Erdoğan'ın 15 Temmuz akabinde içine düştüğü ideolojik meşruiyet krizini aşmak için Kemalist rejimin kurucu ilkelerine dönmesi İslam düşmanlarını yüreklendiriyor.

Aradan geçen 5 yılın sonunda 15 Temmuz artık “laik şahlanış” olarak anılıyor.
Unutturulmaya çalışılan gerçek şudur: 15 Temmuz gecesi “Atatürk” ve “laiklik” sloganlarıyla halka saldıran “Batıcı” darbeciler, tekbirlerle, selâlarla ayaklanıp direnişe geçen Müslüman Anadolu halkı tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı.
Laik Kemalistler ise tıpkı 27 Mayıs’ta olduğu gibi darbecilerin yanında durdular ve selâ okuyan 60’tan fazla imam ve müezzini darp ettiler, tanklara alkış tuttular, bankamatik önlerinde ve market kasalarında kuyruğa girdiler.
Öyleyse buna rağmen nasıl oluyor da 15 Temmuz direnişini “laik şahlanış” olarak anıp müslümanlara yeni bir zulüm çığırı açmaya çalışabiliyorlar?

Kimsenin sormadığı bu soruya da yine biz cevap verelim:
Yıllarca FETÖ ile birlikte, liberal ve post-modern zeminin kimliksiz kavramları ve pragmatist söylemleri içinde güya Kemalist vesayetle mücadele eden hükümet, 15 Temmuz’un ardından birdenbire kendini bir meşruiyet krizi içinde Kemalist rejimin kurucu ilkelerine dönerken buldu.
15 Temmuz, (liberal Sağ-Muhafazakârlığı ve Amerikan mamulü ithal İslamcılığı mahkûm etmesi beklenirken) bu topraklardaki tarihî İslâm mücadelesinin tümüne karşı Kemalist vesayeti temsil eden ulusalcı-laik ilkeleri yeniden meşrulaştırmak için kullanıldı.
Böylece direnişin hemen ertesi, yeni bir Kemalist darbeye dönüştü! "Yerlilik" karakteri, Batıcı işgal ve darbelere kanıyla, canıyla direnmekten yılmayan müslüman Anadolu'nun gerçek tarihî kimliği ve yegâne varoluş şansı olan İslam’da değil, “ulusalcı” geçinen Kemalizm’de bulundu!
Neden mi? Çünkü bu ülkede ideolojik meşruiyetin tek dayanağı Kemalizm’dir.
Problemlere rejimi güya formatlayacak darbelerden başka bir reçete sunamayan, halkın çoğunluğunu teşkil eden müslümanlara da ikinci sınıf vatandaş muamelesi çeken, darağaçlarıyla, tank paletleriyle, namlularla dayatılmış bir anayasa ve hukuktan alınan ideolojik meşruiyet!
15 Temmuz’a kadar icazetlerini FETÖ’den alan sapık görüşler de İslam davasının yeni bir arınma ve uyanma sürecine girmesi tehlikesi karşısında, fırsatı kaçırmayıp laiklerle saf tutarak Anadolu’nun bin yıllık “doğru yol” anlayışını lekelemek için leş kargaları gibi üşüştüler!
Kemalistlerin, halihazırda hiç ihtiyaç duymadıkları halde, hâlâ darbeci bildiriler yayınlamalarının sebebi de iktidarın 15 Temmuz sonrası içine düştüğü meşruiyet krizini derinleştirip Kemalist statükoyu daha da güçlendirmek +
ve dediklerini yaptırmaya devam edebilmek için Veryansın TV'de yayınlanan bir bildirinin bile iktidar eliyle İslamcıları susturma hedeflerine yeterli gelmesidir.

Nitekim yetti de!
İşin tuhafı, müslümanlar müslümanca yaşama haklarının derdiyle laik Kemalist statükoya karşı hesap sorarken, bunu kendi sözde iktidarına yönelik bir tezgâh zannedenler, laik düzenle uzlaşmayı benimsemiş olduklarını bundan daha iyi gösteremezlerdi!
Bu uzlaşmacılar ki, sırtlarını laiklik duvarına yaslayıp müslümanlara parmak salladılar. LGBTİ'ye bile "çoğulcu demokrasi"yle giderken, Batıcı dayatmalar silsilesinin son ürünlerinden olan İst. Söz.’ne karşı mücadele eden bütün müslümanları "radikal azınlık" diyerek küçümsediler!
Evet, ahlakî çöküntüyü derinleştiren Batılı reçetelere sarılmakla bu değer kaosunun aşılamayacağını söyleyen biz İslamcıların güçlü ve sabırlı tepkisi, karşımızdaki bütün parti, basın ve kamuoyu ortaklığına rağmen geç de olsa sonuç verdi ve hükümeti geri adıma zorladı.

Ancak...
süreç içerisinde konformist muhafazakâr siyasetçilerin balkondan üstümüze tükürmesini unutmadık!

“İslam ahlakı”nı iktisat ve ticaretten, hukuk ve siyasetten, eğitim ve kültürden soyutlayıp rüşvet, irtikâp, suiistimal, iltimas, liyakatsizlik, adaletsizlik, vicdansızlık, +
kibir ve cehalet bataklığında yol alan bütün bir düzeni aklama aracına çeviren, sözde “dindar nesil” beklentisiyle de bütün topluma çıkarcı, miskin ve kaçkın bir tipin karikatürünü idealize eden bu "partici" çevre, müslümanların değil, laik düzenin taleplerini temsil ediyor.
İşimiz particilik olmadığı gibi, parti düşmanlığı da değildir. Ama ülkedeki İslâm düşmanlığının kökünü kazımak yerine, senelerce daha seçim kazanıp sözde iktidarını korumak için Kemalist düzen güçlerini korkuluk olarak kullananlar, bizi daha ilk Kemalist horozlanmada harcamıştır.
Biz artık, 20 senedir Türkiye'nin giderek İslamîleştiği şeklinde, Kemalistlerle ortaklaşa yürütülen propagandayı yemiyor ve 20 senede müslümanların sadece daha fazla yozlaştırıldığını biliyoruz.

Allah Resulü'nün Mekke'deki küfür düzeninin "reis"liğini niçin kabul etmediğini de!

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with • 5. DEVRE •

• 5. DEVRE • Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @5Devre

1 May
Mehmet Boynukalın, “yalnız mânâ” olan Ayasofya’yı “yalnız madde”siyle açıp mânâsına “müze” muamelesi yapmayı sürdürenlere karşı Ayasofya'nın ve müslüman gençliğin susturulamayan sesi olmuştur.

Yanındayız! #HepimizMehmetBoynukalınız!
Cumhuriyet’in başından beri din hükümlerini birilerinin keyfine göre işleyen, hatır-gönül, korku-çıkar ilişkisine dayalı sözde din adamı tipine karşılık Hoca, Hakk’ın inananlara biçtiği memuriyeti, devlet memuriyetinden üstün tutmuştur.

Yanındayız! #HepimizMehmetBoynukalınız!
O, sayıca kendilerine lâzım ve faydalı, mânâ olarak da kendilerince iğrenç ve hastalıklı sürüler sıfatıyla camilere hapsetmekle bırakmayıp orada bile biat ve tâbiyet beklenilen bütün müslümanlar adına, İslam'ın emirlerini dile getirmiştir.

Yanındayız! #HepimizMehmetBoynukalınız!
Read 6 tweets
28 Jan
Sıkça verdiğim bir misâl var: Bir orkestrada, dışardan bakan için, en pahalı iş en kolayıdır... Kim?.. Orkestra şefi... Yani sopa sallayan... Bir orkestrada her çalgının sesini usûlünde bütüne bağlayan üstün usûlcü,
nizâm kaçkını gözünde kolayından benzemeye yelteneceği bir iş becermektedir sanki!.. Onun için de, bir mevzuda bütüne uygunluk çilesi çekeceğine, hemen herkes genele atlar; atmasyonculuk için uygun zemin bulur... Herşeye sahtesi musallat ya!.. Sanki şey gibi...
Hani adam kimya bilmem nesi veya biyolog veya fizikçi; salya sümük, saçma sapan, zekâtın faziletini anlatır!.. Mevzuunda derinleşsene!.. Hangi mevzuda ne gördüysen, onu kendi mevzuunda tüttürsene, göstersene!..
Read 4 tweets
23 Jan
#Flood SALİH MİRZABEYOĞLU "TERÖRİST" MİYDİ?

Kendisi mütefekkirdir, 1999 Metris İsyanı'na dek herhangi bir örgütlü eyleme katılmamıştır. Ancak Türkiye'de İslam inkılabı mücadelesinde takip edilmesini savunduğu hareket metodu, "gerektiği yerde gerekeni yapmak" prensibine dayanır.
Bu bakımdan davasını paylaşanların 90'lı yıllar boyunca giderek yükselen bir biçimde devletin ordu ve polis güçlerini müslümanlara karşı kullanan laik Kemalist terörizme cevabı da "gereken şeklinde" olmuştur.
İBDA-C diye organik bir örgüt yoktur, bu sadece İbdacı müslümanlarla baş edemeyen Kemalist rejimin kamuoyunda bu eylemlerin sahibi olarak göstermek için "İslami Büyük Doğu Akıncıları Cephesi" gibi kendince bir açılım yakıştırarak taktığı bir isimden ibarettir.
Read 18 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!