O GÜZELİM ATLAR!...

Osmanlı Devletinin sonu gelmek üzere olan o karanlık günlerde Mustafa Kemal Halep'te bulunuyor ve İstanbul'a gidecek. Ama tiren bileti alacak kadar bile parası yok.
Tek varlığı zamanla edindiği ve yetiştirdiği atlar, kısraklar. Tek çare, bunları satmak. Gerçi, o denli sevdiği bu hayvanlardan ayrılmak da güç geliyor ona. Ama satacak, para edecek başka hiçbir şeye sahip değil.
"-Salih, bu atlardan birkaçını satıp da İstanbul'a gidebilirim."

Salih (Bozok) atları satma görevini üstleniyor, fakat tek bir alıcı çıkmayacak. Subayların hiçbirinin durumu Mustafa Kemal'den başkaca değil.
Halep'in hali vakti yerinde olanlarının çoğu at meraklısı ama atları alsalar, seferberlik var, ülke savaşta, ordu tüm hayvanlara el koyuyor.

Tam bir çıkmaz, çaresizlik...
İşte tam da bu günlerde Dördüncü Ordu Komutanı Bahriye Nazırı Cemal Paşa, Mustafa Kemal'le Halep'te buluşacak. Cemal Paşa'nın Mustafa Kemal'e eskiden beri sevgisi ve bağlılığı var. Birçok konuda da görüş birliği içindeler.
Bir ara söz dönüp dolaşıp Mustafa Kemal'in para sıkıntısı içinde olduğuna ve atlarına da geliyor:

"-Cemal Paşa, benim bazı cins at ve kısraklarım var. Bunları satmak ihtiyacındayım;isteklisi çıkmadı. Siz buranın eski komutanısınız, bana bir yol gösterir misiniz?"
"-At ve kısraklarınızı önce baytarlarıma muayene ettireyim."

"-Diyarbakır'da iken, Alman ve Avusturyalılar, bu atlarla kısrakların önemli bir servet olduğunu söylediler, kıymetlerinden şüphe etmiyorum, ama öyle yapınız..."
Ve Cemal Paşa, tüm at ve kısrakları iki bin altına alıyor!...
Mustafa Kemal'in İstanbul'a gelebilmesi, savaşımına başlayabilmesi çok sevdiği, yıllardır edindiği, yetiştirdiği at ve kısraklarının sayesinde...
Dahası, Cemal Paşa, bu hayvanları sonradan beş bin altına satacak ve atların ve kısrakların değeri iki bin değil, beş bin altınmış diyerek aradaki üç bin altını Mustafa Kemal'e gönderecektir.
Ve Gazi Mustafa Kemal Paşa da, yıllar sonra diyecektir ki:

"-Bu para, yeni girişimlerimde bana destek olmuştur. Bunu belirtmeyi görev sayarım."
Atlarından, kısraklarından ayrılması kuşkusuz onu çok üzmüştü. Çünkü atları o kadar çok seviyordu ki... Bir tutku idi at sevgisi onda. Onları okşarken elleri sevgi ile titrer gözleri parlardı. Onlarla konuşurdu da. Ve bu sevgi karşılıklıydı.
Seyislerine huysuzluk yapan atlar onu karşılarında görünce hemen terslenmeyi keserlerdi.

Neredeyse çocukları sevdiğince severdi atlarını...
Ankara'da Çiftlik'deki taylarından biri ruam hastalığına yakalanıp da öldürülmesi gerektiğinde, ellerine lastik eldivenler geçirerek tayı birkaç kez okşamadan öldürmelerine izin veremeyecek,
hayvanı okşarken de gözyaşlarını tutamayacak ve ağzından şu sözler dökülecektir:

"-Çocuğum olmadığında hikmet ve isabet varmış. Eğer bir evlat kaybetmek felaketine uğrasaydım kalbim bu elem ve kedere dayanamazdı."
Atları onun arkadaşları gibiydi de. Hem de ölümleri ona gözyaşı döktürecek denli sevdiği arkadaşlar...
"-Bir arkadaş daha bizi terk ediyor bugün Sabiha..." dediğinde acı içinde, Sabiha Gökçen birden irkilecek, o günlerde Gazi Paşa'nın yakınları arasında ölümcül bir hastalığa yakalanmış kim var diye belleğini zorlayacak,
çıkaramayınca da Gazi böylesine üzgün olduğuna göre ölümüne yandığı bu arkadaşının bilmediği ama mutlaka çok sevdiği biri olduğunu düşünürken içeriye Gazi'nin tabancasını elinde tutarak giren bir dosta onun:
"-Durumu nasıl? Hiç umut yok mu?"diye sorması karşısında şaşkınlığı daha artacaktı.

"-Maalesef Paşam! Yok... Herkes elinden geleni yaptı. Böyle daha fazla acı çekmesine müsaade etmeseniz iyi olur...

Bir şey daha söylemek isterim... Gözleri sanki sizi arar gibi..."
"-Arar, arar ya... Atlar insanlardan daha hassas, daha vefakâr ve daha çıkar düşüncesinden uzaktırlar. Bunca yıl bana hizmet etti, bana yoldaşlık etti. O benim kokuma, ben onun kokusuna alıştık.
Birbirimizin huyunu da iyi öğrendik. Yazık oldu hayvanıma..." Evet, o çok sevdiği atlarından biri hastalanmıştı, umar da yoktu, vurulması gerekiyordu acısını dindirmek için. Ona karşı bu son görevi de sahibi yapmalıydı.
Silahını aldı, ahıra doğru yürüdü. Hayvanın ağzından köpükler saçılıyor, karnı acı içinde kasılıp duruyordu.

Gazi, eğildi, mendili ile köpüklerini sildi, yelesini okşadı atının.
"-Oğlum, oğlum! Şimdi bütün acıların dinecek!..." Öptü onu birkaç kez.
"-Sen mi beni arayacaksın, yoksa ben mi seni?"

Doğruldu, silahını hayvanın tam altına doğrulttu. Parmağı tetikte. Ama öyle kalakaldı. Bir yontu gibi. Ve birden gözlerinden yaşlar boşandı. Yağmur yağarcasına.
"-Alın! Alın! Götürün hayvanı buradan! Çok uzaklara götürün. Acı çektirmeden ölmesini temin edin. Gerekirse iğne yaptırın. Uyutun, öyle vurun! Ben düşmanlarımı bile böyle vuramamışımdır ! Bana bunu yaptırmayın..."
Gazi, uzunca bir süre ata binemeyecekti.. Ve günlerden bir gün Çankaya'dayız, sofrasında konukları bulunduğu o gecelerden birinde Gazi yaverlerine buyuruyor:

"-İki gün önce bizim atlardan biri doğurdu. Alıp onları buraya getiriniz."
Konuklar, herkes şaşkın. Salona at getirilir mi hiç? Yaver, duraksıyor.

Gazi'nin,"-Sevelim, görelim, okşayalım." sözleri şaşkınlığa, duraksamaya bir son veriyor.
Çok geçmeden tay ve annesi Yıldız, bakıcıları Kerim'in yedeğinde şeref salonunda. Salonda ayakları kaymasın diye geçecekleri ve duracakları yerlere halılar, kilimler
serilmiş. Gazi, onları ayrı ayrı sevmekte ve eliyle kesme şeker yedirmekte.

Çetin Yetkin-Bende Bir İnsanım (2004)

• • •

Missing some Tweet in this thread? You can try to force a refresh
 

Keep Current with Ahmet

Ahmet Profile picture

Stay in touch and get notified when new unrolls are available from this author!

Read all threads

This Thread may be Removed Anytime!

PDF

Twitter may remove this content at anytime! Save it as PDF for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video
  1. Follow @ThreadReaderApp to mention us!

  2. From a Twitter thread mention us with a keyword "unroll"
@threadreaderapp unroll

Practice here first or read more on our help page!

More from @ATAM_ATATURK_38

4 Aug
16 ŞUBAT 1925'TE

-DÜNYA'DAKİ İLK SİVİL HAVACILIK KURULUŞLARINDAN BİRİ-

TÜRK HAVA KURUMU

(TÜRK TAYYARE CEMİYETİ) KURULDU..
Sabiha Gökçen'e kulak verelim: “Bir yandan askeri havacılık çalışmaları, bir yandan da Türk Tayyare Cemiyeti çatısı altında sivil havacılık çalışmaları yapılıyordu. Vakit buldukça Gazi Paşa da Türk Tayyare Cemiyeti'ne giderek faaliyetler hakkında bilgi alıyordu…
‘İstikbal Göklerdedir' diyor, bunun heyecanını bütün bir ulusa aşılıyor, çalışmalar hakkında sıkça bilgiler veriyordu… Tayyare fabrikaları kurmalıydık. Kendi uçağımızı kendimiz yapmalı, günün birinde ele güne muhtaç hale gelmemeliydik…”

(Gökçen, s. 64,65)
Read 45 tweets
4 Aug
"IŞIK TAŞIYAN ELLER DEĞİŞİR
AMA TAŞIDIKLARI IŞIK İSE ÖLÜMSÜZDÜR..!"
Bu topraklar efsunludur..
Anadolu Rahman'dır..
Bundan binlerce yıl önce "Ben kimim" diyen,
Önce felsefe sonra da bilimin temelini atan filozoflar çıkardı bu Topraklar..
Sonra "Ne Mutlu Türküm diyene" sözü ile de mühürlendi her şey..!
Yaktığını sanırsın ama yakamazsın..!
Böldüğünü sanırsın ama bölemezsin..!
Küllerinden kaç defa doğduğunu bilir misin sen bu Toprakların. ?
Read 4 tweets
2 Aug
HAYALDEN HURDAYA:

TÜRK HAVA KURUMU'NUN 96 YILLIK HİKAYESİ

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Hayalini geniş tut" demesiyle başlamıştı Türk Hava Kurumu'nun hikayesi. Bugün ise her yangın sonrası "neredeler?" sorusunun "kullanılamayacak durumda" denilen cevabı oldu THK'nın uçakları Image
Dört günde 30 ilde 100'e yakın orman yangını…

Yangın öyle bir şey ki 1 kilometre yakınında da olsanız televizyondan da seyretseniz elinizdeki hep aynı çaresizlik. 

(Marmaris yangında en çok zarar gören bölgelerden biri...

Fotoğraf: Ümit Bektaş/ Reuters) Image
Alevler, önüne çıkan her canlıyı, bölgede yaşayanların onlarca yıllık birikimlerini küle çevirirken herkesin ağzında aynı isyan: Şu ateşe su dökecek bir uçak yok mu?
Read 118 tweets
25 Jul
ATATÜRK'E DİL UZATANLARA ŞEREFSİZ, DÜRZÜ DİYEN NEYZEN TEVFİK, ATATÜRK VE TÜRK DÜŞMANLIĞI YAPAN DİNCİLER İÇİN ŞU ŞİİRİ YAZMIŞTI ZAMANINDA:

"Geldikleri gibi gitmediler
kimi itini bıraktı, kimi bitini.
Kimi de p..çini bıraktı.
Yoksa bu kadar şerefsizin bizden olması mümkün değil."
İroniye bakın ki ATATÜRK düşmanlığı yapan dinciler; kendileri için yazılmış bu şiiri bugünlerde Kemalistlere gönderiyorlar.
Kemalistlere İngilizler'in iti, biti diyorlar.

Bakalım İngilizler giderken kimleri bırakmış? İngilizler'in ağzından dinleyelim.
ATATÜRK önderliğindeki Kuvayi Milliye İstanbul'u İngilizler'den geri aldıktan sonra çok meşhur bir İngiliz gazetesi İstanbul'u ellerinden niye kaybettiği ile ilgili bir özeleştiri yayınladı.
The Guardian 16.11.922
Makalenin son paragrafını dikkatle okumanızı rica ediyorum.
Read 7 tweets
25 Jul
DOST DÜŞMAN HERKEZİN, HUZURUNDA SAYGIYLA EĞİLDİĞİ  TEK "LİDER"
Josef STALİN

Rusya'nın tek hâkimiydi.
2.Dünya Savaşından önce ve savaş esnasında milyonlarca Rus'u katletti.Ardından gelen Nikita Kuruşçev Stalin'in anıt mezarını yıktırıp,O'nu sıradan ölülerin gömüldüğü arka bahçeye nakletti.
Mezarına giden yok,ismini duyan Rus başını çevirir.
Winston CHURCHİLL

İngiltere'ye 2. Dünya Savaşı'nı kazandırdı.
- Eşcinsel olduğunuzu iddia ediyorlar, ne diyeceksiniz? diyen muhabire
- İngiltere'yi popomla değil, aklımla yönetiyorum! diyecek kadar kurnazdı.
Savaştan sonra ilk seçimde kaybetti.
Mezarını ziyaret eden yok.
Read 10 tweets
12 Jul
Afganistan Özbek Türkleri kadınları silah tutarken,
Peştun ...****leri sırıta sırıta geliyor..

#SınırlarıKapat
Yavv kimsede bu genç nesil niye geliyor demiyor....
Karısını kızını bırakıp kimin için geliyor...
Soran var mı...
Mülteci dediğin yaşlı olur, kadın olur, çocuk olur...
Gelenler arasında Özbek Türkmen yok. Onlar hem yurtlarını korumaya hem kendilerini tecavüzden cinayetten soykırımdan korumaya çalışıyor.
Read 4 tweets

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just two indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3/month or $30/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!

Follow Us on Twitter!

:(