Amasra’da 2007’den beri termik santral yapmayı planlayan Hattat Holding, hukuka aykırı şekilde yapılmak istenen santrala karşı direnen Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’a 1 milyon TL’lik tazminat davası açtı. Gelelim gerekçeye... +
Amasra’da Hattat Holding tarafından yapılması planlanan termik santral, Bartın Platformu tarafından yapılan 13 yıllık bir mücadele ile engellendi. Termik santralla ilgili 17 dava açıldı, bunların 14’ü kazanıldı, 3’ü de devam ediyor. +
Bartın platformunun eş sözcüsü Amasra Belediyesi ve Başkanı Recai Çakır hakkında açılan davanın gerekçesi, Hattat Holding'in ticari itibarını zedelediği iddia edilen mektubun Amasra Belediyesi tarafından kaleme alınıp holdingin ortaklık kurmak istediği Çinli şirketlere yollanması
Amasra Belediye Başkanı @AmasraChpRecai yalnız değildir. Ona destek olalım. Keşke her belediye başkanı kenti, doğası, insanı için böyle savaş verse. 🙏🏾
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
İstinaf mahkemesi, cinsel saldırıdan 4 yıl 2 ay ceza alan Klinik Psikolog ve Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı Kurucusu Murat Paker'e yönelik şikayetçinin iddialarının doğru, eylemin sabit olduğunu gösteren bir karar verdi.
İstinaf mahkemesi, Paker’in 'sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı' suçunu işlediğine hükmetti. Paker'in 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar veren mahkeme, cezayı takdiren 1 yıl 8 aya indirdi; Paker'in duruşmadaki iyi hali ve sabıkası olmaması nedeniyle cezayı erteledi
Mahkeme Paker’in tutumu nedeniyle iyi hal indirimi verse de, Paker başından beri suçunu kabul etmek yerine inkar etmiş, gerçeğin aydınlatılmasına yardımcı olmamış ve danışanının özel bilgilerini -davayla ilgili olmayan tüm detaylarıyla mahkemeye açıklamış, etik yerle bir olmuştu.
Çapaklı köylüsü, meyve-zeytin bahçeleri ve domates tarlaları ortasına kurulacak Biogaz Elektrik Santrali’ni istemiyor.
Şirketin hukuksuzca dozerlerle girdiği tarlalarından geçen ‘kaçak yol’da nöbet tutan köylünün coplanarak getirildiği hal. 😡 @egedegerli
Türkiye’nin her yerinde bir avuç köylü tarlasını, bağını, bahçesini, deresini, ormanını korumak için dozerlere bedenini siper ediyor; bu erdemin karşılığı şiddet, gözaltı, yargılama oluyor. Varı yoğu işlediği tarlası olan bu köylülerin sesi İstanbul’da, Ankara’da duyuluyor mu?
Kadına yönelik şiddette nasıl ki sosyal medyada sesini duyurabilen için adalet yerini bulabiliyorsa, çevre mücadelesinde aynı. Sesini duyurabilen için umut var; sesini duyuramayan için umut pek yok. O yüzden, Çapaklı köylülerinin sesini duyun, seslerine ses olun 🙏🏾
Duygu Delen dosyasında gizlilik kararı verildi ama kamuoyu bu davadan 1 saniye bile gözünü ayırmamalı. 'İntihar' süsü verilen kadın cinayetlerinde başka türlü adalet yerini bulmuyor.
2016'dan 1 örnek👇 #DuyguİcınAdaletİstiyoruz #DuyguİcinGizlilikKalksın
3. kattan düşen Özlem'in intihar ettiğini iddia eden savcılık, kovuşturmaya yer olmadığına karar verip dosyayı kapattı. Özlem’in olay sırasında evde olan erkek arkadaşı, tartıştıklarını ama düştüğü anı görmediğini söyledi. #DuyguİcınAdaletİstiyoruz#DuyguİcinGizlilikKalksın
Özlem’in kardeşi, savcılığa olayın ‘intihar değil, cinayet’ olabileceğini beyan etti. Üst komşu dedi ki: “Taşındıklarından beri erkeğin kadını darp ettiğini, ‘Öldürürüm, keserim’ diye tehdit ettiğini duydum.” #DuyguİcınAdaletİstiyoruz#DuyguİcinGizlilikKalksın
Geçtiğimiz günlerde, hastalarına cinsel tacizde bulunan itibarlı bir doktordan bahsetmiştim. O tweet'imden sonra geçtiğimiz yıllarda bu doktor tarafından taciz edilen 6 kadın daha bana ulaştı. Ama maalesef hiçbiri şikayetçi olmadığı için bu haberi yazamıyorum. Hukuken sıkıntılı+
Bu kadınların üç tanesi, yaşadıkları travmayı atlatabilmek için tedavi görmüş/görüyor. Hemen hepsinin yaşadıkları şey benzer. Karın ağrısı şikayetiyle de gitseniz, varis şikayetiyle de, şikayet ne olursa olsun adam eliyle kadınların vajinasını 'kontrol ediyor'.
Ayrıca bunu yaparken yanında bir hemşire bulundurmuyor. Ki bu kabul edilemez. Zaten bunu yapabilmek için yanına hemşire almıyor. Ve bu adam kadın hastalarını en az 20 yıldır taciz ediyor. Eğer bir kadın bunu yaşar ve şikayetçi olmaya niyetlenirse lütfen bana ulaşsın.
Giyimde israfın boyutları:
* Bugün dünyada 10 yıl öncesine göre %60 daha fazla kıyafet tüketiliyor.
* Satın alınıp depolanan ve kullanılmayan kıyafetler: 140 milyon ton
* Çin’de 1 yılda 20 milyon ton tekstil atığı üretiliyor.
(Tanrısever, 2015).
'Herkes için moda' sloganıyla, "Modayı demokratikleştiriyoruz" diyerek, çok ucuz fiyatlara giyim tüketimi pompalandı ve dünyanın kaynaklarının canına okundu.
Tek 1 tişörtün üretiminde 2700 litre su harcanıyor. 1 çift deri ayakkabının üretiminde harcanan su miktarı ise 16600 lt.
Tekstil, gezegeni aşırı kirleten endüstrilerden biri: Yılda 1.2 milyar CO2
Sentetik liflerin kullanımı arttı, polyester pamuğun yerini aldı.
Sentetikler fosil yakıtlardan üretiliyor, emisyonları çok yüksek.
2015’te polyester üretimi ile havaya 706 milyar kg CO2 salındı.
Çocuk haklarına saldırı niteliğindeki, çocuğun cinsel istismarının tüm ayrıntılarıyla ve özendirici bir dille anlatıldığı kitabın satışlarının benim tweet'imle artacağı kaygısıyla az önceki tweet'lerimi sildim. Barolar suç duyurusunda bulundu. Böyle EDEBİYAT olmaz.
Arkadaşlar, DM'den kitabın adını soruyorsunuz. Şu anda hiçbir şekilde paylaşmama kararı aldım. Biraz sabredin. Hukuki gelişmelerden haberdar edeceğim.
Eskişehir Barosu kitaba toplatılma kararı aldırmak üzere başvuru yapacak. Bugün konu, Türkiye Barolar Birliği'nin gündemine girecek.
Çocuk haklarını ihlal eden bir 'sanatsal özgürlük'ten söz edilebilir mi?