#Facit, İsveç'in küçük bir şehrinde kurulmuş ve 1932'de ilk 10 basamaklı mekanik hesap makinesini üretmiş bir şirket. X-Y-Z jenerasyonları bilmez; standart hesap makineleri 70'lerde gelmiş bir icat, öncesi işte hep bu facitler.
Makineleri dünya çapında başarılı olunca, Facitman isimli bir maskot bile yaratıyorlar. 100 ülkede ofisleri var ve sektörün "selpağı" oluyorlar... Taa ki 60'ların sonuna kadar.
O sıralarda küresel bir elektronik devi haline gelmeye başlayan Japonlar yeni icat çıkarıyorlar: #elektronik hesap makinesi. Facit bu yeniliğin farkında, günümüzün Sharp 'ıyla ortaklık yapıp bunu da satmaya çalışıyor. Fakat üretici Japonlar akıllanıp kendi yollarına gidiyorlar.
Yeni teknolojinin üstünlüğünü kabul etmekte zorlanan şirket, Ar-Ge'sini ve tüm üretim hattını çevirmek yerine, eskiye talebin devamını umuyor. Ve sadece birkaç yılda, açık ara lideri olduğu pazarı kaptırıyor.
🔭 -Facit Tuzağı- (Facitfällan) nedir?
Sektörün lideri bir şirket; parası bol, olanağı var, mühendisleri, Ar-Ge'si, dağıtım şebekesi ve servis ağı var. Lakin "vizyon" eksikse, yenilmek garanti. Gücünün devamına bağnaz inanç; bir tuzak.
Nokia, Xerox, Blockbuster, Kodak, Yahoo, Atari, Netscape, Toys R Us ve Facit... tarih, dünyayı titretip süpernova sonrası kısa sürede beyaz cüceye dönüşmüş yıldızları hep yazacak. Vista (perspektif), kalıcılık için ilk gerek şart...
Bonus:
80'leri ve hatta 90'ların başlarını hatırlayanlar, bu makineleri bakkallarda, muhasebecilerde ve banka şubelerinde mutlaka görmüşlerdir. Nasıl kullanıldığına dair bir video:
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Maaşlı çalışırken "girişimcilik yapmalıyım" diyen arkadaşların araştırıp girdiği spesifik bir sektör var: otomat işletmek. Az bir parasal yatırımla, doğru konum seçimiyle büyütülebilecek bir iş.
Bunun ABD'de daha ilginç bir versiyonu var: ATM işletmeciliği
ABD'de bulunan yaklaşık 500 bin ATM'den %40'ı bankalara aitken, %60'ı özel işletmeciler adına kayıtlı. Aynı bir otomat alıp içini doldurur gibi... ya sıfırını 5-10 bin dolara, ya da 2. el bir ATM'yi 2-3 bin dolara alıp içini "paralıyorsunuz" ve internete bağlıyorsunuz, voilà!
Merkezi sisteme bağlı tüm finansal kurumların müşterileri sizin paranızı çekiyor. Bunun karşılığında bir miktar komisyonla beraber hesabınıza ilgili tutar kısa sürede EFT geliyor. ATM'nizi başka birinin mağaza veya özel alanına koyduysanız kira ödüyorsunuz.
Vadesi gelen KKM hesaplarını, standart TL mevduata geçirme hedefi geldi. Kıstasları tutturamayan bankalar ek menkul tesisine mecbur tutulacak.
Hazine'den devralınan TL KKM'de hedef %50 (!). Döviz dönüşümlüde ise sadece %5. Teoride bu 2 hesap türü arasında büyük fark yok, ikisi de vadesinde dövize geçebilir. D.D.'nin MB kurundan dönme hakkı var, bu düşünülerek fazla ısrarcı olunmamış.
TL KKM sahiplerine ise çok ciddi faizler önerilmesi lazım. Yoksa bankaların 500 milyar TL ekstra menkul kıymet tesis etmesi gerekebilir. Silahlar çekildi...
Artı,
%57'ye inen Liralaşma oranı,
Kredilere çift adımlı faiz tavanı vb
Her şey kaldırıldı. ✂️
MB'nin açıklayacağı katsayı ile kredi faizlerine kıstas.
DDKKM için %5 vadeli TL ile yetiniyor muyuz? Hayır. Kalan %95'in de yenilenmesi zorunlu. Eksik kısma ek menkul tesisi... 🤣
1. HGE doktorayı bitirmek için tez yazmaz. Danışmanı onun ilk düşüncelerini kağıda döker, tez komitesi prosedür gereği 1. sayfayı okur ve doktorasını onaylar.
2. HGE üniversite döneminde staj yapmayı düşünmüş. Onun sadece stajyerliğinin 3 ayda 9 kat ciro büyüteceğini anlayan şirketler, dikkat çekmekten korkup reddetmek zorunda kalmış. Staj yapacak yer bulamamış.
3. HGE 'nin kitabında imkansız üçleme, dörtleme veya beşleme diye bir şey yoktur. Dünyadaki diğer MB başkanları tamamen başarısız gözükmesinler diye varmış gibi davranır.
Birini savunuyor durumuna düşmekten (bu aşamada nötr kalmayı tercih edeceğimden) pek hoşlanmıyorum ama deveye boynun eğri demek şart. Konu ABD'de bir dava.
ABD sermaye piyasalarında bir şirketin fabrikasına göktaşı düşer... hissedarları "bu riski belirtmediniz" diye dava açar...
Sektörde önemli bir olay gerçekleşir... bir grup "neden gece açıkladınız, piyasanın açılmasını bekleseydiniz" diye dava açar. Bir başkası "açıklamasanız, hisseler düşmezdi" deyip ayrı dava açar... 🙈
Genel adı "menkul kıymet sahtekarlığı" (securities fraud) olan bir "işkolu" bu.
Amacı nedir? Sektör avukatları, düşen hisselerde para kaptıranları bulur ve dava açmaya teşvik eder. "Ne tuttursak kârdır" modu.
Bloomberg blog yazarı (avukat-komedyen) @matt_levine bunun o kadar fazla örneğini vermiştir ki, bu terimle adı özdeşleşmiştir...
KKM'de bugün 1. Yatırımcı 1 yıl vadeli %40 peşin primli $1 milyon DDKKM yapar 2. Banka hesaba peşin $400 bin yatırır 3. Onu da DDKKM yapar 4. Peşin $160 bin prim... 5. Onu da... 6. Peşin $64 bin yatar 7. Onu da... 8. Yatırımcı yeter der 9. Bir yıl sonra $1.649.600 geri alacak(?)
Teorik olarak mümkün olan bu işleyişin hafif farklı versiyonu fiilen yapılmış (gözlere siyah bant çektim)... Oransal zirve olarak %41 duyuldu... Peşin primde %20 stopaj alan var, almayan var... MB'nin "KKM düzeltme ödemesinden bu primi düşünüz" ültimatomu tamamen pas geçiliyor...
Zaruri notlar: 1. Bunun hemen bitmesini umuyorum. İsim vermemem + olayı afişe etmem bundan. (İsteyen PM'le öğreniyor) 2. Bu oranlar bankalara ne yapar? Batırır 3. Bunu niye yapıyorlar? %9'dan 10 yıllık tahvil almamak için. Sanırım sadece Mayıs'ı atlatma amaçlı, değişmesi umuluyor