Bugünün akademisinde nadiren karşılaşılan bir biliminsanı profiline sahip olan, birçok alanda birden uluslararası düzeyde usta olarak kabul edilen, ABD’li gelişimsel psikolog, karşılaştırmalı primatolog, dilbilimci ve antropolog Michael Tomasello’yu (“Mike”) yakından tanıyalım.
Tomasello, 18 Ocak 1950’de Florida’da doğdu. 1972’de Duke Üniversitesi’nde psikoloji lisansını aldı. Lisans sırasında aldığı “biyolojik psikoloji” dersine hayran kalmıştı. Mezuniyetinden sonra Georgia Üniversitesi’nde deneysel psikoloji doktora eğitimine başladı.
Tez konusu bebeklerin ilk sözcükleri idi. Konuya ilkin Piaget’nin perspektifiyle yaklaştı (Piaget hk:
). Araştırmaları onu psikodilbilim tartışmalarına itti. Bu bağlamda Bruner’in çok yönlü çalışmaları ilgisini çekti.
Psikolojiden antropolojiye, dilbilimden edebiyata, birçok alanda birden çalışan Bruner’in yaklaşımı, Tomasello’yu daha sağlam ve derin bir zemine çekmişti. Çocukların ilk kelimelerinin ne salt davranışçı ne de salt bilişselci bir paradigmayla açıklanabileceğini düşünüyordu.
Bruner’e ilgisi, Bruner’i de derinden etkileyen, Sovyet psikolojisinin kutup yıldızı Vygotsky’nin çalışmalarıyla tanışmasına vesile oldu (Vygotsky hk:
). Vygotksy’yi okuduğunda taşların yerine oturduğunu hissetti.
Tez danışmanı, 1917 Münih doğumlu Ernst von Glaserfeld (ö. 2010) idi. Glaserfeld, Viyana’da fizik ve matematik eğitimi almış ve İtalyan Operasyonel Okulu üyesi bir eğitim ve dil-bilimciydi. Nazilerden kaçıp ABD’ye sığınmıştı. O da Piaget ve Bruner gibi bir yapılandırmacıydı.
Tomasello ve eşi, kızlarının 2 yaş civarındaki tüm ifadelerini kaydedip analiz etti. 1970’lerde bu hayli zorlu bir işti ve bir ilkti. Bu sözcükler içinden özellikle fiillerin kazanımına odaklandı. Şunu anlamışlardı: Çocuklar, dili başkalarıyla birlikte “yaparak” öğreniyordu.
1980’de doktorasını bitirdi ve Emory Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde çalışmaya başladı. Aynı üniversitenin antropoloji bölümünde de görev aldı. 1982’de Yerkes Primat Merkezi’nin teklifini kabul ederek şempanze ve orangutanları da araştırmalarına dahil etmeye başladı.
Yerkes’teki psikobiyoloji çalışmaları, çocuklarla şempanze ve orangutanları karşılaştırma fırsatı vermişti. İlk deneyi, küçük çocukların ve şempanzelerin alet kullanmayı nasıl öğrendiklerinin karşılaştırılmasıydı. Şempanzeler kopyalayarak, çocuklar ise taklit ederek öğreniyordu.
Şempanzeler yapılan işi katı ve kırılgan şekilde birebir tekrar etmeye çalışırken; çocukların işten ziyade işi yapanın niyetini taklit ederek daha esnek ve yumuşak bir öğrenme sergilemesi ilgi çekiciydi. Çünkü benzersizce inşa ettiğimiz kültürümüzün temelinde bu nüans olabilirdi.
Yerkes’teki çalışmaları, ses getirmeye başladı. Çünkü insan kültürünün kökenindeki sosyal zihinsel mikro süreçleri açıklamaya çalışırken çocukları ve diğer primatları aynı test araçları ve işlemleriyle karşılaştırıyordu. Yani insan ve diğer primatları aynı bağlamda test ediyordu.
Tomasello’nun kültürel biliş hipotezine göre, biyolojik olarak bize en yakın tür olan şempanzeler de dahil olmak üzere, bizi diğer her şeyden ayıran yeteneğimiz, doğası gereği bireysel olan dikkat, niyet gibi psikolojik süreçleri ortaklaştırabilmeye yönelik motivasyonumuzdu.
Örneğin bir şempanze, tavana asılı bir muza ulaşabilmek için çevredeki kasaları üst üste koyabileceğini hızla kavrar. Bunu çocuklar da yapar. Ama çevrede hiçbir şeyin olmadığı bir durumda iki şempanze muza sadece bakarken, iki çocuk hızla birbiri üstüne çıkarak muza ulaşabilir.
Tomasello, yaygın kanının aksine dilin doğuştan gelmediğini; evrimsel olanın, kültürel öğrenme motivasyonumuz olduğunu; ve dili, bu bize özgü motivasyon sayesinde, diğer primatlarla da paylaştığımız genel zihinsel yeteneklerimiz üzerine tarihsel olarak inşa ettiğimizi iddia etti.
Bu iddia onu ana akım dışına itmişti. Ana akım, Chomsky’nin evrimsel olmasa da bir şekilde doğuştan olduğunu iddia ettiği gramer temelli modüler dil anlayışı etrafında örgütlenmişti. Tomasello ise dilin tarihsel bir sahnede birlikte yapıp etmelerimizin sonucu olduğunu söylüyordu.
Doktora çalışmalarına dayanan ilk kitabı “İlk Fiiller” 1992’de yayınlandı. Chomsky’nin evrimci takipçilerinden Pinker’in 1994’te yayınlanan “Dil İçgüdüsü” kitabına karşı “Dil Bir İçgüdü Değildir” başlıklı bir eleştiri kaleme aldı. Tomasello, ana akımı cepheden eleştiriyordu.
ABD psikoloji çevrelerinde küçümser bir tavırla Tomasello’nun psikologdan ziyade bir primatolog olduğu dedikoduları yayılıyordu. Chomsky, özellikle dil ve zihin konusunda büyük bir otoriteydi ve A+ ABD akademisinde güçlü bir referanstı. Onunla çatışmak pahalıya mal olacaktı.
Tomasello eski moda bir psikoloji yapmakla da eleştiriliyordu. 90’larda psikoloji ana akımında gen ve bilahare beyin furyası patlayacaktı. O tarihlerde Almanya merkezli Max Planck Enstitüleri’nin Tomasello’ya iş teklif ettiği ve Tomasello’nun artık “tutulamayacağı” konuşuluyordu.
Max Planck Enstitüleri, kuantumun babası Prof. Planck’ın Nobel ödülüyle kurduğu bir vakfa bağlı olan uluslararası araştırma enstitülerinden oluşur. Bu kurumlar özerktir; yani herhangi bir devlete ya da üniversiteye bağlı değildir. Yalnızca araştırma odaklı ekipleri istihdam eder.
Tomasello, 1998’de Almanya’nın Leipzig kentine taşındı. Leipzig, 1879’da ilk resmi psikoloji laboratuvarının kurulduğu yer olarak psikoloji tarihine mal olmuştu. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü bu küçük şehirdeydi. Tomasello, çalışmalarına bu enstitüde devam edecekti.
Tomasello, bu enstitüde “Gelişimsel ve Karşılaştırmalı Psikoloji” departmanını kurup yönetti. Departmana İspanya’dan İngiltere’ye, müzikolojiden biyolojiye, antropolojiden dilbilime ve daha çok Avrupalı genç araştırmacılardan oluşan renkli ve dinamik bir araştırma ekibi topladı.
Departman, enstitünün anlaşmalı olduğu Leipzig Üniversitesi sayesinde doktora programı açtı. Yetiştirdiği onlarca biliminsanı bugün dünyanın dört bir yanındaki üniversitelerde çalışmaktadır. Tomasello’nun literatürdeki ağırlığı o tarihlerden itibaren katlanarak artmaya başladı.
Tomasello, Leipzig’de enstitü bünyesinde yer alan Köhler Primat Merkezi laboratuvarında bakılan şempanzeleri ilginç deneysel durumlarda gözlemeye devam etti. Developmental Science dergisinin kurucu editörlerinden biri oldu. 98’den itibaren Avrupa’da ödül almadığı bir yıl olmadı.
1997’de evrimsel biyolog Call ile “Primat Bilişi” eserini yayınladı. Primatlarda ortak olan zihinsel yetilerin listesini sunuyordu. Hemen ardından 99’da “İnsan Bilişinin Kültürel Kökenleri” kitabı yayınlandı. Bu kez insan zihnini biricik yapan sosyal ve tarihsel yönleri anlattı.
Tomasello, dil öncesinde neler olup bittiğini hem evrimsel hem toplumsal hem de gelişimsel bir bağlamda yakalamaya yönelmişti. Ona göre primatlarla ortak olan yönümüz rasyonelliğimiz. Tek tek bireyler olarak onlar kadar/gibi zekiyiz. Fakat biz “biz” olarak benzersiz yaratıklarız.
Bu noktada Tomasello, Vygotsky’nin bıraktığı yerden bilgimizi ilerletiyordu. Evrimsel ve karşılaştırmalı çalışmaları ağırlık kazanmaya başladı. Bizim işbirliğine biyolojik yatkınlığımız olduğunu düşünüyordu. Bu eğilim daha 1 yaş civarında görünür oluyordu. İçgüdüsel olan buydu.
Bu içgüdünün seçilime uğramasında gayet rasyonel sebepler vardı. Primat bireyler akıllıca hareket ediyorlardı. Ancak, mesela şempanzelerle bizim aramızdaki ayrım, onlar akıllıca hareket etmeye devam ederken, bizim üstüne bir de kültürel yani normatif hareket etmeye başlamamızdı.
Yani Tomasello’nun bakış açısına göre ana akım ekonomi modelleri de, tıpkı dil modelleri gibi, insan deneyimine pek uygun değildi. Ana akım ekonominin bireyci modeli daha çok bir şempanze aklını temsil ediyordu. Oysa insanlar bir “biz” olarak düşünme ve hareket etmeye meyilliydi.
2001’de filozof Gilbert’in kolektif niyetsellik üzerine yaptığı bir konuşma, 20 yıldır kafasında dolaşan kuşun bir dala konmasına vesile oldu. İnsan, dünyayı şempanzeler gibi sadece bireysel olarak değil kolektif olarak da algılayabiliyordu. Bunu yapabilen başka bir tür yoktu.
2003’te asıl meselesine geri dönerek “Bir Dili İnşa Etmek” başlıklı eserini yayınladı. Dili, bizim ortaklaşa yaptığımız, normatif ve kültürel öğrenmeye dayalı tarihsel ve sosyal bir sistem olarak tasavvur ediyordu. Özellikle grameri bir çeşit ritüel gibi tanımlamaya girişmişti.
Dil öncesi doğal iletişim davranışlarımızı tüm primatlarda inceleyip tartıştığı kitabı “İnsan İletişiminin Kökenleri”ni, MIT’nin üniversite yayınevi 2008’de yayınlandı. Koca imzalı Türkçe çevirisi ise 2017’de Metis Yayınları’ndan çıktı. (Kitap hk: academia.edu/35250158/Yapay…)
Ödülleri arasında 2009 Hegel Ödülü de vardı. Bu ödül sosyal bilimlerin Nobel’i gibi görülür. Kendisinden önce ödülü sosyolog Sennett almıştı. Sennett, 2012 tarihli “Beraber” kitabının girişinde Tomasello’nun araştırmalarını özetleyip tartışarak 2008 Krizi’ni anlamaya soyunmuştu.
Tomasello, insan düşünmesinin özgün taraflarının sosyallikle bağlantısına dair hipotezleri etrafında yetiştirdiği onlarca biliminsanı, yayınladığı yüzlerce makale ve ondan fazla kitap ile özellikle 2001 sonrası dünyanın içine düştüğü keşmekeşi doğru anlamakta bize yol gösteriyor.
2014’te Harvard Üniversitesi’nin bastığı “İnsan Düşünmesinin Doğal Tarihi” kitabında tüm çalışmalarını aynı çatı altında derleyip yorumlamaya girişti. Bu girişim, bir üçlemenin ilk basamağıydı. İkinci kitap “İnsan Ahlakının Doğal Tarihi” 2016’da yine Harvard etiketiyle geldi.
İkinci kitabın Onacak tarafından yapılan çevirisini 2018’de Koç Üniversitesi bastı. Tomasello, Türkiye’ye birkaç kez gelip konferanslar verdi. Ayrıca 2008’de Stanford’da verdiği derslerin derlendiği “Neden Ortaklıklar Kurarız” 2009’da MIT’den, Türkçesi ise 2019’da Alfa’dan çıktı.
2018’de yine Harvard’dan çıkan “İnsan Olmak: Bireyoluşun Bir Teorisi” ile üçleme tamamlandı. Tomasello, 40 yıllık araştırma birikimini 20. asrın başından ona yol gösteren ustası Vygotsky’ye açık bir saygı duruşu ve dört başı mamur bir gelişimsel psikoloji teorisiyle taçlandırdı.
Bu üçleme ile insan düşünmesinin diğer primatlarınkinden nasıl ayrıştığını ve bunun sadece biyolojik evrime indirgenemeyeceğini ortaya koydu: İnsan yavrusu, benzersizce, 9. ayında ortak niyetselliği, 3. yaşında kolektif niyetselliği, 6 yaşındaysa kültürel normları anlayabilir.
2018’de, ana akım psikolojinin yöntem krizinin yeni perdesi “tekrar edilebilirlik” kavgaları arasında Max Planck Enstitüleri’nden emekli oldu. Duke Üniversitesi’nden bir emekli pozisyonu alıp memleketine geri döndü. Son kitabı “Failliğin Evrimi” 2022’de MIT tarafından basıldı.
Michael Tomasello paylaşımını gelişim psikoloğu arkadaşımız Dr. Tolga YILDIZ hazırladı.
Çok teşekkür ederiz.
📚📝
Bölümümüz bünyesinde, Darülaceze Vakfı @DarulacezeVakfi işbirliğiyle yaşlanma ve yaşlılık çalışmaları odaklı yeni bir akademik dergi yayın hayatına merhaba dedi: Senectus.
Senectus sıkı bir hazırlık çalışmasının, sahadaki sivil aktörlerle yakın bir ilişki ve işbirliği arayışının ürünü.
İşbirliği ve destekleri için @DarulacezeVakfi’na, Vakıf Başkanı Sn Fatih R. Saraçoğlu’na, Belgin Turgay’dan başlayarak vakıf yönetim üyelerine çok teşekkür ederiz.
Hazırlık çalışmalarında bölüm öğretim üye ve yardımcıları özveriyle çalıştılar. Murat Şentürk @muratsenturke Hocadan başlayarak tüm arkadaşlarımıza, derginin A-Z’ya neşir sürecinin aksamaksızın yürütülmesini sağlayan Adem Başpınar @adembaspinar Hocaya çok teşekkür ederiz.
💰📄🔓⛓️
Bugün kripto paralarla özdeşleşen Blockchain (Blok zincir) teknolojisi kripto para sisteminin dışında hayatın pek çok alanında kullanılıyor. Kripto paraların ortaya çıktığı 2008 yılından bu yana kullanım alanı gittikçe genişleyen bu teknolojiyi birlikte tanıyalım.
Aslında her şey 1991 yılında Stuart Haber ve W. Scott Stornetta isimli iki araştırmacının bir dokumanın orijinalliğini nasıl koruyabiliriz sorusuyla başlamıştı. Haber ve Stornetta, bir dokumanın orijinalliğini doğrulamak için ilk olarak onları bloklar halinde parçalamış >>>
>>> ardından bu blokları birbirlerine özel şifrelerle bağlamışlardı. İlk başta kulağa basit gelen bu şifreleme işlemi, aslında çok ince bir detay barındırıyordu: Haber ve Stornetta blokları birbirine bağlamak için şifreleri oluştururken bloklar içindeki bilgiyi kullanıyordu.
✍️🔎
Tutkularını siyasete taşıyamamış başarılı bir bürokrat, yazar ve şair; bir asırlık ömrüyle Türkiye’ye tanıklık etmiş bir ismi, Ömer Cahit Kayra’yı (1917 - 30 Ocak 2021) birlikte tanıyalım.
👇👇👇
“… O vakit İstanbul’daki Senegalli askerleri hayal meyal hatırlıyorum, bir de işgal İstanbul’unu.”
1917 yılında varlıklı bir ailenin, Tiflis muhaciri Ahıska Türkü bir anne ile Azerbaycan muhaciri bir babanın çocuğu olarak Trabzon’da dünyaya gelmiştir.
Kayra’nın ablaları ve abisinin çocukluk yılları Trabzon’da geçmiş ama ailenin bitmeyen göç çilesi 1916 yılında Rus işgalinin ardından tekrar başlamıştır. Böylece Kayra çocukluk yıllarını işgal İstanbul’unda geçirmiş, Kurtuluş Savaşı’na erken yaşta tanıklık etmiştir.
✍️📌
Çarşamba Toplantıları'nın 48. oturumunda "Türkiye’de ve Dünya’da Haçlı Seferi Çalışmaları: Karşılaştırmalı Bir Tarihyazım İncelemesi" başlıklı konuşmasıyla Doğan Mert DEMİR'i @doganmertdemir dinliyoruz..
📝 "Haçlı olmanın nerede başlayıp nerede bittiği; bunun getirdiği hak ve sorumlulukların araştırılması alandaki akademik çalışmaların başlangıcı oldu. Omuzlara takılan Haç sembolüyle Kudüsü fethetmeyi amaçlayan kutsal bir görev olan Haçlı unvanı zamanla yozlaştı."
📝 "Konuşmamda başvuracağım Doğu ve Batı kavramlarını kullanırken Eric Hobsbawn’dan yararlanacağım. Batı kavramı, Hobsbawn’a göre “entelektüel bir kurgu”dur. Yani sınırları kesin olarak tayin edilebilecek coğrafyaya işaret etmez. Doğu'yu da bu şablon çerçevesinde kullanacağım."
2. Dünya Savaşı’nda ABD ordusuna çok fazla asker alınması sonucunda orduda moral ve verimlilik gibi birtakım sorunların artması nedeniyle bu sorunların keşfedilmesi ve bunlara çözüm aranması amacıyla yürütülen bu çalışmayı tanıyalım...
👇👇👇
Sosyal bilimcilerin ordudaki incelemelerine ve bu incelemelerin bulgularına dayanan TAS, 1949-1950 yılları arasında yayımlanmıştır.
Samuel A. Stouffer öncülüğünde, sosyolog, psikolog ve istatistikçilerin yanı sıra askerî ve sivil personelin de aralarında bulunduğu büyük bir ekip çalışmasının ürünü olan TAS, ilk önemli disiplinlerarası çalışmalardan biri olarak nitelendirilmektedir.
✍️🔎
Orta Dünya’nın dünyanın yaratıcısı, Yüzüklerin Efendisi, Hobbit ve daha pek çok fantastik eserin sahibi yazar, şair ve filolog John Ronald Reuel Tolkien’in (1892-1973) yaşam öyküsü…
👇👇👇
J. R. R. Tolkien’in bir mit yaratıcısı olmasının genetik kodları aranacak olursa, fazla uzağa gitmeye gerek kalmaz. Öyle ki baba tarafının kendi kökenlerine dair ürettiği anlatılar, mit ve gerçeğin birbirine karıştığı romantik, yaratıcı ve eğlenceli örneklerdir.
Halasından duyduğu bir söylentiye göre ailenin soyu George von Hohenzollern’e dayanmaktadır. Viyana Türkler tarafından kuşatıldığında, Avusturya Arşidükü Ferdinand için Türk padişahın sancağını ele geçiren atalarına gözü pek manasında “Tollkühn” ismi takılır.