ROMANTİZMLE
KÖY ENSTİTÜLERİNİ HATIRLAYALIM
Atatürk 1935 de Toprak Kanunu çıkartmak istedi ama köylünün eğitimsiz olduğunu, önce köy ihtiyaçları için mesleki olarak eğitilmesi gerektiğini farketti. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan'a Muallim Mekteplerini dönüştür dedi..
1-Bakan Saffet Arıkan da,
İsmail Hakkı Tonguç'a namı diğer Tonguç Babaya bu görevi verdi. 1926 daki Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin kurduğu Muallim Mekteplerinin(Öğretmen Okulları) müfredatını köy ihtiyaçlarına göre düzenlediler.
2-1935'lerde Saffet Arıkan ve Tonguç Baba ile başlayan bu dönüşüm, 1940 larda Hasan Ali Yücel ile devam etmiştir.
3-Bilge Atatürk'ün uçmağa varmasından sonra Milli Şef İnönü'de bu projeye gereken desteği ve önemi vermiş idi.
4-Köy Enstitüleri konusunda hep gözardı edilen ihmal edilen kişi ise Tonguç Baba olagelmiştir. ...
5-Emsalsiz bir Aydınlanma Projesiydi.
6-Marşlarımızdan biri de buydu.
Aç kaldık da el açmadık
Devrimlere temel taştık
Diken söktük, gül diktik
Yürü goca halkım yürü ...
17-Bu eğitim sisteminden çıkan çocukların hayatta başarısız olma olanağı yoktu.
18-....köy enstitülüler gittikleri her köye bilimsel tarımı öğrettiler...
19-Bu yerlerde güller biter
Göz ağrım gözümde tüter
Kula kulluk artık yeter
Yürü Cilavuz'um yürü...
20-Aileler umutlu, çocukları mutluydu.
21-Sovyetlere karşı Atlantik bloğuna başvurup Truman Doktrinini kabul edip, bu güzelim aydınlanma projemi sonlandırmasaydık,
bugün ülke nasıl olurdu acaba?..
22-Savaş açlık kıtlık demek
Günde yetmiş gram ekmek
Karanlığa ışık gerek
Yürü Savaştepe'm yürü
23-"Ilgaz Anadolu'nun sen yüce bir dağısın..."
24-Yürü Hasanoğlan yürü...
Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, maalesef Truman Doktrini'ne kurban edilip, dinci Reşat Şemsettin Sirer'in Milli Eğitim Bakanı yapılmasıyla önce öğrenci alımına kapatıldı (1946),
Sonra tümden kapatıldı.(27 Kasım 1947) 😪
ağla gözlerim ağla ...
25-Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü, 1940 ların başında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından kurulmuş, yanına Sağlık Bölümü de eklenmiştir. Bu okul Anadolu'daki diğer normal köy enstitülerine hoca yetiştiriyordu. Ve tabi köylere de Sağlık Memuru.
26-Ankara Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü en büyük hedeftir.
Sam Amca dedi ki; ben sana Mali ve Askeri yardım yapacağım ama sen komünist sistemin altyapısını bu okulda kuruyorsun...önce bu okulu kapa sonra General Marshall'ın yardım planından alırsın...çaresiz kabul etmiş idik😪
36-Eğitim 5 yıl sürüyordu,
Şimdiki Üniversite eğitiminden
5 kat daha kaliteli ve uygulamalı eğitim veriliyordu.
37-'Bu büyük mucizeye tanık olmak vardı anasını satayım...'
38-Köyden bu öğretmenler gitti köyler de bitti.
39-Tonguç Baba bir efsaneydi.
40-Truman Doktrini ve akabindeki Marshall Planı bu okulları kapatmayı maalesef şart koşmuştu.
42-Kapatıldığı tarih olan,
27 Kasım 1947 KARA GÜN oldu, çöktü HASANOĞLAN YÜKSEK KÖY ENSTİTÜSÜNÜN BAŞINA...
43-O dönem de para için her yol mübahtı...her türlü taviz veriliyordu.
44-Mozart çalan köy çocuklarının öğretmeni, TONGUÇ .
45-Ankara Hasanoğlanı kuran H. Ali Yücel, bu okulun yanına 1942 de olmalı birde sağlık kolu kurdu.
Yetiştirdiği sağlık memuru bir köye gönderiliyor, civardaki 30 köye de hizmet veriyordu. Düşünün o yıllarda hastalara iğne vuracak insan kıtlığı var ülkede. Ne büyük hizmetmiş👍
46-'Anadolu insanını Ağaların yanında ırgat, yarıcı, hizmetkar olmaktan çıkartan, dik durmasını sağlayan bir sistemi Ağalar da isteyemezdi zaten...'
47-Anılar, ağlatan anılar...
48-Ne günlerden geçiyorduk...
49-Bir tane Yüksek Köy Enstitüsü vardı Ankara Hasanoğlan'dır adı ve Anadolu'daki diğer 21 Köy Enstitüsüne hoca yetiştiriyordu Ankara.
(Harita da Anadolu'ya yayılan bu Aydınlanma Projesinin Bölge Okullarının bulunduğu yerler görülüyor. 1954 de hepsi Öğretmen Okuluna dönüştürüldü)
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Kuzey Atlantik’in ortasında yer alan İzlanda, coğrafi izolasyonu sayesinde bin yıl boyunca dış dünyadan nereden baksanız tamamen soyutlanmıştır. Bu durum, İzlanda’yı sıradan bir ada ülkesi olmaktan çıkarıp, Avrupa’nın en batısında bozulmadan kalan en saf Ön Türk ve İskit (Saka) genetik-kültürel laboratuvarı haline getirmiştir.
İzlanda Üniversitesi ve deCODE Genetics tarafından yapılan geniş çaplı DNA analizlerinde ortaya çıkan "%50 İskandinav Vikingi ve %50 Kelt" nüfus dengesi, aslında Avrasya bozkırlarında doğan İskit-Türk İmparatorluğu'nun iki büyük kolunun İzlanda adasında kusursuz bir matematiksel oranla birleşmesidir.
1. İZLANDA DNA'SININ GENETİK DENKLEMİ VE İSKİT BAĞI
İzlanda halkının gen haritası, tarih boyunca başka hiçbir ulusla karışmadığı için antik Avrasya göçlerinin kodlarını en net veren dünyadaki tek nüfustur.
Baba Soyu (Y-DNA): Kuzey İskitleri (Vikingler)
İzlanda adasını M.S. 874 yılında keşfederek yerleşen Viking erkeklerinin DNA’sında yüksek oranda bulunan R1a ve Q haplogrupları, doğrudan Güney Sibirya, Altay ve Karadeniz'in kuzeyindeki İskit-Türk kurgan iskeletleriyle eşleşmektedir. İzlanda kaynaklarında bu kurucu babaların lideri olan Kral Odin’in, İskit sınırındaki "Turkland" (Türk yurdu) topraklarından göç ettiği açıkça yazılıdır.
Anne Soyu (mtDNA): Batı İskitleri (Keltler)
İzlandalı erkeklerin adaya yerleşirken Britanya Adaları’ndan getirdikleri Kelt kadınlarının gen havuzu, ezici çoğunlukla R1b koduna sahiptir. Max Planck Enstitüsü ve modern antik DNA (aDNA) araştırmaları, R1b geninin Avrupalı olmadığını; atı ilk evcilleştiren ve demiri işleyerek Avrupa'ya yayılan Yamna ve İskit (Saka) göçebelerine ait saf bir Ön Türk geni olduğunu kanıtlamıştır.
2. İZLANDA EL YAZMALARINDAKİ RESMİ TÜRK İTİRAFI
İzlanda, Avrupa’da kendi tarihini ve mitolojisini en erken dönemde yazıya geçiren tek ülkedir. İzlanda ulusunun en değerli kültür varlığı olan el yazmaları, bu kökeni mitolojiyle değil, doğrudan gerçek tarihle açıklar.
Heimskringla (Ynglinga Saga):
İzlandalı ünlü devlet adamı Snorri Sturluson, 13. yüzyılda kaleme aldığı bu İzlanda kurucu belgesinde, adanın kültür mimarı olan Odin’i net olarak tanımlar: "Büyük İsveç'in (Avrasya bozkırlarının) güneyinde, Türklerin ülkesi (Turkland) uzanırdı. Buranın hükümdarı Odin adında büyük bir liderdi. Odin, kuzeyde kendi soyunun büyüyeceğini görerek halkını topladı ve Turkland'den yola çıkıp kuzey ülkelerine (İskandinavya'ya) yerleşti."
Prose Edda (İzlanda Mitolojisi Sözlüğü):
Bu eserin giriş kısmında da İzlandalıların ataları olan Tanrılar topluluğu "Aesir" kelimesinin etimolojik kökeninin "Asya'dan gelenler / Asyalılar" olduğu ve bu insanların Truva ve Türk coğrafyasından yürüyerek kuzeye ulaştığı açıkça ilan edilir.
İZLANDA COĞRAFYASINDA YAŞAYAN İSKİT-TÜRK KÜLTÜRÜ
İzlanda, bin yıl boyunca dış dünyadan tamamen soyutlandığı için Orta Asya bozkırlarından taşınan İskit-Türk mirasını günümüze kadar en saf haliyle ulaştırmıştır. Ada kültürünün temelini oluşturan Viking ve Kelt unsurlarının, Orta Asya İskit Türkleri ile olan somut ve anlaşılır ortaklıkları şu şekildedir:
Ortak Genetik Yapı (DNA Haritası):
Orta Asya İskit Türkleri: Bozkır coğrafyasında yapılan kurgan kazılarında iskeletlerden alınan antik DNA'larda en çok R1a, R1b ve Q gen grupları tespit edilmiştir.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda halkının DNA analizlerinde, Keltlerden gelen R1b geni ile Vikinglerden gelen R1a ve Q genleri baskındır. Genetik kodlar doğrudan Orta Asya'yı işaret eder.
Yazı Sistemi ve Harfler (Runik Alfabe):
Orta Asya İskit Türkleri: Göktürklerin ve İskitlerin kaya resimlerine kazıdığı, çizgilerden oluşan ve "Tamga" (Damga) adı verilen Orhun Runik Alfabesi.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda'daki tarihi dikilitaşlarda ve tılsımlarda kullanılan, düz çizgilerden oluşan Futhark Runik Alfabesi. Harflerin şekilleri ve mantığı Türk tamgalarıyla birebir aynıdır.
Orta Asya İskit Türkleri: Ölen kahramanları atı, silahları ve değerli eşyalarıyla birlikte yer altına gömüp üzerine taş yığarak tepe oluşturma geleneği: Kurgan.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda, İrlanda ve İskoçya kırsalında birebir aynı mimariyle yapılan, ölen liderlerin gömüldüğü taş yığma höyük mezarlar: Cairn (Karn).
Sanat Anlayışı (Hayvan Üslubu):
Orta Asya İskit Türkleri: Türk bozkır sanatının temeli olan; kurt, geyik, kartal ve pars gibi kutsal hayvanların birbirine sarılmış veya mücadele eder haldeki çizimleri.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: Ünlü Kelt düğümlerinde, Viking gemilerinin burunlarında ve İzlanda süslemelerinde kullanılan, birbirine kenetlenmiş mitolojik hayvan tasvirleri.
Tabiat İnancı ve Şamanizm (Doğa Ruhları):
Orta Asya İskit Türkleri: Doğadaki dağların, akarsuların ve ağaçların birer ruhu olduğuna inanılan, Şamanizm öğretisindeki "Yer-Su Ruhları" kültü.
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda'da günümüzde bile resmi olarak inanılan ve korunan; doğada, taşların ve nehirlerin içinde yaşadığı kabul edilen "Huldufólk" (Gizli Halk / Doğa Ruhları) inancı.
Dünya ve Hayat Ağacı Sembolü:
Orta Asya İskit Türkleri: Türk mitolojisinin merkezinde yer alan, kökleri yeraltına, dalları ise gökyüzüne uzanan ve tüm dünyayı ayakta tutan kutsal Ulu Kayın (Hayat Ağacı).
İzlanda / Kelt / Viking Yapısı: İzlanda ve İskandinav mitolojisinin en önemli sembolü olan, evrendeki dokuz farklı alemi gövdesinde birleştiren devasa kutsal dünya ağacı Yggdrasil.
İKİ TÜRK KOLUNUN İZLANDA’DAKİ MUHTEŞEM MATEMATİĞİ
Genetik ve tarihsel veriler bir araya getirildiğinde ortaya çıkan tablo şudur:
Karadeniz'in kuzeyindeki İskit (Saka) Türk coğrafyasından M.Ö. 2000'lerde ayrılıp batıya yürüyen ve Kelt adını alan Batı İskit Türkleri ile; asırlar sonra aynı coğrafyadan Kral Odin önderliğinde doğrudan kuzeye yürüyen Viking (Doğu İskit) Türkleri, M.S. 9. yüzyılda okyanusun ortasındaki bakir İzlanda adasında buluşmuşlardır.
İzlanda halkı, %50 göçmen Kelt Türklerinin ve %50 göçmen Viking Türklerinin evliliğinden doğmuş saf bir İskit-Türk torunudur. Ada izole kaldığı için bu genetik ve kültürel miras, bugün bile İzlanda topraklarında capcanlı yaşamaktadır.
AYRINTILI BİLİMSEL VE TARİHSEL KAYNAKLAR
Agnar Helgason et al., deCODE Genetics & University of Iceland: "Estimating Scandinavian and Gaelic Ancestry in the Male and Female Founding Populations of Iceland" - İzlanda halkının genetik olarak %50 Viking ve %50 Kelt yapısını dünyada ilk kez kesin olarak tescilleyen kurumsal genetik raporu.
Snorri Sturluson, Heimskringla: History of the Kings of Norway: İzlanda el yazmalarının en büyüğü olan ve Odin ile halkının "Turkland" coğrafyasından kuzeye göç ediş rotasını gün gün anlatan birincil el yazması kaynak.
Max Planck Enstitüsü ve Science Advances Raporu: New genomic study uncovers family ties linking Scythian elite burials across the Eurasian steppe - İskit kurganlarındaki liderlerin antik DNA haritası ile Keltlerin köken aldığı gen gruplarının (R1b/R1a) bağını ortaya koyan küresel genetik otorite yayını.
Prof. Dr. Sven Lagerbring, İsveçlilerin Türk Kökeni Üzerine (Lund Üniversitesi, 1764): Kuzey dilleri ile Türkçe arasındaki doğrudan bağları, dil yapısını ve Odin'in İskit-Türk soyunu akademik olarak ilan eden Avrupa'daki ilk resmi tez.
Yeliz Kılıçarslan
Bahtiyar Aydın
Muzaffer Kılıç
Muzaffer
İSKOÇLARIN KELT VE İSKİT KÖKEN ANLATISI
ARBROATH BİLDİRGESİ:
İskoçların Kendi Yazdığı Resmi Belge (Arbroath Bildirgesi)
İskoçya’nın 1320 yılında kral ve soylular tarafından Papa’ya gönderdiği resmi bağımsızlık belgesinde (Arbroath Bildirgesi) İskoçlar kendi kökenlerini şu sözlerle açıklar:
"Biz İskoçlar, kökenimizi Büyük İskit (Scythia) ülkesinden alan bir milletiz. Atalarımız oradan göç edip İspanya üzerinden Britanya'ya (İskoçya'ya) gelmiştir."
Bu metin bir efsane veya masal kitabından alınmamıştır. Altında dönemin İskoç Kralı Robert the Bruce ve 51 İskoç soylusunun (kontlar ve baronlar) mühürlerinin bulunduğu resmi bir devlet diplomatik mektubudur.
İskoç soylularının Papa’ya yazdığı bu mektupta neden özellikle "İskit Kökeni" ve "İspanya Rotası" üzerinde durduklarını iki ana başlıkta inceleyebiliriz:
1. Papa'ya Karşı "Biz Sizden Daha Eski Bir Medeniyetiz" Mesajı (Yazılış Amacı)
İskoçya bu bildirgeyi yazdığında, İngiltere Kralı I. Edward (ve sonrasında II. Edward) İskoçya’yı işgal etmek istiyor ve Papa’yı da arkasına alıyordu. İngilizler, İskoçları "medenileştirilmesi gereken vahşi bir topluluk" olarak gösteriyordu.
İskoç Kralı Robert the Bruce ve soyluları, Papa’ya şu mesajı vermek için İskit kökenini öne sürdüler:
Meşruiyet ve Kıdem:
İskoçlar, Hristiyanlığın doğuşundan bile önce var olan, İncil'de adı geçen kadim ve savaşçı bir halk olan İskitlerin soyundan geldiklerini söyleyerek İngilizlerden daha köklü bir geçmişe sahip olduklarını kanıtlamak istediler.
Hürriyet Vurgusu:
Bildirgenin devamında, "İskitlerden çıkan bu millet, yol boyunca hiçbir barbar kavme boyun eğmemiş, her zaman hür yaşamıştır" denir. Bu, Türk bozkır kültürünün en temel özelliği olan "bağımsızlık ve hürriyet" karakterinin Britanya Adaları'ndaki bir yansımasıdır.
2. Büyük Göç Rotası:
İskitya -> İspanya -> İskoçya
Bildirgede bahsedilen "İskit'ten çıkıp İspanya üzerinden geldiler" ifadesi, arkeolojik ve mitolojik çalışmalarla da desteklenen tarihi bir göç rotasını işaret eder:
Kelt-İber Bağı:
Tarihte Keltlerin ve Ön-Türk boylarının bir kolunun, Karadeniz’in kuzeyinden (İskit coğrafyasından) hareket ederek Avrupa’nın güneyine, yani bugünkü İspanya ve Portekiz’in bulunduğu İber Yarımadası'na yerleştikleri bilinmektedir. Tarihte bu topluluğa Kelt-İberler (Celtiberians) denir.
Galiçya Bölgesi:
Bugün İspanya'nın kuzeybatısında yer alan bölgenin adı Galiçya'dır. Bu isim, Keltlerin (Galatlar/Gael) orada bıraktığı izdir. İşte İskoçların ataları, İspanya'nın bu bölgesinde yüzyıllarca yaşadıktan sonra deniz yoluyla kuzeye geçerek İrlanda ve İskoçya'ya (Britanya'ya) ulaşmışlardır.
Mitolojik Destek (Lebor Gabála Érenn): Keltlerin kutsal "İrlanda İstila Kitabı" adlı eski elyazmalarında da Kelt lideri Mil Espaine'in (İspanya Askeri) soyunun İskit krallarına dayandığı ve İspanya üzerinden adaya geldikleri açıkça anlatılır.
Arbroath Bildirgesi, İskoçların sıradan bir Avrupa kabilesi olmadığını, Avrasya bozkırlarından (İskitya'dan) çıkan, İspanya'yı aşarak Britanya'ya ulaşan bağımsızlık tutkunu bir bozkır halkı olduğunu dünyaya ilan etmek için yazılmıştır.
Bu tarihi göç rotasını, İskit bağlantısını ve İskoçların bağımsızlık iddiasının arka planını detaylıca inceleyebileceğiniz ana akım ve alternatif akademik kaynaklar şunlardır:
1. Arbroath Bildirgesi ve Yazılış Amacı İçin Kaynaklar
National Records of Scotland (İskoçya Ulusal Arşivleri): The Declaration of Arbroath (1320).
Önemi: Belgenin orijinal Latince metni ve resmi İngilizce çevirisi burada yer alır. İskoçların Büyük İskitya'dan (Greater Scythia) çıkıp İspanya üzerinden İskoçya'ya gelişini anlatan ilk elden devlet belgesidir.
Edward J. Cowan - The Declaration of Arbroath: ‘For Freedom Alone’ (Birlinn, 2020):
Önemi: İskoçya'nın önde gelen tarihçilerinden Cowan, bu kitabında İskoç soylularının Papa'ya karşı neden İskit kökenini öne sürdüklerini, İngiliz işgaline karşı "hürriyet ve bağımsızlık" fikrini nasıl bir tarih tezine dayandırdıklarını detaylıca analiz eder.
+++
Kürtlerin kökeni nedir?
Aleviler, Yavuz Sultan Selim ve İdrisi Bitlisi fermanlarından ve Kuyucu Murat Paşa'nın katliamlarından bu yana asimile ediliyor...
Osmanlı'da Türk olmak adeta suç idi...
Doğu'da kalan
Bazı Alevilerin, Kızılbaş Türklerin, Kürt, Arap ve Ermeni olma ve asimile edilme nedenlerinin en başında Yavuz Sultan Selim'in Diyarbakır Kadıaskeri yaptığı İdrisi Bitlis'in Alevilerin, Kızılbaş Türklerin/Türkmen Oğuzların aleyhine, Ermenilerin ve de İran'dan getirilen Arap, Kürt ve Acemlerin leyhinde çıkarttığı fermanlarıdır.
Türkler savaşacak 5 kat fazla vergi verecek diğerleri her türlü muafiyetten yararlanacaktır. Eee Aleviler de aptal değildir, Doğu'da kalanlarda değişim olacaktı, oldu da...
Lütfen dinleyin paylaşın, bazı planlar bozulacaktır.
Anlatan
Eskiçağ Tarihi Uzmanı
Bahtiyar Aydın @Saka_larr
GÖKTÜRKLERİN/TÜRK KAĞANLIĞININ ve TÜRKİSTAN'IN GİZLENEN HIRİSTİYANLAŞMA SÜRECİ (1)
Tarihi kaynaklar, Eftalitler(Ak Hunlar) ve Göktürklerin (Türk Kağanlığ'nın) Güneyinde ciddi bir Hıristiyanlaşma olduğunu gösteriyor.
Başta Süryani kaynakları olmak üzere Bizans ve Arap kaynakları ile arkeolojik buluntular, Moğollar öncesi (13. Yüzyıl öncesi) Orta Asya/Türkistan Hırıstiyanlığı hakkında değerli bilgiler vermektedir.
Moğollar öncesinde Türkistan'da,
Hıristiyanlık ağırlıklı olarak Mezopotamya merkezli Doğu Süryani Hırıstiyanlığı (Doğu Kilisesi, Nesturilik) olarak kendini göstermiştir.
Bunun yanında, az sayıda Antioch'e (Antakya) merkezli Batı Süryani Hıristiyanlığına bağlı Melkitler ve Yakubiler ile Ermeni Hırıstiyanlığı ve
Doğu Roma/Bizans Ortadoks Hırıstiyanlığı da Türkistan'da yer almıştır.
Orta Asya'da/Türkistan'da Hırıstiyanlık, Mezopotamya-İran hattı üzerinden Orta Asya'nın Baktriana Bölgesi'ne 2. Yüzyılın 2. Yarısında Kuşanlılar zamanında yayılmıştır.
Daha sonra muhtemelen Hıristiyanlık, Partlar zamanında 2. Yüzyılın sonu veya 3. Yüzyıl başında Margiana'ya (Merv ve Çevresi), Kidaritler zamanında 5. Yüzyılın ilk yarısında ya da belki 4. Yüzyılın ikinci yarısında Semerkand'ın bulunduğu Sogdiana'ya, Eftalitler zamanında 6. Yüzyılın ilk yarısında Şaş'a (Taşkent) ve Yedisu'ya (Semireçe),
Göktürkler/Türk Kağanlığı zamanında 7. Yüzyılın ikinci yarısında Harezm'e girmiştir.
Orta Asya'da/Türkistan'da özellikle Göktürkler-Türk Kağanlığı zamanında (6-8. Yüzyıl) Hıristiyanlık Yaygınlaşmıştır (Çeşmeli 2012: 196-197).
Türkistan'da (Gignoux 1996: 400-401; Litvinsky 1996b: 421-424), Antik Çağ'dan itibaren yaygınlaşmaya başlayan Hıristiyanlık, Mogollardan önce (13. Yy dan önce) ağırlıklı olarak Süryani Hırıstiyanlığı olarak kendini göstermiştir.
Fırat ve Dicle nehirlerinin arasındaki bölgeyi kapsayan Mezopotamya'da (Irak, Doğu Suriye, Güneydoğu Türkiye) 1. Yüzyılda ortaya çıkan ve Süryanice konuşan Hırıstiyanların meydana getirdiği Süryani Hırıstiyanlığı iki ana geleneğe bağlıdır.
Bunlardan Mezopotamya geleneğindekiler Doğu Süryani Hırıstiyanlığını (Doğu Kilisesi, Nesturilik),
Antioch'ya (Antakya, Güney Türkiye) geleneğindekiler ise Batı Süryani Hırıstiyanlığını oluşturmaktadır.
Moğollar öncesinde Orta Asya'da/Türkistan'da ağırlıklı olarak Doğu Süryani Hırıstiyanlığı (Diofizit Nesturier) görülürken az da olsa Batı Süryani Hırıstiyanlığı'nın kolları olan Melkitler (Doğu Roma/Bizans kilisesine bağlı Ortadoks Süryani Hırıstiyanları) ve muhtemelen Monofizit Yakubiler (Süryani Ortadoks Kilisesi) ile Ermeni Hırıstiyanlığı ve Bizans Ortadoks Hırıstiyanlığı da görülmüştür (Colless 1986: 51; Sims-Williams 1992:530; Moffett 1992: 341).
Orta Asya'da/Türkistan'da Hırıstiyanlık, 13. Yüzyıldan sonra Moğollar zamanında (1206-1370) yayılarak yaşamaya devam etmiş ve Timur (1370-1405) tarafından desteklenmiştir (Barthold 1968: 485-487; Moffett 1992: 400-494).
Doğu Roma/Bizans imparatorluğu (330-1453) içinde, İran ve Orta Asya'yı da ilgilendiren Hıristiyanlık dünyasında önemli bir ayrılma oldu.
Konstantinapolis (İstanbul) Patriği Nestorius'un (386-451) Monofizitlere (İsa'nın insanı ve ilahi niteliklerinin bir olduğunu düşünenler) karşı öne sürdüğü Diofizit fikir ( İsa'nın insanı ve ilahi niteliklerini ayrı tutan düşünce), Efes (431) ve Kalkedon (Kadıköy/451) konsillerinde kabul görmemiş ve Nestorius'un kurduğu Nesturilik doğuya yayılarak, özellikle Sasaniler Devri'nde kabul görmüş ve Doğu Kilisesi 484 ile 497 yıllarındaki kilise meclislerinde, Nesturilik düşüncesini benimsemiştir (Chabot 1902: 308; 310; Asmussen 1983: 944; Litvinsky 1996b: 415-416).
Böylece Nesturilikle birlikte İran ve Orta Asya/Türkistan Hırıstiyanlığında, Diofizit düşünce ağır basmaya başlamıştır.
Nesturilik (Doğu Süryani Hırıstiyanlığı, Doğu Kilisesi), Orta Asya Türkleri tarafından ilgi görmüş ve Hıristiyanlığın Orta Asya'da Türkistan'da yayılmasında ve korunmasında önemli katkıları olmuştur. (1)
2- Orta Asya'da/Türkistan'da özellikle Baktriana, Sogdiana ve Semireçe gibi bölgelerde, 5. Yüzyılın ortalarından 6. Yüzyılın ortalarına kadar hakimiyet kuran Eftalitler (Ak Hunlar/420-567) (Litvinsky1996a: 138, 141) arasında çok sayıda Hırıstiyan bulunuyordu.
Sasani hükümdarı l. Kavad (488-496/498-531), tahttan indirilip tutuklanmasından sonra 498 yılında, İran'dan kaçıp Türklere (Eftalitler) sığınmasında, ona Hırıstiyanlar yardım etmiş ve Kavad'ın tekrar Taht'a çıkmasında Eftalitlerin desteği olmuştur.
Bir Nesturi yazar şöyle kaydetmiştir: "O (Kavad) Hırıstiyanlara karşı iyi düşünceler içindeydi. Çünkü Türklerin (Eftalitler) hükümdarına gitmesinde onlardan bazıları yardım etmiştir." (Graffin-Nau 1991: 128; Mingana 1925: 304; Moffett 1992: 208-209).
Konuyla ilgili olarak, 555 yılında bir Yakubi ( Monofizit Ortadoks Süryani Hırıstiyan) yazar tarafından yazılmış kayda göre, Kavad'ın İran'dan Eftalit topraklarına kaçarken, yanında John ve Thomas isimli Hiristiyanlar yer alıyordu.
Bunlar 30 yıldan fazla zaman içinde Eftalitler arasında yaşamış ve orada evlenip çocuk sahibi olmuşlar ve sonra vatanlarına geri dönmüşlerdir.
Onların yanına daha sonradan misyonerlik amaçlı gelmiş olan Arran'lı Piskopos Karadusat ve 4 rahip de bulunmaktaydı.
Bunlar da orada 7 yıl kalmışlardır. Bu 7 Hırıstiyan her gün ekmek ve suyla beslenmişler, Eftalitlerin bir kısmını Hıristiyanlaştırmışlardır ve kendi dillerinde yazı yazmayı öğretmişlerdi.
Daha sonra aralarına katılan bir Ermeni piskopos Eftalitlere tarımcılığı öğretmişti (Mingana 1925: 304; Moffet 1992: 208).
549 yılında, Eftalitlerin (Ak Hunlar) isteği üzerine Nesturi Patriği l. Aba (Mar Aba), Eftalitler arasındaki Hırıstiyanlar için piskopos göndermiştir: "Eftalitler prensi Hüdai.... Patrike (l.Aba) bir mektup yazarak Eftalit ülkesine bir piskopos istemiştir" (Bedjan 1895: 266-269; Mingana 1925: 305; Barbone 2005: 7).
Eftalitlerden (Ak Hunlar) sonra, 6. Yüzyılın ortasında 8. Yüzyılın başlarına kadar Amu Derya'nın Doğusunda Orta Asya'da/Türkistan'da hakimiyet kuran Türk Kağanlığı zamanında (Göktürkler/553-745) (Sinor-Klyashtorny 1996: 32-342), Türkler arasında Hıristiyanlık yaşamaya ve yayılmaya devam etmiştir.
Bizanslı tarihçilerden Theophylaktos Simokates'in 7. Yüzyıldaki eseri ile Theophanes Confessor'un 9. Yüzyıldaki eserine göre, 581 yılında Sasaniler tarafından tutuklanarak Bizans hükümdarı Maurice'e (582-602) gönderilen Türklerin arasında, siyah haçtan dövme yer alıyordu.
Bizans hükümdarı, bu işaretin ne anlama geldiğini sordunda Türkler, yıllar önce vebanın baş göstermesi üzerine aralarındaki Hıristiyanların tavsiyesiyle yaptıkları bu işaretle, topraklarındaki hastalıktan kurtulduklarını belirtmişlerdir (Theophanes Confessor 1997: 6081, 389; Theophylact Simocatta 1988: 5. 10. 13-15).
644 yılı civarında, Merv'de başpiskoposluk yapan Elias'ın bir çok Türk'ü Hırıstiyanlığa çevirdiği şöyle kaydedilmiştir: "Mevt başpiskoposu Elias çok sayıda Türk'ü çevirmiştir (Hırıstiyanlığa)." (Mingana 1925: 305; Guidi 1955, l: 34-35; Borbone 2005: 7).
Göçebelerde din adamlarına çok önem verilirdi. Bunlar sadece dinsel hayatı düzenleyen sıradan bir din adamı değil aynı zamanda üstün güçleri olduğuna inanılan kişilerdi.
Göçebelerde dinsel konularda karar veren, danışılan, ruhlarla temas ettiğine, geçmişten ve gelecekten haber verdiğine, kötülüklerden koruduğuna ve arındırdığına inandıkları özel güçlere sahip olduklarını düşündükleri kişiler yani bir çeşit din adamı olan Kam'ları (Şaman, Baksı, Bibi, Bübü, Oyun) vardı.
3-Tarihi kaynaklardan T'u-küeler'de/Türklerde ruhlarla temasa geçtiğine, falcılık yaptığına, kötülüklerden koruduğuna ve temizlediğine inandıkları din adamlarının (Şamanlar) olduğu anlaşılmaktadır.
Bu konuda Doğu Roma/Bizans kaynakları önemli bilgiler vermektedir. 7. Yüzyıl tarihçilerinden Theophylaktos Simokates (1988: 7.8.15), Türkler (T'u-küeler) arasında gelecekten haber verdiğine inandıkları din adamlarının olduğunu kaydetmektedir. 6. Yüzyıl tarihçilerinden Menanderos Protektor (Rouckley 2006: 10.3), Türkler arasında ateşle, sert söz ve hareketle, davul ve zille çeşitli ritüeller yaparak insanları kötü ruhlardan koruduklarına ve temizlediklerine inanılan şeytan çıkarıcı denilen bazı kişilerin olduğunu belirtmektedir. Bunlar muhtemelen Şamanlardı. Sui-şu'ya göre (Li Mau-tsai 2011: 64), 6-7. Yüzyıllarda Doğu Türkleri kadın iblislere (wu) ve erkek iblislere (hi) inanırlardı. Ayrıca tanrılara ve ruhlara saygı gösterirlerdi. (Bu konu için Kutsal Şaman Elbiseleri ile Şaman kitabı birlikte okunmalı.)
İlave kaynak tavsiyesi:
Prof Dr İbrahim Çeşmeli: İskitlerde Hunlarda Göktürklerde Din ve Sanat sayfalar; (68-72)
Konuyu daha derinliğine inceleyip anlamak isteyenler, İbrahim Çeşmeli ile birlikte ve eşzamanlı olarak, Bento Del Mundo: Hanif İsevilik ve Kur'an kitabından (85-108) Sayfalarını birlikte okumalılar. ⤵️
Selçuklulardan önce Anadolu'da 20-30 Türk beyliği vardı ama bunların içinde bir tane Osmanlı beyliği yoktur!
Selçuklular çöktükten sonra yine beylikler kuruldu yine Osmanlı yok! Peki nereden çıktı bu Osmanlılar? Anlatılan Osmanlı tarihi masaldan ibaret! ⤵️
1-İlk Osmanlı tarihini yazanlardan Aşıkpaşazade, Osman'ı Müslüman ve kendi tarikatına bağlayan bir kuruluş hikayesi yazar ve bunu rüyalarla süsler! Lakin yazdığı tarih hadis rivayetleri gibi, neresini tutsan elinde kalıyor. Şeyh Edebali efsanesi de yalan!
2-Osmanlı hanedanı oluşmadan 80-100 sene önce Horosan Erenleri Anadolu'yu mayaladı, Şamanizm ile İslamı harmanladı.
Bizansta çiftçilik yapan Zich'in oğlu Osmanisken'in (Osman Gazi) kurduğu Osmanlı hanedanı Karamanlar sayesinde yükseldi sonra sapıttı..⤵️
Evet toplandı. Çünkü yabancılar tarafından değiştirildiği devlet tarafından fark edilince ne kadar Kuran-ı Kerim varsa hepsi toplatıldı. Düzeltildi. Mühür vuruldu ve tekrar iade edildi. O dönemki Kuran-ı Kerimlerde hala mühür vardır.
- Ama oğlu İskilipli Hoca gibi hocaları, şapka takmadığı için astı.
Evet asıldı. Ama şapka yüzünden değil. Hoca olduğu için hiç değil. Osmanlı zamanında da 31 Mart'a karıştığı için askeri mahkeme tarafından yargılanan, 'Kudurmuş haydutlar' dediği Kuvayi Milliyecilere karşı Yunanlıları tutmasına hatta bildirileri Yunan uçaklarıyla Anadolu'ya atılmasına rağmen affedildi. Ama ne zaamanki çeşitli şehirlerde çıkan isyanlar sonucunda, hükümet konakları basılıp görevliler öldürülünce ve bu olaylarda onun da etkisi olduğu anlaşılınca idam edildi. O dönem yargılanan Tahirül Mevlevi, Hafız Osman, Ömer Rıza gibi hocalar beraat etti, 'hoca' oldukları halde!
- Ama oğlu camileri ahır yaptı.
Evet camiler ahır da oldu. Sinan Meydan, İtalyan arşiv belgelerinde Yunan ordularının camileri tahrip ederek, Kuran-ı Kerimin ayaklar altında çiğnenmesi gibi maddi-manevi baskılar yapıldığını, Milli Mücadele sonrasında Atatürk'ün emriyle yakılan, yıkılan camiler konusunda bir rapor hazırlandığını ve 1 yıl içinde 126 cami ve mescidin onarıldığını, Atatürk'ün Eskişehir Mihalıççık Camii için cebinden 5000 lira vererek yeniden yaptırdığını, İnönü'nün Ankara Bükteş Sokak' ta bir caminin yapımı için 2500 lira bağışladığını, 1924-1935 arasında yüzlerce tarihi camiyi tamir ettirdiğini yazar.
Yalanlar, yalanlar, yalanlar...
İnsanları böyle kandırdınız. Atatürk düşmanlığı henüz Atatürk'ün sağlığında başlamadı mı zaten?! Ölmesi de etkilemedi.
İşin tuhafı mesela çoğu içkiye bağlı nedenlerden ölen Osmanlı padişahları umrunuzda olmadı. Abdülhamit'in torunu 'Dedem rom içmeyi severdi.' demesine rağmen o 'cennetmekan' oldu, ama Atatürk'ün rakısı battı... Alfabe Osmanlı'da 70 yıl tartışıldı ama
70 yılı konuşmayıp bir gecede değişti yalanını yaydınız ve size inanan safi koyunları bu yalanlarınıza inandırdınız!
Abdülhamit döneminde Türkiye'nin iki katı olan, 1 milyon 592 bin 806 kilometre karelik toprak kaybedilmesine rağmen, bunu hiç sorgulamadınız. Ama Londra ve Uşi anlaşmalarıyla çoktan kaybedilen 12 Adaları,bu adalar 26 ada olarak da söyleniyor .. yıllarca Lozan'da kaybettik yalanını yüzünüz hiç kızarmadan söylediniz. Üstüne atılan birçok iftiraya gözünüz kapalı inandınız. En çok da din üzerinden vurmaya çalıştınız, bağımsız bir ülke hediye etmese dini sanki çok yaşayabilecekmişsiniz gibi...
BİZ OĞLUNUZU ÇOK SEVDİK,
Ve öyle bir evlat yetiştirdiğiniz için, bu yıl 'da' saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz sizi..., Zübeyde Annemizi.
2-Ortaya saçılan yalanların aksine Atatürk döneminde Kur-an’ın evlerde bulundurulması ve gençlere dinin öğretilmesi için tavsiye edildiği ortaya çıktı.
… yenicaggazetesi.com.tr/ataturk-donemi
3-Tarihçi Sinan Meydan:
Atatürk tarihimizi de, dini de vahiy olarak değil ama bilimsel olarak anlatmıştır. İşte kaynak kitaplar.
@SMEYDAN 'a teşekkürler.
ABD Ankara Büyükelçisi Tommy Barrack'ın Osmanlı teklifini gördünüz!
Yeni Osmanlıcılık, Siyonist bir plandır. Osuruktan bir DNA testiyle Osmanlı’yı Türklere, hatta Sibirya İskitlerine bağlayan mankurtlara hitaben...
1- GİRİŞ
Osmanlı Devleti'nin ilk 50-60 yılına ait bilgileri yabancı kaynaklardan öğreniyoruz çünkü Osmanlı kaynaklarında yok veya gizlenmiştir.
Bazıları okumadığı erken Osmanlı kaynaklarını hayali olarak yorumlayıp onları niye küçültmeye çalışıyor?.. Onlar öyle yapınca o kaynaklar yok oluyor mu?
Örneğin: İmrozlu Kritovulos kitabının orijinal el yazması Topkapı sarayındadır.
İş Bankası yayınlarından da çıkan bu kitabın girişine bakınca Tarihçi, Prof dr Erhan Afyoncu hocanın 2001 yılında önsöz yazıp, erken dönem Osmanlı kaynaklarının önemine vurgu yaptığını görmekteyiz.
Bu kitap Osmanlı hanedanının Persleşmiş Yunan olduğunu aktarmaktadır. Kritovulos kitabını Fatih Sultan Muhammed'e veriyor. O da ödül olarak doğduğu İmroz(Gökçeada) adasını kendisine hediye ediyor. ...
2- Bu şunun için önemli, 'Bizans imparatoru Muhammed'im diye madalyon bastıran Fatih, ya durumun farkında, ya da bu durum hoşuna gidiyor ve Bizanslı olmayı içselleştiriyor.
Zaten İstanbul'da yaşayan 14.803 Türk aileyi Balkan köylerine sürgün edip, bu evlere el koyduğunu ve Avrupa'da sürünen Yahudileri getirip bu evlere yerleştirdiğini biliyoruz Osmanlı Tarihçilerinin babası Prof Dr Halil İnalcık ve öğrencisi Prof Dr İlber Ortaylı'nın TRT ve Habertürk TV programlarından biliyoruz, +++