Dünya için büyük bir tehlike olan spirütüalzmin/mistiszm Türk-İslam versiyonu olan tasavvuf zehrinden bahsedeceğim. Aslında bu öğretinin İslam ile taban tabana zıt olmasına rağmen bu halka nasıl zerk edildiğini dilim döndüğünce anlatacağım.
Mistisizmde amaç ideal edilen şeye ulaşmak, kendin aşarak onla bir olmaktır. Mistisizmin bu öğretisi çeşitli insanlar tarafından İslama tasavvuf adı altında uyarlanmıştır. İslam’da ideal edilen şey ise Allahtır.
Budizm’de Nirvana, Hinduizm’de Brahma olduğu gibi dinlere göre farklı isimler alsa da temelde amaç aynıdır. Yokluğa ulaşmak ve bunun için ise nefsi terbiye etmek, kalbi temizlemek, ruhu yüceltmek.
Buna ulaşmak için de çilelere ve acıya katlanmayı tembih eder. Mistisizm çatısı altındaki tüm fikirlerde bu ortak düşünce vardır ve tasavvufta da vardır.
Peygamberin vefatından sonra da fetihler devam etti ve İslam coğrafyası büyümeye devam etti. İslamın egemenliği kabul eden toplumlar Müslüman olmuş olsalar da sahip oldukları gelenekleri, inançları ve kültürleri vardı.
Gelenekleri, inançları ve kültürleri İslam dışı olmasına rağmen bu dönemlerde çıkan tasavvuf kültürü ile harmanladılar. Doğu-Batı kültür inançları karmaşık bir yapı olarak günümüze bu isimle ulaştı.
Mevlana'dan tutun çoğu tasavvufçunun Orta-Asya'daki şamanizm gibi etkilerden etkilendiği ve bu geleneklerin İslamda olmamasına rağmen İslam diye aktarıldığını görebiliyoruz.
Her ne kadar İslamın bir parçası ve Allah sevgisi gibi masum görünen İslami motiflere sahip olsa da içeresinde barındırdığı vahdet-i vücud, rabıta ve vahiy yoluyla geldiğini iddia ettikleri kitaplarıyla çok büyük şirk içerir.
Ruhçu, tasavvufçu takılan insanlar sürekli Allah sevgisi, hoşgörü, iyilik, güzellik ve bir kaç Arapça kökenli kelimeler söyleyerek sizin aklınızı karıştırma yoluna gitse de bu kavramların şirk olduğu su götürmez bir gerçektir.
Bu inanca mensup kişiler şeyhlerinin çok büyük alim olduklarını ve onların kendinden geçerek yüksek bir makama ulaştıklarını iddia ettikleri için sizi bunu anlamamak için suçlayacaklar. Hatta orada öyle demek istemedi aslında diye de devam edeceklerdir.
Tamamen palavradır düpedüz bir şirk içerisindeler.Bu yöntemlerle İslam anlayışına bu kadar zıt olan bir öğreti İslam olarak yutturulmuştur. Tasavvuf İslamdan farklı bir dindir ve bunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirsiniz. Bu şirk ve hurafelerin İslam ile hiçbir alakası yoktur.
Kuran ve Tasavvuf çatışır. Tasavvufçu mistikler ve bu işin ekmeğini yiyenler sözde, Kuran için iman ettik deseler de Kurana sürekli mecazi anlam yükleyerek kendi çıkarmak istediklerini çıkarıp kendi dinlerini inşa ederler.
Kuranın muazzam sosyolojik tespitlerinden bir tanesini burada örnek vermek istiyorum tam bir nokta atışı.
Bunu okurken benim için sen İslam alimlerinden daha mı iyi biliyorsun ? Sen kim oluyorsun da onlar hakkında böyle konuşuyorsun diyeceğinizi biliyorum. İslam dini belirli bir şeyh alim zümresine inmemiştir.
Sizin Kuranı anlayamayacağınızı söylerler adeta Kuranı bir zümreye aitmiş gibi sadece onların yorumlarını size dikte ederler. Çok az şey biliyorum o yüzden kendime güvenmeye korkuyorum demeyin. Mistiklere teslim olup azıcık bildiğinizden de vazgeçmek daha mı güvenli?
Allah dostu dedikleriniz şirkten şirke koşuyor. Akıl yolunu ve düşünceyi hiçe sayıyorlar ki sizin koşulsuz şartsız onlara bağlanmanızı istiyorlar. Sonra bunların türbelerine gidip ölülerinden medet umuyor ve put ediniyorsunuz.
Sorgulama , araştırma gibi kavramları yıkmadan birine safsata anlatamazsınız. Düşünme ve akıl sorumluluğunu reddeden insanlar ancak başkalarının düşüncesi üzerinde birer parazit olarak var olabilirler.
Yoksa siz akletmiyor musunuz?
“Yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü,
akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.” (Enfal Suresi 22)
Nihayetinde benim kim olduğumun bir önemi yok gerçek güneş ve ay kadar açık ve gören gözler için her şey ortada. İstediğinize inanabilirsiniz spiritüalizm, tasavvuf vs. ancak buna İslamın bir parçasıymış gibi inanıyorsanız yanlışın içerisindesiniz.
Bugün hatırı sayılır ilahiyatçılardan çoğu ne Mevlana’ya ne de tasavvufa laf söylemezler. Anadolu coğrafyasında oturmuş bu kültüre dil uzatırlarsa sahip oldukları makam ve mevkiden dışlanmaktan pek korkarlar. Bundan dolayıdır ki dillendirilmez.
Allaha inandık demelerine rağmen delilleri olmadan İslama zıt olan geleneklerini büyük bir iman ile savunuyorlar. Onların bu durumu Kuran’ın kitap yüklü eşekler benzetmesini aklıma getirir.
Genel kanın aksine Türkler İslam’ı Araplardan değil İranlılardan öğrenmiştir. Bu nedenledir ki namaz, peygamber gibi Farsça kökenli kelimeler oturmuştur.
İran’dan sonra ise bayrak Orta Asya’ya kadar uzanan coğrafyada Şamanizm, Hinduizm , Budizm gibi inançlardan etkilenen tasavvufçular olmuştur.Bunlardan en bilenini Ahmet Yesevi’dir.
Bu etkiyle Türkler dergah, tekke, şeyh gibi kavramlar ile içli dışlı olmaya başlamıştır. Ahmet Yesevi eserlerini sade bir Türkçe ile yazdığı için halka kolay ulaşabilmiş ve etrafında çok fazla insanı yani mürit toplayabilmiş.
Yesevi Türklerin İslam inancının oluşmasında oldukça etkili bir isim bugün tasavvuf çatısı altındaki bir çok ismi düşünce olarak etkilemiştir.Pagan inanışının bir parçası olan çilecilik Yesevi’nin eserlerinde de görülür
63 yaşına geldiğinde yaşamayı kendine haram görür çünkü Hz. Muhammed’in öldüğü yaş 63’tür. Bunu peygamber sünneti olarak görür ve yaşamayı kendine haram kılar.
Yaşamını karanlık ufacık bir odada çile çekerek geçirir. Ancak Kuran asla çileciliği güzellemez. İslam’da insanın kendine eziyet etmesinin hiçbir açıklaması yoktur. Aklın kısa devre yapması bu taklitçi sünnet anlayışını oluşturur.
Bu alim diye adlandırılan adamlar ,bize İslam diye rezil bir kültür bırakmıştır ve insanların beyinlerini uyuşturmuşlardır. Kendisi Budizm’deki karşılığı Nirvana olan inancı İslam’a uyarlanmış versiyonu olan Fenafillaha erişmesi gerektiğinden bahseder.
Ve bu pagan inanışını Türklere İslam diye yedirir. Bugün yaşadığımız çoğu sıkıntıların temelinde bu öğreti vardır.
Aklı dışlayan bu tasavvuf inancından vazgeçmeyip hala kendinize şeyhler edinip zelil olanlardan mı olmak istiyorsunuz ? Bunu anlamak için ne kadar delil lazım ? Andolsun size karşı fikri mücadele vermekten asla vazgeçmeyeceğim.
"Onları cehennem beklemektedir. Kazanmış oldukları da Allah dışında edindikleri veliler de onlara hiçbir yarar sağlamayacaktır. Çok büyük bir azap vardır onlar için." (Casiye Suresi 10)
Vallahi de ben sizi uyduruk bir dine çağırmıyorum. Uydurulmuş olandan , hakiki olana. Karanlıktan, aydınlığa. Kuran'a davet ediyorum sizi. Eğer inandık diyorsanız başka evliyaların ardına düşmeyin. Rabbinizden size indirilene uyun.
Tasavvuf tarikatları hakkında
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
