… Bugün İstanbul Fulya’da bir türbe var: Bardakçı Baba Türbesi.
Her gün dolup taşıyor. Evlenmek isteyen, çocuğu olmayan, eşiyle kavga eden, iş arayan, hastalığına çare arayan, sınav kazanmak isteyen..
Kısacası umut dilenen herkes geliyor, dilek tutuyor, mum yakıyor, bardak kırıyor. Bu ritüel yıllardır sürüyor. Türbeyi bugüne kadar ziyaret edenlerin sayısı ise milyonları geçmiştir.
Bardakçı Baba türbesi uzun yıllar boş bir arsadaydı. Sonra Belediye etrafını çevirdi; bir türbe haline getirdi. Tabela bile asıldı. Ancak el ayak kestiği ve çevreyi kirlettiği için bardak kırmak yasaklandı.
Daha sonra arsayı satın alan Tertace Rezidans, inşaatın tam önünde kalan türbeyi kaldırmak için çare aradı. Ancak halkın tepkisinden korktu; geri adım attı. Bunun üzerine binayla uyum sağlaması için mezarı siyah mermer ile kapladı. Etrafını camla kapattı ve ışıklandırıldı.
Türbenin yanına kocaman harflerle de yazdı:
… Bardakçı Baba, Ruhuna Fatiha.
Şimdi yoldan gelip geçenler Bardakçı Baba’ya bir ‘Fatiha’ okuyup, gidiyor. Kimi dilek tutuyor. Kimi yanında yetirdiği bardağı türbeye sürüp tekrar çantasına koyuyor
Peki kim bu Bardakçı Baba?Bardakçı Baba,1968 yılında Diş Hekimliği Fakültesinde okuyan bir grup gencin, kız arkadaşlarını korkutmak için kazdıkları mezarda yattığı sanılan, hayali kişi.
O dönemin şahitlerindenDiş Hekimi HüseyinCahit Dursun yıllar sonra gerçeği şöyle açıklamıştı.
Okulun hemen yanındaki koruluk alanı buluşma yeri yapmıştık. Gündüzleri ders çalışıyor, geceleri şarap içiyorduk. Ağaçların arasında olduğumuz için bizi kimse görmüyordu.
Önce tahta bir masa koyduk, birkaç da sandalye.. Sonrasında 4-5 bardak. Yanına da bir damacana su. Biz yokken kimse bardaklara dokunmuyordu. Bardaklar hep masanın üzerinde duruyordu.
Zamanla grubun üyeleri çoğaldı. Doğal olarak bardak sayısı da çoğaldı. Bir gün kız arkadaşları korkutmak için mezar görüntüsü veren bir tümsek yaptık. Ders çalışmak için okuldan getirdiğimiz çene kemiklerini ve kuru kafaları da bu tümseğin üzerine yerleştirdik.
Yer kolay bulunsun diye tahtadan bir tabela da yapmıştık. Böylelikle buluşma yerimize muzip bir isim bile koyduk: ‘Bardakçı Baba’.
… Zamanla biz orada yokken, birileri damacanaya su doldurmaya başladı.
1970’li yılların sonunda ise yol çalışması yapılırken, işçiler yazıyı ve buldukları kafatasını yolun karşı tarafına yerleştirince, Devlet de bir yatır olduğuna inandı. Çevre, türbeye yakışır şekilde düzenlendi. Özel tabelalar asıldı.
Oysa burası kesinlikle boş. Orayı kazsalar hiçbir şey çıkmaz. Belki benim plastikten damak ve diş yaptığım kafatası çıkabilir. Yani mezarda yatan falan yok..
Sonrasında, Beşiktaş Müftülüğü ve İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü şu açıklamayı yapmıştı:
Kayıtlarımızda söz konusu Bardakçı Baba ile ilgili hiç bir bilgi yok.. 😃😃
Senin vasiyetini nasıl yerine getirmem, ben ölürsem beni cok paylaşın demişsin.. Herkes paylaşsın lütfen….😔
Yoruma Atatürk yazan Atatürkçüleri takip etmek şereftir.Her zaman ve daima Mustafa Kemal ATATÜRK 🇹🇷
Kadınlarımız , bizim kadınlarımız….
Yani yarınlarımız ….🇹🇷
Yazıyı okuyup beğendiyseniz ve paylaştıysanız, bu tarz içeriklerin daha fazla okunup paylaşılabilmesi için çevrenizi Twitter 'a davet ederek ayrıca Twitter kullananları @Ailenizin_Palas takip ederek ve etmesini tavsiye ederek bizlere destek olabilirsiniz. Teşekkürler🙏
@rattibha unroll
@threadreaderapp unroll
@HeyGenLabs unroll
@PingThread unroll
Share this Scrolly Tale with your friends.
A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.
