Profile picture
, 50 tweets, 10 min read Read on Twitter
"friends, romans, countrymen, lend me your ears."
öncelikle, beni uzaktan ya da bizzat takip ederek düzenli olarak okuyan ve benimle çeşitli şekillerde etkileşimde bulunan herkese teşekkür ederim ve gecikmiş bir merhaba.
bildiğiniz gibi, yaklaşık üç hafta önce, aşağıdaki soruyla uzun zamandır sitenin gündeminde olan bir tartışmaya dahil oldum:
aslında aylar önce başlamış, benim de tıpkı birçoğunuzun şu anda yaptığı gibi bir uzantısına denk geldikçe sessizce okuyup daha sonra kendi gündemime geri döndüğüm, tarafların buradaki çevremle kesişimi az olduğu için de nispeten uzağımda gelişen bir tartışmaydı.
kişisel olarak en çok dikkatimi çeken uzantısı ise, trans aktivizmin buradaki temsilcilerinin, kampüs cadıları hareketinin x ve y kromozomlarını keşfeden kadın biyolog nettie stevens'ın doğum gününü kutladığı bu gönderinin kaldırılması için çağrıda bulunmalarıydı.
itiraz nedenleri özetle şuydu: "biyolojik cinsiyet bir kurgudur. cinsiyet belirleniminin genetik temelinin keşfi diye bir şey olmamış, olduğu zannedilmiştir. kromozomlar cinsiyet belirlememektedir. trans kadınlar biyolojik kadınlardır ve aksini iddia etmek trans dışlayıcılıktır."
o günkü hararet, kampüs cadıları'nın gönderisini kaldırması ve benim de, buna paralel olarak tartışmayı daha yakından takip etmeye karar vermemle sonuçlandı. ilerleyen günlerde, biyolojik cinsiyet kavramını geçersiz hale getiren bilimsel bulgular olduğu haberlerini de aldım.
moleküler biyoloji ve genetik lisans eğitimi almış ve bilim insanı olma gayretinde olan, neredeyse kendini bildi bileli feminist bilince sahip ve kadın hareketinin içinde yer almaya çalışan bir başka "kadın biyolog" olarak, tartışma beni aslında doğal olarak da içine katmış oldu.
ilk kez üç hafta önce, bir mention zincirine yukarıda alıntıladığım soruyla katıldım ve bana cevap veren bir kullanıcının benimle paylaştığı kaynaklar üzerinden onunla bir tartışma yürüttüm.
bu aşamada anladığım kadarıyla, aktivistlerin tezi şuydu: biyoloji, cinsiyet sınıflandırması yapabilir ve bu sınıflandırma klinik uygulamalar için işlevsel olabilir. fakat cinsiyet kimliği açısından hiçbir işlevi yoktur. cinsiyet kimliği, biyolojik cinsiyetten bağımsızdır.
yani fizyolojik özellikleri söz konusu olduğunda (mesela hastalandığında ve iyileştirilmek istendiğinde) bir cinsiyetinin olduğu kabul edilebilen beden, geri kalan her durumda, aslında bir bakıma maddi varlığından kopartılır ve yalnızca bireyin beyanına göre tanımlanmaya başlar.
aynı zamanda biyolojik cinsiyet kavramı bilimsel olarak da geçersizdir. tek bir cinsiyet vardır o da toplumsal cinsiyettir. bu durumda neden tıp doktorlarına biyolojik cinsiyet sınıflandırmasını medikal olarak kullanma ayrıcalığı tanındığı ise ayrı bir tartışma başlığı olabilir.
ben ise önce yalnızca, biyolojik cinsiyet kavramının gerçekten geçersiz hale gelip gelmediğini sorguladım:
bu tez bilim insanları tarafından ortaya konmuş ve aktivistlerin taleplerinin temeli yapılmış değildi. vice versa, aktivistlerin özellikle trans bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak için toplumsal cinsiyetin tek geçerli kriter olmasını talep etmelerinden sonra ortaya konmuştu.
biyolojik cinsiyetler; bilim insanları tarafından atanmış, maddi bir karşılığı olmayan kurgusal kavramlar denerek dikkate alınmıyor ve cinsiyet yalnızca ifade edilen kimliğe göre tanımlanıyordu. peki kimlik nasıl oluşuyordu? bir kimliğe ait olma hissi nasıl ortaya çıkıyordu?
benimle paylaşılan kaynaklara göre, cinsiyet kimliğinin oluşumunda da biyoloji rol oynuyor fakat bu rol henüz tamamen aydınlatılmış değil. kalıtımsallık, dolayısıyla bir genetik temel var. prenatal dönemde maruz kalınan hormonlar da aday etkenler arasında sayılıyor.
biyolojinin de henüz aydınlatılmamış çeşitli yollarla bir parçası olduğu cinsiyet kimliğinin oluşumu tamamlandıktan sonra, belli bir erginliğe ulaşan bireyler bunu beyan ediyor ve bedenlerini yalnızca bu beyana göre adlandırıyoruz. fakat burada bir paradoks var:
bu faktörlerin kimliği nasıl etkilediğini ortaya koyarken biyolojik cinsiyet tanımlarından yararlanıyoruz. örneğin bebeğin gebeliğin 10. haftasında daha fazla testosterona maruz kalmasının erkek kimliği edinmesinde rol oynayabileceğini düşünürken, testosterona bir görev atıyoruz.
testosteronun biyolojik erkekliği ortaya çıkaran eşey hormonu olduğunu biliyor, bu yüzden kimlik oluşumunda da benzer bir bilişsel etkisi olabileceği kanısına varıyoruz. aktivistler içinse ikincisini söylemekte bir sorun yokken birincisini söylemek kurgusal bir atama oluyor.
tezin bu çelişik doğasıyla kabul edildiğini varsayalım. bizim için daha büyük bir sorun var. belirli düzeylerde biyolojik faktörlerle ortaya çıkan cinsiyet kimliklerini bedenin cinsiyeti olarak kabul ettiğimiz zaman, bu toplumsal cinsiyetlerin nasıl oluştuğunu bilmemiz gerekir.
hangi faktörlerin nasıl etkilediğini, yoklukları ya da istenmeyen varlıkları durumunda hangi toplumsal cinsiyetlerin oluşumuna kısmen katkıda bulunduklarını ve bunun nasıl bir standart izlediğini bulmamız gerekir. bedeni anlamak yaşamımız için en kritik gereklerden biridir çünkü.
bu yüzden, aslında yine bir kurgulama yapmamız gerekir. bu kez tamamen biyolojik olmayan bir süreci açıklamaya çalıştığımızdan, bu kurgu muğlak ve hatalı olacak, sosyal faktörleri standardize edemediğimizden açıklayamadığımız kimlikler olacak ve bu kez onlar dışarıda kalacaktır.
bizi bu çıkmaz sokağa sürükleyen irade, trans aktivizmin biyolojik ve toplumsal cinsiyeti ayrı ayrı iki aidiyet olarak kabul etmek istememesi. ikisi arasında, heidi hartmann'dan ödünç aldığım bir analojiyle, örfi yasada tanımlanan şekliyle bir ingiliz evliliği yaptırması:
"biyolojik cinsiyet ve toplumsal cinsiyet birdir, o da toplumsal cinsiyettir." heidi hartmann bu analojiyi feminizmin marksizmin içinde nasıl eritildiğini ifade etmek için kullanıyordu. bugün aynı yok sayan tutum, daha progresif olma iddiasındaki bir hareketten geliyor.
dolayısıyla bu hareketin tek ya da en büyük hedefi de bu ingiliz evliliğini kabul etmeyen feministler oluyor. bu feministler trans dışlayıcı oldukları iddiasıyla stigmatize ediliyor ve onlarla ifşa, linç hatta fiziksel şiddetle mücadele etmenin mübah olduğu fetva ediliyor.
tanıl bora'nın dün birikim dergisi'nin internet sitesinde yayınlanan fakat sonradan teknik bir aksaklık nedeniyle siteye yüklendiği anlaşılıp kaldırılan "terf, ışid/daeş, nato, akp, ayot, eyt..." başlıklı yazısında da bu stigmatizasyona dolaylı bir atıf var:
buraya kadar olanlar, aslında benim tartışmaya dahil olmamdan öncesini kapsıyor. ben, itiraz ediyor olmam nedeniyle doğrudan bir damgalamayla, yani terf olduğum ilanıyla karşılaşmadım. halbuki böyle bir kaygım/beklentim vardı, bunu tartışırken de ifade etmiştim.
ben doğrudan biyolojik cinsiyet konusunda ortaya konan tezlerin içeriğine bilimsel itirazlar getirdiğim için, önce itirazlarımı geçersiz hale getirdiği düşünülen bulgularla karşılaştım. onların metodolojik tartışması bittikten sonra da itiraz etme motivasyonum sorgulandı.
bazen bu itirazlar için tartışmaya anlamlı bir katkı yapıp yapmadıkları yönünden açıklama yapmam istendi:
bazen direkt olarak, biraz da çatık kaşlarla niyetim soruldu:
bu tartışmaya, buna türkçe twitter'daki uzantısı da dahil, bilim insanı kimliğiyle katılan ve yalnızca bildiklerini paylaşan ilk kullanıcı değilim. fakat paylaştıkları trans aktivizmin tezleriyle uyuşmayan sanırım ilk bilim insanıyım. bu yüzden benim için özel bir başlık açıldı:
"bilim insanları; bildikleri, bir aktivist hareket için faydalı olmadığı halde onları paylaşmalı mıdır?"
tartışmanın başlangıcından itibaren biraz teorik bilgi gerektirdiği biraz da küçük bir çember içinde gerçekleştiği için direkt dahil olmayan ama benim üzerimden takip eden sizler, bu andan itibaren görüşlerinizle bu tartışmaya dahil olabilirsiniz.
bunun doğrudan aktivist ahlakla ilgili bir tavır olduğunu ve feminist hareketin içinde yer almış, bu tartışmada varlık göstermemiş ama fikirlerine her zaman değer verdiğim kadınlar başta olmak üzere, mücadele geçmişi olan herkesi ilgilendirdiğini düşünüyorum.
trans aktivizmin içindeki insanlar, mücadelelerini bu tezler üzerine inşa etmiş olduklarından, bu aktivizmin bir parçası olan bilim insanlarının, yalnızca tezlerle uyumlu olan gerçekleri ifade ederek dahil olmaları gerektiğini söylüyorlar.
kendisini terf karşıtı bir trans aktivist olarak tanımlayan @OgulCanYed'e göre benim haricimdeki bilim insanları zaten böyle yapmışlar. bir işbirliği içinde, ortak stratejiler ile hareket ederek görüş bildirmişler:
bunun nasıl gerçekleştiğine dair iki ihtimal var. iyi ihtimalle o bilim insanlarının bulguları tezlerle uyumluydu ve bu bir işbirliği olarak sevinçle karşılandı. kötü ihtimalle o bilim insanları bulguları kısmen ya da tamamen saklayarak ya da manipüle ederek görüş bildirdiler.
benim için her ikisi de mümkün olmadığından, bu uyumsuz dahlim, üzücü şekilde trans aktivizmine zarar vermek, terflere ve transfobiye hizmet etmek ve hatta transların yaşadığı sorunlara katkı yapmak olarak değerlendirildi.
bu değerlendirme bana bu sorumluluğu birçok varsayımla yüklüyor: örneğin, bu konuda görüş belirtecek başka bir bilim insanı olmadığından tezlere itiraz etme iradesinin yalnız bende olduğu ve bu iradeyi kullanmasam tezlerin bir daha hiç bu şekilde sınanmayacağı varsayımıyla,
bulgularla aramda onları yeterince iyi bir bilim insanı olursam istenen şekle getirebileceğim metafizik bir bağ bulunduğu varsayımıyla (kariyerim için gerçekten harika olurdu), en önemlisi, trans hareketin kazanımlarının önündeki en önemli engelin bu tartışma olduğu varsayımıyla.
bu üçüncü varsayım, bu tartışmanın ve feministleri kesin olarak bu tartışmanın dışına itmenin, mücadele için en kritik odak olduğuna dayanan irrasyonel bakış açısının bir uzantısı. eğer kazanımlarımızın önündeki yegane engel feministlerin itirazlarıysa,
onları dışlayıcı oldukları gerekçesiyle öfkeyle itelim. eğer kazanımlarımızın önündeki yegane engel bilim insanlarının itirazlarıysa, onları da translara verilen zararın sorumlusu olmakla suçlayalım ve tartışmanın dışına çıkmalarını isteyelim. bunu mücadelemiz için yapalım.
ben kötü bir bilim insanı portresi çizmiş olmanın yanı sıra, feminist kimliğimi de saklamadığım için suçluluk payım iki katına çıkıyor. tartışma esnasında bana trans mahkumlara yapılan insan hakkı ihlalleri örnek gösterilerek de bu pay hatırlatılıyor:
hatta bana verilerin yanıtları alıntılayanların bu tartışma üzerinden sol hareketle ilgili önyargılarını dile getirmek gibi ilgisiz tepkileri üzerinden bile bir özeleştiri yapmam gerektiği imleniyor:
sevgili @zeynepbaserk ise bir adım daha ileri giderek biyolojik cinsiyete dayanarak ayrımcılık yapmamayı benim özelimde herkese tavsiye ediyor, teşekkürler zeynep hanım:
insanların biyolojik cinsiyetleri nedeniyle taşıdıkları #farklılık ların #eşitlik talep etmeye engel olmadığını düşünüyor. sadece biyolojik cinsiyetlerin var olduğunu düşünen birinin bu bağlamda nasıl #ayrımcılık önerdiğini ve #adalet ten saptığını açıklamayı size bırakıyorum.
bu, bir politik hareketin, kendisiyle en büyük kesişim kümesinde mücadele eden bir diğer politik hareketi nasıl bir demonize ettiğinin ve en doğal müttefikleri olmaya aday insanlarla nasıl irrasyonel bir savaşa girdiğinin benim üzerimden küçük bir örneğiydi.
bu stratejinin ve olası sonuçlarının sadece kadın hareketi içinde değil, her türlü politik hareketin içinde yer alan her birey için anlamlı olduğunu düşünüyorum. bu konudaki detaylı düşüncelerimi yakında uzun bir yazı halinde sizlerle paylaşacağım.
yaşananların, hepimiz için üzücü bir kolektif deneyim olduğunu düşünüyorum. bugüne kadar beni okuyan herkese teşekkürler. buraya yorumlarınızı bırakarak ya da bu zincirden bir tweeti alıntılayarak benimle düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.
yukarıdaki görsel dna'nın sarmal yapısının çözülmesini sağlayan elektron mikroskobu fotoğrafı. bu da o başarısı erkek meslektaşları tarafından haksızca elinden alınan kadın bilim insanı rosalind franklin adına yazılan tiyatro oyunundan, photograph 51.
Missing some Tweet in this thread?
You can try to force a refresh.

Like this thread? Get email updates or save it to PDF!

Subscribe to damla
Profile picture

Get real-time email alerts when new unrolls are available from this author!

This content may be removed anytime!

Twitter may remove this content at anytime, convert it as a PDF, save and print for later use!

Try unrolling a thread yourself!

how to unroll video

1) Follow Thread Reader App on Twitter so you can easily mention us!

2) Go to a Twitter thread (series of Tweets by the same owner) and mention us with a keyword "unroll" @threadreaderapp unroll

You can practice here first or read more on our help page!

Follow Us on Twitter!

Did Thread Reader help you today?

Support us! We are indie developers!


This site is made by just three indie developers on a laptop doing marketing, support and development! Read more about the story.

Become a Premium Member ($3.00/month or $30.00/year) and get exclusive features!

Become Premium

Too expensive? Make a small donation by buying us coffee ($5) or help with server cost ($10)

Donate via Paypal Become our Patreon

Thank you for your support!