İngiltere Kralı tarihte ilk kez Türklerin ayağına geliyor.
4 Eylül 1936, Dolmabahçe Sarayı, Saat 14:00 suları...
1* Yaklaşık 45 dakika sonra İngiltere Kralı VIII. Edward'ı taşıyan tekne Dolmabahçe rıhtımına yanaştı.
Mustafa Kemal Atatürk, yıllar önce İstanbul'u işgal etmek isteyen ülkenin kralını elinden tutarak kıyıya çekti. Zira artık ancak bu şekilde gelebilirlerdi.
2* Rıhtımda kısa bir karşılamanın ardından Dolmabahçe Sarayı'na geçildi. Mustafa Kemal Atatürk, Ali Fuat Cebesoy ve Edward arasında koyu bir sohbet başladı.
O esnada viski servisi yapıldı. Edward viskiyi çok seviyordu ve bu seferlik rakı içilmeyecekti.
3* Edward yapılan inceliğin fark edince "Zannedersem rakıyı tercih ediyorsunuz, benim için alışkanlığınızı bozmasaydınız" diyerek inceliğe incelikle cevap verdi.
Atatürk "Doğrudur" dedi ve ekledi: "Fakat ben ve Ali Fuat Paşa, daha okul sıralarında iken..."
4* Atatürk "Fakat ben ve Ali Fuat Paşa, daha okul sıralarında iken viski içmiş ve zamanla alışmıştık" dedikten sonra Ali Fuat Paşa'ya dönüp sordu:
"Paşam, Con'un lokantasını hatırladın değil mi?"
5* Con, Deniz Yolları Müdürlüğü'nde çalışmış Ermeni asıllı bir Osmanlı vatandaşıydı. Tünel'in Galata kapısından çıkıldıktan sonra köprü istikametine giderken soldaki köşede üç katlı bir binası vardı.
Binanın alt katında genellikle İngiliz ürünü mallar satılan bakkal bulunuyordu.
6* Con, İngiliz malları sattığı için müşterileri arasında İngilizler çoktu. Bu nedenle binanın ikinci katını lokantaya çevirmiş ve içecek olarak İngilizlerin sevdiği içki olan viski servis etmeye başlamıştı. Mekanda başka içki bulunmuyordu.
7* Mustafa Kemal ve Ali Fuat o dönemde İstanbul'da askeri okul öğrencisi olarak bulunuyordu. Askeri öğrencilerin içki içmesi yasak olduğundan, inzibatların pek dolaşmadığı, gözden uzak mekanlar, öğrenciler için idealdi ve Con'un lokantası tam da böyle bir mekandı.
8* Con'un lokantasını keşfeden Ali Fuat ve Mustafa Kemal sıklıkla buraya geliyor ve yakalanma korkusu yaşamadan içkilerini içiyordu.
Şifreleri "Çok ayıp oldu, bu hafta Con Paşa'ya uğrayalım" cümlesiydi. Bu cümle kuruldu mu istikamet Con'un lokantası demekti.
9* Mekanda viskiden başka içki olmadığı için mecburen viski içiyorlardı. Tadını yumuşatması için soda kattıkları da oluyordu. Zamanla bu içkiye alışmışlardı.
Atatürk ve Ali Fuat'ın viskiye nasıl alıştığının macerasını dinleyen Edward, Londra'ya dönünce ilk iş olarak...
10* Edward, Londra'ya dönünce ilk iş olarak Atatürk ve Ali Fuat Cebesoy'a özel koleksiyonundan birkaç kasa viski hediye gönderdi.
Kısacık bir videonun ardında bile ne çok anı bulunabiliyor...
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Siyasetçi gelecek seçimleri düşünür, devlet adamı gelecek nesilleri...
Churchill
Siyasetçiler "memleketin menfaati için yapılması gerekenler" ile "oyların artması için yapılması gerekenler" arasında kaldığında çoğunlukla oyu tercih eder. Çünkü iktidarını kaybetmek siyasetçiler için memleketin zarar görmesine oranla çok daha vahim bir sonuçtur.
Siyasetçiler, kendilerinin yönetmesi halinde memleketin daha çok fayda göreceği konusunda kendilerini muazzam derecede kandırabilme potansiyeline sahiptir. İşler kötü gitse dahi diğerlerinin yönetmesi halinde çok daha kötü olabileceğini düşünerek kendilerini avutabilirler.
Size çok iyi haberlerim var. Şu videodaki haydutu hatırlarsınız. Metroda elindeki silahıyla insanları tehdit etmiş ve tutuklanmıştı. Bugün yargılanması sona erdi ve 11 yıl 2 ay 15 gün ceza aldı.
Ama asıl güzel haber bu değil.
Bu haydutun yaptığı şey hakaret etmek ve silahla tehdit etmek değildi. Bunun çok ötesinde insanların sokakta huzurlu ve güvenli bir şekilde dolaşmasını engellemekti. Yani bu haydut bir nevi terör estiriyordu.
Özetle sadece metrodakileri değil, tüm toplumu tehdit ediyordu.
Nitekim dosyaya bakan savcı hanım da durumu böyle yorumlamış ve haydutun tutuklanmasını talep etmişti. Savcı hanımın gerekçesinde işaretlediğim bölümü dikkatle okuyun:
Tüm kadınların özgürce yaşama, sokakta bulunma ve hayata devam etme hakkına saldırıdır.
Eğer HDP gerçekten Kürtleri düşünseydi, karşı çıkacağı ilk şey bu feodal kültür olurdu. Ağalar ve marabalar ayrımını yıkmak için mücadele ederdi.
Ama bunu yapmadılar. Kendi feodal yapılarını kurdular. Marabaları gördükleri insanları dağa, çocuklarını yurt dışına gönderiyorlar.
Tarih bize gerçeği apaçık gösteriyor:
Kemalistler feodal yapıyı yok etmek ve insanları feodal/dinci yapılardan kurtarmak için çabaladı. Bu uğurda isyanlarla mücadele etti. HDP işte o isyan eden feodal/gericilerin yanında. Bunlar tesadüf değil.
Rusya'da savaş karşıtlığı güçleniyor ama bu Putin için önemli bir sorun değil. Onun asıl sorunu "kendisini destekleyen grupların" cephedeki kötü gidişat için günden güne hayal kırıklığına uğramasıdır.
Aşırılıkçı Putin yanlıları artık başarı istiyor. Ve tahammülleri azalıyor.
Ukrayna Herson'u geri aldığında aşırıkçılar hayal kırıklığına uğradı. Rus generallerin görevden alınmasını istediler. Şimdi Kerç köprüsü vuruldu ve bunu "kırmızı çizginin ihlali" görüyorlar.
Aşırılıkçılar Ukrayna'nın dümdüz edilmesini hatta nükleer silah kullanılmasını istiyor.
Şayet Putin geri adım atmak zorunda kalırsa, onu ölümüne destekleyen aşırılıkçılar hayal kırıklığına uğrayacak. Eğer onların taleplerini yerine getirirse bu defa Rusya için ikinci bir Afgan macerası olası.
Putin'in asıl sorunu kendisini destekleyenleri kaybetmesidir.
Dezenformasyonla Mücadele Yasası'nın dezenformasyonu engelleyebileceğini düşünmüyorum. Aksine artıracaktır. Hatta bunun nasıl olacağını bile şimdiden görüyorum. Bu yasa en çok yurt dışında bulunanları sevindirecek. Ve dezenformasyon böyle çoğalacak.
Nasıl olacağını anlatayım.
Bir kere önce sorunun adını doğru koymak gerekiyor. Meselenin özünde "sosyal medya dezenformasyonu" yok, aksine "iddialar ve şüpheler yığını" var.
İnsanlar ortaya atılan hemen her bilgiden, her haberden ve her gelişmeden şüphe duyuyor.
İnsanların sürekli iddialar etrafında dolanması ve yoğun şüpheler hissetmesinin nedeni ise ülkeyle ilgili hemen her konunun "politizasyon" gerçeğine maruz kalmasıdır.
Her konuda dibine kadar politize olunuyor çünkü meselenin özüne bakmak yerine "siyasi tarafından" bakılıyor.