aldığı intihar verilerini nüfus verileri ile karşılaştırılmış ve
3/11 ArcMap (ArcGIS 10.2) programıyla analiz etmiş. TÜİK'e göre Türkiye’de intihar vakaları, 2002 yılında 2.301 kişi iken 2012 yılında 3.225 kişiye ulaşmış. Yazar bunların ne kadarı kadın, ne kadarı erkek, girişte belirtmemiş, ben de taramayla bulamadım. Merak eden tezi indirsin.
Read 11 tweets
5 Sep
1/6 "Kürtçe konuşmanın yasak olduğu yıllar. Etraftan duyulacak tonla seslendirilecek her Kürtçe kelime için vatandaş ceza ödemek zorunda.İspiyoncular çarşıda pazarda cirit atıyor.Adamın evinde çocuklar aç.Fırına gidip ekmek almak lazım. Ama ekmeği istemek için de
2/6 "+ birkaç kelime Türkçe sözcük bilmek gerek. Adam çaresiz. Fırıncıya 'Ka nane kî bi Tirkî bide” diyor.Fırıncı arif adam, halden bilen biri. 'Ha ji tere nane kî bi Tirkî' diye cevap veriyor. Konuşmanın tercümesi şu: 'Bana Türkçe bir ekmek ver.' 'Al sana Türkçe bir ekmek!'"
3/6 Kaynak: Şeyhmus Diken, “Pardon Türkçe Konuşabilir miyim?”, Bianet, 27 Ekim 2007.

Bu da başka bir hikaye. Kozluklu Mele Abdullah anlatıyor: 1940’lı yıllar. Diyarbakır’a gitmiş. Çarşıda Türkçe bilmediği için Kürtçe konuşuyor.
Read 6 tweets
2 Sep
1/24 HAFIZA TAZELEME: 2005/6 DANİMARKA KARİKATÜR "KRİZİ" VE 2015 CHARLIE HEBDO KATLİAMI

17 Eylül 2005'de Danimarka’da yayınlanan liberal-sol eğilimli Politiken gazetesinde yayınlanan “İslamı Eleştirmenin Derin Korkusu” başlıklı makale dünya çapında ayaklanma ile sonuçlanmıştı.
2/24 Makalede yazar Kåre Bulitgen, Kuran ve Hazreti Muhammed’in Hayatı adlı kitabı için çizim yapacak karikatürist bulmakta çektiği zorluklardan yakınıyordu. 30 Eylül 2005’de Danimarka’nın günlük gazetelerinden muhafazakâr eğilimli Jyllands-Posten gazetesinde bu yazıya
3/24 “Muhammed’in Yüzü” başlıklı bir makale ile cevap verildi. Yazı bazıları İslam Peygamberi Muhammed’i tasvir eden 12 karikatürün yanı sıra,otosansüre karşı çıkmanın önemine değinen ve ifade özgürlüğü ile bu karikatürler arasındaki ilişkiyi açıklayan bir metinle desteklenmişti.
Read 25 tweets
2 Sep
1/15 MUSTAFA KEMAL'E GÖRE CİHAN HARBİ'NE GİRİLMELİ MİYDİ?

Savaş patladığında “kaymakam”(yarbay) rütbesiyle Sofya’da, Sofya,Bükreş,Belgrad ve Çetine ataşemiliterliklerini yürüten Mustafa Kemal 1914’te Ağustos’un ikinci yarısında arkadaşı Tevfik Rüştü (Aras) Bey’e yazdığı mektupta
2/15 “Bu harp çok uzun sürecektir, ona girmekte geç kalınmaz, bundan korkup acele etmeyelim” derken, yine aynı kişiye Eylül ortalarına doğru yazdığı mektupta ise “Hangi tarafın galip geleceğine dair fikri kanaatimi söylemekten sakınırım.+
3/15 "Nazik ve mühim bir devre içinde bulunduğumuza şüphe yoktur” dedikten sonra özetle Almanların bir zamanlar Napolyon ordularının başına geldiği gibi Ruslar tarafından hezimete uğratılabileceğini belirtmişti. Kasım'da yaveri Salih (Bozok) Bey’e yazdığı mektupta şöyle diyordu:
Read 15 tweets
30 Aug
1/4 Döneminde Kemalist safsatalara karşı en eleştirel konumu alan İbrahim Kaypakkaya bile 1919-1923 yılları arasında bir "kurtuluş savaşı" verildiği hurafesini açıktan reddedemediği için bu savaşın içinde bir devrimci öğe arıyordu, bu da Karayılan oluyordu:
2/4 “Komünistler, tarihin devrimci mücadelede bir silah haline getirilmesini bilirler. Kurtuluş Savaş’nda canıyla, kanıyla destanlar yaratan halk kahramanları vardır. Mesela bir Karayılan vardır, biz bunların mücadelelerinin mirasçısıyız. Biz, bunların tükenmez enerjilerinin
3/4 mucizeler yaratan dehalarının,sonsuz devrimci güçlerinin mirasçısıyız.Her fırsatta yığınların mücadelesini kanla ve zorbalıkla bastırmaya çalışanların, onlara düşmanlık gösterenlerin değil!” (Kaypakkaya yaşasaydı bu yanlış analizi tashih ederdi diye düşünmeyi tercih ediyorum)
Read 4 tweets
30 Aug
1/4 CB Erdoğan: "Ok yaydan fırlamıştır ve mutlaka hedefini bulacaktır."

Bu sözün "Alea iacta est" (Zar atıldı) şeklindeki Latince eşdeğeri Jül Sezar'ın zaferle sonuçlandırdığı Galya Seferi'nden Roma'ya dönerken MÖ 10 Ocak 49'da Roma'nın yaklaşık 200 Roma mili uzağında bulunan
2/4 Rubicon nehrini geçerken söylediği ünlü sözdür. Batı literatüründeki "Rubicon'u geçmek" deyimi "artık geri dönülmeyecek bir yola girildi" anlamına gelir. Çünkü o dönemde bir kumandanın ordusuyla birlikte Galya ile İtalya arasındaki sınırı çizen Rubicon nehrini ordusuyla
3/4 birlikte geçmesi iç savaş ilanı veya vatana ihanet gibi ağır bir suçtu. Jül Sezar'ın bu yasağı çiğneme konusunda epey tereddüt geçirdikten sonra ordusuyla Rubicon'u geçtiği ve Roma'ya yöneldiği; Senatörlerin kaçtığı Roma'da mutlak hakimiyetini ilan ettiği kabul edilir.
Read 4 tweets