Ütünün icadı 17. yüzyıl başlarına dayanmakta. İlk başlarda giysileri düzleştirmek için ısıtılmış ağır taşlar kullanılırken daha sonra saplı düz demir plakalar ateşte ısıtılmaya başlanmış.
Bu yöntemle ısının uzun süre korunamaması yüzünden demir plakaları oyarak içlerini kömür közüyle doldururlarmış. Kor halinde kömür konularak ısıtılan bu ütüler ise oldukça ağır.
1882'de Amerikalı Henry Seely elektrikli ütüyü icat etti.İki çubuk karbon arasında kurduğu kablolu elektrik köprüsüyle demirin ısınmasını sağlamış.
Ütüleme, ayrıca elbise parazitlerini öldürerek hijyen sağlama operasyonunda kullanılmış.
1905'te ilk kez son derece hafif elektrikli ütü piyasaya sürüldü.
16 Şubat 1858 tarihinde W. Vandenburg ve J. Harvey elbise ve pantolon bacaklarını daha kolay ütülenmesini sağlayan bir ütü tahtasının patentini aldı.
Yaklaşık üç yıl sonra Georgetown, Delaware'den Isaac Ronnie Bord, iç çamaşırların, giysilerin ve yatak çarşaflarının preslenmesi için ayarlanabilir düz yatay bir yüzeyin patentini aldı.
S A Mort, 1866'da ilk gerçek katlanabilir ütü masası için bir patent aldı. Buluşun ayrıca kollar için kullanılan çıkarılabilir bir baskı tahtası da vardı.
1892'de Sarah Boone, gömlekleri ütülemeyi kolaylaştırmak için tasarlanmış, dar, kavisli bir şekle sahip modern katlanabilir ütü masasının öncüsü olan ütü masasındaki iyileştirmeler için ABD'de bir patent aldı.
Yaklaşık 1898'de, ütü masası, kaldırılabilen ve masanın herhangi bir yere kurulmasını sağlayan ayaklarla donatılmış olarak geldi. Bu erken üretilen ütü masaları, hala bükülmelerine rağmen bükülmeye direnmesi gereken ahşaptan.
Bu ahşap ütü masası, Sears Roebuck & Co. için Peru, Indiana'daki S.J. Bailey, Inc. tarafından yapılmıştır.
Kaynak-fotoğraflar
Wikipedia
——
Osca Ironıng-Ütü masalarının tarihçesi
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Tarihi yapılara; toplumu etkileyici, eğitici ve sonunda onları yüceltici bir anlam katmanın en etkili yolu onları "yaşayan birer varlık" konumuna getirebilmektir."
İstanbul’un oldukça önemli ve özel tarihi apartmanlarını, zamana yayarak anlatmak istiyorum.
Mısır Apartmanı-Galatasaray
Yıkılan Trocadero Tiyatrosu’nun arsasına dönemin Mısır Valisi Abbas Halim Paşa’nın kışlık konağı olarak 1910 yılında inşa edildi. mimar Hovsep Aznavuryan’ın tasarladığı Mısır Apartmanı İstiklal Caddesi’yle Acara Sokak’ın kesiştiği noktada bulunuyor.
İstanbul’un ilk betonarme yapılarından olma özelliğini taşıyan apartmanın statik projeleri Fransa’da hazırlanıp, kullanılan malzemelerin çoğunluğu de Fransa’dan getirildi. Art Nouveau tarzındaki bu bina, Paşanın varisleri tarafından apartmana dönüştürüldü.
Bağdat Caddesi, bir diğer adıyla sadece ”Cadde”, İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan ve Kadıköy’e bağlı en popüler semtlerinden biri. Bizans’tan Bu Yana Var Olan Bağdat Caddesi’nin Dünden Bugüne Hikayesine göz atalım..
Bağdat Caddesi’nin tarihi Bizans elindeki İstanbul’a yani Konstantinopolis’e kadar dayanıyor. Bunun yanı sıra, Bağdat Caddesi Osmanlı hakimiyetinde de önemli bir yer tutmuş.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile uzun bir süre boyunca, İstanbulluların plaj kültüründe kendi yerini bulan Bağdat Caddesi, hep önemli ve göz önündeki bir yer olmuş.