Edam's Defense Sight Profile picture
@EdamOrg’s Security and Defense Studies Program led by Dr. Can Kasapoğlu @ckasapoglu1. 🎙“Weapons over Coffee” RT not endorsement.

Apr 12, 2019, 16 tweets

@EdamOrg Savunma Analisti Dr. Can Kasapoğlu : "#S400 tercihi, iyi bir hava savunma çözümü olmasına karşın, teknik nedenlerden dolayı iyi bir balistik füze savunma kabiliyeti sağlamayacaktır.

Ancak #S400'ü salt teknik parametrelerle açıklamak ve Ankara'yı eksen değişikliği ile itham etmek mümkün değil. #Türkiye'nin #NATO müttefikleri bu kararda büyük pay sahibi" Çünkü;

1) Kuzey Kore’den #Türkiye’nin komşularına füze teknolojisi konusunda yapılan kritik teknik bilgi (know-how) transferlerini biliyoruz.

Örneğin, 2005 senesinde #Suriye Arap Silahlı Kuvvetleri, #kimyasal ve biyolojik harp başlığı taşıyabilen, 700 km menzilli, Kuzey Kore menşeli Scud-D balistik füzelerini denedi.

Üstelik de bu denemelerde, kimyasal ve biyolojik harp yüklerinin atış vasıtaları için uygun olan ‘airburst’ yani havada infilak modu test edilmişti. Bu füzelerden birinin parçaları Hatay’a düştü.

2) Basitçe tekrar edelim mi? 2005 yılında, Kuzey Kore işbirliği ile üretilen, o dönemde Orta Doğu’nun kimyasal silah deposu olan #Suriye’nin envanterindeki en uzun menzilli füze, bir test sırasında #NATO üyesi ülkenin bir şehrine düştü!

Üstelik de #Şam yönetiminin haritalarında kendi sınırları içinde gösterdiği bir şehre, Hatay’a! Bundan iki sene sonra, #Estonya’da siber saldırılar gerçekleşti. Hemen ardından Tallinn, #NATO’nun siber savunma merkezi haline getirildi.

#Türkiye ise ittifakın füze savunma odak noktası yapılmadı. Yapılmalıydı, ancak yapılmadı...

3) 2011 senesinde #Ortadoğu’nun en büyük füze gücü olan #İran Devrim Muhafızlarının üst düzey komutanları, #NATO’nun Kürecik, Malatya’da bulunan X-band radarını açıkça vurmakla tehdit etti.

Ortadoğu’da doğrudan füze saldırısı tehdidi altında olan tek NATO üyesi ülkenin kendi milli balistik füze savunma yeteneklerini geliştirmesine yönelik olarak yıllardır neden hiçbir kârlı teknoloji transferine ve ortak üretim fırsatlarına mazhar olamadığını merak ediyoruz elbette.

4) Her devletin bir hafızası var. Yukarıda belirttiğimiz tecrübelerin tümü, #Türk savunma planlamacılarında büyük hayal kırıklığına neden oldu. Bu nedenle S-400 kararı, salt teknik parametreler ile açıklanamıyor ve anlaşılamıyor.

5) Basitçe anlatalım: PYD / YPG’yi korumak için, bir #NATO ülkesini ekonomisini çökertmekle tehdit etmek ve bunu sosyal medya üzerinden yapmak, transatlantik ittifaka ve bağlara zarar verir.

1950’lerde Kore’den 2000’lerde #Afganistan’a kadar on yıllardır Washington ile birlikte faaliyet göstermiş bir ülkenin, jeopolitik olarak PYD / YPG kadar kıymetli olmadığını hissettirmek de #NATO’ya zarar verir.

Ve tüm bunlar, bu ülkenin siyasi elitini, bir #Rus stratejik silah sistemi almaya karar verdiklerinde, kendilerine teknik olarak bunun çok da doğru bir karar olmadığını belirten uzmanları dinlemeyecek kadar kızdırabilir.

Çünkü söz konusu siyasi elit, belki de #S400’ün değil, YPG’ye giden silahların transatlantik ittifakı zafiyete uğratacağını düşünüyordur.

Belki de, Orta Doğu’da yaşanan hibrit harp trendlerini izliyorlardır ve bu silahların konvansiyonel ordulara nasıl riskler oluşturacağını görüyorlardır. Belki de, #Suriye’ye komşu olan tek #NATO üyesi ülkenin Suriye konusundaki görüşlerine kulak vermek gerekir.

Share this Scrolly Tale with your friends.

A Scrolly Tale is a new way to read Twitter threads with a more visually immersive experience.
Discover more beautiful Scrolly Tales like this.

Keep scrolling