xanthos_027 Profile picture
Son ky bükücü (xanthos_27 mağdurlarını koruma sayfası)

Feb 16, 2022, 36 tweets

33-
2002 kasım seçimlerinde DSP nin oyunun yüzde 22 den yüzde 1 e düşmesi seçmenin ekonomik istikrarı ne kadar önemsediğinin bir örneğidir.

34-
3 Kasım 2002 günü yapılan seçimlerde, AKP %34,28 oranında oy alarak tek başına iktidar olmuştur. Kötü yönetilen ekonomi yüzünden halk bir önceki siyasi partilere faturayı kesmişti.
Demirel’in dediği gibi “boş tencerenin, deviremeyeceği hükümet yoktur”

35-
AKP 2002 yılından 2007 yılına kadar 57. Hükümetin krizden çıkmak için ekonominin başına getirdiği Kemal Derviş’in yazdığı reçeteyi uyguladı. Yine Merkez Bankası Kemal Derviş döneminde özerk hale getirilmiştir.

36-
Derviş döneminde yapılan özelleştirmeler AKP döneminde de hız kesmeden devam etmiştir. Yine şeker kanunu ve tütün kanunu derviş zamanında yürürlüğe girdi. Bu kanunlar Türkiye de tarıma vurulan darbeler olarak görülmelidir.

37-
AKP hükümeti bu özelleştirmelerden bütçeye ciddi kaynak akışı sağlıyordu. Bu dönemde 1 Mart 2003 tezkeresini dışında ABD ve AB ile ilişkilerde uyumlu bir süreç yaşanıyordu. AKP iktidarının politikaları ABD ve AB tarafından takdir topluyordu.

38-
2002 sonrası dönem, dünyada likidite bolluğu yaşanan hem doğrudan yabancı sermayenin hem de portföy ve kredi plasmanlarının adres aradığı dönemdi. 2008 ekonomik krizine kadar gelişmekte olan ülkelere yoğun biçimde dış kaynak akışı gerçekleşti.

39-
2008 krizi sonrası bu kaynak yavaşlasa da 2013 yılına kadar devam etti. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yatırımlar 2003 yılında 110 milyar dolar iken, 2007 yılında 700 milyar doları bulmuştu.

40-
2002 den 2013 yılına kadar Türkiye ye akan dış kaynak 440 milyar doları buldu. Bunun 110 milyar doları doğrudan yabancı sermaye yatırımı gelirken daha çok özelleştirilen satışa çıkarılan KİT’ler ve bankaları almaya gelen yabancılar oluşturuyordu.

41-
Bu dönemde borsa İstanbul’daki yabancı payı %70 e ulaştı. Düşük kur politikası ile her türlü tüketim malı ve tarım-gıda ithalatı hızlandı. Kitleler ise buna ulaşmak için tüketici kredileri ve kartların kullanıma yaygınlaştı.

42-
Bu durum dış kaynakla iç tüketime dönük büyümeyi beraberinde getirdi.
Özelleşmelerin başladığı 1984 yılından 2002 yılına kadar 8.2 milyar iken, bu dönemde yapılan özelleştirmeler 50 milyar doları geçmişti.

43-
Kamu yatırımlarında ulaştırma-inşaat-sağlık ilk sırayı alıyordu. AKP iktidarı 10 yıla aşkın bir dönemde (2013 yılına kadar) yıllık ortalama 40 milyar doları bulan yabancı sermaye girişi ile ekonomide ortalama %5 gibi bir büyümeyi yakalamıştı.

44-
40 milyar doları Geçmiş ile kıyaslarsak (1980-1990 arası ) 10 yılda ancak giren yabancı sermayeye eşitti. İktidar bu dönemde döviz kazandıran sektörlere yatırım yapmak yerine, döviz harcayan ithalata bağımlı sektörle yatırım yapıyordu.

45-
Mayıs 2013 yılında FED in sıkıştırılan para politikası üzerine, dolar yukarı yönlü hareketin ilk adımını atmış oldu. bu dönemden itibaren yabancı para akışı yavaşlamaya başladı. Ekonomi yüksek faiz ve yüksek döviz kuru arasında sıkışmaya doğru yol almaya başlamıştı.

46-
Mayıs 2013 den itibaren ABD nin tahvil alımını durduracağının da sinyali üzerine gelişmekte olan ülkeler para tekrar geldiği yere dönmeye başlamıştı. Sıcak paranın geldiği dönemde döviz yatırımlarına ağırlık veren ülkeler bu durumdan etkilenmemişti.

47-
Ancak döviz yatırımı yapmayan ülkeler için bu durum kırılganlık oluşturuyordu. (BURAYA TEKRAR DÖNECEĞİZ)
Elbette tüm olup bitene sadece ekonomi üzerinden bakmak, tek pencereden bakmak olacaktır. bölgede ve dünyada neler olup bitiyor bunları da beraber değerlendirmek gerekir.

48-
-devam edecek...

49-
2010 yılında başlayan Arap baharı Ortadoğu’yu etkisi altına almıştı. Bu dönemde Ahmet Davutoğlu dışişleri bakanıydı. Davutoğlu bu durumdan faydalanıp yeni osmancılık fikrine kapıldı.

50-
Ancak bölgenin başta ABD olmak üzere emperyal ülkelerin kontrolünde olduğunu görmezden geldi. Arap baharı sürecinde başa gelen aktörler ise yönetimi sağlayamadı.

51-
Diğer taraftan iç mesele olarak terör örgütü PKK ile çözüm sürecine girildi. Ancak baş aktör olarak Barzani seçildi. Buradaki siyaset kuzey ırak’taki petrollerin önemiydi.

52-
Irak merkezi hükümetinden ayrı olarak ve ırak anayasasına aykırı olacak şekilde, kuzey ırak bölgesel yönetimi Barzani ile masaya oturuldu. Böylece Irak’ın kuzeyi ile Suriye’nin Rojava bölgesi özerklik elde edecek ve Türkiye federal yapı olarak katılabileceklerdi.

53-
21 mart 2013 nevruz kutlamalarında terörist başı Öcalan’ın mektubu okundu. Mektupta misk-ı mili vurgusu dikkat çekiciydi. Böylece Bağdat’tan, Erbil Suriye kürtleride esat’tan kopuyordu.

54-
Irak ve Suriye kürtleri federatif yapı olarak Türkiye ye dahil ediliyor. Türkiye petrole bağımlı enerji sorununu çözüyor ve bölgesel güç oluyordu

55-
Ancak, ABD bu duruma karşı çıktı ve Irak Anayasasına saygılı olunmasını ve ırak merkezi hükümet olmadan, Erbil ile her hangi bir anlaşma yapılamayacağını dile getirdi. Türkiye, ABD ile bir kez daha karşı karşıya gelmişti.

56-
Tüm bunlar yaşanırken, 28 May 2013 tarihinde gezi parkı olayları çıktı, bu olaylarda hükümet tarafından izlenen politika AB tarafından tepki gördü.

57-
2013 yılında yol haritası çizilmesine rağmen gerçekleşmeyen vize muafiyeti, 18 Mart Mutabakatı ve Gümrük Birliğinin güncellenmesi de, Türkiye AB ilişkileri zarar görüyordu.
Komşular ile sıfır sorun politikasından, değerli yalnızlığa geçilmişti.

58-
Diğer taraftan Suriye iç savaşının şiddetlenmesi ve Orta Doğu’daki çalkantılar sonrası 2015 yılında Avrupa kapılarına yüz binlerce sığınmacı AB için önemli bir sorun teşkil ediyordu ve bunu Türkiye üzerinden çözmeyi başardılar.

59-
15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi, pozitif ajanda ile yola devam eden Türkiye-AB ilişkilerine de darbe vurmuştu.
Hükümet bu dönemde ABD ve AB’den yeterli desteği görememişti.

60-
15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi sonrası ekonomide bir yönetim şekli değişikliğine gidildi. Maliye Bakanlığı'na Berat Albayrak atandı. Türkiye temmuz ayında FETÖ'nün darbe girişimini

61-
savuştururken Türkiye ekonomisi zor bir döneme girmeye hazırlanıyordu. dolar/TL 3.00'ü aştı.
2018 yılına geldiğinde ise ekonomik kriz ve ABD ile olan gerginliğin de etkisiyle dolar/TL 7.20'yi aştı.

62-
Şirketler art arda konkordato ilan etmeye başladı. Hacizler iflaslar birbirini izledi. Merkez Bankası faizleri sert bir şekilde yukarı çekti.
Ekonominin içine düştüğü döviz ve faiz sarmalına uygulanan politikalar çare olmuyordu.

63-
Özellikle 2018 yılı sonrasında merkez bankası başlarının sık sık görevden alınarak değiştirilmesi, yabancı yatırımcıyı tedirgin ediyor. Ekonomiye güven azalıyordu.

64-
Milli ekonomi politikası olmayan ülkeler emperyalist ülkelerin hedefi haline gelir, hammadde pazarı ve mamul satış alanı haline dönüştürürler. Kendi bilim ve teknolojisini üretemez hale getirirler. 1834-1914 yıllarında Osmanlı devletinin politikaları bunun somut örneğidir.

65-
Günümüzde istikrarlı bir ekonomik program yapılmadan sadece faizleri düşük tutmak suretiyle uygulanacak politikalar enflasyonun artmasana neden olacaktır. bu durum ise dövize olan talebi de tetikleyecektir.

66-
Yazının başından itibaren baktığımızda ise, iktidar değişikliği ekonomik çözümü getirmiyor. Seçimlerde iktidar değişirse, yeni gelen hükümet sıkı ekonomik politikalar uygulaması gerekecek yine kitlelerin tepkisini çekecektir.

67-
Kitleleri memnun etmek için sıkı bir ekonomik politika uygulamaz ise geçmişin faturası kendisine kesilecektir.

Not: Bir daha bu kadar uzun flood yapmayacağım :)

68-
eklemeyi unuttuğum bir detay;
Kemal Dervişin büyük dedeleri olan, Tepedelenli Ali Paşa ve Sadrazam Halil Hamit Paşa vatana ihanetten idam edilmiş kişilerdir.

Share this Scrolly Tale with your friends.

A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.

Keep scrolling