Bugün sizlere, şimdiye kadar yapılmış en büyük Amerikan resmi olan, Thomas Eakins’in 1875 yılında yaptığı ‘Dr.Gross’un Kliniği’ adlı eserini anlatacağım...
Resmi yaptığı yıllarda oldukça genç olan ve henüz tanınmamış olan sanatçı kendisini göstermek istiyordu. Bunun için de büyük bir tuvale görkemli bir kompozisyon yapmayı, bunu yaparken de gerçekçilik akımının tüm gücünü kullanmayı hedefliyordu.
Ancak kendisini ispatlarken bir yandan da memleketi Philadelphia’yı onurlandırmak istiyordu. Bu yüzden şehirde gerçekleşecek büyük bir sergi olan Cenntenial sergisi için özel olarak bu resmi yapmaya başladı.
Resmini yapacağı kişi de Philadelphia’da yetişmiş ve dünyaca ün salmış ve sanatçının anatomi hocası olan Dr.Gross olacaktı.
Bu sahnede Dr.Gross, Jefferson Tıp Fakültesi’nin amfisinde beş doktorla birlikte bir hastanın sol uyluk bölgesinde ameliyat yapıyorlar. Dr.Gross, kayıtlara göre bu ameliyat sırasında kemik enfeksiyonlarını yok etmek için uyguladığı yeni bir tedavi yöntemini gösteriyor.
Ameliyat olan kişinin annesi ise bizim bakış açımızla doktorun solunda yer alıyor. Kadının ağladığını ve son derece duygu yüklü resmedildiğini görüyoruz. Dr.Gross’un soğukkanlılığı ve sakinliği ile son derece ilgi çekici bir kontrast oluşturuyorlar.
Kadının ağladığını gören gözlerimiz istemsizce Doktorun üzerine doğru kayıyor ve onun kendinden emin duruşu ile içimiz rahatlıyor. Kompozisyonun en solunda, yukarıda ise sanatçının kendisini görüyoruz.
İlk bakışta onun, notlar tutan bir tıp öğrencisi olduğu düşünülebilir. Ancak yapacağı resim için eskizler ve notlar alan Eakins’i görüyoruz.
Resim 240 cm × 280 cm ölçüleri ile her ne kadar çok görkemli ve etkileyici de olsa salon jürisi eseri beğenmiyor ve reddediyor. Sanatçının Phihedelphia’yı ve kendini tanıtma planı da bu yüzden suya düşüyor.
O dönem bazı eleştirmenlerin yazdığına göre eserin şok edici gerçekliği ve kanın parlak kırmızısı sanatseverleri bir hayli sarsmıştı. Özellikle Dr.Gross’un elindeki neşter ve kanlı parmakları resmin en can alıcı detaylarından biridir.
Bu tarz bir gerçekliğin sanatsal olmadığını savunan jüri üyeleri o dönem bu eseri kaldırtıp sergilenmesine izin vermese de bugün Amerikan tarihinin en güçlü eserlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sanatla kalın... 🖤
• • •
Missing some Tweet in this thread? You can try to
force a refresh
Kral Hirodes müjdelenen peygamberin doğacağını duyduğunda oldukça tedirgin olur. İsa’nın doğumunu müjdeleyecek olan müneccim kralları takip eden Hirodes’in şeytani bir planı vardır. Ancak müneccim krallar, Kral Hirodes’i kandırarak izlerini kaybettirirler.
Hirodes artık çaresizdir. Bu bebeği bulak için her şeyi yapmayı göze alan zalim kral, acımasız bir emir verir. İki yaş ve altındaki tüm erkek bebeklerin öldürülmesini emreder.
Bunu duyan Meryem ve Yusuf ise yeni doğan İsa ile birlikte Mısır’a doğru yola koyulurlar.
Beytlehem’de yaşayan diğer bebekler o kadar şanslı değillerdir. Hepsi zalimce öldürülür. Hirodes’in kararı kesindir. Tüm erkek bebekler öldürülecektir. Kısa zamanda Hirodes’in askerleri bebekleri öldürmeye başlar.
Bugün sizlere Kuzey Barok sanatın en ünlü temsilcilerinden biri olan Rembrandt'ın ‘İsa’nın Fırtınayı Durdurması’ adlı eserini anlatacağım.
Havarilerden; Markos, Matta ve Luka’nın bahsettikleri bu olayda İsa, havarileri ile birlikte bir tekneye biner...
Yolculuk esnasında denizde ani bir fırtına kopar. Tekne şiddetli bir şekilde sallanmaya başlayınca havariler paniğe kapılırlar. İsa o anda ayağa kalkar ve havarilerine şöyle seslenir; ‘Neden korkuyorsunuz ey inananlar?!’.
Daha sonra da bir mucize gerçekleştirir ve fırtınayı aniden durdurur.
Havariler şaşkınlık içinde kalırlar ve kendi aralarında konuşmaya başlarlar. ‘Bu nasıl bir insandır ki rüzgarlar ve denizler buyruğuna uyuyor?’
9 Haziran Çarşamba akşamı saat 20.30'da online olarak Leonardo da Vinci'nin hayatı ve eserleri hakkında bir seminer vereceğim. Ücret, rezervasyon ve detaylı bilgi için 05528904068 numarasına ya da @kopruatolye hesabına yazabilirsiniz. Sanatla kalın.🖤
Masaccio’nun ‘Kutsal Üçlü’, orijinal adı ile Holy Trinity adlı eseri, Rönesans resim sanatının en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Ayrıca sanatçı, kullandığı çizgisel perspektif ile, Rönesans sanatçılarının deneye dayalı sanat anlayışını güçlü bir eserle sunuyor bizlere.
Masaccio 1424 yılılında Aziz Luka’nın Loncasına katıldı. Burada Filippo Brunelleschi’den perspektifi ve perspektifin matematiksel yapısı hakkında bir çok şey öğrendi.
Ayrıca resimlerinde kullandığı Antik mimari unsurlar da yine Filippo’dan ders aldığını kanıtlar. Filippo dönemin en meşhur mimarlarından biriydi ve Masaccio’ya mimari çizimler konusunda eğitim vermişti.
Jakub Schikaneder, 1889'da ''Evdeki Cinayet'' adlı bir esere imza attı...
Ressam, izleyiciyi olay yeri ile baş başa bırakıyor ve belki de sadece resmi değil, cinayeti de çözmemizi istiyor. Sanat tarihinin en gizemli resimlerinden birini, gelin beraber inceleyelim...
Sanatçı Prag'daki Dekoratif Sanatlar Okulu'nda görev yapıyordu ve görevinin beşinci yılında, 1889 yılında böyle bir sahneye imza attı. 203 x 321 cm gibi büyük ölçülere sahip. Yani ressam, eserine dikkatlice ve detaylıca bakılmasını istemiş.
1890 yılında ise Almanya Berlin'de sergilenmeye başlanan eser, ziyaretçileri şok ediyor. Daha sonra Prag'da bulunan Jubilee sergisinde de büyük bir sansasyon yaratıyor.
Bu akşam sizlere Enrique Simonet’nin 1890 yılında yaptığı ‘Otopsi’ adlı eserinden bahsedeceğim. Sanatçı 1880’lerde Roma’yı ziyarete gitti. Burada bilimin büyülü dünyasını ve ruhunu yansıtmayı amaçlayan bir resim yapmaya karar verdi.
Yıllarca bunun üzerine çalışmalar yapan sanatçı 10 yılın ardından sonunda bir morgu ziyaret ettiğinde aradığı şeyi buldu. Burada Tiber Nehrinde boğulan bir kadına otopsi yapıldığını gördü.
Buradan yola çıkarak kompozisyonunu kurgulayan sanatçı sade ama etkileyici bir resim yaptı.
Doktor, yeni bir şey keşfetmiş gibi kalbe bakıyordu. Merakın, bilime olan sevginin etkileyici bir şekilde resimde hissedilmesini istiyordu. Bunu başardı da...