1. Hazine, yurtiçinden #altın borçlanır 2. MB'ye satar 3. MB altın rezervi artar 4. Hazine altın açık pozisyonu artar 5. İç borçlanmaya daha az faiz ödenir 6. Altın fiyat riski alınır 7. Hazine zarar ederse TCMB kazanır (8. Kâr transferiyle zarar mahsup😇)
Sayısalına bakalım mı?
TCMB'nin elindeki 466 tonluk kendi tapulu altınına geçmişte çok değindik. Bunun 140 tonunu Hazine'nin borçlanıp devrettiği pozisyon oluşturuyor (bildiğimiz akışa göre). Yukarıdaki 8. maddeyi görmezden gelip soralım: "Hep altın borçlanmak mantıklı bir iş midir? Başa başı var mı?"
Hazine 2017 yılından beri hem altın tahvili (faizli) hem kira sertifikası (kâr paylı) satıyor. Çoğu 2, bir kısmı 1 yıl vadeli bu borçlanma içerisinde 2017'ler itfa oldu. 2018'lerin itfası yeni geliyor. Bireysel yatırımcıya ihraçlar çok az tuttuğu için tabloda gizleyerek bakalım:
Açık pozisyon 140 ton (ihraç itibariyle 39 milyar TL borçlanma)
Ortalama 278 TL'den 1,57 yıllığına TCMB'ye satılan bu altınların vadeleri dağınık ancak yine ort. itfa fiyatı üzerinden ettireceği zarara bakıp... kabaca %2 toplam kupon faizi ekleyip... "TL faiz denki" çıkaralım:
Yani ne diyor?
Borçlanılan 140 tonu itfa tarihlerinde geri alma fiyatı, bugünkü 308 TL/gr olursa Hazine 4,2 milyar TL zarar eder. Ancak çok düşük kupon ödendiği için 1,57 yıl üzerinden toplam maliyeti de %8,9 faiz ödemeye denk gelir yaklaşık. Fiyat çok artarsa, faiz denki de...🙌
Haydi meraklısına şunu da irdeleyelim: Madem TCMB her fiyat düzeyinde kâr/zararı mahsup edecek, bu borçlanma aslında sadece %2 kupon ödenen çok ucuz bir borçlanma değil mi?
Sadece bu soruyla kalacaksak cevabı "evet" ama görünmeyen maliyetleri de düşünelim:
1. Hazine ödemelerini altın ile yapmıyor (çoğunu ;) 2. Altın yerine montofon tahvili çıkarıp bu sığırları da MB'ye satabilirdi 😉 Altının "para olma" özelliği fazla kafa karıştırıyor ama bu genel tekniği bozmuyor. 3. MB, altın stoğunu satmadığı sürece net-net maliyet = %2 kupon
4. Montofonun kuyruğunun koptuğu nokta: Hazine'nin "güncel hakkaniyete" göre çok ucuz borçlanması. Kuponlar %0 ve vadeler 100 yıl yapılsa ne olacaktı bunun adı? Hazine avansı... Diğer adıyla borç parasallaştırma. Günümüz krizinde geçici mantığı olabilir ama uzun vadede= Arjantin.
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Her ülkede bir "bankaların bankası" yani bankalara ülkenin yerel parasını borç veren bir merkezî banka vardır. BIS’e göre dünyada 166 Merkez Bankası vardır, fakat bunların isimlendirmesi farklılaşır.
Neden biz TCMB diyoruz da, Fed gibi "merkez" ifadesi olmayan örnekleri var?
“Federal Reserve”
ABD merkez bankacılığı 1800’lerin başında "1. ve 2. ABD bankası" adlarıyla iki kez denemiş. Bunlar “elitlerin maşası” diye tepki çekmiş ve kapanmış. Ekonomide birçok yılda finansal çöküşler sıkça yaşanmış; sistemi hep JP Morgan gibi bankerler kurtarmış.
En son 1907 paniği sonrası, merkezi bir kamu otoritesine karşı olan kültürel direnç nedeniyle Fed'i gizlice kurmuşlar. 12 ayrı federal şubesi olan mekanizmaya banka bile değil "rezerv" ismi verilmesi de bankalara olan işte bu güvensizlikten olmuş. Zamanla tüm gücü eline almış.
Maaşlı çalışırken "girişimcilik yapmalıyım" diyen arkadaşların araştırıp girdiği spesifik bir sektör var: otomat işletmek. Az bir parasal yatırımla, doğru konum seçimiyle büyütülebilecek bir iş.
Bunun ABD'de daha ilginç bir versiyonu var: ATM işletmeciliği
ABD'de bulunan yaklaşık 500 bin ATM'den %40'ı bankalara aitken, %60'ı özel işletmeciler adına kayıtlı. Aynı bir otomat alıp içini doldurur gibi... ya sıfırını 5-10 bin dolara, ya da 2. el bir ATM'yi 2-3 bin dolara alıp içini "paralıyorsunuz" ve internete bağlıyorsunuz, voilà!
Merkezi sisteme bağlı tüm finansal kurumların müşterileri sizin paranızı çekiyor. Bunun karşılığında bir miktar komisyonla beraber hesabınıza ilgili tutar kısa sürede EFT geliyor. ATM'nizi başka birinin mağaza veya özel alanına koyduysanız kira ödüyorsunuz.
Vadesi gelen KKM hesaplarını, standart TL mevduata geçirme hedefi geldi. Kıstasları tutturamayan bankalar ek menkul tesisine mecbur tutulacak.
Hazine'den devralınan TL KKM'de hedef %50 (!). Döviz dönüşümlüde ise sadece %5. Teoride bu 2 hesap türü arasında büyük fark yok, ikisi de vadesinde dövize geçebilir. D.D.'nin MB kurundan dönme hakkı var, bu düşünülerek fazla ısrarcı olunmamış.
TL KKM sahiplerine ise çok ciddi faizler önerilmesi lazım. Yoksa bankaların 500 milyar TL ekstra menkul kıymet tesis etmesi gerekebilir. Silahlar çekildi...
Artı,
%57'ye inen Liralaşma oranı,
Kredilere çift adımlı faiz tavanı vb
Her şey kaldırıldı. ✂️
MB'nin açıklayacağı katsayı ile kredi faizlerine kıstas.
DDKKM için %5 vadeli TL ile yetiniyor muyuz? Hayır. Kalan %95'in de yenilenmesi zorunlu. Eksik kısma ek menkul tesisi... 🤣
1. HGE doktorayı bitirmek için tez yazmaz. Danışmanı onun ilk düşüncelerini kağıda döker, tez komitesi prosedür gereği 1. sayfayı okur ve doktorasını onaylar.
2. HGE üniversite döneminde staj yapmayı düşünmüş. Onun sadece stajyerliğinin 3 ayda 9 kat ciro büyüteceğini anlayan şirketler, dikkat çekmekten korkup reddetmek zorunda kalmış. Staj yapacak yer bulamamış.
3. HGE 'nin kitabında imkansız üçleme, dörtleme veya beşleme diye bir şey yoktur. Dünyadaki diğer MB başkanları tamamen başarısız gözükmesinler diye varmış gibi davranır.
Birini savunuyor durumuna düşmekten (bu aşamada nötr kalmayı tercih edeceğimden) pek hoşlanmıyorum ama deveye boynun eğri demek şart. Konu ABD'de bir dava.
ABD sermaye piyasalarında bir şirketin fabrikasına göktaşı düşer... hissedarları "bu riski belirtmediniz" diye dava açar...
Sektörde önemli bir olay gerçekleşir... bir grup "neden gece açıkladınız, piyasanın açılmasını bekleseydiniz" diye dava açar. Bir başkası "açıklamasanız, hisseler düşmezdi" deyip ayrı dava açar... 🙈
Genel adı "menkul kıymet sahtekarlığı" (securities fraud) olan bir "işkolu" bu.
Amacı nedir? Sektör avukatları, düşen hisselerde para kaptıranları bulur ve dava açmaya teşvik eder. "Ne tuttursak kârdır" modu.
Bloomberg blog yazarı (avukat-komedyen) @matt_levine bunun o kadar fazla örneğini vermiştir ki, bu terimle adı özdeşleşmiştir...