Tuncer Şengöz Profile picture
Rocker 🤘 Rock will never die!
Rahmi Tulçalı Profile picture Salim Helvacıoğlu Profile picture s̴o̴r̴g̴u̴l̴a̴T̴R̴🇹🇷 Profile picture Tabula Rasa Profile picture umitbekar Profile picture 8 added to My Authors
25 Oct
Literatürde Elliott dalgalarının karakteri şu şekilde tanımlanıyor:

1. Dalga: Uzun sürmüş bir trendin ardından başlar; şaşırtıcıdır; dalganın yapısı, niteliği ve devamı spekülasyona açıktır.

(Nereden çıktı? Neden oldu? Yayılma hızı ne? Aşı ne zaman çıkar? Nasıl korunuruz?)

>>
2. Dalga: İlk dalga fazla uzamadan sona erer. Bir önceki trendin gücü yeniden baskın olur, dalga hızlı bir şekilde söner, büyük bir geri alış yapar, ancak tümüyle yok olmaz

(Tecritler, karantinalar, kapatmalar, acil ve sert önlemler, mali paketler, vs..)
3. Dalga: Düzeltmenin ardından dalga çok güçlü bir şekilde geri döner; hacimli ve momentumludur. Tereddütleri olanları da ikna eder. En uzun dalga ve "temel ralli"dir.

(1. dalgadaki önlemlerin sürdürülemez olduğu anlaşılır, tecrit, vs. uygulanamaz, trendin gücüne karşı konamaz)
Read 7 tweets
24 Oct
Geçen hafta genel olarak küresel piyasalarda ve dünyada olan bitenle ilgili görüşlerimi yazmıştım. Bugün de ABD borsalarında olan bitene ve ABD'de başkanlık seçimi ve devamında neler olabileceği ile ilgili görüşlerimi yazacağım>
Elliott Dalga Prensibi'nin temel yaklaşımı, piyasalarda oluşan fiyat hareketlerinin fraktal olduğu ve standart kalıpları izlediği temel anlayışına dayanır. Başka bir deyişle, fiyatlar rastgele balonlar gibi uçuşmaz, her derecede düzgün ve düzenli kalıpları izleyerek ilerler
ABD borsalarını da bu anlayışla analiz edecek ve bir sonraki aşamada neler olabileceğini kestirmeye çalışacağım. Bu analizde özellikle bir kalıbın üzerinde duracağım: Yassı düzeltme. Bu kalıbın üç alt versiyonu var: Düzgün, genişleyen ve hızlı yassı.
Read 28 tweets
17 Oct
1/25. Kaldığım yerden devam ediyorum:

2/25. ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde zirve, 15.8 ile 1981 yılında görülmüştü. Sonraki yıllarda önce küçük, daha sonra daha büyük bir OBO oluştu. İkinci OBO boynu kırıldıktan sonra da büyük bir düşüş başladı.
3/25. ABD 10 yıllık tahvil faizi 2018 sonunda 3.24 idi. 2019'dan itibaren hızla düşmeye başladı. Covid paniğinde faiz 0.398'e kadar geriledi. Bu panikte, 10 yıllık tahvil faizleri ABD tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Panik geçici miydi, yoksa sırada eksi faizler mi var?
Read 25 tweets
17 Oct
1/25. Grafiklerimize ve grafikler üzerinde görünür hale gelen trendlere geçmeden önce, bazı rakamsal büyüklükler üzerinden 2020 itibarıyla dünyanın görünümünü tespit edelim:
2/25. Dünyada varlıkların toplam değeri 360 trilyon $. Zenginliğin yeryüzündeki coğrafi dağılımı:

Kuzey Amerika (ABD+Kanada) : %31.8
Avrupa: %25.2
Asya/Pasifik (Çin ve Hindistan hariç) : %18
Çin: %17.7
Hindistan: %3.5
Latin Amerika: %2.7
Afrika: %1.1
(Türkiye: %.8)
3/25. Varlıkların değeri günümüzde piyasa değerleri ile hesaplanıyor. 19. yy'da servet ağırlıklı olarak (~%70) tarım arazileriydi, günümüzde ise servet çok büyük bir ağırlıkla finansallarda (tahviller, hisse senetleri, tasarruflar ve diğer finansallar) ve gayrı menkulde tutuluyor
Read 25 tweets
13 Oct
İnsanlık tarihi boyunca kahramanlar, özgürlük, eşitlik ve yüksek değerler getiren insanlar olmuştur. Çağımızda artık kahramanlar yok. Zenginliği tek başarı ölçütü kabul eden kapitalizmin de zihinlerde meşruiyetini sürdürebilmek için Elon Musk gibi şarlatanlardan başka barutu yok.
Filmin ana fikri şimdiden belli: Tesla'da, Space-X'de, Neuralink'de ve Musk'ın diğer şirketlerinde çalıştırdığı binlerce mühendisin, teknisyenin, on binlerce çalışanın zerre önemi yok. Musk'ın devletlerle, lobilerle ilişkilerinin de önemi yok. O bir dahi, bir vizyoner ...
Yaşı benimkine yakın olanlar bu resmi görür görmez hatırlayacaktır: 28 Ocak 1986 yılında gerçekleşen Challenger kazası. Challenger mekiğinin yeryüzüne dönüşü dünya televizyonlarından canlı yayınlanıyordu. O yıllarda uzay yolculuklarına yoğun bir ilgi vardı
Read 13 tweets
15 Sep
Apple, Amazon, Microsoft, Google/Alphabet ve Facebook'un toplam piyasa değerinin S&P500'ü oluşturan diğer 495 şirketin toplam piyasa değerini geçmesi konusunu biraz daha irdeleyelim:

İki soru:

1. Bu şirketlerin değeri balon mu?
2. Bu şirketleri bu kadar değerli yapan nedir?
Modern tarih aynı zamanda bir balonlar tarihi; 17. yüzyıl Hollanda lale piyasasından günümüze, sayısız piyasa balonlaştı, bu balonların hepsi patladı, ancak balonlaşma dinamiği (henüz) sona ermedi. Dolayısıyla bu beş şirketin toplam piyasa değeri (çoktan) balonlaşmış olabilir.
Ancak bu beş şirketi ve bazı yeni ekonomi/teknoloji şirketlerini genel yatırım histerisinin dışında "değerli" kılan bir dinamiğin işlediğini düşünüyorum. Başka bir deyişle, sıradan bir köpükleşmeyle değil, çok daha kalıcı ve tehlikeli bir dinamikle karşı karşıyayız.
Read 21 tweets
18 Aug
Madem nerde o eski tivitler'e konu olduk (bunlar genellikle çok iyi trend sonu göstergeleridir), birkaç grafikle uzun vadede nerelerdeyiz ona bakalım.
USDTL, Mevsimlik grafiği:
i) 1990'lardaki trend açısıyla, 2008 sonrası trend açısı: İlkinde çok dik açıyla ve hemen hemen kesintisiz yükselirken, ikincisinde daha yatay bir açıda ve kesintilerle ilerliyor. İlki çok yüksek enflasyon, ikinci dalgalı kur ve düşük enflasyon dönemi.
ii) 2002-2008 yatay dönemine girerken, mevsimlik RSI hızla azalıyor, önce tepede bir negatif uyumsuzluk veriyor, ardından hızla 50'ye geriliyor. Yükseliş öncesinde RSI göstergesinde tOBO, boyun kırıldıktan sonra trend başlıyor. Mevsimlikte RSI OBO yapıyor olabilir.
Read 16 tweets
14 Aug
Altın, dolar, gümüş, hisse senetleri, politika, pandemi, göçmenler, göçemeyenler, belediyeler... Hararetli gündeme karşıt fikirlerle biraz daha limon sıkalım:
1. TR'de altın bazında asgari ücret argümanının demagoji olduğunu dün yazmıştım. 2002-2020 arasında ons altın 6 kat arttı. Dünyanın hiçbir ülkesinde ücretler bu oranda artmadığı gibi, altın bazında ücret hesaplamasının bir geçerliliği yoktur. Peki $ bazında asgari ücret ne oldu?
Brüt asgari ücret 2002 yılında 150$ civarındaydı. 2007 yılında 400$, 2011'de 500$'a yükseldi. 2011-2018 arasında 500$ civarında yatay seyrettikten sonra 2020 Ağustos itibarıyla 400$'a geriledi. Özetle, 2002-2018 arasında asgari ücret $ bazında 3 kata yakın arttı.
Read 21 tweets
7 Aug
Hani hep deniyor ya, Türkiye eskiden de pek matah bir ülke değildi, katılmıyorum; Türkiye eskiden matah bir ülkeydi. Sorunları yok muydu? Tabi ki vardı. Hangi ülkenin sorunları yok ki? Bugünlerde kafamdan atamadığım ve beni çok rahatsız eden bir düşünce var, paylaşayım>
ODTÜ (adı üzerinde Orta Doğu) bu bölgedeki ülkelerden öğrenci kabul eden üniversitelerden biri. 1980/90'larda, yurtlarda, sınıflarda Orta doğu ülkelerinden gelen bir sürü arkadaşımız vardı: İran, Irak, Nijerya, Pakistan, Malezya, Sudan. Genellikle bu ülkelerin en parlak çocukları
O yıllarda da bu ülkelerin hepsi sorunluydu. İran'da devrim olmuş, Irak'la savaş halinde. Pakistan'da askeri darbe olmuş. Sudan zaten hep sorunlu bir ülke. Pakistanlılar çok genç yaşta gelirdi, 15-16 gibi. Çok akıllı ve çalışkan çocuklar, genellikle bölüm birincileri olurdu.
Read 14 tweets
2 Aug
Biraz USDTL konuşalım mı? Çayınızı kahvenizi hazırlayın. Uzunca bir akışla neler olup bittiğini gözden geçirelim.
USDTL ve genel anlamda görünümü iki aşamada değerlendireceğim: 1) Teknik analiz 2) Olan bitene benim bakışım. İlk bölümde kaçınılmaz olarak teknik terminoloji kullanacağım. Teknik terminolojiye alışkın olmayanlara, bu bölümde kullanılan teknikleri araştırmalarını tavsiye ederim
Üzerine konuşacağım ilk grafik bu... Önce bu grafiğin hikayesine bakalım. Bu grafikte kutu içine aldığım bölgenin sınırlarını 2018 Ağustosundaki uzun bir aylık çubuk belirliyor. Çubuğun en düşüğü 4.90, en yükseği 7.24. Daha sonraki 23 ay, bu çubuğun sınırladığı alanda geçiyor.
Read 36 tweets
14 Jul
Adalet Ağaoğlu şüphesiz ki, Türk edebiyatında bir satırbaşı idi. Edebiyat yorumcusu olmadığım için, romanlarını bir uzman gözüyle değerlendirecek yetkinliğe sahip değilim, ancak iyi bir okur olduğumu düşünüyorum. Fikirlerimi bu bağlamda ifade edeceğim>
Daha önceki bir akışta yazmıştım; Türk edebiyatında ve Türk sinemasında Anadolu beyaz yakalı orta sınıfının çok yüzeysel bir şekilde ve genellikle çoğu hatalı ve yanıltıcı klişelere bağlı olarak ele alındığını düşünüyorum. Bu anlamda popüler kültürün en büyük eksiğidir.
Tanzimat ve Meşrutiyet dönemi aydınlarınınAnadolu insanını hiç tanımadığı söylenir; doğrudur. Aynı şekilde Cumhuriyet dönemi aydınları da Anadolu halkını tanımazlar. Çoğu İstanbul ve Ankara kökenlidir; Cumhuriyet sonrası doğan yeni sınıflar hakkında bilgileri çok yüzeyseldir.
Read 14 tweets
12 Jul
Biraz da tarih felsefesi üzerine konuşalım. Kişilerin, fikirlerin, teknolojinin tarihin akışı üzerindeki etkisi nedir? Neden midirler, yoksa sonuç mu? Doğrudan ve birincil bir etkide mi bulunurlar, yoksa başka gelişim dinamiklerinin sonucu olarak mı ortaya çıkarlar?
Altyapı-üstyapı ilişkileri, Marxist toplum kuramının en önemli unsurlarından biridir. Bu kurama göre altyapıyı üretim ilişkileri ve üretici güçler arasındaki sınıf ilişkileri oluşturur. Fikirler, değerler, ahlaki normlar, tarihi figürler, teknoloji, vs üstyapıyı oluşturur.
Altyapı mı üstyapıyı belirler, yoksa üstyapı mı altyapıyı? 1960/70'lerin entelektüel dünyasında uzun uzadıya tartışılmış bir konuydu. Diyalektik materyalizme göre altyapının neden, üstyapının ise sonuç olduğu görüşü ağırlıktaydı, tersini savunanların idealist olduğu söyleniyordu.
Read 21 tweets
14 Jun
Özellikle son 10-15 senede Türkiye'de yeni bir insan tipi ortaya çıktı. Kendisi gibi olmayana her türlü saldırıyı - ki buna cinsel taciz iması da dahil - meşru gören, her toplumda ahlaksızlık, bayağılık olarak görülen bir davranış biçimini neredeyse övünç konusu haline getiren>
Bu insan tipi belki hep vardı, ancak bugün uluorta beyan ettiği bayağılığı asla bu kadar cesaretle dile getiremiyordu. Ne tür bir değişim yaşandı da, bu seviyesizlik küçük kapalı ortamlarda bile değil, yüzbinlerce insanın okuduğu sosyal medyada kolayca dile getirilir hale geldi?
On yıllar önce ideolojik ayrılıklar olsa da, hatta insanlar bu ideolojik ayrılıklar nedeniyle birbirinin gırtlağına da sarılsa, bütün sosyal gruplarda asgari bir ahlaki ölçüt vardı. Bu ahlaki ölçüt, çatışan tarafların ideolojik farklılıklarına karşın bir ortak paydaya dayanıyordu
Read 12 tweets
30 May
Konumuz madem İstanbul fethinin 567. yıldönümü, mitlerden ve masallardan arındırılmış bir tarih yorumuyla 6 yy. öncesine bakalım. Tarihçi değilim, tarihçi sosyal medya arkadaşlarımın eleştirilerini peşinen kabul ediyorum. Burada ifade edeceğim görüşler sadece beni bağlar>
15. yüzyılın başında, dünyanın ve Anadolu'nun durumu ne? Yaklaşık yarım yüzyıl önce dünyayı kasıp kavuran veba salgını, yerleşik olan ne varsa yıkmış. Avrupa nüfusunun yarıya yakını bu salgında ölmüş, kentler, kasabalar yıkılmış, tarlalar işlenemez hale gelmiş>
Kentler arasındaki lojistik ağlar çökmüş. "Emek" karaborsaya düşmüş. Ordular ve yerel iktidarlar zayıflamış. 1350 civarında başta Avrupa, dünya perişan bir halde. Aynı dönemde Moğol İmparatorluğu çökmüş, ancak İmparatorluk bakiyesi hanedanlar Anadolu'yu tehdit etmeye devam ediyor
Read 32 tweets
15 Apr
SSCB çökerken şöyle klişeler vardı: Kadınlar naylon çorap bulamıyor. Halk sosis isterken devlet nükleer başlıklı silah yapıyor. Fabrikalar ağır sanayi malları üretirken sabun ve havlu bulunamıyor. Bu klişelerde haklılık payı yok değildi. Halklar çoğunlukla plan değil pilav ister.
Ama bazen de halklar hastane ister, aşı ister, bedava sağlık hizmeti, ucuz ilaç ister. O zamanlarda halka dönüp, biz bastığımız paraları, bankaları ve finans kuruluşlarını kurtarmak için harcadık. Buyurun size toplu mezarlık demek kolay değildir.

amerikaninsesi.com/a/new-york-ta-…
Geleceği seneler öncesinden bilinen bir salgın hastalığa tedbir almak yerine, hedge fonlarını kurtarır, yatırım bankalarının bilançolarını toksik varlıklardan temizlemek için milyarlarca dolar harcarsanız, halka solunum cihazı bulamıyoruz demek zordur.

cumhuriyet.com.tr/haber/chomsky-…
Read 8 tweets
1 Apr
Akışım korku ve panik içindeki twitlerle dolu.

Birileri "hangi vasfınla bu konuda ahkam kesiyorsun", veya "şimdi bunları yazmanın zamanı mı", veya "yazdıklarınla insanları tedbirsizliğe sevk ediyorsun" demeyecekse corona salgını ile ilgili iyimser bir şeyler yazmak istiyorum.
Corona virüs salgının başladığı ilk günlerde, Wuhan'daki vaka analizleri sonucu hastalığın ölüm oranının %2 ile %3.4 arasında bir yerlerde olduğu düşünülüyordu. Çin'de veri sayısı arttıkça, ölüm oranı tahminleri aşağı çekildi ve %1.38 olarak revize edildi.
30 Mart tarihli son araştırmaya göre, hastalık belirtisi göstermeyen, asemptomatik vakalar da dahil edildiğinde virüsün ölüm oranı ile ilgili tahminler %0.66'ya kadar geriledi. Bugünlerde Çin, asemptomatik vakaları da tespit etmeye girişti. Belki de ölüm oranı daha da gerileyecek
Read 25 tweets
21 Mar
Ben bütün uyarılara rağmen asker uğurlaması yapanları, stadyumlarda, camilerde, Dünya Kadınlar Günü'nde, parti toplantılarında bir araya gelenleri, bugün Caddebostan'da dolaşanları eleştirenlere katılmıyorum. Eldeki malzemeden kapasitesinin üstünde bir şey yapmasını istiyorsunuz>
Bu insanlar senelerdir çok kötü bir eğitim sisteminden geçiyorlar. Türkiye'de lise mezunu bir insan için en büyük kazanç okuma yazma ve dört işlem yapmayı öğrenebilmiş olmasıdır. Üniversite sınavlarında test çözme becerilerine de fazla önem atfetmeyin, test çözme mekanik işlemdir
Etrafınızdaki insanların %90'ından fazlası temel biyoloji bilgisine sahip değil. Virüsün ne olduğunu tarif edebilecek çok az insanla beraber yaşıyorsunuz. Virüsün bir canlı bedeninde neden tahribata yol açtığını anlayıp kavramış olanlar ise daha da az.
Read 15 tweets
7 Mar
Bu uzun #thread'e başlamadan önce uzun vadeli perspektifimi ve yöntemimi kısaca özetlemek isterim:

2008 finans krizi ve onu takip eden 2010 Avrupa krizi amiyane tabirle "bağıra bağıra" gelen bir krizdi. Bütün grafikler ve Elliott dalga sayımları ciddi bir krizi haber veriyordu.
Teknik analiz ve EDP analistlerinden o krizi öngörememiş olan yoktur sanırım. ABD borsalarında düşüş başladığında bunun çok derinlere gideceği ve bütün piyasaları etkileyeceği o dönemde çok yazıldı, çizildi.
O yıllarda Merkez Bankaları enflasyonla mücadele etmeye çalışırken, pek çok insan krizle beraber yeni bir "emtia supercycle" başladığını iddia ederken, Elliott analistleri tam tersine asıl sorunun deflasyon olduğunu, emtia fiyatlarının ise (başta petrol) çökeceğini iddia ediyordu
Read 26 tweets
29 Dec 19
Geçen sene sonundaki değerlendirme ve tahminlerimi dün yazdığım akışla gözden geçirmiştim. Bugün de 2020 ve sonrasına yönelik değerlendirmem paylaşacağım.
Dünyada her 30-35 senede bir siyasal/ekonomik statüko ve buna bağlı paradigma değişimi yaşanıyor. Türkiye'de de dünyadaki bu değişimlere bağlı bazı değişimler yaşanıyor. 2020 yılının bu çevrimsel değişimler içinde nereye oturduğuna bakmadan önce yakın tarihe göz atalım:
Yakın tarihteki ilk büyük değişim 1944-50 arasında yaşanmıştı. WWII bitişinin ardından Bretton Woods anlaşması, BM, NATO, IMF ve Dünya bankasının kuruluşu, sonraki dönemin temel paradigmalarını belirleyen gelişmelerdi. Sonrası iki bloğa bölünmüş dünyada soğuk savaş dönemidir.
Read 48 tweets
19 Nov 19
Enver Aysever'in dün Cumhuriyet'te yayınlanan yazısının ana fikri: Beyaz yakalılar da işçi sınıfına aittir ve "gün gelecek yapayalnız, çaresiz, işsiz, işlevsiz, belki de parasız kapı önüne konacak(lar)." Yazıda ifade edilen görüşlere iki itirazım var.

cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/170…
Birinci itirazım: Marksist bakış açısıyla gerçekten de beyaz yakalılar, tıpkı mavi yakalılar gibi, "ürettiği artı değere el konulan" işçi sınıfına aittir. Ancak bu yaklaşım, özellikle de günümüz dünyasında tartışmaya açık ve doğruluğu oldukça kuşkulu.
Sınıf kavramını sadece ekonomik ilişki biçimi ile değil, aynı zamanda kültürel aidiyet ve statü kavramları ile beraber ele aldığımızda kol emeği ile geçinen mavi yakalılarla, beyin emeği ile geçinen (ağırlıklı olarak büro çalışanı) beyaz yakalılar arasında pek az benzerlik var.
Read 12 tweets
7 Nov 19
Ben dünya genelinde ve Türkiye özelinde büyük bir entelektüel çıkmaz yaşandığı fikrindeyim. Dünyadaki bütün büyük toplumsal değişimlerin öncesinde ciddi düşünce ve sanat akımları olmuştur. Bu akımlar büyük değişimlerin estetik, düşünsel ve davranışsal zeminini oluşturur.
Rönesans, reformasyon, sanayi devrimi, aydınlanma ve 20. yüzyılın büyük sosyal patlamaları, teknoloji devrimi. Her bir durakta bir büyük sanat ve düşünce akımının olduğunu görürsünüz. Bu, Türkiye tarihi için de böyle.
19. yüzyıl sanat ve düşünce akımları olmasaydı cumhuriyet ve devrimlerin tabanını oluşturan aydınlar ve toplumsal zemin olur muydu? Ya da meslekleri alın; meslekler ve uzmanlıklar birdenbire ortaya çıkmaz; çok uzun yıllar içinde ve çok büyük zahmetlerle oluşur.
Read 11 tweets