Apartmanların oluşum süreci:
Çoğunlukla 19.y.y. itibariyle yaygınlaşan apartman özelliğinde yapılar, coğrafyamızda başta İstanbul olmak üzere yapılaşma süreci içerisinde artan konut fonksiyonu kullanımı ile karşımıza çıkmakta.
Bir bakıma ataerkil aile geleneğinden kopuşu da simgeleyen bu değişik kullanımın İstanbul’un repertuarında yer alışı 20.y.y.da da sürüyor.
Tanzimat sonrası Galata, Fransız-İngiliz ticaret anlaşmalarının da etkisiyle, özellikle 19.y.y. ikinci yarısından başlayarak yoğun liman faaliyetlerinin yanı sıra, gemi acentaları, bankerler ve çeşitli ticarethanelerin yer aldığı bir iş merkezine dönüştü.
19.y.y.ın ikinci yarısından itibaren sırası ile 1864-1865 yıllarında Galata ile Pera arasındaki fiziksel engelin, yani surların yıkılması ve yeni konut alanlarının açılması, 1870 yangını ile yol ağında köklü değişiklikler yapılmamasına karşın++
önemli miktarda ahşap yapının tasviye edilerek yeni nizamnameler doğrultusunda kagir yapılaşmaya yer açılması ve nihayet 1875’te tünelin hizmete girişiyle yoğun iş merkezi Galata’nın Pera’ya bağlanması, bölgedeki apartmanlaşmaya ivme kazandıran etkenler oluşturmuştur.
Bu etkenlerden biri, İstanbul’un yakındoğu ticaretindeki tartışmasız konumu ve bu konumun kenti batılılar için bir çekim noktasına dönüştürmesidir.
Böylece 19.y.y.a gelindiğinde, bu büyük liman kentindeki ticari faaliyetler ile bu faaliyetleri yönlendiren batılı nüfus, hem Galata ve Pera bölgesinin fiziksel oluşumunda hem de apartman- konutun ortaya çıkışındaki önemli etkenlerden olmuştur.
Diğer bir etken ise, batılışma hareketleri ve bu atılımın getirmiş olduğu durumun bir sonucu olarak Tanzimat ilanının Osmanlı İstanbul’u için bir dönüm noktası oluşudur.
Böylece ortam Haliç’in kuzey yakasını reformların gerçekleştirilmesinde bir eylem alanı olarak görecek ve bu süreci önemli ölçüde etkileyecektir.
Batı kökenli ve yerli azınlıkların oluşturduğu burjuvazi ; konutları için işyerlerine yakın, ancak bu bölgenin sıkışık dokusundan mesafeli olmakla birlikte nispeten renkli bir sosyal hayatın sürdüğü Pera’ya doğru , geçmiş yıllara oranla daha yoğun bir rağbet göstermiştir.
GENEL KARAKTERİSTİKLER
Batı mimarisinin apartmanlarının model alındığı bilinen bu konutların planlarında, en azından Galata bölgesinde, hiç Batı’daki örneklerine benzemeyen düzenlemeler bulunabilmektedir.
Bu bölgenin modernleşme sürecinde ve yapısal anlamda kendini ifade ettiği dönemde adeta bir laboratuar gibi kullanıldığını; mevcut durumun, burada oturacak insanların ihtiyaç ve kullanımlarının ne olduğu göz ardı edilmemekle birlikte modern anlamdaki kullanımların++
yine bir şekilde planlara yansıtıldığını gösterir.
Yapı modern teknik ve malzemelerle inşa edilmiştir. Odalarda konfor şartları sağlanmış, ısınma için bir baca deliği konulmuş, binaların çoğunda giriş katlarında veya bodrumlarda çamaşırlıklar yapılmıştır.
Bunların hepsi farklı yaşam biçimlerinin Osmanlı hayat tarzını değiştirmeye, konut mekanlarının gelişim süreçlerinde etkili olmaya başladığını gösterir.
Galata ve Pera bölgesinde ortaya çıkmış İstanbul apartman konutları bütün yönleriyle tamamen ithal bir konut biçimi olamamış; aksine tasarım düzeninde geleneksel Osmanlı biçimsel özellikleri yanı sıra düzene eklemlenen Batı etkisi ile, İstanbul’a özgü kültür dünyasını yansıtmış.
Pera’daki apartman yapılarının çoğunluğu 4 ile 6 katlı olabilmekle birlikte dar cepheli parseller üzerinde inşa edilmiş bitişik nizam yapılardır. Parselleri kimi zaman tek aile kullanımına ait bazı konutlarınkiler kadar dardır.
Çıkmalar, cumbalar, geniş saçaklar gibi birtakım unsurlar özelinde kent konut mimarisinin geleneksel öğelerini paylaşırlar. Hatta parsel boyutları, cumba modulünün tekrarı, pencere açıklıklarının ritmi gibi unsurlar nedeni ile kimi Pera apartmanları, tek ailelik konutları andırır
PLAN ÖZELLİKLERİ
Oluşumun tasarım yönlerine bakıldığında , Pera’daki apartman konutlar arasında iki farklı plan tipi hemen öne çıkmaktadır; kare plan (orta sofa hol) tipi ve dikdörtgen plan (koridor) tipi.
Hem sofa hem de koridorun birlikte kullanıldığı örnekler de görülmektedir. Nispeten geniş cepheli parsellerde yapımcı her katta iki daire elde etmeyi hedeflediğinde koridor tipi plana ya da karışık plana elvermekte; her katta tek daireyi tercih etmesi halinde ise çoğunlukla++
orta sofalı tipi seçmekteydi.
Bazen aynı bina içinde, farklı karakter ve büyüklükte konutlar planlanmış olması, farklı kimliklerdeki ailelere yönelerek daha çeşitli kesimlere hitap eden konut planlandığını göstermektedir.
Dolayısı ile büyük aileler için az katlı konforlu aile konutları yapmaktan çok , bu dönemde Galata’da çok kira getiren daha az konforlu ve küçük konutlar da planlanmıştır.
FARKLI CEPHELER
Bu dönemde görülen yeni ekonomik ve toplumsal ilişkiler, fiziksel mekandaki ifadelerini yeni semboller aracılığı ile bulmuşlardır.
Yeni sembolik ifade biçimlerine ilişkin arayışı destekleyen bir başka olgu da farklı kültürlerde grupların kendilerine has ulusalcı eğilimlerle etnik kimliklerini yeniden tanımlama ve ortamlarında farklılıklarını görünür kılma çabaları olmuştur.
Bu nedenlerle, batılı mimari üslupları tercih eden yeni bir zevk yaygınlaşmış ve Pera’da bir manada bir 19.y.y. Avrupa kenti imajı dönüşümü gerçekleşmiştir.
Bahsedilen oluşum sürecinde inşa edilen apartmanlardan bu seride bahsettim. Devam edeceğim.
Ütünün icadı 17. yüzyıl başlarına dayanmakta. İlk başlarda giysileri düzleştirmek için ısıtılmış ağır taşlar kullanılırken daha sonra saplı düz demir plakalar ateşte ısıtılmaya başlanmış.
Bu yöntemle ısının uzun süre korunamaması yüzünden demir plakaları oyarak içlerini kömür közüyle doldururlarmış. Kor halinde kömür konularak ısıtılan bu ütüler ise oldukça ağır.
1882'de Amerikalı Henry Seely elektrikli ütüyü icat etti.İki çubuk karbon arasında kurduğu kablolu elektrik köprüsüyle demirin ısınmasını sağlamış.
Tarihi yapılara; toplumu etkileyici, eğitici ve sonunda onları yüceltici bir anlam katmanın en etkili yolu onları "yaşayan birer varlık" konumuna getirebilmektir."
İstanbul’un oldukça önemli ve özel tarihi apartmanlarını, zamana yayarak anlatmak istiyorum.
Mısır Apartmanı-Galatasaray
Yıkılan Trocadero Tiyatrosu’nun arsasına dönemin Mısır Valisi Abbas Halim Paşa’nın kışlık konağı olarak 1910 yılında inşa edildi. mimar Hovsep Aznavuryan’ın tasarladığı Mısır Apartmanı İstiklal Caddesi’yle Acara Sokak’ın kesiştiği noktada bulunuyor.
İstanbul’un ilk betonarme yapılarından olma özelliğini taşıyan apartmanın statik projeleri Fransa’da hazırlanıp, kullanılan malzemelerin çoğunluğu de Fransa’dan getirildi. Art Nouveau tarzındaki bu bina, Paşanın varisleri tarafından apartmana dönüştürüldü.
Bağdat Caddesi, bir diğer adıyla sadece ”Cadde”, İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan ve Kadıköy’e bağlı en popüler semtlerinden biri. Bizans’tan Bu Yana Var Olan Bağdat Caddesi’nin Dünden Bugüne Hikayesine göz atalım..
Bağdat Caddesi’nin tarihi Bizans elindeki İstanbul’a yani Konstantinopolis’e kadar dayanıyor. Bunun yanı sıra, Bağdat Caddesi Osmanlı hakimiyetinde de önemli bir yer tutmuş.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra bile uzun bir süre boyunca, İstanbulluların plaj kültüründe kendi yerini bulan Bağdat Caddesi, hep önemli ve göz önündeki bir yer olmuş.