Oğlum Berlin'de bir devlet ilk okulunda. Onların okulundaki uygulamaları kısaca anlatayım. Bu Almanya, hatta tüm Berlin için geçerli değil. Her okul farklı. Ama bir örnek. Okul yaklaşık 1 ay önce açıldı. 1
Derslerde ve bahçede kimse maske takmıyor. Koridorda herkes maske takmak zorunda. Okula maskesiz giden olursa, maske temin ediliyor. Giriş ve çıkış kapıları ayrıldı. Girişte yığılma olmasın diye herkes okula 10 dakika erken gidiyor. 2
Bahçede farklı sınıflardan çocukların karışık oynamasını engelliyorlar. Herkes kendi sınıfı ile oynuyor. O nedenle 'kollar' da kaldırıldı, sınıflar karışıyordu. Resim ve müzik dersi kendi sınıflarında yapılıyor. Resim, müzik odasına gidilmiyor. 3
Öğrencilere düzenli olarak el yıkattırılıyor teneffüslerde. Okulda yemek verilmeye devam ediliyor. Velilerin maske ile okula girmesi artık yasak değil ama sınıflara girmeleri yasak. Beden eğitimi dersi devam ediyor. Bu sene yüzme var, belediye havuzuna gidiyorlar haftada bir. 4
2. sınıftan itibaren yatılı sınıf gezileri yapılıyor. Geçen sene salgın nedeniyle gidilememişti. Bu sene gidilecekmiş. Bunun dışında rehber öğretmenleriyle ayda bir orman gezisine gidecekler, hava ne kadar kötü olursa olsun, tüm günü orada geçirecekler. 5
Hastalık belirtisi olan okula gitmiyor. Devamlılık kriterleri zayıfladı yani. Ama henüz grip mevsimi başlamadı zaten. Aşı defterini istediler. Tüm zorunlu aşıların tamamlanması gerekiyormuş, eksik varsa. 6
Okulda Covid olan çocuk olursa, duruma göre tedbir alacaklar.Çocuğun sınıfı bir süre eve gönderilebilir, bulaş var mı anlaşılana kadar.Ya da tüm okul bir süre kapatılabilir. Ya da sadece temasta bulundukları. Bu şekilde kısmen ya da tamamen birkaç gün kapandı açıldı birçok okul.7
Baharda okul kapalıydı tabii. Müfredatı her gün verilen ödevlerle günü gününe takip etmiştik (çevrimiçi eğitim hiç olmadı). Ama yine de ilk ay telafi dersleriyle geçti büyük ölçüde. Evde öğrendiğine güvenerek ilerlmek büyük haksızlık olurdu çocuklara zaten. 8
Okulda durum şimdilik bu. Sınıflar 25 kişilik ve çocukların çoğu okula tek başına yürüyerek ya da bisikletle geliyor zaten. Filyasyon çalışmaları sonucunda okulların burada salgına ciddi bir etki etmediğini düşünüyorlar. Ama toplu eğlence tehlikeli ve yasak.9
Görüyoruz ki, eğitimin nispeten eşit, evden okula ulaşımın kolay ve güvenli, sınıf mevcutlarının küçük, okul bahçelerinin geniş, okul bütçelerinin yüksek olduğu ülkelerde okullar oldukça normal şartlarda açılabildi. Salgın yine var olan yapısal çarpıklıkları göz önüne serdi.10
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Beyaz psikoloji deniyor. Dünyadaki bütün kültürler aile ilişkileri konusunda birbirine benziyor, sadece Batı farklı. Ama terapi Batı kültürüne uygun. Ailene sınır koy diyorlar, diğer kültürlerden insanlar koyamıyor. Öyle bir yapı yok. Terapi yarardan çok zarar verebiliyor o zaman
Artık kültüre göre terapiyi savunan terapistler var ve aileyle ilişkilerde daha incelikli, kültürel normları göz önünde bulunduran yönlendirmeler yapıyorlar. Pratikte bu ne demek sosyal medyada anlatan bazı Amerikalı psikologlar gördüm. Türkiye'de durum ne bilmiyorum ama
Batı ekolü her yerde çok güçlü çünkü araştırmaların çoğu Batı'dan, özellikle Amerikalılardan geliyor. Ama onlar da diğer milletlere benzemiyor, çok bireyciler. Herkesin psikolojisini onlara göre tedavi etmek çok acayip bir şey aslında.
Doğurganlık hızı bütün dünyada, üç beş ülke hariç bütün dünyada, hızla düşüyor. Türkiye'de Kürt illerinde yüksekti. Son 10 yılda oralarda büyük düşüş yaşandı ve Türk illerine yaklaştılar. 1
Muhafazakar rejimler panik olup kadınların ve kadın bedeninin üzerindeki baskıyı artırıyor. Sonuç? O zaman doğurganlık hızı daha da hızla düşüyor. Sosyal demokrat rejimler doğum izni, kreş gibi hizmetler sunarak bunu durdurmaya çalışıyor. Sonuç? 2
10-15 sene önceye kadar bu işe yarıyordu. Şimdi sadece düşüşü yavaşlatıyor ama durdurmuyor. Bir anda bütün dünya uyanıp ne olduğunu sorgulamaya başladı. Her ülke ayrı cevap veriyor ama olgu bu kadar evrenselken, cevapların yerel olması mantıklı mı? 3
Sosyal Duygusal Öğrenme Akademisi Ekibi'nin öğretmenler için hazırladığı rehberden toparladım. Bu deprem bölgesi dışındakiler için. Afeti uzaktan seyreden yetişkinler çocukların ruh sağlığı için şu anda neler yapabilir?
Öncelikle çocukların kendini güvende hissetmesi için hayatlarındaki yetişkinlerin de biraz toparlanması lazım. Amaç iyi hissetmek değil, dengede hissetmek. Kendimize dikkat etmemiz çocuklarımız için önemli.
Duygularınızı gizlemeyin, paylaşın, konuşun. Ama dilinize özen gösterin. Deprem hk acı, öfke, korku dolu cümleler kurmak yerine kendi üzüntünüzü sakince aktarın.
Afad'ı yönetiyor olsam, sıfır afet yönetimi bilgim ile bir yıl içinde onbinlerce sayfalık, farklı felaket senaryolarına uygun afet anında koordinasyon ve lojistik eylem planı hazırlayabilirdim. Sosyal medya koordinasyon planı dahi yok.1
Depremden sonraki 1 dk içinde sosyal medyada arama, kurtarma, yardım çağrılarını yönlendiren, düzenleyen hesaplar, etiketler olurdu. Milyonlarca kişi kuyuya tvit atmazdı. 2
Deprem olduğundan 30 dk sonra ilk gün, ilk hafta, ilk ay o bölge ve mevsim şartlarında neler, ne miktarda lazım olacak ilan edilirdi. Ülkedeki her belediye ve stk ile koordine olunduğundan nerede ne masası kurulacak baştan bilinir, tek elde toplanır, tek yerde ilan edilirdi. 3
Evlilik teklifi korkum ilkokulda başladı. Romantik filmlerin evlilik teklifi sahnelerinden nefret ederdim. Evliliğe karşı olduğumdan değildi, karşı olacak kadar düşündüğüm bir şey değildi. Evlilik teklifini kavram olarak acayip bulduğumdan.
Her yanı ayrı korkunç gelirdi. Birincisi, seninle ömrümü geçirmek istiyorum diye düşündüğümde birine bunu ifade ederim ben. Teklif beklemem, bir porsiyon pilav daha ister misin mi bu, teklifi olur mu. Zamanla olgunlaşılacak, beraber düşünülecek bir şey değil mi?
Bağlantılı olarak bu kadar önemli bir karara "sürpriiiiiz" modunda pat diye zorlanmak. Anında evet demeniz lazım ki romantik olsun. Ya niye resmi iş başvurusu gibi teklifli kabullü ilerliyoruz, insan gibi konuşsak? Belki 70 yıl beraber yaşayalım diyorsun, her ayrıntıyı konuşurum.
İmamoğlu büyük 1 hata yaptı. Sonra daha büyük 1 hata yaptı. Şimdi özür diledi. Bundan sonrası olanlardan ne sonuç çıkaracağına bağlı. Bazı dersler net, gerisi karışık. Net olanlarla başlayalım. 1
Chp seçmeninin ne hellaleşme, ne farklı görüş kisvesi altında mevcut rejimin faillerinin ve işbirlikçilerinin ağırlandığını ve aklandığını görmeye tahammülü var. Böyle tipleri baş köşeye koyacaksak, iktidar olmanın anlamı ne diyorlar. Demek ki 2
fail ve işbirlikçilere tahammül yok diyen tabanı kazanır. Ama siyasetçilet de Akp'den kopacak seçmeni kaybederiz korkusunda. Hayır, kaybetmezsiniz. Seçmen fikir değiştirmeyecekse zaten niye seçim yapılıyor. Seçmene bu rejimden para ve güç kazananlara aynı muamelesi yapmayın. 3