İstanbul Sosyoloji Profile picture
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

Jun 10, 2023, 39 tweets

Bugünün akademisinde nadiren karşılaşılan bir biliminsanı profiline sahip olan, birçok alanda birden uluslararası düzeyde usta olarak kabul edilen, ABD’li gelişimsel psikolog, karşılaştırmalı primatolog, dilbilimci ve antropolog Michael Tomasello’yu (“Mike”) yakından tanıyalım.

Tomasello, 18 Ocak 1950’de Florida’da doğdu. 1972’de Duke Üniversitesi’nde psikoloji lisansını aldı. Lisans sırasında aldığı “biyolojik psikoloji” dersine hayran kalmıştı. Mezuniyetinden sonra Georgia Üniversitesi’nde deneysel psikoloji doktora eğitimine başladı.

Tez konusu bebeklerin ilk sözcükleri idi. Konuya ilkin Piaget’nin perspektifiyle yaklaştı (Piaget hk: ). Araştırmaları onu psikodilbilim tartışmalarına itti. Bu bağlamda Bruner’in çok yönlü çalışmaları ilgisini çekti.

Psikolojiden antropolojiye, dilbilimden edebiyata, birçok alanda birden çalışan Bruner’in yaklaşımı, Tomasello’yu daha sağlam ve derin bir zemine çekmişti. Çocukların ilk kelimelerinin ne salt davranışçı ne de salt bilişselci bir paradigmayla açıklanabileceğini düşünüyordu.

Bruner’e ilgisi, Bruner’i de derinden etkileyen, Sovyet psikolojisinin kutup yıldızı Vygotsky’nin çalışmalarıyla tanışmasına vesile oldu (Vygotsky hk: ). Vygotksy’yi okuduğunda taşların yerine oturduğunu hissetti.

Tez danışmanı, 1917 Münih doğumlu Ernst von Glaserfeld (ö. 2010) idi. Glaserfeld, Viyana’da fizik ve matematik eğitimi almış ve İtalyan Operasyonel Okulu üyesi bir eğitim ve dil-bilimciydi. Nazilerden kaçıp ABD’ye sığınmıştı. O da Piaget ve Bruner gibi bir yapılandırmacıydı.

Tomasello ve eşi, kızlarının 2 yaş civarındaki tüm ifadelerini kaydedip analiz etti. 1970’lerde bu hayli zorlu bir işti ve bir ilkti. Bu sözcükler içinden özellikle fiillerin kazanımına odaklandı. Şunu anlamışlardı: Çocuklar, dili başkalarıyla birlikte “yaparak” öğreniyordu.

1980’de doktorasını bitirdi ve Emory Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde çalışmaya başladı. Aynı üniversitenin antropoloji bölümünde de görev aldı. 1982’de Yerkes Primat Merkezi’nin teklifini kabul ederek şempanze ve orangutanları da araştırmalarına dahil etmeye başladı.

Yerkes’teki psikobiyoloji çalışmaları, çocuklarla şempanze ve orangutanları karşılaştırma fırsatı vermişti. İlk deneyi, küçük çocukların ve şempanzelerin alet kullanmayı nasıl öğrendiklerinin karşılaştırılmasıydı. Şempanzeler kopyalayarak, çocuklar ise taklit ederek öğreniyordu.

Şempanzeler yapılan işi katı ve kırılgan şekilde birebir tekrar etmeye çalışırken; çocukların işten ziyade işi yapanın niyetini taklit ederek daha esnek ve yumuşak bir öğrenme sergilemesi ilgi çekiciydi. Çünkü benzersizce inşa ettiğimiz kültürümüzün temelinde bu nüans olabilirdi.

Yerkes’teki çalışmaları, ses getirmeye başladı. Çünkü insan kültürünün kökenindeki sosyal zihinsel mikro süreçleri açıklamaya çalışırken çocukları ve diğer primatları aynı test araçları ve işlemleriyle karşılaştırıyordu. Yani insan ve diğer primatları aynı bağlamda test ediyordu.

Tomasello’nun kültürel biliş hipotezine göre, biyolojik olarak bize en yakın tür olan şempanzeler de dahil olmak üzere, bizi diğer her şeyden ayıran yeteneğimiz, doğası gereği bireysel olan dikkat, niyet gibi psikolojik süreçleri ortaklaştırabilmeye yönelik motivasyonumuzdu.

Örneğin bir şempanze, tavana asılı bir muza ulaşabilmek için çevredeki kasaları üst üste koyabileceğini hızla kavrar. Bunu çocuklar da yapar. Ama çevrede hiçbir şeyin olmadığı bir durumda iki şempanze muza sadece bakarken, iki çocuk hızla birbiri üstüne çıkarak muza ulaşabilir.

Tomasello, yaygın kanının aksine dilin doğuştan gelmediğini; evrimsel olanın, kültürel öğrenme motivasyonumuz olduğunu; ve dili, bu bize özgü motivasyon sayesinde, diğer primatlarla da paylaştığımız genel zihinsel yeteneklerimiz üzerine tarihsel olarak inşa ettiğimizi iddia etti.

Bu iddia onu ana akım dışına itmişti. Ana akım, Chomsky’nin evrimsel olmasa da bir şekilde doğuştan olduğunu iddia ettiği gramer temelli modüler dil anlayışı etrafında örgütlenmişti. Tomasello ise dilin tarihsel bir sahnede birlikte yapıp etmelerimizin sonucu olduğunu söylüyordu.

Doktora çalışmalarına dayanan ilk kitabı “İlk Fiiller” 1992’de yayınlandı. Chomsky’nin evrimci takipçilerinden Pinker’in 1994’te yayınlanan “Dil İçgüdüsü” kitabına karşı “Dil Bir İçgüdü Değildir” başlıklı bir eleştiri kaleme aldı. Tomasello, ana akımı cepheden eleştiriyordu.

ABD psikoloji çevrelerinde küçümser bir tavırla Tomasello’nun psikologdan ziyade bir primatolog olduğu dedikoduları yayılıyordu. Chomsky, özellikle dil ve zihin konusunda büyük bir otoriteydi ve A+ ABD akademisinde güçlü bir referanstı. Onunla çatışmak pahalıya mal olacaktı.

Tomasello eski moda bir psikoloji yapmakla da eleştiriliyordu. 90’larda psikoloji ana akımında gen ve bilahare beyin furyası patlayacaktı. O tarihlerde Almanya merkezli Max Planck Enstitüleri’nin Tomasello’ya iş teklif ettiği ve Tomasello’nun artık “tutulamayacağı” konuşuluyordu.

Max Planck Enstitüleri, kuantumun babası Prof. Planck’ın Nobel ödülüyle kurduğu bir vakfa bağlı olan uluslararası araştırma enstitülerinden oluşur. Bu kurumlar özerktir; yani herhangi bir devlete ya da üniversiteye bağlı değildir. Yalnızca araştırma odaklı ekipleri istihdam eder.

Tomasello, 1998’de Almanya’nın Leipzig kentine taşındı. Leipzig, 1879’da ilk resmi psikoloji laboratuvarının kurulduğu yer olarak psikoloji tarihine mal olmuştu. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü bu küçük şehirdeydi. Tomasello, çalışmalarına bu enstitüde devam edecekti.

Tomasello, bu enstitüde “Gelişimsel ve Karşılaştırmalı Psikoloji” departmanını kurup yönetti. Departmana İspanya’dan İngiltere’ye, müzikolojiden biyolojiye, antropolojiden dilbilime ve daha çok Avrupalı genç araştırmacılardan oluşan renkli ve dinamik bir araştırma ekibi topladı.

Departman, enstitünün anlaşmalı olduğu Leipzig Üniversitesi sayesinde doktora programı açtı. Yetiştirdiği onlarca biliminsanı bugün dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde çalışmaktadır. Tomasello’nun literatürdeki ağırlığı o tarihlerden itibaren katlanarak artmaya başladı.

Tomasello, Leipzig’de enstitü bünyesinde yer alan Köhler Primat Merkezi laboratuvarında bakılan şempanzeleri ilginç deneysel durumlarda gözlemeye devam etti. Developmental Science dergisinin kurucu editörlerinden biri oldu. 98’den itibaren Avrupa’da ödül almadığı bir yıl olmadı.

1997’de evrimsel biyolog Call ile “Primat Bilişi” eserini yayınladı. Primatlarda ortak olan zihinsel yetilerin listesini sunuyordu. Hemen ardından 99’da “İnsan Bilişinin Kültürel Kökenleri” kitabı yayınlandı. Bu kez insan zihnini biricik yapan sosyal ve tarihsel yönleri anlattı.

Tomasello, dil öncesinde neler olup bittiğini hem evrimsel hem toplumsal hem de gelişimsel bir bağlamda yakalamaya yönelmişti. Ona göre primatlarla ortak olan yönümüz rasyonelliğimiz. Tek tek bireyler olarak onlar kadar/gibi zekiyiz. Fakat biz “biz” olarak benzersiz yaratıklarız.

Bu noktada Tomasello, Vygotsky’nin bıraktığı yerden bilgimizi ilerletiyordu. Evrimsel ve karşılaştırmalı çalışmaları ağırlık kazanmaya başladı. Bizim işbirliğine biyolojik yatkınlığımız olduğunu düşünüyordu. Bu eğilim daha 1 yaş civarında görünür oluyordu. İçgüdüsel olan buydu.

Bu içgüdünün seçilime uğramasında gayet rasyonel sebepler vardı. Primat bireyler akıllıca hareket ediyorlardı. Ancak, mesela şempanzelerle bizim aramızdaki ayrım, onlar akıllıca hareket etmeye devam ederken, bizim üstüne bir de kültürel yani normatif hareket etmeye başlamamızdı.

Yani Tomasello’nun bakış açısına göre ana akım ekonomi modelleri de, tıpkı dil modelleri gibi, insan deneyimine pek uygun değildi. Ana akım ekonominin bireyci modeli daha çok bir şempanze aklını temsil ediyordu. Oysa insanlar bir “biz” olarak düşünme ve hareket etmeye meyilliydi.

2001’de filozof Gilbert’in kolektif niyetsellik üzerine yaptığı bir konuşma, 20 yıldır kafasında dolaşan kuşun bir dala konmasına vesile oldu. İnsan, dünyayı şempanzeler gibi sadece bireysel olarak değil kolektif olarak da algılayabiliyordu. Bunu yapabilen başka bir tür yoktu.

2003’te asıl meselesine geri dönerek “Bir Dili İnşa Etmek” başlıklı eserini yayınladı. Dili, bizim ortaklaşa yaptığımız, normatif ve kültürel öğrenmeye dayalı tarihsel ve sosyal bir sistem olarak tasavvur ediyordu. Özellikle grameri bir çeşit ritüel gibi tanımlamaya girişmişti.

Dil öncesi doğal iletişim davranışlarımızı tüm primatlarda inceleyip tartıştığı kitabı “İnsan İletişiminin Kökenleri”ni, MIT’nin üniversite yayınevi 2008’de yayınlandı. Koca imzalı Türkçe çevirisi ise 2017’de Metis Yayınları’ndan çıktı. (Kitap hk: academia.edu/35250158/Yapay…)

Ödülleri arasında 2009 Hegel Ödülü de vardı. Bu ödül sosyal bilimlerin Nobel’i gibi görülür. Kendisinden önce ödülü sosyolog Sennett almıştı. Sennett, 2012 tarihli “Beraber” kitabının girişinde Tomasello’nun araştırmalarını özetleyip tartışarak 2008 Krizi’ni anlamaya soyunmuştu.

Tomasello, insan düşünmesinin özgün taraflarının sosyallikle bağlantısına dair hipotezleri etrafında yetiştirdiği onlarca biliminsanı, yayınladığı yüzlerce makale ve ondan fazla kitap ile özellikle 2001 sonrası dünyanın içine düştüğü keşmekeşi doğru anlamakta bize yol gösteriyor.

2014’te Harvard Üniversitesi’nin bastığı “İnsan Düşünmesinin Doğal Tarihi” kitabında tüm çalışmalarını aynı çatı altında derleyip yorumlamaya girişti. Bu girişim, bir üçlemenin ilk basamağıydı. İkinci kitap “İnsan Ahlakının Doğal Tarihi” 2016’da yine Harvard etiketiyle geldi.

İkinci kitabın Onacak tarafından yapılan çevirisini 2018’de Koç Üniversitesi bastı. Tomasello, Türkiye’ye birkaç kez gelip konferanslar verdi. Ayrıca 2008’de Stanford’da verdiği derslerin derlendiği “Neden Ortaklıklar Kurarız” 2009’da MIT’den, Türkçesi ise 2019’da Alfa’dan çıktı.

2018’de yine Harvard’dan çıkan “İnsan Olmak: Bireyoluşun Bir Teorisi” ile üçleme tamamlandı. Tomasello, 40 yıllık araştırma birikimini 20. asrın başından ona yol gösteren ustası Vygotsky’ye açık bir saygı duruşu ve dört başı mamur bir gelişimsel psikoloji teorisiyle taçlandırdı.

Bu üçleme ile insan düşünmesinin diğer primatlarınkinden nasıl ayrıştığını ve bunun sadece biyolojik evrime indirgenemeyeceğini ortaya koydu: İnsan yavrusu, benzersizce, 9. ayında ortak niyetselliği, 3. yaşında kolektif niyetselliği, 6 yaşındaysa kültürel normları anlayabilir.

2018’de, ana akım psikolojinin yöntem krizinin yeni perdesi “tekrar edilebilirlik” kavgaları arasında Max Planck Enstitüleri’nden emekli oldu. Duke Üniversitesi’nden bir emekli pozisyonu alıp memleketine geri döndü. Son kitabı “Failliğin Evrimi” 2022’de MIT tarafından basıldı.

Michael Tomasello paylaşımını gelişim psikoloğu arkadaşımız Dr. Tolga YILDIZ hazırladı.
Çok teşekkür ederiz.

Tolga YILDIZ @nergissos arkadaşımızın sayfamıza katkısı sürecek.

Share this Scrolly Tale with your friends.

A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.

Keep scrolling