Türk Keneşi/Konseyi İstanbul'da gerçekleştiriliyor. Konsey, Afganistan konulu olarak olağanüstü gündemle toplanıyor.
Toplantının açılışında konuşan Çavuşoğlu; "Afganistan'daki gelişmelerin küresel boyuttaki etkileri var. Ancak Türk dünyası Afganistan'ın komşusu olarak bu gelişmelerin etkisini daha fazla hissediyor ve hissedecek.
Ayrıca Afganistan'da milyonlarca Türk soylunun yaşaması da bizi doğrudan ilgilendiriyor. Bu toplantıyı da Afganistan'ın hepimiz için taşıdığı önem nedeniyle teklif ettim." ifadesini kullandı.
Çavuşoğlu, toplantının temel gündem maddelerini; "Aganistan'da ekonomik istikrar ve insani yardım çabalarını nasıl destekleyebiliriz? Kapsayıcı bir yönetimi nasıl teşvik edebiliriz? Yeni bir göç dalgasının önüne nasıl geçebiliriz?" şeklinde sıraladı.
Çavuşoğlu'nun açıklamasına, son dönemde yoğunlaşan Türkiye-Taliban görüşmelerine bakıldığında, Türkiye'nin Afganistan ilgisinden kolay kolay vazgeçmeyeceği görülüyor. Şu halde şu sorunun yanıtı üzerinde düşünmek gerekiyor: Türkiye'nin bu ısrarının temelinde yatan neden nedir?
Türkiye'nin Afganistan, Türk Konseyi, Merkez Asya adımlarını ABD ile Rusya-Çin arasındaki güç mücaedelesinden bağımsız okumak mümkün değil. TR, gelecekte sahip olduğu pozisyonu koruyabilmek için büyük güçler açısndan tercih sebebi olmasını sağlayacak "nedenler" yaratmak istiyor.
Türkiye, Afganistan'ı Orta Asya'daki Türk etkisini genişletmeye yönelik daha geniş bir stratejide kritik bir unsur olarak görüyor. Ayrıca Türkiye; Afganistan'ın bazı komşularının, Taliban'ın tüm Afgan toprağı üzerindeki kontrolünü kaçınılmaz olarak kabul edeceklerine
ve Taliban yönetimini doğrudan ya da defacto olarak tanıyacaklarına inanıyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın, Afganistan'ın istikrarlı olmasını ve komşu ülkeleri tehdit eden terörist grupların yuvasına dönüşmemesini sağlamak için Taliban ile ilişkileri geliştireceklerine inanıyor.
Bu nedenle Türkiye, Afganistan'da tutunabilmesi için Taliban ile güçlü ve stratejik bağlar kurmaya çalışması gerektiği fikrinden hareket ediyor. Bunda, Çin-Rusya arasındaki yarışa dahil olabilmenin yanında Afganistan'nın yeniden inşasında TR firmalarına kapı açmak da etkili.
Hiç şüphe yok ki bozulan ABD-Türkiye ilişkilerinin Afgan kapısı üzerinden tamir edilmek istenmesi de bir diğer önemli neden. Zira Türkiye, Afganistan'da üstleneceği her yeni rolün Türk-Amerikan ilişkilerine -vekil olarak- yeni bir soluk getireceğine inanıyor.
ABD, Türkiye'yi Afganistan'da iyi bir “vekil” olarak görmekte istekli. Türkiye'nin Afganistan'daki askeri rolü, uzun süredir Türk-ABD ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunuyordu. Türkiye, 2001 yılında Afganistan'daki ISAF güçlerine katılmaya karar verdikten sonra, Amerika,
Türkiye'nin o zamanki ekonomik kriziyle başa çıkmak için Uluslararası Para Fonu'ndan en büyük mali desteğe erişiminin önünü açmıştı.
İşte Türkiye, Pakistan ve Merkez Asya ülkeleri ile olan bağlarını da kullanarak Afganistan'da var olabilmek
ve Merkez Asya-Pakistan-Afganistan üzerinden ABD ve onunla rekabet halindeki Rusya-Çin için bir tercih olmayı arzu ediyor. Bunu yaparken de hem Afganistan'daki Türk soylu vatandaşlar kozunu hem de Afganistan ile olan dini bağlarını temel argüman olarak kullanmak niyetinde.
Burada, Türkiye'nin Katar ile olan ilişkileri ve Katar'ın Taliban ile olan ilişkileri belirli bir rol oynayacaktır. Dahası Katar'ın da katkısıyla Türkiye, yakın dönemde Taliban yetkililerini Türkiye'de ağırlayarak ABD-Rusya-Çin üçlüsüne "etkinim" mesajı vermek isteyebilir.
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Merkel dönemi kapanıyor. Eski sosyalist Doğu Almanya'dan gelen Merkel'in yönetimi altında Almanya, "Avrupa'nın hasta bir adamı" olmaktan çıkıp küresel ekonomik bir güce dönüştü. 2005 yılında seçilmesinin ardından Merkel, Almanya tarihindeki ilk kadın Şansölye oldu.
16 yıl boyunca arka arkaya üç kez yeniden seçilen Merkel görevdeyken 4 ABD başkanı, 4 Fransız cumhurbaşkanı, 5 İngiltere başbakanı, 9 İtalyan başbakanı değişti... Merkel, Almanya tarihinin unutulmaz siyasi figürlerinden birisi olmayı başardı.
16 yıldır iktidarda olan Merkel'in Almanya açısından başarısını perçinleyen bir diğer nokta ise tüm bu gelişmeleri, birbiri ardına patlak veren küresel mali kriz, Avrupa borç krizi, mülteci krizi, Ukrayna krizi ve Covid salgınına rağmen başarabilmiş olması.
STRATCOM'dan Amiral Richard, askeri alanda, küresel olarak ABD için risk oluşturan Çin ve Rusya'daki gelişmelere dair bir dizi değerlendirmede bulundu. "Çin cephesinde stratejik bir kırılmaya tanık oluyoruz." diyen Richard, Çin'in askeri büyümesini "nefes kesici" olarak tanımladı
"Bu tanımlamanın, tanık olduğumuz şeyin büyüklüğünü tam olarak yansıttığından emin değilim. Çin nükleer, konvansiyonel, uzay, siber ve diğer asimetrik savaş yeteneklerini büyük bir hızla ileri taşıyor." diyen Richard, Çin'in askeri atılımlarına dair ayrıntılar sundu.
Çin'in katı yakıtlı kıtalararası balistik füze siloların, mobil kıtalararası balistik ve bölgesel menzilli füzelerin sayısını arttırdığını, Jin sınıfı denizaltılar, hava araçları, kıtalararası füzeler "Çin'e yönelik tedbir almamızı zorunlu bırakıyor." dedi.
Biden, BM konuşmasını kapatırken şöyle dedi: "Bugün, 20 yılın ardından ilk kez, ABD'nin savaşta olmadığı bir durumda buradayım. Yeni bir sayfa açtık. Bayanlar ve baylar, daha fazla zaman kaybetme lüksümüz yok. Haydi işe koyulalım. Geleceğimizi daha iyi hale getirelim. şimdi,"
Biden: Önümüzdeki 10 yıl insanlık için kritik olacak.
Biden: Katı bloklara bölünmüş yeni bir Soğuk Savaş veya dünya peşinde değiliz, bir kez daha söylüyorum bunun peşinde değiliz
Biden: AB son derece önemli bir ortağımız. ... Uluslararası alanda tekrar masaya döndük.
Biden; ABD'nin odağını Hint-Pasifik bölgesine çevirdiğini ve "kaynaklarını, ortak geleceğin anahtarlarını tutan zorluklara adamaya odaklandığını" söyledi.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Petruşev: Amerika en büyük küresel baş belasıdır. Washington'un jeopolitik deneylerinin her biri yalnızca belirli bir ülkeye ve halkına zarar vermekle kalmadı, Batı dahil tüm bölgeleri istikrarsızlaştıran bir zincirleme reaksiyon başlattı.
Petruşev: ABD ve müttefikleri; egemen devletlerin ekonomilerini yok etme, etnik gruplar arası ve siyasi kamplar arası gerilimleri körükleme ve terörist, aşırılıkçı ve diğer tehditleri artırma suretiyle yarattıkları yıkımın ve büyük mülteci akınının sorumluluğunu almalılar.
Petruşev: Özellikle, dünya çapında istikrarı baltalamak için harcadıkları multi-trilyon dolarlık meblağların çok ötesine geçecek bir tazminat ödemeleri gerekir.
- İlginçtir, Taliban da bu hafta, ABD'nin Afganistan'daki yıkım ve ölümler için tazminat ödemesini istedi. -
#Konuşanİstatistikler
Dünyanın en büyük çelik üreticisi 996.3 milyon metrik ton ile Çin.
En yakın rakibi olan Hindistan'ın üretimi 111.2 milyon metrik ton. Yani Çin'in üretimi 2. sıradaki Hindistan'ın üretimim 8.96 katı!
#Konuşanİstatistikler
Dünyanın en büyük alüminyum üreticisi Çin. Çin tek başına, dünya alüminyum üretiminin %58.2'sini gerçekleştiriyor. En yakın rakibi olan Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin üretimi, toplam üretimin sadece %8.6'sı!
#Konuşanİstatistikler
Dünyanın en büyük takım tezgâhları üreticisi ülke, %29 pay ile Çin. En büyük rakibi olan Almanya'nın bu pastadan aldığı pay %15!
Küba'daki durum yıllardır örülmüş olan bir kıskacın neticesi adeta. ABD yıllardır arka bahçesindeki bu ülkede rejimin değişmesi için her türlü çabayı sarf etti. Bunu başaramadığı oranda da yaptırımlarını şiddetlendirerek ülkede inkâr edilemeyecek bir ekonomik çöküş yarattı.
Küba halkı on yıllardır ABD'nin yarattığı bu yoksulluğa ve yoksunluğa rağmen sabretmeyi, durumun değişmesini ummayı denedi. Ancak gelinen durumda ABD ambargolarına rağmen durumun düzelebileceğine dair inançlar giderek yıkılıyor.
Ne yazık ki ABD'nin yol açtığı bu yoksulluk ve yoksunluğu ABD'ye rağmen düzeltemeyen ve ABD'ye geri adım attıramayan Küba halkının bir bölümü, ABD'nin de desteğini alması kaçınılmaz olduğundan, daha kolay gördükleri kendi iktidarlarını değiştirme yoluna girmiş görünüyor.