İran le diyaloğu desteklemeleri kendileri açısından doğru bir tutum. Zira görüşmelerin/anlaşmanın olmaması İran'ı nükleer konusunda daha fazla tahrik etmesine yol açıyor. Görüşmelerin olmadığı ve İran'ın nükleer konusunda daha yoğun faaliyet yürütmesi, askeri seçenekleri gündeme
getiriyor. Bunun gündeme gelmediği ve anlaşmanın olmadığı durumda İran'ın nükleer bir güç olarak bölgede etkinliğini artırması Suudi Arabistan için ciddi bir kaygı konusu. Ancak olası bir askeri saldırının da bölgesel çatışmaları ve istikrarsızlığı yaratma ve büyütme riski var.
Bu da Suudi Arabistan ve bölgedeki bir dizi başka ülkeyi kötü etkileyecek bir senaryo. İşte bu nedenle Suudi Arabistan, istemeyerek de olsa, diyalog/anlaşma çağrısı yapıyor. İstemeyerek diyorum çünkü görüşmelerin de İran'ı durdurmadığının farkındalar.
Bu yüzden Suudi bakan, ABD ile İran arasındaki nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusunun Körfez ülkeleriyle 'tam anlamıyla' istişare edilmesi gerektiğini söylemeden geçmiyor.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı bu açıklayı yapsa da, iki ülke bugün yine ekranlar karşısında birbirlerini "bölgedeki istikrarı bozmak ve terörizmi desteklemek"le suçlamaya devam etti
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Prof. Dr. İlber Ortaylı: Milliyet’te sütun yazarlığına 20 yıl önce başladım. İlk yazım, gençlerin niçin göç ettikleri üzerineydi. 2000'de yazı hayatıma bu problemi tartışarak başladım. 20 yıl sonra hiçbir şey değişmedi, son zamanlardaki şartlar dolayısıyla durum daha da ağırlaştı
İlber Ortaylı: Devlet yönetimi nepotist dediğimiz akrabacı, hemşerici, kulüpçü ve tarikatçı bir anlayışın elindedir. Bizzat sağ ve soldaki siyasi partilerde bile bu yapılanma görülmektedir. Yetenekli genç insan enerjisini ve mesleki aşkını dökeceği bir kanal bulamamaktadır.
İlber Ortaylı: Özel sektörde bile bu özellikler işletmecilik mantığına aykırı şekilde görülmektedir. Orada daha tehlikeli bir durum vardır, şirket sahiplerinin içinde megaloman yapıdakiler bizzat istihdam ettikleri gençlerin hiçbir fikrini ve projesini ciddiye almazlar.
Aslında geliyorum diyen bir durumdu ne yazık ki. Zira Eekim 2019'da Ermenistan'ın başkenti Erivan'da bir Ar-Ge ofisi açmıştı Xilinx. 3 milyondan az nüfuslu Ermenistan, yarı iletken ve EDA alanında çalışan Synopsys, Mentor Graphics gibi teknoloji firmalarını çekmeyi başardı.
Ama 80+ milyonluk nüfusuna karşın Türkiye bu firmaları çekme konusunda ne yazık ki yetersiz kalıyor. Ermenistan'ın başarılı olmasında ülkenin yürüttüğü lobicilik faaliyetlerinin payı inkâr edilemez. Türkiye'nin de başarısızlığında da lobicilik yapamamasının payı.
Sonuç olarak Türkiye'nin önünde duran seçenekler;
1- Bu alanlardaki firmaları ve diğer high-tech firmalarını Türkiye'de Ar-Ge ofisleri/üretim üsleri kurma konusunda teşvik etmek, 2- Bu ürünleri ortaklıklar yolu da dahil olmak üzere bir şekilde yerlileştirmek.
Yeni ödeme yöntemleri, sanal varlıklar, dijital/kripto paralar,... Global finansal teknolojinin son yıllarda ortaya koyduğu hızlı dönüşüm, bir dizi yeni tartışmayı ve güvenlik riskini de beraberinde getirmiş durumda. Birçok devlet, bu yeni duruma dair pozisyon alma arayışında.
𝕱𝖎𝖓𝖆𝖓𝖘𝖆𝖑 𝖙𝖊𝖐𝖓𝖔𝖑𝖔𝖏𝖎, finansal arenada uygulanan bir dizi teknolojiyi tanımlayan geniş bir terimdir. Kredi kartlarından erken sürüm cep telefonu ödeme uygulamalarına, bankadan bankaya ödeme platformlarına, borsalara ve ödeme mekanizmalarına kadar onlarca yıllık
dijital ödeme teknolojisi evrimini kapsar bu kavram. Örneğin, sınır ötesi ödemelerde, 𝐒𝐖𝐈𝐅𝐓 gibi uzun süredir devam eden finansal teknoloji geliştiricileri ve blockchain tabanlı yerleşim mekanizmalarını ve yeni transfer yöntemlerini araştıran şirketleri içerir.
Suudi Arabistan'ın gönderdiği silah yüklü bir gemi, Yemen'e ait Sokotra adasına ulaştı.
BAE destekli Güney Geçiş Konseyi (STC), silahlı unsurları arasındaki gerginlik ve küçük ölçekli çatışmalar sonrası El Nasr kampını kontrol etmek için bölgeye büyük bir askeri güç sevk etti.
ABD uçakları, Yemen'in güney sınırında uçuş gerçekleştirdi. Dün de ABD'nin Yemen büyükelçisi, Güney Geçiş Konseyi'ni ziyaret etmişti.
Madem İsrail-Türkiye meselesi gündeme geldi, sizlerle, İsrail’in eski Dışişleri Bakanı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı Silvan Şalom'un Ağustos ayı içinde yaptığı bir açıklamayı paylaşmak istiyorum. Zira kendisinin söylemleri bazı noktaları anlamak konusunda veri barındırıyor.
Şalom, görev süresi boyunca (2003-2016) birçok Körfez, Arap ve İslam ülkelerini ziyaret ettiğini ve bu bölgelerde çok sayıda yetkiliyle görüştüğünü söylemişti. Bu görüşmelerin bir kısmının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girişimiyle ve Türkiye'de gerçekleştiğini belirtmişti.
Şalom şöyle devam ediyordu: “Filistinlilerle çatışmaya çözüm bulmadan önce İsrail ve Arap ülkeleri arasında ilişkiler kurmanın, bu çatışmanın çözümüne daha fazla yardımcı olacağına ikna olmuştum. Halen de aynı düşünüyorum.
Çin, su kaynaklarına yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Su Kaynakları Bakanlığı yaptığı açıklamada, Çin'in önümüzdeki beş yıl içinde harap olmuş su rezervaurlarını güçlendirmek için yaklaşık 100 milyar yuan (yaklaşık 15,2 milyar ABD doları) yatırım yapılacağını açıkladı.
#Konuşanİstatistikler
💧Çin, dünya tatlı su kaynaklarının %7'sine sahip.
💧323 milyon kişi hijyenik koşulları uygun suya erişemiyor.
💧Her yıl 190 milyon Çinli, sağlıksız su nedeniyle rahatsızlanıyor.
#Konuşanİstatistikler
💧Her yıl 60 bin Çinli, kirli su nedeniyle ölüyor.
💧Nehirlerin %29'u, rezervuar ve göllerin %40' kirletilmiş.
💧Çin'in su israfı 13 yılda %65 arttı. 2013 yılında 70 milyar ton iken 2000 yılında 41.5 milyar tona ulaştı.