"Tren durdu karşımızda. "Çocuklar nasılsınız" diye sordu. Dayanamadı indi aşağıya, yanımıza geldi. Biz çocuklar sıralandık. Geldi sevdi bizi. Cumhuriyeti biz kurduk, siz yaşatacaksınız dedi."
"Soruyorlar, adın ne: Hanri. Neden Ahmet değil, Mehmet değil... 7,5 yaşındayken Atatürk'le konuştum. Adımı sordu. Hanri dedim. Neden Ahmet değil, Mehmet değil diye sormadı. Ne Mutlu Türk'üm diyene lafının esas değerini o zaman anladım."
"Başına kasket çekmiş. Kır palto ve beyaz bir şal giymişti. Sen Atatürk'sün diye bağırdım. Allah seni bu zekadan geri koymasın dedi bana. "Bak ben bakıyorum, karşıya geç, düşmeyesin, arabalar geçiyor" dedi.
Muhtemelen "niye böyle oluyor" diye uzun uzun düşünüyorsunuz. Ama bir cevap bulamıyorsunuz. Ve "daha ne kadar sürecek" diye hayıflanıyorsunuz belki de. Yaşadıklarımız güzel şeyler değil ama zorunda olduğumuz şeyleri yaşıyoruz maalesef. Çok dramatik şekilde üstelik.
Anlatayım..
1* Kafamızdaki en büyük sorun muhtemelen "modern ve demokratik" Türkiye'nin asla yaşamaması gereken kalitesizliği yaşamasıdır. Fakat maalesef bir gerçeği atlıyoruz. Türkiye'nin modernizasyonu doğal yollarla gerçekleşmedi. Daha çok "tepeden" indi. En büyük şansımızdı aslında.
2* Toplumların modernleşmesi bazı sosyolojik aşamalarla meydana geliyor. Avrupa da bir zamanlar tarıma bağlı feodal topluluklardan meydana geliyordu. Tepelerinde Kilise gibi çağdışı bir balyoz vardı. Bitmeyen savaşlar vardı. Ortadoğu gibiydiler yani. Ama bazı şeyler yaşadılar.
Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk büyük başarısı Kuzey Irak’ta özerk yönetim kurulmasıydı. 2004 yılında bu hedefe ulaştılar. 2025 yılında ise Kuzey Suriye için yeni bir dönem resmen başladı.
Biraz sonra okuyacaklarınıza çok şaşıracaksınız.
1* Kuzey Suriye’de yaşananları anlamak için Irak’ın son 80 yılına dikkatle bakmak gerekiyor. Orada yapılan hatalar ve BOP'un son otuz yılda uyguladığı modelin neredeyse kopyasını tüm dünyanın gözü önünde Suriye’de yürürlüğe koyuyor.
2* Irak, 1932 yılında bağımsızlığını kazandığında yapay bir ülke gibiydi. Devlet geleneği yoktu. İstikrara sahip değildi. Ordusu niteliksizdi. En önemlisi Irak toplumu bir millet olmaktan çok uzaktı. Haliyle Irak hasta adamdı ve süreç içerisinde çok kez kalp krizi geçirecekti.
Suriye'de neler oluyor? 13 yıl direnen Esad rejimi 13 günde nasıl çöktü? ABD sürecin neresinde?
Sarığını çıkarıp sakalını kısaltan ve selefilikten istifa eden "eski cihatçı yeni ılımlı" lider sahneye sürülüyor...
Bu bilgiselde Türkiye'de pek konuşulmayan şeyler anlatılacak...
1* Muhalifler topyekün harekete geçti. Suriye'nin düşük maaşlı askerleri direnemedi. Rus hava gücü yeterli destek vermedi. İran çekimser kaldı. Hizbullah yardıma koşmadı ve Esad ülkeden kaçtı.
Ama bu sürecin ardında çok önemli hazırlıklar vardı.
2* Jolani yakın zamana kadar El Kaide ve IŞİD'le bağlantılığı selefi militandı. Fakat hayatı birkaç yıl önce değişmeye başladı.
Önce sarığını çıkardı. Askeri üniforma giymeye başladı ve selefi söylemlerini olabildiğince yumuşattı. Niyeti, ABD için tehdit olmaktan kurtulmaktı.
Şimdi diyecekler ki, İsrail zaten zulmediyordu. Hamas 7 Ekim'de saldırmasaydı, İsrail yine zulmedecekti. Evet. Doğru. Ama askeri ve siyasi stratejide yaşanabilecek sonuçlar yelpazesi yalnızca zulümle ifade edilmez. Onlarca sonuç var.
1* İsrail Filistin'de hep zulmediyordu ama son iki yıldır onca uğraşa rağmen birkaç mahalleyi ancak boşaltabilmeyi başarmıştı. Daha fazlasına cesaret edemiyordu. Üstelik Arap ülkeleri ile İsrail arasında ABD'nin çabalarıyla bazı anlaşmalar imzalanmaya başlamıştı.
2* İbrahim anlaşmaları adı verilen bu anlaşmalar daha çok ABD'nin Çin'in Ortadoğu politikalarına karşı almaya çalıştığı önlemlerle alakalıydı. Neyse...
Diğer yandan Netanyahu hükümeti iktidara yeni gelmişti ve durumu pek parlak değildi. Hatta Biden'la arası iyi değildi.
AB Sayıştayı sığınmacılarla ilgili yürütülen entegrasyon projeleri hakkında 71 sayfalık rapor hazırladı. Türkiye'nin performansını açıkça eleştirdi hatta suçladı.
Yarım kalan projeler
Geri alınan ödemeler
Eleştirilen kanunlar
Raporda yer alan bilgileri sizler için derledim👇
1* AB Sayıştayı, raporunda Türkiye'nin AB'den aldığı paralarla 2022-2023 döneminde yapılan faaliyetleri denetlemiş. Okulları, hastaneleri ve alt yapı inşaatlarını gezip fotoğraflamış.
Raporda Türkiye açıkça suçlanıyor. Eleştiriliyor. Hatta verilen bazı paralar geri isteniyor.
2* Raporun hazırlanma nedeni olarak Türkiye'nin bazı konularda AB'ye gerekli verileri sağlamaması, bazı sığınmacıların şikayetleri ve bazı projelerin "önemli ölçüde" gecikmesi gerekçe gösterilmiş.
Haliyle AB, "madem para veriyorum, denetlerim" demeye getirmiş.
Her 23 Nisan'da TBMM'nin açılışını kutluyor ve yad ediyoruz. Fakat acı bir gerçeği kaçırıyoruz.
23 Nisan'da Vahdettin-Ferit-İngiliz konsorsiyumu Anadolu'da kanlı bir ihaneti sahneye koydu. Türk askerleri katledildi. Anadolu iç savaşın eşiğinden döndü.
1* Mustafa Kemal, Nisan ayının başlarında Ankara'da meclis toplamaya karar verdiğinde Saray ve Damat Ferit korkuya kapıldı. Anadolu'yu kaybedeceğini anlayan Ferit bir askeri koalisyon kurup Kuvayi Milliye'yi yok etmeye karar verdi.
2* Ferit'in askeri koalisyonunda "Yunan ordusu halifenin dostudur" diyen Anzavur vardı. Ona derhal paşa rütbesi verildi ve padişah fermanıyla Balıkesir'e gönderildi.
Bağımsız Kürdistan için İngilizlerle yakınlık kuran Seyit Abdülkadir ise Kürtleri ayaklandıracaktı.