Bu akşam saat 20.30'da online olarak Salvador Dali'nin hayatı ve eserleri ile ilgili bir seminer vereceğim. Detaylı bilgi ve kayıt için İnternet sitemizi ziyaret edebilirsiniz. kopruatolye.com/etkinlik/celil…
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Bundan sonra sanatçıların hayat hikayelerini, eğitimlerini ve sanat stillerini anlatacağım bir seriye başlıyorum. Bu yeni serinin ilk sanatçısı ise altınlarla kaplı eserleriyle tanıdığımız Avusturyalı ressam Gustav Klimt olsun istedim…
14 Temmuz 1862 tarihinde Viyana’nın bir banliyösü olan Baumgarten’de doğan Klimt, kuyumcu bir ailenin çocuğuydu.
Küçük yaşlarda resme olan yeteneği ailesi tarafından fark edilen sanatçı 1876 yılında Viyana’daki Sanat ve Zanaat Okulu’na kayıt oldu. Kayıt olmasından kısa süre sonra yeteneği ve hayal gücü ile öne çıkan Klimt, okulun popüler öğrencileri arasına girdi.
Küçücük bir ana çok büyük duygular sığdırırız bazen. İşte böyle anlardan birini muhteşem bir şekilde görselleştirmeyi başaran Frederic William Burton’un ‘Kule Merdivenlerinde Buluşma’ adlı eserinden bahsedeceğim size.
Eser konusunu bir orta çağ Danimarka şarkısında adı geçen Hellelil ve Hildebrand’ın hikayesinden alıyor.
Bu şarkıda, Danimarka Kralının kızı Prenses Hellelil ile Kraliyet ailesinin şövalyesi olan Hildebrand imkansız bir aşkın içine düşerler. Prensesi koruması gereken şövalye ve prenslere layık görülen prenses gizlice bir ilişki yaşamaya başlar.
Michelangelo Buonarroti'nin 1487-1488 yılları arasında 13 yaşında yaptığı "Aziz Antonio'nun Azabı" adlı eseri. Aziz Antonio, manastırcılığın babası olarak bilinir. Ona göre dünyevi zevklerden uzak durmak günahlardan uzak durmak demekti.
Aziz Antonio dünyevi zevklerden uzak durmak için insanlardan uzak durması gerektiğini düşünür ve kırsal hayatta inzivaya çekilir. Ancak ifrit ruhlar onu sürekli günaha davet ederler. Ona güzel yiyecekler sunlar. Ancak Aziz bunları reddeder.
Ona güzel kadınlar sunarlar ancak Antonio onları da reddeder. Ne yaparlarsa yapsınlar Antonio'yu günaha çekemeyen kötü ruhlar Azize saldırır ve onu vahşice döverler ancak Aziz Antonio yine de bu yaşam tarzından vazgeçmez.
Kral Hirodes müjdelenen peygamberin doğacağını duyduğunda oldukça tedirgin olur. İsa’nın doğumunu müjdeleyecek olan müneccim kralları takip eden Hirodes’in şeytani bir planı vardır. Ancak müneccim krallar, Kral Hirodes’i kandırarak izlerini kaybettirirler.
Hirodes artık çaresizdir. Bu bebeği bulak için her şeyi yapmayı göze alan zalim kral, acımasız bir emir verir. İki yaş ve altındaki tüm erkek bebeklerin öldürülmesini emreder.
Bunu duyan Meryem ve Yusuf ise yeni doğan İsa ile birlikte Mısır’a doğru yola koyulurlar.
Beytlehem’de yaşayan diğer bebekler o kadar şanslı değillerdir. Hepsi zalimce öldürülür. Hirodes’in kararı kesindir. Tüm erkek bebekler öldürülecektir. Kısa zamanda Hirodes’in askerleri bebekleri öldürmeye başlar.
Bugün sizlere, şimdiye kadar yapılmış en büyük Amerikan resmi olan, Thomas Eakins’in 1875 yılında yaptığı ‘Dr.Gross’un Kliniği’ adlı eserini anlatacağım...
Resmi yaptığı yıllarda oldukça genç olan ve henüz tanınmamış olan sanatçı kendisini göstermek istiyordu. Bunun için de büyük bir tuvale görkemli bir kompozisyon yapmayı, bunu yaparken de gerçekçilik akımının tüm gücünü kullanmayı hedefliyordu.
Ancak kendisini ispatlarken bir yandan da memleketi Philadelphia’yı onurlandırmak istiyordu. Bu yüzden şehirde gerçekleşecek büyük bir sergi olan Cenntenial sergisi için özel olarak bu resmi yapmaya başladı.
Bugün sizlere Kuzey Barok sanatın en ünlü temsilcilerinden biri olan Rembrandt'ın ‘İsa’nın Fırtınayı Durdurması’ adlı eserini anlatacağım.
Havarilerden; Markos, Matta ve Luka’nın bahsettikleri bu olayda İsa, havarileri ile birlikte bir tekneye biner...
Yolculuk esnasında denizde ani bir fırtına kopar. Tekne şiddetli bir şekilde sallanmaya başlayınca havariler paniğe kapılırlar. İsa o anda ayağa kalkar ve havarilerine şöyle seslenir; ‘Neden korkuyorsunuz ey inananlar?!’.
Daha sonra da bir mucize gerçekleştirir ve fırtınayı aniden durdurur.
Havariler şaşkınlık içinde kalırlar ve kendi aralarında konuşmaya başlarlar. ‘Bu nasıl bir insandır ki rüzgarlar ve denizler buyruğuna uyuyor?’